gavura kızıp oruç bozmaya benzer.
tıpkı israil'in yaptıklarına bakıp tüm yahudilerden nefret etmek gibi...
aptallık yani.
bir din inancınız olsun veya olmasın kullandığınız kavramları bilmeniz lazım...
hele ki kalkıp müslüman = islam veya islam = müslüman demek, buna inanmak, böyle görmek tam bir geri zekalılıktır.
yok , geri zekalı değilseniz bu sefer de şirk içinde olan müşrik veya allah'ın dinini inkar eden kafir olursunuz.
ben bir müslüman olarak her türlü kötülüğü, zalimliği, namussuzluğu, hukuksuzluğu yapıp kendime müslüman desem ve bu kötülükleri yaparken de bunu din ile ilişkilendirsem, örtsem, gerekçelendirsem...
örnek: allah'u ekber diyerek kafa kessem ve kafasını kestiğim insan bırakın başka dinden olması veya dinsiz olmasını da kafası kesilirken kelime-i şehadet getiren benim dinimden, farklı düşünen biri olsa...
ufacık bebekleriyle oynayan kız çocuğuna nikah kıyılır desem vs. vs. tüm bunları din olarak dinin gereği ve olması-yapılması gereken şey, böylelikle cennete gideceğim desem...
allah da kur'an da en şiddetli kızma tanımını namaz kılanlara söylüyor.
din adına yaptıklarınıza allah lanet ediyor.
elinde allah kelamını tutanlara çıkıp neden allah "kitap yüklü eşekler" diyor?
kim bunlar?
din diyerek ortaya çıkanlara neden allah aşağılık maymunlar, dilini çıkaran köpekler, kur'an etrafında gürültü koparanlar, hainler diyor?
kim bunlar?
neden allah kur'an da kafirleri müşrikleri tarif ederken "onlara sorsan yerin göğün sahibi kim desen allah derler" diyor?
kim bunlar?
neden allah peygamberine "ya muhammed onlarla namaza durma, onlara sorsan biz iyilik için yapıyoruz derler" diyerek neden allah onların mescidine gitme diye peygamberini uyarıyor?
neden allah iman ettik diyenlere müslümanlara "siz allah'a din mi öğretiyorsunuz?" diyor.
tüm bu vb durumları düşünerek kendinize sorun bakalım.
- ben kendimi müslüman olarak tanımlarken dinim islam olabilir mi ve de allah "benim katımda din islam'dır" dediği din olabilir mi?
bu insanlık dışı davranışları sergileyen ve de ağzından din söylemini eksik etmeyen birinin dini ile allah'ın dini olan islam aynı din olabilir mi?
evet diyorsanız ya cahil, ya aptalsınız ya da kafir ve müşriksiniz.
tüm bunlar vb öğretiler düşünülürse...
inanın veya inanmayın, yaratıcının dini olan islam ile müslüman olanın dini bir olur mu?
bunun için kalkıp müslüman = islam diyerek "din böyle" demek ve dine karşı durmak veya dinden soğumak, din budur demek ya cehaletin ya da aptallığın işaretidir.
konuya "pas" denilecek durum.
başlık altına 1-2 kelime yazılmaya kalksa durum... https://www.youtube.com/shorts/qEqajc0cp7o
buraya evrilecek konu "çıkar göster" ile noktalanacak.
evet, tarih boyunca koyunlar ve atlar bizim (yaşadığımız corafyalarda türklerin ve göçebe tüm kavimlerin) yerli ve milli protein kaynağı olmuştur.
koyun deyip geçmemek lazım ki aynı zamanda koyunlar sosyolojiye, psikolojiye - davranış bilimlerine eşsiz katkıları vardır.
maliye, hazine, ekonomi, gastronomi, tarih alanında eşsiz eğitimi, tecrübesi, bilgi ve birikimiyle sn maliye bakanı çıkıp koyun için "damak zevkimize uymuyor, damak zevkimiz değişti, koyun eti çok ucuz" demişti ve bizi aydınlatmıştı.
en son olarak yakın zamanda (2021 yılı türk dünyası araştırma sempozyum konularından) koyunun göçebe toplumlar ve özellikle türk kültüründe etkisini işleyen bir analiz/araştırmayı okumuştum.
bu vb araştırmalar ve kültürel gerçekler, zorunluluklara, coğrafya, iklim, yaşam standartları, verim, ulaşım, yerleşim vs değinmeye gerek yok.
türklerin damak zevki değişmez ama türkiyelilerin damak zevki değişir.
zaten değişen damak zevki de değil.
insanlar et yiyemediğinden hayvanın hangi tarafından hangi et çıkar?
bu etlerin pişirme, marine etme, dinlendirme, saklama, tatlandırma farklılıkları nedir?
bu farklı etlerin farklı pişirme yöntemlerinde kullanılan malzemeler nelerdir?
bu farklı etler hangi farklı yemeklerde kullanılır?
insanlar açlıktan yoksulluktan bunları unuttu.
neyse, koyun önemlidir. yerli ve milli gururumuzdur.
bir sorun mu var?
yasakla kurtul.
sorunu düzeltecek mi?
içki, sigara, uyuşturucu insan sağlığına zarar diye yasaklayınca insanlar sağlıklı mı olacak?
netflix 24 saat diyanet tv gibi yayın yapınca toplumda eşcinsellik yok mu olacak?
bir anda veya bir nesil sonra ya da 100 yıl sonra insanlar aaa! eşcinsellik neymiş?" diye şaşıracak ve ilk defa bu tanımı duyup hayret mi edecek?
basit bir iktisat (işletme, ekonomi) gerçeğini hatırlayın, arz-talep dengesiyle oluşan ortaya çıkan kalite.
ben talep etmesem netflix bu yayını yapmaz.
bu insana benzeyen yaratıklar sizce netflix mi izleyerek bu halde?
tiplere bakın, al sana tam bir erkek ve heteroseksüel biri.
evlenmeyi yasaklasanız, belediyelerin nikah kıyma yetkilerini elinden alsanız, tüm düğün salonlarını kapatsanız, gelinlik diken satan moda evi mağazaları çiğ köfteci yapsanız sizce bu yaratıkların soyu mu tükenecek de böyle rezillikler olmayacak?
bu yayınlar var diye mi bunlar oluyor yoksa bunlar olduğu için mi bu yayınlar oluyor.
bu vb yayınlar, netflix olmayınca bu rezaletler de olmayacak sanmak için insanın zeka ve akıl sorunu yaşayacak nörolojik bir travma yaşaması-klinik bir vaka ya da cahil değil de zırcahil olması lazım.
insanlık tarihi içinde insan denen canlı hep değişim, başkalaşım, gelişimle (+/-) süregelmiştir ve sürecektir.
insanlık tarihinde stabil kalan ve değişmeyen insanlar 2 olguda var olmuştur ve olacaktır.
1. devlet denen yapıda olan siyasetçiler.
2. inanç sisteminde din baronları.
devlet ve din denen bu iki olguda bulunan insanların, yaşamı tarif ettiği denklem ve sistem gayet basittir.
itaat et + tüket + uyu + uyum sağla + evlen ve üre = yaşam.
bu denklemde düşünme, ret etme, vaz geçme, alternatif tercih yoktur.
aslında devlet ve din denen olguda yer alan insanları anlayabiliyorum.
eğer insanlara alternatif sunar ve buna izin verirseniz, farklılıklara göz yumarsanız iktidar olma hükmetme arzunuzu uzun vadeli gerçekleştiremez, makam ve mevkilerinizin devamlılığını sürekliliğini sağlayamazsınız.
şöyle düşünün...
coğrafyamızda olan gelişmeleri göz önüne alırsanız dış işleri bakanlığında rahmetli ilber ortaylı gibi biri olabilir mi?
yaşanan çevre ve doğal felaketleri düşünerek şehir iklim çevre vb bakanlıklarında celal şengör gibi olabilir mi?
sağlık sisteminde yaşanılan sorunların ağırlığını duyan biri olarak aziz sancar sağlık bakanı olabilir mi?
bunları geçin, bırakın bakan olmalarını da bu kişiler söz konusu bakanlıkların projelerinde denetleme, kontrol, planlayıcısı olabilir mi?
bu insanlara çıkıp "hayır! bunun böyle yapılmasına izin veremem, bu olmaz" demelerine imkan verilebilir mi?
bunun için insanları kendi kontrolünüzde olan ve kendiniz yarattığınız belli bir kalıplara insanları sokarak, belli bir yaşam standartlarında, belli bir düşünce ve değer yargısında toplumu tutmalısınız.
birisi çıkıp da "komşumun eşcinsel olması, eşcinsel evlilik yapmış olması (kadın kadına veya erkek erkeğe) benim için sorun değil. beni ilgilendiren sokağa çöpünü atıyor mu? ben balkonda kahvaltı ederken üst kattan kafama halısını çırpıyor mu?" dediğinde bunu diyen neden taşlanıyor anladınız mı?
ahlak ve değer yargıları soyut bir kavramdır.
örn: eşcinsel evliliğe izin veren bir ülkede sadakatsizlik yüzünden eşcinsel bir çiftin boşanma davasında sadakatsizlik yapan eşin nafaka tazminat talep hakkı ret edilebilir. edinilmiş evladın velayetini de alamıyor.
neden mi?
evlilik denen kurumun gerekliliğine ve sorumluluğuna uymadığı için.
çocuğun velayetini de alamıyor ki ibne(!) ya da lezbiyen olduğu için değil de "sorumluluklarını yerine getiremeyen insan bir çocuğun sorumluluğunu alamaz" deniyor.
evet, ibnelik(!) ahlaksızlık olabilir ama sadakatsizlik de ahlaksızlık ve evlilik kurumunda (eşcinsel evlilikte) asıl ahlaksızlık eşe ihanet etmektir ki biz buna avam dilinde "orospuluk" diyoruz.
orospuluk tanımı cinsiyet temelli bir tanım değildir ki erkeğin de orospusu olur ve bu tanım tamamen davranış temelli bir tanımdır.
bu konuya daha önce değinmiştim...
okumayanlar için tekrar, unutanlar için hatırlatma olsun.
götünüzden korkunuz varsa netflixin yasak olması sorunu çözmez. üstelik netflix yayın yaptığı için ibnelik olmuyor. sen ibnelik yaptığın için netflix yayın yapıyor.
tıpkı esra erol, müge anlı vb insanların tv'de yayınlarında işlenen konular (insan bile sayılmayacak kişiler, insanlığa sığmayacak olaylar) olması gibi.
bu yayınlar var diye bu rezaletler olmuyor, bu rezaletler olduğu için bu yayınlar oluyor.
inancınız varsa allah, tanrı, rab, odin, zeus, ahura mazda, şiva, buda vb adlarla andığınız yaratıcınız yüzbinlerce peygamber, on binlerce din, binlerce kutsal metin-kitaplarla...
inancınız yoksa doğa, evren canlıların üremesi, neslin devamı, yaşamın gerekliliği için doğa kanunlarıyla çözemediği bu ibneliği-eş cinselliği bir kanunla, yasakla ve mecliste anayasal hakları tanımayan bir elin parmak kaldırmasıyla oy çoğunlukla çözeceğini sanmak cehalettir.
bunu savunmak ise aptallıktır.
eşcinsellik, ibnelik, sapkınlık, günah vs diye andığınız ya da biyolojik ruhsal vb durum-hastalık, eksiklik, adeta üretim hatası diye gördüğünüz veya normal-anormal diye yaklaştığınız (konunun neresinde olursanız olun, konuya nasıl yaklaşırsanız yaklaşın) bu gerçeği insanlık tarihi boyunca yaratıcılar-tanrılar, devletler, imparatorluklar, krallar, hükümdarlar, kanunlar, yasalar, cezalar, felaketler engelleyememiş yok edememiş de siz rtük ile bir yasakla mı yok edeceksiniz süper zekalılar?
yeryüzünde din adına ortaya çıkmış kurum ve kuruluşlarda (islamiyetten hristiyanlığa, yahudilikten bölge, inanç ve uygulama farklılığı gösteren tüm dinlerde örn; Mani dini, Mitraizm, Zerdüştlük, Budizm, Hinduizm, Jainizm, Sihizm, Konfüçyüsçülük, Şinto, Taoizm, tek tanrılı ve çok tanrılı dinlerden animizmden totemizme, folklorik ve entellektüel inançlara yorumlara) bir bakın.
ne bileyim...
ufacık erkek çocuğa tecavüz eden sapık netflix üyesi izleyicisi olduğu için mi bu insanlık suçunu işliyor?
ufacık erkek çocuğuna yapılan tecavüz tacizin olduğu yapı-kurum Netflix premium aboneliği mi varmış?
netflix olmasa bunlar yaşanmayacak mıydı?
emin olun "bunların netflix aboneliği bile yoktur" desek haksız olmayız.
tıpkı tv ekranlarına çıkan 1 yaşında bebeğini bırakıp kaçan evli kadın, başka bir erkeğe kaçıp o erkekle olan birlikteliğinde günah olmasın diye evli olduğu halde kaçtığı erkekle imam nikahı yapması...
daha önce defalarca eşini aldatmış ve bebeğin babası da başkası çıkan kadın yüzünden genelevler kapansın demek kadar aptalca bir durum. kadının genelevle alakası yok ki bunu bir fahişe bile yapmaz, üstelik o fahişe genelevde çocuğuna bakmak çocuğuna bir gelecek hazırlamak için çalışır.
eğer ille de bir şeyi yasaklayacaksanız evliliği evlenmeyi ev kadını olmayı, çocuk sahibi olmayı, imam nikahını veya resmi nikahı yasaklayın.
netflix olmasaydı biz bülent ersoy abla değil de abi mi diyor olacaktık da "bülent ersoy için imparator diyecektik" diye ağlıyoruz. hoş, şimdi de kraliçe diyemiyoruz ama olsun, cemil ipekçinin pala bıyıklarında salıncak kurup sallanacak kadınlar mı olacaktı da netflix bunu engelledi?
eğer Pelin Mavili ve Özgür Artanç Savaş yerinde olsam (netflix türkiye temsil sorumluları) Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerine başvurup Tecavüzün tespiti davası, Tecavüzün durdurulması davası, Maddi ve manevi tazminat davaları açardım.
yetmez, hem yargıda hem kamuoyunda ekranlara çıkar sosyal medyada söz konusu eşcinsellik vakaları-tercihlerinde faillerin ve eşcinsel kimlik tercihi içinde netflix etkisini tetiklemesini incelenmesi için gerekli eylemlerde bulunurdum.
özellikle hukuki açıdan suç fiillerini işleyenlerin varsa netflix aboneliklerini, izlediği film dizi konularının ve bunun nedenselliğini bilimsel olarak ortaya çıkması için elimden geleni yapardım.
atatürk "bir türk dünya'ya bedeldir" demiş ve bu sözü de thebiggraywolf da "iki türk birbirine eceldir" diye (öhm öhmi bendeniz oluyorum) bu sözü tamamlamamış.
osmanlı imparatorluğunun varlığını sırp ve bizans, venedik güçleri devam ettirmiş, osmanlının cihan imparatorluğu olmasını sağlamıştır desek yanlış olmaz.
bakınız: yıldırım beyazıt devri ve fetret devri...
yıldırım beyazıt ankara'da timur'a yenilirken yıldırım beyazıt'a sadık kalan ihanet etmeyen sırp, bizans, arnavut ve levanten kökenli hristiyan savaşçılardı.
timur safına geçip timur'a yıldırım beyazıt'ın esir düşüp osmanlı ordusunun dağılması nedenlerinden biri de osmanlı ordusunda olan, savaşta taraf değiştiren türk savaşçıları beylikleriydi.
daha sonra osmanlının yok olup gitmesini engelleyen, yeniden anadolu'da osmanlı hakimiyeti kurulmasına, osmanlının devamını sağlayan venedik, bizans, sırp ve arnavut güçlerinin desteği olduğunu hatırlayın.
fetret devrinin bitip çelebi mehmet'in iktidara gelmesini bir inceleyin.
bunun için "bir türk cihana bedeldir ama iki türk birbirine eceldir" demek yanlış olmaz.
unutulmasın ki devlet hakimiyet konusunda güç, iktidar, çıkar, menfaat kapıdan içeri girince din, kimlik pencereden kaçar.
bu yüzden toplumların tarihinde yaşananları türk, ermeni, kürt, arap vs diye indirgeme yapıp aptalca konuşmamak-tartışmamak lazım.
Suudi Arabistan, kuveyt, katar, birleşik arap emirlikleri vb ülkelerin petro dolarla bir misyon, vizyon, kalite, refah, gelecek kurmalarını ummak için insanın geri zekalı olması değil de tam bir aptal olması gerek.
para bir sonuçtur.
para amaç değildir, para sahip olduğunuz-olacağınız bir sonuçtur.
para insana bilgi ve değer kazandırmaz ki kalite de kazandırmaz.
hastalıklı ve çarpık olan bir algıyı-düşünceyi, örn; çıkıp "parayı bulayım" ya da "nasılsa paraya sahibim. artık şimdi kaliteyi yakalayabilirim, bilgiye sahip olabilirim, bir misyon ve vizyon edinebilirim" demek için insanın aptal olması lazım ki bunlar asla ama asla para ile kazanılacak sahip olunacak olgular değildir.
bilgi, kalite, vizyon ve misyon sahibi olarak parayı bulabilirsiniz ama hasbelkader, tesadüfen, şans, miras vb kendi tasarrufunuz-gayretiniz dışında bulduğunuz/sahip olduğunuz parayla bilgi, kalite, vizyon ve misyon sahibi olamazsınız, bu değerleri kazanamazsınız.
adam olup saygı, sevgi, güven kazanabilirsiniz ki burada "adam" tanımının kültürümüzde ne anlama geldiğini belirtmiyorum; para sahibi olup saygı, sevgi ve güven kazanamazsınız.
konuyu bir ara ekonomi, iktisat, idare, kültür, eğitim vb açısından çarpıcı örneklerle bir ara işleriz.
hep derim, 21. yy cehaletin yüzyılı olacak.
en acı olan da bu teknolojiyi kullanan, kullandıran, ortaya çıkaran insanların zeki rolü yapmaları ve kendinden başka herkesi ve yapılan eleştirilere "sizin aklınız yetmez" demeleri.
bu bilgi değildir.
bu ilerleme değildir ki tam bir gerilemedir. sanattan siyasete, ekonomiden idareye, sistemden değer yargılarına her alanda ve anlamda çöküşü geçtik tam bir çürüme yaşıyoruz.
bırakın insanı insan yapan olguları, değer yargılarını, davranışları ve etik ile ahlak değerlerini...
bunlar önemli olmasa bile teknolojik olarak bir gelişmeden söz edemeyiz, aslında insanlık olarak tam bir kalitesizlik ve bilgisizlik içine yuvarlandık ve yaşadığımız süreç bir gelişme değil de gerilemedir.
insan faktörünü teknoloji diye dışladık, şimdi de insan faktörünü yapay zeka ile yok ediyoruz.
burada yaşadığımız gerilemeyi (mühendislikten sanata, düşünceden idareye-sistemsel yapılara, eğitime yüzlerce bakınız vermeye gerek yok) insanlık taş devrine, avcı toplayıcı toplum yapısına dönüyor.
pis fakirler...
erol taş gibi yemek istiyorsanız tandırda pişmiş tüm bir kuzu kolu yemeniz lazım.
ağız tadıyla erol taş'laşarak yemek yiyelim deseniz (eh işte, tam olarak aynı lezzeti alamazsınız da neyse) evde bu bütün kuzu kolu pişirmek için fiyatı minimum 100 bin lira olan ankastre fırın, 2 bin lira tutan bir kuzu kol lazım.
bu minimum imkanınız.
tabi ki müstakil bahçeli bir evde oturuyorsanız bahçenize tandır yaptırmanız lazım.
yetmez!
bu tandırda yakacak odununuz meşe odunu olmalı ki yanan meşe odununun ete verdiği lezzet, tandırın ısı derecesine vb konulara değinmeye gerek yok.
insanlık tarihi boyunca dünya'da 2 şeyin kimliğine, milliyetine, rengine, ırkına, inancına vs bakılmaz, bakılmamıştır.
1- paranın.
2-vajinanın.
unutmadan... söz konusu vajinaysa gerisi teferruattır.
son kullanıcıya yazılımı geliştirmeyi yüklemek için süper zekalı olmak lazım.
son kullanıcı olan benim gibi geri zekalı biri sizin üstün zekanızla ortaya çıkardığınız uygulama-yazılım hatalarının günahını nasıl üstlensin?
örn: windows 11 de güncelleme sonrası oluşan dısm 0x800f0915 hatası aldığımda ki klasik windows çilesi... bunun için son kullanıcı olan biz mi sorumluluk duyacağız?
televizyon al, usb veya bağlantı sorunu yaşa.
tablet al güncelleme sorunu yaşa.
telefon al uygulama sorunu yaşa.
bilgisayar al yazılım sorunu yaşa.
sıfır araba al boya sorunu yaşa.
karpuz al kelek çıksın.
internetten alışveriş yap ürün çöp olsun.
yok yani biz karpuz kelek, ürün bozuk, aldığım kullanılmaz vs diye elinize ayağınıza kapanıp ya da yakanıza yapışmak zorunda mıyız da ille de geri bildirim diye tutturuyorsunuz?
yemek yapıyorsunuz acısız olsun diyoruz.
acılı gelince masadan kalkıp gideriz. gelip söyleseydin ya demek komik oluyor. sen yemeği acısız yapsana denmez mi?
geri bildirimde mi bulunayım?
biz sizin eline kağıt verip sokakta yeni açılmış çiğ köftecinizin reklamını yapan çocuklar mıyız?
ya da yağmur çamur sokağa saldığınız anketörleriniz miyiz?
pardon ama süper zekam var diye kendinizi padişah bizi de zekası yetmez diye çaşnigir mi görüyorsunuz?
edibüdü: çaşnigir, bir zehirlenme veya suikasta karşı padişahın yediğini yemeklerini denetleyen servis eden (osmanlı selçuklularda) görevli.
bu ülkede veya başka bir ülkede insanlık tarihinde din düşmanlığı olmamıştır - olamaz da...
hz. ibrahim tüm dinleri tanrıları ret etti. babasına bile karşı çıktı.
böyle din olmaz, olmamalı yaratıcı tek olmalı dedi. hz. ibrahim dünün din düşmanıydı.
din düşmanlığı yapılıyorsa başka bir din düşmanı da hz. musa olmaz mı?
düşünün...
firavun tanrı yaratıcı inancını o kadar çok içselleştirmiş ve o kadar çok tanrı inancını savunuyordu ki kendini tanrının yaratıcının gözü, eli, vekili, ortağı, din hakkında hüküm verici-karar verici, kendini dinin temsilcisi olarak görüyordu.
ya hz. isa'ya ne demeli?
o'da din düşmanıydı.
öyle bir din düşmanıydı ki insanları dinli ve dinsiz diye ayıran, kendini ve makamlarını, mekanlarını kutsal gören, seçilmiş kişiler olarak tüm zenginliklere tanrı adına el koyan hahamları ret etti. onların din inanç söylemlerine karşı çıktığı için hz. isa adeta "vatan haini, dış mihrak, bölücü, terörist" diye roma valisine şikayet edilerek roma'nın bölgede olan gücünü ret ettiği, roma hükümdarlığına karşı olduğu vb gerekçelerle öldürüldü - göğe yükseldi vs her nasıl kabul ediyorsanız...
en çarpıcı ise hz. muhammed.
düşünün, hz. ibrahim'den beri süregelen tek tanrılı bir din. atalarının dinine, geleneklerine göre inanmış bir toplum.
toplumun önde gelenleri kabe'nin koruyucuları ve onlar allah tarafından seçilmiş allah yolunda iyilik içinde hizmetkarlar.
onlar hz. muhammed ile savaşa gitmeden kabe'de namaz kılıyor, kabe'yi tavaf ediyorlar ve savaş meydanında "allah'ım bizi muhammed denen bu din düşmanına karşı galip kıl yoksa bu muhammed atalarımızın dini olan hz. ibrahim'in dinini yok edecek kabe'yı yıkacak" diye dua ediyorlardı.
muhammed diye birisi çıkmış insanın en kutsal olanı alın teri emeği diyor ve kölelerinizi azad edin diyor.
çalışanın hakkını alın teri kurumadan verin diyor.
allah seni fakirlikle beni zenginlikle imtihan ediyor. eğer allah dileseydi sana rızık verir zengin ederdi, seni ben mi doyuracağım, allah versin diyen bir din olamaz diyor.
zenci beyaz, köle hür, kadın erkek herkes eşit diyor. sadece bilenle bilmeyen eşit değildir. bunun için duyduğunuza inanmayın, araştırın, okuyun, doğru yanlışı bulun ibret alın diyor.
yalan söyleyen, insanın hakkını yiyen, adaletsiz olan, zulüm edenin dini yoktur, böyle bir din de yoktur ve inanç da yoktur diyor.
babanın günahı evlada yüklenmez. babası suçlu olan evlat suçlu olamaz, babası köle olan evlat da köle cariye olamaz diyor.
eşlerinizi 5 den 3' 3 den 1 e düşürün diyor. kız çocuklarına mirastan pay verin diyor.
düşünsenize bir peygamber var.
kıldığın namaza yaptığın ibadete lanet olsun diyor.
eline kazma kürek alıp cami (mescid) yıkıyor.
devlet malı olan bir zırh çalınmasında yahudiden taraf oluyor sahabesini suçlu hırsız tutuyor.
elinde kutsal metinler olanlara tanrı yaratıcı buyruğu tutan insanlara kitap yüklü eşekler diyor, hakaret ediyor. din için çalışanlara konuşanlara aşağılık maymunlar, dilini çıkaran köpekler din için allah kelamını 3-5 kuruşa satan sahtekarlar dolandırıcılar allah ile kandıranlar diyor, hakaret ediyor.
üstelik bunu da allah diyor diye ortaya çıkıyor.
bir de zaten en güzel bakire kızla değil de kendinden yaşça büyük dul bir kadınla evleniyor. toplum teamülleri kültürüne ters bir tutum.
üstelik allah dediği yaratıcısının lanet ettiği kızdığı "elin kurusun" diye beddua ettiği ebu leheb'in oğullarına peygamberim diyen biri kızı ümmü gülsüm'ü uteybe'ye diğer kızı rukayye'yi de utbe'ye veriyor.
ilk müslüman olanlardan bir diğer kızı zeyneb ise ebü'l-as b. rebi ile evli olup kocası müslüman olmamıştır. peygamber mekke'den medineye kendisi hicret ederken yanına kızını da almak istemiş ama kızı inanmayan müslüman olmayan kocasını terk etmemiş mekke de kalmıştır.
yetmemiş, kocası yani peygamberin damadı peygambere karşı bedir savaşında savaşmış ve esir düşmüştür.
peygamberin kızı babasına kocasını esaretten kurtarmak için düğününde annesinin takmış olduğu değerli gerdanlığı babasına yollamış ve kocamı bırak demiştir.
hz. muhammed'e karşı olanlar "böyle peygamber olur mu? bunun derdi din falan değil. güç yetki makam mevki bunun derdi. iktidarımızı gücümüzü elimizden almak istiyor. bunun için dinimize saldırıyor, eğer allah bir peygamber yollasaydı bizden birini yollardı." diyorlardı.
haklılardı da...
ortada din inanç değil bir güç çatışması vardı.
zenginliğin paylaşımı, hukuk, adalet, toplumsal barış, özgürlük, haklar, ezen ve ezilenlerin meselesiydi.
zalimsen, haksızsan, adil değilsen dinsizsin.
tüm dinler tüm peygamberler dine karşı gelmiştir.
allah, rab, tanrı, odin, zeus vb adlarla andığınız bir yaratıcı yok diyenler için din gelmemiştir, yoktur da böyle bir din insanlık tarihinde kayıt edilmemiştir...
her din temelinde din düşmanlığı üzerine bina edilmiştir.
eğer bir düşmanlığı varsa-oluyorsa ve haklıysanız tüm peygamberler din düşmanıydı.
bunun için kullandığınız kavramları bilin.
sıcaktan bunalıp güneşe ateş eden adanalı'ya bakıp "eheeheehe adana'lılar böyle" diyerek genelleme yapan dangalaklar gibi olmayın.
adamın birinin (ali şeriati) dediği gibi "camide olup ayakkabılarımı düşünmektense, yolda yürüyüp allah'ı düşünmeyi tercih ederim" gibi bir durum.
her türlü zulmü, ahlaksızlığı, adaletsizliği yapan ve insanlığa sığmayan davranışı sergileyen ama ağzından din-yaratıcı söylemi eksik olmayan birine karşı hiçbir inancı olmayan biri çıkıp "böyle din olmaz, böyle dindarlık olmaz, böyle insanlık da olamaz" diye o kişinin tüm söylemine düşüncesine karşı tavır alırsa bu kişi din düşmanlığı mı yapmış olur yoksa dini ve yaratıcıyı mı savunmuş olur?
hem ios hem de android için mobil uygulamalarahahahahoğaaaa!
pardon ya, gülmekten yazamadım.
çıkıp da "ilgi gösterip denerseniz ve gördüğünüz hataları söylerseniz daha güzel bir uygulamamız olur." demeleri yok mu?
böyle şaka gibi kişiler sözlükte ne yapıyor allasen yeaa?
ya kardeşim! adamın biri kıçına don dikse "oluyor mu?" diye giyip dener.
yemek yapsan tuzuna bakarsın.
pazardan kavun alsan kıçını koklarsın.
bir yazılımın-uygulamanın uirp vb (unit, integration, regression, performance vb) testlerini yapmadan "olursa olur suyu olmazsa hamur suyu" diye mi iş yapıyorsunuz?
geçenlerde tv kumandası o.k tuşu basmıyor diye mahallemizde caddede olan tv vb tamircisine uğradım.
adamı tanırım, o yoktu ama yerine bakan bir dayı vardı.
tv modelini söyledim, kumandanın resmini de çekmiştim. var mı diye sordum, pek bu işlerden anlamadığını söyleyip aynı kumanda ama orjinal değil de yan sanayi olan bir ürünü verdi "bunu evde bir deneyin, tuşları çalışıyorsa tv kumandayı tanırsa kullanırsın" yoksa geri getirir iade edersin diye verdi.
geldim evde denedim çalıştı.
bu hesap yani...
üstelik bir deneyin, hata olursa söyleyin diyen kişi sözlükte yazıyor.
tamam test etmedin, kontrolleri yapmadın diyelim de elinde telefonun tabletin yok mu da sen kullanmadığın için sözlüğün ios ve android performansını bilmiyorsun?
bu ülkede işini düzgün yapan bir kişiyi bulsam gidip kucağına oturup "dile benden ne dilersen" diyeceğim.
gece vakti sinirlendim yine...
aynen, bu kadın sevgisi bir illet mi nimet mi anlamak için bir kere empati yapayım dedim, kendimi kadın yerine koydum.
sonuç olarak "aman tanrım! ben bir lezbiyenim" dememe neden oldu.
velhasıl kelam, bu kadın sevgisini dert olarak görüyorsanız ilacı yok.
kadın sevgisini nimet olarak görüyorsanız derdi çok.
sonuç: bir erkek olarak bu vb konulara kafa yormayın.
çıkıp da tavuk mu yumurtadan çıkar yoksa yumurta mı tavuktan çıkar diye olmayan, olsa da kıt olan zekamızı yormaya gerek yok.
horoz gibi "valla bilmem tavuk mu yumurta mı, kim kimden çıkar. ben görevimi yapar gerisine karışmam" demek lazım.
hem bu kadın sevgisinden kurtulup da ne yapacaksın?
bu sefer de erkeklerden hoşlanırız ki sonuç olarak ibne oluruz.
yaşananlara bakarsanız artık konu chp veya akp ya da herhangi bir parti konusu değil.
konu hukuki bir konu da olmaktan çıktı ki artık değil...
maliye bakanı m. şimşek londra'da yatırımcılarla toplantı yapıyordu.
toplantıları iptal ederek apar topar ülkeye dönüp Finansal istikrar Komitesi'ni olağanüstü toplantıya alması, milyarlarca dolar uğranılan zarar, borsa'da kayıplar vs ileride yaşanacaklarla bu sene turizmden gelecek dövizden medet ummayın dense yanlış mı olur?
yaşananları hukuk içinde veya akp-chp düzleminde siyaset açısından tartışmak insan denen canlının aklına, zekasına, ahlak ve etik değerlerine, sorumluluk duygusuna uymamaktadır.
konu basit bir makam, koltuk, hak, hukuk, siyaset, parti olmaktan çıktı ama birileri, özellikle kılıçdaroğlu bunu idrak edemiyor.
geçen seçimde chp'ye oy atmış insanların kemal kılıçdaroğlu hakkında bu yaşananlar sonrası olumsuz düşüncesi %97.2
yaşananların siyasi bir komplo, chp'ye operasyon yapılıyor, çıkan karar haksız vb düşüncede olan %95
akp'de kemal kılıçdaroğlu'na olumlu bakan %11 iken bu oran chp'de %1.3
chp seçmeni kemal kılıçdaroğlu'na %1.3 olumlu bakarken aynı chp seçmeni cb erdoğan'a %1.5 olumlu bakıyor. yani chp seçmeni cb erdoğan'a kemal kılıçdaroğlu'ndan daha olumlu bakıyor.
bundan 10 ay önce chp'ye oy atmış olan seçmenine "kemal kılıçdaroğlu'na oy verdiğiniz için pişman mısınız?" diye sorulduğunda "pişman değilim" diyenler %47.5
8 ay önce "pişman değilim" diyenler %27.1
bugün ise "pişman değilim" diyenler %19.2
oy atan ve "pişmanım" diyenler de 10 ay önce %30.2.
8 ay önce "pişmanım" diyenler %62.4
bugün ise kemal kılıçdaroğluna oy attığım için pişmanım diyenin oranı %72.1'e yükselmiş.
yaşanan süreç hakkında bilgisi, ilgisi olan-olmayan herkesin anlayacağı şekilde chp açısından yaşanan durumu özetlemek gerekirse...
kendisini terk eden ve boşanmak isteyen karısının suratına kezzap döken kocanın hakim karşısında kendisini "karımı seviyorum hakim bey, ben ondan ayrı yaşayamam, onu başkasına yar etmem" demesi gibi bir durum deyim de anlayın.
kim ne derse desin, bu seçmen profili, bu parti idaresiyle akp 4 yıl daha iktidarda.
CHP'de mutlak butlan kararıyla genel başkanlık koltuğuna geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu'nun gazetecilerle bayramlaşması sırasında verdiği röportajda dikkat çeken bir detay yer aldı. Kılıçdaroğlu'nun yaklaşık yarım saat süren röportajda tam 12 kez "Bilmiyorum" ifadesini kullandığı ortaya çıktı.
bu söyleyişinin tamamını bir izleyin.
chp, başkanlık seçimi, mahkeme kararı vb konularda yaptığı açıklamaların temeli "bilmiyorum" desek yanlış olmaz.
yaşanan tüm bu süreçler için yaptığı açıklamalara bakarsanız "chp ile ilgi alakası olmayan, konunun-davaların-mahkeme kararlarının vb muhatabı ve dahili olmayan, aynı zamanda da konunun tarafı olmayan, sıradan bir vatandaşın yoldan geçerken kolundan tutulup da - gel chp başkanı ol - denmiş biri gibi açıklama yapıyor." desek "cuk" oturur.
yargıtaya başvuru geri çekilmiş "bilmiyorum" diyor.
en komik olan da davanın tarafı değilim diyor. hani şu chp başkanlığına mahkeme kararıyla oturmasına neden olan dava.
hani şu mahkeme kararına yapılan itirazın kendisi genel başkan olduktan sonra geri çekilmesi.
bu konuda davanın tarafı değilim demesi komik ötesi bir durum ki bunun esprisini yapmak için ya bir travma ya da ihtiyarlıktan mütevellit zekâ sorunu (nörolojik bir durum) yaşamak lazım.
konuyu şöyle örnekleyelim...
bir aile üyesi çıkıp aileden birinin, örn; çocuğun kırdığı camdan, alınan kredi-borç ve bunun getirdiği yükümlülüklerden yine örneklemek gerekirse olası bir ödeme zorluğunda oluşacak haciz vb süreçlerden, aileden birinin başına gelen olumsuzluklardan vb gibi durumlarda çıkıp "konunun muhatabı ben değilim, bilmiyorum, beni ilgilendirmez, bilgim yok vb demesi.
sorumluluk gereği ki temsil ettiği makam, bulunduğu konum, sorumluluklar gereği kendisi dahil olmasa bile ki çıkıp "yoldan geçiyordum beni kolumdan tutup chp başkanı yaptılar. benim parti, siyaset vs işim yok ne anlarım ben partiden" dese bile - öyle olsa bile bu yaşananlardan 1. derecede kendisi sorumludur. üstelik tüm bu süreçte davalarda söz konusu kurum chp ve chp başkanlığı.
kendisi çatkapı spor kulübü başkanı mı ki çıkıp "davanın muhatabı, konusu ben değilim, bilgim yok, alakam yok " diyor.
üstelik bilmemek ayıp değil, ayıp olan öğrenmemektir. yaşanan sürecin içinde kendisinin rolünü ya anlayamıyor ya da anlamaya engel bir durumu var.
akp veya chp vs hangi parti olursa olsun yarın birgün yasal teamülleri yerine getirerek oluşan bir seçimde 1-2 kişi bu seçimi baltalamak için organize olur da bir hukuksuzluk yaparsa, yaptığı hukuksuzluk sonucu etkilemeyecek olmasına rağmen bir itirazla bu seçimi iptal ettirecek olsalar ne olur?
bu ülkede geçersiz oylar geçerli sayıldı.
bu ülkede mühürsüz oylar kullanıldı.
bu ülkede seçimler iptal oldu ki istanbul yerel seçim sonuçları malum.
merak ediyorum da...
milyonlarca liralık mirası alabilmek, bunun için 75 bin liralık harç parasını yatırmamak için bu fakirlik belgesi alan milletvekilinin eşinden, bu fakirlik belgesini dava dosyasına koyan milletvekilinin eşi olan ve aynı zamanda da dava da avukatı olan kızından, bu belgeyi veren muhtardan hesap sormak için...
TCK m.206: Resmî belgenin düzenlenmesi sırasında yalan beyanda bulunma.
TCK m.272: Yalan tanıklık.
TCK m.204: Resmî belgede sahtecilik (beyan belgeye dönüştürülmüş)
bir işlem yapılmış mı?
yapılmışsa durum nedir?
suçun şahsiliği ilkesi de düşünülerek...
söz konusu miras ve eşlerden birine kalan miras için eşin sahtekarlığa başvurmasında diğer eşin (milletvekili olan eşin) bu konuda bilgisi, onayı var mı?
miras için gerekli olan harç parası tutarını yatırmamak için sahtekarlığa teveccüh edilmesi ve bunu avukat olan kızın da dahil olarak bu sahtekarlığı dava dosyasına koyması düşünülürse, aile bireyleri konudan haberdar olması ama milletvekili olan babanın konudan haberdar olmaması, babanın temsil ettiği makamın durumuna binaen konunun açıklığa kavuşması için bir soruşturma-araştırma yapılmış mı, böyle bir yolun izlenmesi başlamış mı?
babanın bu durumdan (eşinin ve kızının böyle bir sahtekarlığa bulaşmasından) haberi olmayabilir.
ama babanın temsil ettiği makam ve değerler düşünülürse, ailesine karşı sorumluluk ve yükümlülükler düşünülüp de 75 bin liralık meblağ değil de bu ülkenin milyarları aşan bütçesi, geliri/gideri ve idareden hukuka, eğitimden güvenliğe almış olduğu sorumluluklar akla geldiğinde ailesinin yaptığından haberi yoksa durum gerçekten vahim.
"derhal şu veya bu sebepler için ulusu harbe sürüklemek taraftarı değilim.
harp zorunlu ve hayati olmalı. hakiki kanaatim şudur: milleti harbe götürünce vicdanımda azap duymamalıyım. öldüreceğiz diyenlere karşı ölmeyeceğiz diye harbe girebiliriz. ulus yaşamı tehlikeye düşmedikçe harp bir cinayettir."
bu sözü gençliği ömrü cephede, savaşlarda, kan ve ölümle geçmiş m. k. atatürk 16.03.1923 de adana'da çiftçilerle yapılan bir konuşmada demiş.
bu sözü günümüzde savaş çığırtkanlarına karşı birisi bugün yapsa "askerlikten insanları soğutma, askere şehitlere gazilere kahramanlara katil dedi-cinayet işlemiş dedi, ajanlık, ihanet, satılmışlık vs" seç beğen al suçlamasıyla karşılaşır.
yine atatürk'ün 1923 adana. atatürk'ün söylev ve demeçleri, atatürk araştırma merkezi. c. 2 ankara, 1997, sayfa 23'de "savaşlarda yenilen taraf milletçe, memleketçe, bütün maddi ve manevi varlığıyla yenilmiş sayılır. böyle bir sonucun ne kadar feci olacağını tahmin edemezsiniz. yok oluş sadece savaş alanındaki orduya ait olamaz. aslında ordunun mensup olduğu millet feci sonuçlara uğrar. tarih, bir takım boş hayallerle, baştaki hükümdarın, hırslı politikacıların oyuncağı durumuna düşen istilacı orduların, istilacı milletlerin uğradığı bu çeşit feci sonuçlarla doludur" demesini hatırlayın.
unutulmasın ki bir savaş veya deprem ya da sel yangın fırtına vb afetler, trajedilerde kimin hayatını kaybedeceği, savaş veya deprem ya da sel yangın fırtına vb afetler, trajediler öncesi kimin iktidarda olduğuna bağlıdır.
evet, savaş tıpkı barış gibi bir gerekliliktir. yaşam ve evrende insan denen canlı için kaçınılmaz bir sonuçtur.
ermeni dölü veya papua yeni gine dölü vb tanımlama yapmak...
bu lafı benim gibi ırkçı, faşist, yobaz, dinci, sağcı, tutucu, muhafazakâr, milliyetçi, türkçü vs kıl tüy dediğiniz biri bile etmez/söylemez.
neden mi?
çünkü bu söylemi-ifadeyi kullanmak için insanın türk müslüman, ermeni zulmü görmüş olması veya tarihi yaşanmışlıklar degil de geri zekalı olması lazım ki geri zekalı değilim.
hele ki "senin/benim deden böyle yaptı bunu yaşadı-yaşattı" diye geçmişte yaşanılan acıları yeni nesillere kan, savaş, nefret olarak aktarıp yapılan ya da olması gereken-olan doğru-yanlış (kim ne-neden-niçin olursa olsun) toplumsal trajedileri acıları hep canlı tutup nefret kin intikam hissini yeni nesillere aktarmak geri zekalılık ötesi aptallıktır.
üstelik insan olarak dinimizde "babanın suçu evlada yüklenemez" denmesi, evrensel hukukta "suçun şahsiliği" ilkesi, türk olarak kültürümüzde ırk, din, dil, soy değil de "bir arada yaşama ve sorumluluk duygusuyla davranışta toplum yararına organizasyon" ilkesi düşünülürse...
ermeni dölü denen zihniyet sahibi olunsaydı türklerin hüküm sürdürdüğü coğrafyalarda türklerden başka millet kavim kalmazdı.
bakınız üç kıtada onlarca devlet, imparatorluk kurmuş topraklarda bir kelime türkçe bilmeyen uluslara, başka milletlere.
üstelik her dinden her kültürle bir olan, gittiği coğrafyalarda insanları toplumları kendine entegre etmeyip onların kültürüne entegre olan (Avrupa'da batı kültürü, asya'da çin ve hint kültürü, afrika'da yerel halkların kültürü) evlilik ve akraba ilişkileriyle 3 kıtada başka dinlerle milletlerle kültürlerle karışmış olan bir milletin ulusun bireyi olarak...
osmanlı'dan 50 yıl önce afrika'da devlet olan-yönetim kuran (memlükler) bir milletin-ulusun bireyi olarak çantamı çalan bir hevatat için (Akabe civarında yaşayan, hac ve ticaret kervanları için deve yetiştirmesiyle bilinen bir kabiledir.) bu insana kızıp "hevatat dölü" demem mi lazım?
ülkeye dolan hint-pakistanlı kaçaklara kızıp "hindu dölü" mü demem lazım ki malumunuz üzere ingiltere Hindistan'ı türk olan babürlerden alıp sömürgeleştirdi ki 2.000 ingiliz askerle karaya çıkıp yerli işbirlikçilerle yüzlerce milyonluk şu an ki hindistan, pakistan, Bangladeş, myanbar, Sri Lanka ve maldivleri sömürdü.
tabi hindistan yanında portekiz ve hollandalılar da bu pastadan pay aldı.
400 milyon nüfuslu, 5 milyon km bir alanı yönetmek, sömürmek için kaç milyon asker, polis, idareci yönetici lazım ki hollanda + portekiz + ingiltere tüm askerini polisini topunu tüfeğini parasını toplasa o coğrafyayı işgal edemez, işgal etse kontrol edemez ve sömürme imkanı yoktu.
üstelik coğrafya açısından, ulaşım açısından lojistik destek ikmal da imkansızdı ama bunu devlet olarak değil de east india company (daha sonra company rule in india) ile bir şirketle bunu başardı.
neyse...
bu yaşanmışlıklara bakıp kin nefret ile mi yaşayalım?
bunlar ibret alınacak ve sonra ki nesillere acı değil de umut olarak aktarılacak yaşanmışlıklar.
tüm bu acılar unutulsun demiyorum, sadece ibret alınsın ve acıları bugün de yaşanmasın.
hatalar, günahlar, acılar, aptallıklar, umutsuzluklar, çaresizlikler, akılsızlıklar savunulacak ve nesilden nesile aktarılacak içinizde hep yaşatılacak bir miras değildir.
istisnalar hariç olmak üzere muhafazakarlığı biz bilgisizlik eğitimsizlik ile cehaletin muhafazası olarak yaşadığımız için muhafaza edilen tek şey cehalet oluyor.
gerçekten de muhafazakar olmayı biz cehalet, empati yoksunluğu, karşı olduğumuz ret ettiğimiz bir olguyu yok sayıp öğrenmeme/bilmeme, tolerans göstermeme gibi algıladığımızdan cehalet içinde yobazlık kaçınılmaz sonuç oluyor.
bu sırada...
muhafazakar olmak için ille de sağcı olmak, sağcılıkla alakası yoktur.
solcu olmakla da muhafazakar olursunuz. sol ideolojide olan fraksiyonlara bakınız, düşünce/ideolojide ve sistem-rejimlerde yenilenmeye karşı çıkanlarda bir muhafazakardır.
kılıçdaroğlu türk siyasetinde en büyük 2. brutus.
1. brutus meral akşener.
3. brutus özgür özel olacak.
4. brutus ali babacan.
5. brutus ahmet davutoğlu.
liste uzar gider.
bu sıralamaya ekrem imamoğlu'ndan mansur yavaş'a, ingiltere kralı, taçsız pele, başkan kennedy vs istediğiniz siyasi kişiyi ekleyin. https://www.youtube.com/shorts/xgIKVOoDsyc
şu an muhalefet anlaşsa ve ortak bir aday çıkarca veya muhalif biri çıkıp ben adayım dese ve de tüm partiler kabul etmese kendi adayını sunsa bile...
buna rağmen bu kişi halk-toplum tarafından tercih edilip seçimi kazansa da ülkede her şeyin düzeleceğini mi sanıyorsunuz?
burada karamsar olmak istemiyorum ama kim olursa hangi görüş-ideolojiden olursa olsun akp sonrası neyi üstleneceğini, neyle karşı karşıya kalacağını, nelerle uğraşacağını bilmiyor.
daha doğrusu "akp sonrası neyi üstleneceğini, neyle karşı karşıya kalacağını, nelerle uğraşacağını bilen birisini ben şimdiye kadar görmedim" deyim de anlayın.