opel türkiye ve neskar bursa rezaleti

entry7 galeri
    7.
  1. vaktiniz varsa okuyun.
    yine konuyu yanlış açıdan tartışıyorsunuz.
    opel veya başka bir firma olsun (ister yerli üretim ister ithal olsun) bir malı veya ürünü ya da hizmetini eleştirirken yaşadığınız mağduriyetin nedeni kalitesizlik (ürünün eksik, ayıplı, hatalı olması ve servis, bakım, tamir, yedek parça, değişim vb hizmetlerde sorun yaşamak) değildir.

    yaşanılan mağduriyetin - sorunların 2 nedeni var.
    1- bu kalitesizliğe izin verilmesi ve bu kalitesizliğin neden olduğu sıkıntılarda denetimin yaptırımın olmaması yanında son kullanıcı-müşterileri kullanıcıları marka ve firmaların insafına bırakmış olmalarıdır.
    2- sadece kalitesizlik sorunumuz değil, fiyatlar ve ürünlere hizmetlere erişimde ortaya çıkan maliyetlerde de tamamen firmanın, markanın insafına bırakılıyor ve burada ana sorun bilinçsiz ve sindirilmiş tüketici bir toplum olmamız.

    tüketiciyi koruma dernekleri, tüketici kanunları, sivil toplumlar yanında yasa ve kanunlar pasivize edilmiş durumda.
    örnek: byd.
    https://www.youtube.com/shorts/XCTr8ccpeFc
    bu olabilir mi?
    aldığı teşvikler, muafiyetler adı altında kıyaklarla ülkesinde 1 liraya sattığı ürünü bizde 2 liraya satmasının sonucunda tüketici bu ülke insanının cebinden çıkan extra ödemeleri kim telafi edecek?

    bu ülke insanı bir markanın ürününü aldığında ve yaşadığı sorunda bunu yaşayabilir mi?
    https://www.youtube.com/shorts/YqnjUP7BsOE
    neden biz bunları yaşayamıyoruz?

    bizim yaşadıklarımız...
    https://www.youtube.com/shorts/wie9OClGAJk
    böyle nice örnekler var. mahkeme kararı vermiş olsa bile mağduriyeti giderme için firmalar yine keyfe keder aylarca kararı uygulamıyor-karara uymuyor.
    https://www.youtube.com/watch?v=enOGObbNmIc

    oysa bizde de olması gereken bu değil mi?
    https://sydneydispatch.co...-year-vehicles-customers/
    byd avustralya'da 1.265 tane aracı 2026 yılı diye satıyor.
    oysa arabalar 2025 yılı üretimi. bu 2025 ve 2026 model arabalarda aynı donanım, aynı yazılım, aynı özellikler var. değişiklikler de yok.
    bu ortaya çıkınca byd müşterilerine 1.100 avustralya doları tazminat ödeme teklif ediyor.
    tepkiler olunca byd bu araçları birebir 2026 yılı üretimle değiştirmeyi teklif ediyor.

    byd sorumluluktan mı böyle yapıyor?
    hayır!
    byd iş ahlakından mı böyle yapıyor?
    hayır!
    byd marka ve pazar payı, kalite algısı vb için mi böyle davranıyor?
    hayır!
    neden byd müşterilerine git derdini mahkemede hallet demiyor?
    byd müşterilerine saygıdan mı böyle yapıyor?
    hayır!
    neden byd işi distribütörlere bayilere yıkmıyor da direkt kendisi konuda sorumluluk alıyor?
    cevap gayet basit.
    konu mahkemelere giderse byd için ortaya çıkacak maliyet satmış olduğu 1265 2025 model aracı 2026 diye alan her müşterisine en az 10 araba vermesine eş değer bir maliyetle karşılaşır.
    devlete ödeyeceği cezalar, mahkeme masrafları vs düşünülürse...
    bunun için byd müşterisine önce para, kabul olmayınca da birebir değişim sunuyor.

    örnek: herhangi bir araç aldınız.
    aldığınız araç kusurlu, hatalı, işlem görmüş, hasarlı, arızalı, ayıplı mal vb çıktı.
    taraflar arasında konu yargıya intikal ettiğinde siz aracınızı kullanmadığınız-kullanamadığınız için başka araç edinmek zorunda kaldınız.
    ya da bu sorunlu aracı kullanmaya devam ettiniz bu aracın masraflarına katlanmak zorunda kalıyorsunuz.
    bu ayıplı kusurlu hatalı mallar mahkemeye pek gitmez de hadi gitti diyelim ve mahkeme 1-3-5-10 yıl kaç yıl ise sürmüş olsun.
    mahkeme sonunda mağduriyetiniz karşısında aracınızın değişimi çıktı, haklılığınız ispat edilmiş olsun.
    sayısız örneği var...
    sadece aracın birebir değişimi olmaz.

    bu süreçte başka araç kullandığınız için o aracın bakım, kiralama vb maliyetlerini de firma öder.
    yok araca binmediyseniz metro vb toplu taşıma kullandıysanız o ulaşım ücretlerini de ödetirler.
    hava yastığı, stop lambası, kameralar-sensörler, ani güç kaybı ve stop etmeler vb yüzünden sürüş emniyetini sürücü ile diğer araç sürücülerinin sağlığını etkileyen bu yazılım donanım bazlı aktörler de göz önüne alınarak firmaya kallavi cezaları ödemeye mahkum ederler.
    hukuk "sen önce öl, yaralan, kaza yap sonra bakarız" demez.
    hele ki arıza ve hatalar yüzünden oluşacak bir trafik kazası ve ölüm yaralanmada firmaların ödeyeceği tazminatı tahmin bile edemezsiniz.
    bunun için on binleri bulan araçlar geri çağrılıyor.
    bunun için değişimler bakımlar tamir ve parçalar ücretsiz değişiyor.
    bunun için firmalar ayıplı, kusurlu, hatalı ürünlerinde müşterilerini bayi veya distribütörlerle muhatap etmiyor, git derdini mahkemede anlat-hesaplaşalım diyemiyor.

    örnek olarak toyota piyasaya sürdüğü sattığı 1.6 milyon aracını geri çağırması ve üstelik 1.2 milyar dolar ceza ödemesine neden olan şey araç güvenlik bilgilerinin belirtilen kriterlerde olmamasıydı.
    oysa bu araçlar üretim kontrol hatalarından kaynaklı bir kazaya neden olmamış, araç hasar almamış veya başka araca hasar vermemiş, sürücüler ölmemiş, yaralanmamıştı.
    hukuk burada "hele bir kaza yap, öl, yaralan da sonra" dememişti.

    gm - general motors araçlarında kaza yapan bu kazada ölenler oldu.
    hukuk burada aracın 3-5-10 yaşında olmasına bakmadı. sürücü hatasına, yol hatasına, iklime vs bakmadı.
    aynı şiddette olan başka markaların başka araçlarına bu araçların benzer kazalarına bu kazalarda meydana gelmiş olan ölüm oranlarına baktı ve değerlendirdi. mahkeme bu ölümlerin üretim kalite sorunu olduğuna karar verdi.
    general motors anlaşmayı seçti, 900 milyon dolar ödemeyi kabul etti ve mahkemeye çıkmak istemedi.
    bir araçta ani güç azalması veya hız yükselmesi vb sorunlar olmasıyla sosyal medyada yapılan paylaşımlarına bakılarak kimse davacı olmasa bile anında araç üreticisine bir soruşturma açılıp onlarca milyon dolar cezalar kesiliyor.
    kimse markayı kötülüyor diye dava açma, tüketiciyi korkutmaya çalışamıyor.
    bizde mahkeme kararıyla tescillenmiş hatalı, eksik, ayıplı, kusurlu araç hakkında haber paylaşım yaparken markanın logosunu kapatıyoruz, markanın modelin adını söyleyemiyoruz. burada haksız olanı koruyoruz.

    konu uzun.
    mesele derin.
    seviyorum ve hayret ederek takdir ediyorum bu ülkede eşitlik gerçeğini, ciddiyim; cebine 10 milyon koyup gidip zevkime göre araba alayım diyen zengin de...
    cebine zar zor 100 lira koyup gidip sahilde zevkime bir bardak çay içeyim diyen fakirin de arasında eşitliğine hayranım.
    herkes bir tüketici-müşteri olarak aynı kalitesizliğe maruz kalıyor.
    hep derim kalite bir arz-talep dengesinin yansımasıdır.
    suçluyu bulmak mı istiyorsunuz?
    aynaya bakın.

    çare!
    çözüm!
    maalesef yok.
    hukuku veya üreticiyi eleştirmek gerçekten haksızlık.
    ilk önce kaliteyi talep eden bizler kaliteli değiliz.
    bunun için çaremiz yok.
    bu kadar niye mi yazdık?
    yazmayalım da ne yapalım?
    gidip psikoloğa binlerce lira mı bayılalım?
    deşarj olmak için yazdık.
    aslında kızgınlığımız kendimize.
    1 ...