yenilen ilk dayak

entry5 galeri
    5.
  1. daha önce anlatmıştım...
    lise yıllarımız. solcu (dev-genç) bir kız vardı, ona kesiktim. abisi matematik öğretmeniydi, abisi tayin olunca abisiyle gelmişti, anne babası yoktu (sonradan öğrendim) o sınıfın sol tarafında ben sağ tarafında oturuyordum. sağcıyız, ülkücüyüz ya...
    şimdikiler gibi türkücü değil, harbi ülkücüyüz.
    ilişkimiz kedi ciğer seviyesinde başladı, göz ucuyla süzmeler ve dudağımızın kenarından ince tebessümlerle...
    yavrum benim esmerdi, karadutum benim...
    onunla ilk iletişimimiz ayak üstü okul bahçesinde bir tartışma ile başladı. ideoloji-siyaset konusuydu.
    onunla konuşabilmek (tartışma bir iletişim aracıdır) için marx'ın das kapital (1. cilt) okumuştum.
    hızımı alamamış hitler'in kavgam ve goebbels'in anılarımı falan okumuştum. zaten türkeş'in 9 ışık doktrini, agah oktay güner'in verim ekonomisi vb zaten okumuştum.
    dediğim gibi, türkücü değil we were ülkücüydük.

    kıza yavşayan yoldaşları vardı, ama karadutum hep beni göz ucuyla keserdi.
    okulda bina arkasında sigara içtiğimiz bir in vardı, orada toplanırdık. her seferinde ateş isteme vb bahaneyle yanına giderdim. sınıfta ders notları isteme, kitap isteme vb gerekçelerle konuşmaya başlayıp samimiyeti geliştirdik ama en mükemmel planımı sona sakladım.
    karadutuma yavşayan yoldaşlarına salça oldum.
    gruplar halinde okuldan çıkardık, ogün bilerek geç çıktım, gruptan ayrıldım ve yavruma yavşayanlardan okulun önünde iyi bir dayak yedim.
    şerefsizler eşek sudan gelene kadar dövdü. ilk defa dayak yiyordum...
    üstelik eşek topal olmalı ki lavuklar beni neredeyse dinlenerek beni dövdüler. yavrumun çığlıkları kulağımdaydı. 1 hafta sağ tarafıma yattığımda sol tarafıma dönemedim. sol tarafa yatınca sağ tarafa dönemedim.
    3 gün yardım olmadan tuvalete çıkamadım. bir hafta pantolonu pijamayı tek başıma giyemedim, bu derece dayak yedim.

    kimseden şikayetçi olmadım, 10 gün sonra okula gittim. sınıfa girdiğimde yavrum bana arabanın altında kalmış kedi yavrusuna bakar gibi üzgün özür diler gibi bakıyordu.
    suratımda basuru sancı yapan ve aynı anda da kabız olmuş birinin acısı ifadesiyle yerime otururken ona dönüp acı içinde bir tebessüm ederek göz kırptım.
    karadutum kikirdeyip başını öne eğdi, ben ise şampiyonlar ligi kupası kazanmış futbolcu edasıyla beni eşek sudan gelene kadar döven dev-gençli, karadutuma yavşayan yavşaklara dönüp gülerek "teşekkür ederim" dedim yerime oturdum.

    şimdi o dayak aklıma gelince kemiklerim ağrıdı.
    böyle manyak biriydik.
    ne milliyetçi bir manita ne fenerbahçeli bir manitamız oldu. hayat bazen çok zalim oluyor, evlendik hatun da ne milliyetçi ne fenerli.
    evet, gönül bir sinektir. hep gider boka konar.
    0 ...