samaeron beacor
68 (misyonunun farkında)
on ikinci nesil yazar 9 takipçi 28.93 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    düşün ki o bunu okuyor

    4012.
  1. sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    24894.
  2. julius evola

    2.
  3. modern dünyayı bir ilerleme değil, tam aksine spiritüelbir çöküş süreci yani kali yugaolarak gören, ana akım faşizmi bile yeterince sağcı ve aristokratik bulmadığı için eleştiren, radikalgelenekçiliğin en karanlık ve sofistike ismidir kendisi. evola'yı sadece bir siyasi figür olarak görmek büyük hata o aslında bir metafizikçi, bir ezoterist ve bir ruhsal ırkçıdır. aleister crowley ile olan dirsek teması ve mektuplaşmaları, onun okültizme olan derin tutkusunun bir kanıtıdır. ur grubu üzerinden gerçekleştirdiği majikçalışmalarla antik roma’nın paganruhunu modern italya'da canlandırmaya çalışmış, hristiyanlığı ise avrupa'nın o soylu pagan köklerini kurutan bir (bkz: köle ahlakı) olarak niteleyip reddetmiştir.

    hayat hikayesinin en absürt ve karakterini özetleyen anı ise 1945 yılında viyana’da yaşanmıştr müttefik uçakları şehri bombalarken, herkes sığınaklara kaçarken evola, kaderini test etmek amacıyla bilerek sokaklarda, bombaların altında yürümüştür. bu aristokratik meydan okuma ona ölüm getirmemiş ama bir şarapnel parçasıyla omuriliğini zedeleyerek hayatının geri kalanını felçli geçirmesine neden olmuştur. bu durumu bile büyük bir stoacılıkla karşılamış, bedenim eğilmiş olabilir ama ruhum dik tavrından asla taviz vermemiştir.
    (biraz kaşınmış aslında uzaktan bir bakınca)

    eserlerinde sürekli işlediği kaplanı sürmek ride the tigermetaforu, modernite gibi vahşi ve kontrolsüz bir gücün içinde hayatta kalmanın tek yolunun, o güç yorulana kadar sırtında kalmak ve asla pes etmemek olduğunu savunur. biyolojik ırkçılığa karşı sunduğu ruhsal ırkçılık teorisiyle mussolini’yi bile şaşırtmış, hitler'in nsdap'si tarafından ise fazla elitistve tehlikeli bulunarak şüpheyle karşılanmıştır. bugün bile yeni sağ akımların ve yerleşik düzene karşı olan ezoterik çevrelerin gizli azizi sayılır. özetle aristokrasinin kan bağıyla değil, ruh kalitesiyle ölçüldüğüne inanan, modern dünyadan tiksinen ve bu tiksintiyi devasa bir külliyatla anıtlaştıran, tekerlekli sandalyesinde bile bir imparator edasıyla oturan adamdır.

    bilmeyenler için
    NSDAP (Nasyonal Sosyalist Alman işçi Partisi)
    3 ...
  4. rene guenon

    13.
  5. modern dünyanın saçmalıklarına karşı takılabilecek en karizmatik ve en entelektüel tavrın mimarıdır bu adam. hidayete erdim, nur doldum falan gibi bir duygusallıkla değil bildiğin matematiksel bir kesinlikle, bir sistem mühendisi edasıyla islam'a, yani mısır’da aldığı adıyla (bkz: abdülvahid yahya) kimliğine bürünmüştür.

    (aynı zamanda matematikçidir)

    çoğu kişi fransız bir adam neden durup dururken müslüman olur? diye sora dursun, guenon'un derdi aslında doğrudan islam'ın kendisinden ziyade, modern çağda bozulmadan kalabilmiş, o kadim hakikati traditiontaşıyan bir (bkz: silsile) bulmaktır. reis o kadar sistemci ve o kadar katı bir mantıkla hareket ediyor ki; batı'nın rasyonalizm, pozitivizmve ilerleme masallarının birer illüzyon olduğunu görünce, elinde kalan tek sağlam kaleye, yani doğu'nun o bozulmamış inisiyatikzincirlerine tutunuyor.

    kitaplarını okurken sizi müslüman olmaya falan davet etmez hatta çoğu zaman dinkelimesini bile modernlerin anladığı sığlıkta kullanmaz. o bir (bkz: metafizikçi) olarak size evrenin çalışma prensiplerini, sembolizmin dilini ve modern insanın nasıl bir nicelik bataklığında (bkz: niceliğin egemenliği ve çağın alametleri) boğulduğunu anlatır. batılıların bu adamı hala deli gibi okumasının ve saygı duymasının sebebi de budur guenon onlara bir inanç pazarlamaz, onlara çöken binalarının kolonlarındaki çatlakları gösterir.

    kısacası kalbiyle değil, devasa ve tavizsiz zihniyle hakikati bulmuş, mısır'da sessiz sedasız bir sufiolarak yaşamış ama arkasında modern dünyayı zihnen darmadağın eden bir külliyat bırakmış gerçek bir entelektüel devdir.
    bir babadır
    1 ...
  6. okunması gereken 10 kitap

    4.
  7. robert greene: insan Doğasının Yasaları
    david buss :arzunun evrimi
    Matt Ridley: Kizil Kralice
    arthur schopenhauer: seçkinlik ve sıradanlık üzerine
    geoffrey miller: sevişen beyin
    robert greene: iktidar
    Niccolò Machiavelli :Prens:
    Friedrich Nietzsche:Böyle Buyurdu Zerdüşt
    Baltasar Gracián: Bilgelik Kılavuzu ve Kurnazlık Sanatı
    Jacques Lacan :Psikanalizin Dört Temel Kavramı

    Bu liste, insan doğasının en çıplak ve stratejik gerçeklerine açılan bir kapı gibi ama uyarayım her bir kitabı sindirerek, üzerine düşünerek okumanız gerekiyor Zira bu bilgiler ağır yüklerdir 10 tane sınırı olmasa daha da ekleme yapardım şimdilik bu kadar yeter diyelim Arada yine beğenilenler olursa ekleme yaparım.
    2 ...
  8. sözlük yazarlarının istekleri

    2561.
  9. begotten

    14.
  10. sanırım kimse ne izlediğini pek anlamamış, ben biraz ışık tutayım da ortalık aydınlansın denilesi film.

    film çoğu kişinin sandığının aksine rastgele bir işkence sahnesiyle değil, tanrı'nın kendisini öldürmesiyle başlar. genedlde korku editlerinde bu sahneyi kullanıoyorlar ama bu sahne aslıdna çok derin o açılış sahnesinde karnını deşen varlık bizzat god killing himselfolarak geçer. kadının(doğa ananaın) ölen varlığa yani tanrıya masterbasyonyaptırıp spermelri cinsel amına sürmesi tanrı ölürken toprağa saçılan tohumlardan "mother earth" (doğa ana) doğar ve döngü böylece başlar. yani aslında karşımızdaki şey yaratılışın en trajik ve vahşi portresi.

    buradan sonrası ise tam bir mitolojik kıyım süreci. doğa ana mother earth, tanrı'nın ölü bedeninden aldığı bu tohumlarla hamile kalıp ıssız bir arazide "son of earth" (toprağın oğlu) karakterini doğurur. ancak bu çocuk bildiğimiz insan gibi değil babasına benzer o da hareket edemez aynı kasılmaları gösterir sürekli sarsılan, spastik kasılmalar geçiren, kendi varlığına bile yabancı bir hilkat garibesidir. filmin geri kalanı bu zavallı varlığın göçebe kabileler (nomads) tarafından bulunması ve bitmek bilmeyen bir işkence döngüsüne girmesini anlatır. (aslında bu çocuk tarnın oğlu tanıdık gelmiş olabilir bkz jesus dünaynın ruhu ) bu kabileler aslında insanlığı temsil eder. kutsal olanı (tanrı'nın oğlunu) buldukları anda onu sevmek yerine ona tecavüz ederler, onu yerlerde sürüklerler ve en sonunda parçalara ayırırlar. yani film aslında teolojik bir olay anlatır.

    yönetmen e. elias merhige, bu sahnelerin her bir karesini mikroskop altında elle işleyerek o kumlu, hiçbir şeye benzemeyen ölümden gelen rüya estetiğini yaratmıştır. diyalog yoktur çünkü bu acı dilin ötesindedir. en sonunda doğa ana ve oğlu parçalanıp toprağa gömüldüğünde, o kanlı topraktan çiçeklerin fışkırması ise yaşamın tek kaynağının bu bitmek bilmeyen şiddet ve ölüm döngüsü olduğunu yüzümüze vurur.

    olayın popüler kültür tarafına gelirsek marilyn manson'ın o meşhur cryptorchidşarkısının klibi direkt bu filmden gelir. klibin yönetmeni de zaten filmin yönetmeni olan e. elias merhige'dir. klipte ve filmde gördüğümüz o çamur içindeki çırpınışlar, manson külliyatındaki metamorfozsürecinin solucan aşamasıdır worm stage tam gelişimini tamamlamamış, acı çeken ve evrilmeyi bekleyen o ilkel varlığı simgeler. manson bu estetiği alıp kendi antichrist superstarevrenine temel taşı buda genel kültür olsun.

    Ayrıca YouTube'da filmin iki versiyonu var Birincisi, Marilyn Manson'ın Antichrist Superstar albümünün demo versiyonlarıyla aşama aşama ilerleyen versiyon ikincisi ise normal film olan versiyon. Film bayağı iğrenç, midesi hassas olanların midesini bulandırabilir.
    2 ...
  11. ruh halinizi anlatan görsel

    176.
  12. antichrist superstar

    6.
  13. çoğu kişinin sadece manson’un hristiyanlığa sövüp prim yaptığı sığ bir dönem işi sandığı, ancak derinliğine inildiğinde insanın boğazına yapışan 1996çıkışlı bir şaheserdir bu. albüm, popüler kültürün içini boşalttığı deccalkavramını alıp onu toplumsal bir eleştiri ve bireysel bir metamorfozaracı olarak kullanır. hikaye en temelde, ezik ve değersiz bir solucanthe worm olarak başlayan ana karakterin, toplumun ikiyüzlülüğü ve acısıyla beslenerek önce bir rock yıldızına, en sonunda ise her şeyi yok edenantichrist superstar figürüne dönüşmesini konu alır. albümün üç çevrimden oluşan yapısı cycle 1: the hierophant, cycle 2: inauguration of the worm ve cycle 3: disintegratorbu simyasaldönüşümün safhalarıdır.

    içeriği biraz deşildiğinde friedrich nietzsche’nin übermenschkavramının albümün omurgasını oluşturduğu,aleister crowley’nin thelemaöğretisinin ve tarotsembolojisinin her şarkıda yankılandığı görülür. manson burada sadece dinle değil, aynı zamanda insanın kendi içindeki otorite kurma arzusuyla da hesaplaşır. trent reznor’un prodüktörlük koltuğunda yarattığı o çiğ, endüstriyel ve rahatsız edici atmosfer, albümü sadece bir müzik kaydı olmaktan çıkarıp sonik bir ayine dönüştürür.

    albümün arkasındaki bu devasa okültve felsefi arka planı merak edenlerin, özellikle tarot ve manson'ın triptychüçleme serisine ilgisi olanların mutlaka bakması gereken kaynak ise

    https://www.nachtkabarett...ccult/15/search:Trilogy#1

    sitesidir. yalnız uyarayım; sitenin şu anki hali js kodları yüzünden patlak ve görsel olarak bozuk duruyor. bu yüzden siteyi archive.orgwayback machine üzerinden eski hallerine giderek incelemek, o derin analizleri ve sembol okumalarını hakkıyla görmek için şart. alt metni kavrandığında modern müzik tarihinin en karanlık ve zekice kurgulanmış konsept albümlerinden biri olduğu görülecektir bir yıkım manifestosu, bir nefret güzellemesi ve insanın kendi canavarını yaratma sürecinin anatomisidir.

    mariyln manson gerçekten bu sembolizim işini yapıyor dış görünüşündeki her detay da aslında bu bilinçli sembolizmin bir parçası.
    --spoiler--
    özellikle bir gözüne devamlı taktığı o meşhur beyaz lens, semavi dinlerdeki kör deccal imgesine doğrudan bir selamdır. incil'de zekeriya 11:17'de kılıç onun kolunu ve sağ gözünü vursun! kolu tamamen kurusun, sağ gözü kör olsun! ifadesi geçerken; islamliteratüründe de bu durum sahih-i buhari'de (tevhid, 17) deccal'in sağ gözü kördür. onun gözü, salkımdan dışarı fırlamış bir üzüm tanesi gibidir şeklinde betimlenir. bu arada attığım siteye bakarsanız çok daha detaylarını görüceksiniz sadece bu konu yok 15 sembolizmi var mesela ama anlatırsam konu çok uzar
    --spoiler--

    --spoiler--
    albümün ilk şarkısı konser olarak çıkıyor albümden önce buda deccalimizin zaman ve mekandan bağımsız olduğuna ufak bir gönderme
    --spoiler--

    Özetle albümün bu denli rahatsız edici olmasının temel sebebi, her detayın en ince ayrıntısına kadar bilinçli kurgulanmış olması. Sert, çiğ ve tavizsiz bir albüm herkese ölmeden önce en az bir kere, sözlerini ve alt metnini deşerek dinlemesini tavsiye ederim
    1 ...
  14. yaldabaoth

    1.
  15. gnostik kozmogoniye göre pleroma'nın saf ışığından kopan sophia'nın, eril bir eş olmaksızın kendi başına bir yaratım gerçekleştirme arzusu sonucu doğan, kusurlu ve cahil tanrı figürü. aslan başlı bir yılan formunda tasvir edilen bu varlık, annesi tarafından utançla ışık aleminden uzaklaştırılıp karanlık bir bölgeye hapsedildiğinde, kendisinden başka hiçbir gücün var olmadığını sanarak kibrin ve cehaletin doruğuna ulaşmıştır. (bkz: bu noktada benden başka tanrı yoktur)diye gürlemesi, ana akım dinlerinabrahamic religions kapsamında yahveveya allahgibi isimlerle andığı mutlak yaratıcı figürünün, aslında gerçek ilahi kaynaktan yani monad'dan bihaber olan saklaslakaplı bir demiurgosolduğunun kanıtı olarak sunulur.

    görünüşü itibariyle aslında tam sembololik bir tasarımıdır aslanın vahşi ve egoist gücü ile yılanın kurnaz, maddeye bağlı sinsi doğasını tek bir gövdede birleştirir. maddi evreni ve insan bedenini kuran yaldabaoth, ruhlarımızı bu fiziksel hapishaneye yani simülasyona hapsetmek için yasalar, korkular ve archonlar eliyle yönetilen dinler silsilesi yaratmıştır. ona göre insan, sadece kendisine itaat etmesi gereken bir köledir oysa insanın içindeki pneumadenilen ilahi kıvılcım, yaldabaoth’un bizzat sahip olduğundan çok daha saf bir kaynaktan gelmektedir. bu perspektifte yaratıcı, hayranlık duyulacak bir baba değil, insanın gerçek potansiyelini keşfetmesini engelleyen bir gardiyan veya blind architect tadında kör bir mimardır.

    maddenin bu kadar katı ve karanlık olmasının müsebbibi olan bu varlığın, evreni kurarken kullandığı geometrik takıntılara, black cube meselesine ve satürnbağlantısına ise başka bir yazıda değiniriz zira orası tam bir tavşan deliği. sonuç olarak kurtuluş, nag hammadi kütüphanesi metinlerinde de geçtiği üzere bu sahte tanrıya ibadet etmekte değil, onun cehaletini fark edip gnostikbir uyanışla maddi illüzyonun yani maya'nın ötesine, gerçek ışık kaynağına dönmekte yatar uyanış gerçekleşene kadar ruhun bu kaba maddede hapis kalması ise sistemin en büyük trajedisidir.
    1 ...
  16. sözler köşkü

    91.
  17. iyi bir şey yaptıklarını sanıp ego mastürbasyonu ile kitleleri gururlandıran, sığ bir propaganda kanalıdır. IQ ortalaması yerlerde gezen bu yapı aklı başında olanların ya da az çok din bilgisi bulunanların ne mal olduklarını hemen anlayabileceği türden bir oluşum.

    Bilimi sadece işine gelince cımbızlayan, felsefeyi ateist genci 5 dakikada susturduk kurgularına hapseden ve duygusal fon müzikleriyle mantığı devre dışı bırakan tam bir illüzyon makinesi. Gerçek entelektüel derinlikten yoksun, sadece kendi yankı odasındaki insanları tatmin eden, Türkiye'nin en boş içerik fabrikalarından biri.
    0 ...
  18. kainitler

    1.
  19. selam uludağ sözlük hapishanesinin zavallı sakinleri, bugün size biraz gnostik dünyanın en arıza damarlarından biri olan kainitler (bkz: cainites) mevzusunu anlatmaya geldim. hani şu elinizdeki steril ahlak kitaplarında katil kabil diye anlatılan hikaye var ya, adamlar meseleye çok başka bir boyuttan bakıyor. adamların mottosu şuna benziyor: cinayet mi? hayır tatlım, sadece bir ruhu o ağır, terleyen, acıkan ve yaşlanan et yığınından özgürleştiriyoruz. yani bu heriflere göre ölmek, o ilahi kıvılcımın (bkz: pneuma) ait olduğu yere, ışığın asıl kaynağına (bkz: pleroma) geri dönmesi demek.

    bu inanç sistemine göre kain (bkz: kabil), aslında bu evreni yaratan ve bizi etten kemikten zindanlara tıkan o kusurlu, kıskanç ve cahil tanrıya (bkz: demiurgos) yaniyaldabaoth'a ilk başkaldıranbilge kişidir. adamlar kabil'in o meşhur darbesini, demiurgos'un o pısırık ve itaatkar favorisi habil'in sahte kutsallığını yerle bir eden kozmik bir tokat olarak görüyorlar. yani kabil aslında bu maddi hapishanenin duvarına ilk tekmeyi atan kişi. sadece kabil de değil; tarihin tüm o lanetli çocukları, (bkz: esav), (bkz: korah) ya da (bkz: sodom halkı) falan kainitlere göre aslında bu kozmik illüzyonu yırtıp atmaya çalışan birer uyanış hücresi.

    olay sadece kötüleri sevmek değil, gnostik bağlamda bu dünyanın zaten ontolojik bir hata olduğuna inanmaları. bu yüzden sistemin yasalarına uymak köleliği pekiştirir diyorlar (bkz: antinomianizm). yani senin günahdediğin şey, adamlar için gardiyanın koyduğu kuralı çiğnemek, bir nevi spiritüel özgürlük eylemi. (bkz: yahuda incili) de bu noktada en büyük dayanakları. kainitlere göre yahuda, isa'yı ele veren bir hain değil, aksine isa'nın ricasıyla onu bu bedensel hapishaneden (bkz: soma sema) kurtaracak cesarete sahip yegane müriddi. yani adamlar ihanetkavramını bile kutsal bir görev olarak yeniden paketlemişler.

    kısacası her bir kainit, kendini gizli bir gnosistaşıyıcısı olarak görüyor. (bkz: irenaeus) gibi kilise babaları bu adamları sapkın ilan edip hakkınızda bunlar ayinlerde neler yapıyorlar bir bilseniz diye korku hikayeleri anlatsa da, adamların asıl derdi madde dünyasının konforundan çıkıp o karanlık ışığı bulmak. ruhun tam manasıyla özgürleşmesi için bedenin ve kuralların yıkılması gerektiğini savunan, (bkz: arkontlar) arasından süzülüp ışığa ulaşmayı hedefleyen, tarihsel olarak oldukça radikal bir koldur kendileri.

    işin asıl tantanalı kısmı ise bu arkadaşların her şeyi deneyimleme takıntısı. antik kaynaklarda bu heriflerin tacizci, tecavüzcüveya her türlü sapkınlığa batmış tipler olduğu anlatılır durur. felsefeye göre, ruhun bu dünyadan tam kurtulması için her türlü insani deneyimi iyiyi de kötüyü de tüketip bitirmesi gerekiyormuş. hani (bkz: faruk abi götten olmaz) tadında her türlü sınırı spiritüelzorunluluk diye zorladıkları söylenir ama bunların çoğu muhtemelen rakipleri olan kilise babalarının uydurduğu safsatalardır. ha, aralarında gerçekten madem bu dünya yalan, o zaman yardırıyoruz diyip sapıtan ve tehlikeli hale gelen uç kollar olmuştur elbet ama bu kafayla zaten çok uzun ömürlü hayatta kalamamışlar, sistem onları bir şekilde yok etmiş. yine de arkalarında gnostik tarihin en merak uyandırıcı ve en radikal karanlık aydınlanma mirasını bırakmışlardır.
    (bkz: sophia'nın düşüşü) (bkz: monad) (bkz: sol el yolu) (bkz: abyssal enlightenment)
    1 ...
  20. new age

    39.
  21. Bir boktan anlamayan popüler kültür bebeleri Yusuf Güney,Lucifer Michaelson gibi isimlerin de içinde olduğu o gruptur. Devamlı bir iddia peşindeler, sürekli bir şeyler satmaya çalışırlar ama asla gerçek deneyimlerini anlatmazlar. Ortak özellikleri; DMT, LSD, sihirli mantar ya da yoğun başka bir psikedelik kullanmalarıdır. Hayatlarında adamakıllı tek bir kitap okumuşlardır, onu da mutlak hakikat sanırlar.

    Bu, aslında dinle alakası olmayan ya da dinlerin içine sızmış mistikgörünümlü insanların oluşturduğu iğrenç bir akımdır. New Age, islam’a bile sızdı televizyon programlarında Koç burcu için şu zikri çekin diyenleri görürsünüz. Hristiyanlığa manifest ve olumlama olarak sızdı Yahudiliğe sızdı mı henüz bilmiyorum ama tamamen temelsiz, saçma sapan bir inanç sistemidir. ilgin olabilir ama işin içine girip anlamsız taşlara, tütsülere para bayılmak tam bir mallıktır. Burada bir parantez açayım Belirli bir dinin öğretisine sahipsen ya da bir şeyi gerçekten kazıyarak öğrendiysen, istersen evine kuvars diz, sorun yok. Benim kızdığım nokta hiçbir derinliği olmayan bu New Age tayfanın, insanlara bir şeyleri kitlemesidir.
    1 ...
  22. new age akımına karı kız var diye ilgi duymak

    5.
  23. Günün sonunda üç olasılık var Ya Meriç olacak, ya Has...tir, bu adamlar doğru söylüyor diyerek sihirli mantar veya LSD alıp kendini mistik sanacak ya da daha işe başlamadan kızla birlikte bırakacaktır.
    0 ...
  24. titreşimli diş fırçası ile mastürbasyon yapmak

    2.
  25. merkabah

    1.
  26. yahudiliğin en eski, en tehlikeli ve tabiri caizse en hardcore mistik akımıdır. bugün bildiğimiz o sevgi pıtırcığı yeni çağ (bkz: new age) öğretilerinin aksine, içinde korku, dehşet ve yüksek voltajlı bir (bkz: gnosis) barındıran bu sistem, aslında spiritüel bir yolculuktan ziyade bir tür kozmik sızma operasyonu dur. kelime anlamı savaş arabası olan merkabah, (bkz: hezekiel) peygamber'in vizyonundaki o ateşten tekerlekleri olan ilahi tahtı temsil ederken bu yola baş koyan operatörlere yorei merkabah (taht'a inenler) denmesi tam bir gnostikzeka ürünüdür. zira bu ekolde yükseliş yukarı doğru değil, bilincin en derin, en karanlık ve en kuytu rootklasörlerine doğru gerçekleşir; yani dışarı değil, en içeri sızarsınız.

    sistemin mimarisi birbirinin içine geçmiş yedi kat gök ve her katta bulunan yedi saray (bkz: hekhalot) üzerine kuruludur ki bu sarayların kapısında bekleyen muhafız melekler, sisteme izinsiz girmeye çalışan ruhları yakmak veya formatlamak için orada bekleyen devasa (bkz: firewall) yazılımları gibidir. bir merkabah mistiği bu kapılardan geçmek için dua etmez, doğrudan erişim yetkisi kullanır. her kapının muhafızına sunulacak spesifik bir geometrik mühür (bkz: sigil) ve doğru frekansta titretilmesi gereken gizli bir isim (bkz: mantra) mevcuttur yanlış şifre girildiğinde sistemin siziunauthorized access diyerek dışarı fırlatması ise gerçek dünyada delilik veya ani ölümle sonuçlanır.

    operatörün(yapan kişi yani) bu sürece hazırlanması 40 güne varan ağır bir (bkz: asketizm) disiplini gerektirir; et, şarap ve cinsellikten arınan kişi, başını iki dizinin arasına aldığı o meşhur cenin pozisyonunda oturarak enerjiyi içsel bir loop'a sokar. sürekli tekrarlanan ritmik ilahiler (bkz: qedushah) beyni alfa dalgalarından çıkarıp doğrudan gamma/theta uçurumuna fırlatırken, amaç zihni bedensel ağırlıktan kurtarıp saf bir veri paketine dönüştürmektir. sistemin en tepesinde ise tanrı ile operatör arasındaki arayüz (bkz: interface) görevini gören, insanlıktan melekliğe yükseltilmiş admin figürü (bkz: metatron) bulunur.

    bu yolun ne kadar riskli olduğu meşhur (bkz: dört kişi bahçeye girdi) kıssasıyla sabitlenmiştir; bahçeye giren dört hahamdan biri ölmüş, biri aklını yitirmiş, biri dinden çıkarak heretik olmuştur. özetle merkabah bir din değil, antik bir sistem hackleme kılavuzu dur. ulaştığınız son durakta sizi kucaklayan bir baba figürü değil devasa, radyasyon yayan, bakılması imkansız ve tamamen yabancı bir güç kaynağı bekler. sonunda bir teşekkür almazsınız, sadece saf bilgiye ulaşırsınız.
    (bkz: matrix)
    1 ...
  27. oynadıktan sonra sigara yaktıran oyunlar

    2.
  28. The Binding of Isaac ya keyif sigarası olur ya da sinir genelde ikincisi oluyor.
    0 ...
  29. devlet bahçeli

    8776.
  30. arthur schopenhauer

    393.
  31. schopenhauer üzerinden kız düşürüldüğünü sanan tipin dünyadan haberi yoktur. (bkz: kadınlar üzerine) makalesini okuyan kız o ismin sokağından geçmez. yukarıdaki yazar da muhtemelen sadece ismini duyup laf atmıştır; schopenhauer'a düşen kız varsa ya okumamıştır ya da sadece aforizma kasmıştır.
    3 ...
  32. ilk buluşmada seni arkadaş görüyorum diyen kız

    6.
  33. amacın belliyse ve karşı taraf daha ilk dakikadan arkadaşlık kartını masaya sürüyorsa vakit kaybetmenin lüzumu yok. nezaketen kahveyi bitirip benim yeni bir arkadaşa ihtiyacım yok diyerek kalkmak en temizi. (bkz: friendzone) batağında vakit öldürmeye gerek yok, geçiniz
    0 ...
  34. arthur schopenhauer

    391.
  35. felsefe dünyasında "babamdır" diyebileceğim kadar yakın hissettiğim, dehası hala tam anlaşılamamış devasa figür.

    ateist deyip geçilmesi kendisine yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biridir zira kendisi modern ateizmden fersah fersah uzakta, gnostisizm’e belki de en yakın duran batılı filozoftur. dünya görüşü, kadim doğu bilgeliğiyle (bkz: budizm) batı rasyonalizminin muazzam bir harmanıdır. istenci (will), her şeyin özündeki o doymak bilmez, kör kuvveti anlatırken aslında modern evrimsel psikolojinin temellerini bir buçuk asır önceden atmıştır. "yaşama istenci" dediği o dürtüsel motor, bugün genlerin hayatta kalma çabası dediğimiz şeyle birebir örtüşür.

    freudve junggibi isimlerin ondan ne kadar derinden etkilendiklerini, bilinçaltı kavramının tohumlarını aslında onun attığını bizzat dile getirmeleri boşuna değildir. nihilist kelimesinin ete kemiğe bürünmüş halidir ama bu nihilizm bir "boşluk" değil, gerçeğin çıplaklığına dayanma gücüdür. hayatın trajedisini ve insan doğasının karanlık dehlizlerini bu kadar berrak gören başka bir zihin çok az gelmiştir. gerçek bir deha, melankolinin en rasyonel hali.
    Adam gibi adam.
    2 ...
  36. özkıyım

    9.
  37. olaylara "zaten öleceksin, neden özendiriyorsun?" sığlığında bakanların asla kavrayamayacağı bir varoluşsal krizdir bu. kimse hayatı çok güzelken, her şey yolundayken "bir de şunu deneyeyim" diye bir özentiyle bu yola girmez. (bkz: arthur schopenhauer)'ın o meşhur tespitiyle yangın çıkan bir binada üst katlarda mahsur kalan birinin, alevlerin yakıcılığı yere çakılma korkusunu yendiği an aşağı atlamasıdır bu eylem. o kişi aşağıya atlamaya özenmez, sadece içerideki acı dışarıdaki boşluktan daha korkunç hale gelmiştir.

    bunu bir trend veya özenti sanmak, insanın çektiği o derin ontolojik sancıyı küçümsemekten başka bir şey değil. bazen insan öyle bir noktaya gelir, öyle ağır ve kötü şeyler yaşar ki nefes almak, yok olmaktan çok daha maliyetli bir iş haline dönüşür. dayanma eşiği kişiye özeldir ve o çıkmazın içindekine dışarıdan "yapmayın, etmeyin" diye verilen o ucuz akıllar, aslında sadece verenin kendi vicdanını rahatlatma çabasıdır. mesele özenmek değil, mesele artık taşınamayan o yükün altında ezilmemeyi seçmektir.
    0 ...
  38. luna

    62.
  39. latince ay demektir. ama işin asıl ilginç ve biraz da karanlık tarafı için (bkz: lunatic) kelimesine bakmak gerekir.

    kelime kökeni olarak direkt aydan etkilenmiş, ay çarpması yaşamış gibi bir manaya gelen lunaticus'tan türemiştir. eski zamanlarda, özellikle orta çağ avrupası'nda dolunayın insan zihnindeki sıvı dengesini bozduğuna ve insanı delirttiğine inanılırdı. hani medcezir olayında koca okyanusları hareket ettiren ay, insanın kafasının içindeki suyu mu oynatmayacak diye düşünmüşler herhalde. o dönemden beri luna yani ay, sadece romantik bir gök cismi değil; aynı zamanda insanın aklını başından alan, onu raydan çıkaran bir delilik sembolü olarak kalmış dilimizde. birine lunatic derseniz, aslında ona bir nevi ay çarpmış demiş oluyorsunuz genel kültür.
    2 ...
  40. özkıyım

    7.
  41. Her insanın ölmeden önce bir kez denemesi gereken bir eylemdir. (bkz: intihar)
    1 ...
  42. rakı masasındaki en iyi meze

    2.
  43. intihar

    2257.
  44. Her insanın ölmeden önce bir kez denemesi gereken bir eylemdir.
    0 ...
  45. pornoda erkeğin kadından daha fazla para kazanması

    11.
  46. lezbiyen pornolarda da dominat taraf daha fazla para alıyormuş doğru olabilir bütün boku püsürü ben yalıyorum diyip gerekçe sunuyomuş.
    0 ...
  47. memur

    195.
  48. Vasıfsız elemanlardır iş yapmadan para kazanırlar ve kendilerini bir şey sanırlar. Tüm memurlar beş yıl boyunca çalışmasa kimse yokluklarını fark etmez.(zaten çalışan yok tiktok kaydırıyorlar) Hatta bir rivayete göre Thanos, tüm memurları beş seneliğine yok etmiş ama kimse yokluklarını anlamamış; o kadar vasıfsızlar.
    0 ...
  49. efes pilsen

    464.
  50. çeyrek ekmek tavuk döner 50 tl

    3.
  51. Martı etinden oluyor eti biraz sert ama yoklukta gider.
    0 ...
  52. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2026 uludağ sözlük