91 yapımı edmund elias merhige deneysel filmi. deneysel tarzda çekilmiş siyah beyaz vurucu sahnelere sahip bir filmdir. filmin ilk altı dakikasına tahammül ederseniz sonunuda getirebilirsiniz, ancak film bitene kadar neyin ne oldugunu çözemez aklınızdan bin tane kurgu geçirirsiniz. film amacına ulasmıs kült bir film olmuştur.
gecenin bir yarısı tek başına izlenmemesi gereken bir film. konuşma yok filmde, ilk izleyişte de pek bir şey anlanmıyor, ancak film sonunda çıkan yazılar okunup tekrar izlendiğinde neden kült olmayı hakettiğini anlıyorsunuz.
dünyanın oluşumunu sembolik olarak ve oldukça değişik bir biçimde anlatıyor filmde.
izlenenler herkesin hoşuna gitmeyebilir.
çok fazla izlenmemesi gerekiyor yalnız, bu film yüzünden deliren çok insan bulunmakta.
13 ülkede yasaklanmış olduğunu da unutmamak lazım. filmdeki vahşet sahnelerinin de hepsinin gerçek olduğuna dair söylentiler bulunmakta. ne kadar gerçek bilemem.
ayrıca silencer'ın sterile nails and thunderbowels şarkısının klibinde bu filmden sahneler kullanılmış.
yalnız klipte, şarkıyla bütünleşen film gerçekten korkunç oluyor, şarkının etkisi çok büyük tabii ki bunda.
siyah beyaz, sessiz, kontrastın dibine vurmuş, hayatımda izlediğim en sıkıcı film.
doğu toplumu olarak ikon ve simgelere alışık olmadığımız için, bu tarz eserlere gerekli bakış açısı getiremediğimiz kanaatindeyim. verilmek istenen mesaj, bunların nasıl anlatıldığı, filmin amacı bunları sorgulamak gerek biraz. kaldı ki yönetmen filmin sonunda açıklama yapma gereği hissetmiş. tahminimce yeterince anlaşılamayacağı kanaatinde.
film amacına fazlasıyla ulaşmış bence. insanı sinirini bozan -sıkılmaktan dolayı değl- düşündüren, üzen, gerim gerim geren bir film. yönetmen kendi tasarladığı yardılış efsanesini anlatmış. çok uç ve korkunç bir efsane ama yapmış adam. belki de evrenin geleceğiyle alakalı bir teoridir bilemiyorum. eminim filmde gösterilen sahnelerin, insanların giydiği kıyafetlerin, tanrının kendini ödürme şeklinin bir manası vardır. ama tabi çok kişisel bir anlatım olduğu için çözülmesi zor.
izlenilmesini tavsiye ediyorum. kült mült olduğu umurumda deil. sadece sinemanın içinde neler olduğunun görülmesi için.
dün itibariyle izlemiş olduğum ve yaradılışa hem nesnel hemde öznel olarak en garip yaklaşımlardan birinin bulunulmuş olduğu, tamamı repliksiz, son sahneye kadar aklınızdan milyonlarca ihtimali uyandıran son yüzyılın en sansasyonel filmidir.
psikopat bir filmdir. insanlara genelde tavsiye etmemeye özen gösterdiğim, tavsiye ederken aklını oynatabilirsin dostum şeklinde telkinlerde bulunduğum bir eserdir.
--spoiler--
filmi izlemeye başladığınızda ilk sahneler zaten senaryonun genel aurasını anlatıyor gibi. sembolik olarak tanrının intiharı ve ölürken ayaklarına dökülen toprak parçaları, daha sonraki cinsel birleşme sahnesi edmund elias'ın felsefesini ortaya çıkarıyor. film siyah beyaz ve full kontrasttır. izlerken yaşadığınız dünyadan kopabilir ve kendinizi oraya aitmiş gibi hissedebilirsiniz.
--spoiler--
mother naturea tecavuz edilene kadar her seyi anladigim ama sonrasinda ipin koptugu, siyahla beyazin birbirine girdigi, anlasilmaz hale donen yapim. tam olarak film denilemeyecek, turu belirsiz ilginc bir sey. ancak midesi cabuk bulanan kisilerin uzak durmasi gerekir kanimca. konusu da galiba soyledir:
--spoiler--
tanri kendini oldurur, doga ana tanrinin cesediyle cinsel iliskiye girer ve doga ana hamile kalir. ortaya boyle hastalikli gibi garip ve aciz insanoglu cikar. sonra bir takim pelerinli kisiler tarafindan(eksi'de kapitalizm vs. oldugu iddia edilmis ancak bence orada ifade edilen seytandi) iskenceler gorur insanoglu. sonra bu pelerinliler doga anaya tecavuz eder. sonrasini anlamadim.
--spoiler--
farkli yorumlara cok acik bir filmdir. aslinda kesinlikle sozluge vs. bakilmadan izleyip, sonundaki yazilardan aslinda neyin ne oldugunu anlayip bastan tekrar izleyip kavramaniz gerekir, ancak bunu okuyorsaniz muhtemelen zaten cok gectir. iyi seyirler!
bokumdan daha kötü olan film. böyle sanatın içine tüküreyim, bir tane karı var ne bok olduğu belli değil, türk korku filmlerinden fırlamış gibi. be amk, böyle şeyler görmek istesem açar türk filmlerinden izlerim, elin sikik siyah beyaz filmini niye izleyeyim?
sanırım kimse ne izlediğini pek anlamamış, ben biraz ışık tutayım da ortalık aydınlansın denilesi film.
film çoğu kişinin sandığının aksine rastgele bir işkence sahnesiyle değil, tanrı'nın kendisini öldürmesiyle başlar. genedlde korku editlerinde bu sahneyi kullanıoyorlar ama bu sahne aslıdna çok derin o açılış sahnesinde karnını deşen varlık bizzat god killing himselfolarak geçer. kadının(doğa ananaın) ölen varlığa yani tanrıya masterbasyonyaptırıp spermelri cinsel amına sürmesi tanrı ölürken toprağa saçılan tohumlardan "mother earth" (doğa ana) doğar ve döngü böylece başlar. yani aslında karşımızdaki şey yaratılışın en trajik ve vahşi portresi.
buradan sonrası ise tam bir mitolojik kıyım süreci. doğa ana mother earth, tanrı'nın ölü bedeninden aldığı bu tohumlarla hamile kalıp ıssız bir arazide "son of earth" (toprağın oğlu) karakterini doğurur. ancak bu çocuk bildiğimiz insan gibi değil babasına benzer o da hareket edemez aynı kasılmaları gösterir sürekli sarsılan, spastik kasılmalar geçiren, kendi varlığına bile yabancı bir hilkat garibesidir. filmin geri kalanı bu zavallı varlığın göçebe kabileler (nomads) tarafından bulunması ve bitmek bilmeyen bir işkence döngüsüne girmesini anlatır. (aslında bu çocuk tarnın oğlu tanıdık gelmiş olabilir bkz jesus dünaynın ruhu ) bu kabileler aslında insanlığı temsil eder. kutsal olanı (tanrı'nın oğlunu) buldukları anda onu sevmek yerine ona tecavüz ederler, onu yerlerde sürüklerler ve en sonunda parçalara ayırırlar. yani film aslında teolojik bir olay anlatır.
yönetmen e. elias merhige, bu sahnelerin her bir karesini mikroskop altında elle işleyerek o kumlu, hiçbir şeye benzemeyen ölümden gelen rüya estetiğini yaratmıştır. diyalog yoktur çünkü bu acı dilin ötesindedir. en sonunda doğa ana ve oğlu parçalanıp toprağa gömüldüğünde, o kanlı topraktan çiçeklerin fışkırması ise yaşamın tek kaynağının bu bitmek bilmeyen şiddet ve ölüm döngüsü olduğunu yüzümüze vurur.
olayın popüler kültür tarafına gelirsek marilyn manson'ın o meşhur cryptorchidşarkısının klibi direkt bu filmden gelir. klibin yönetmeni de zaten filmin yönetmeni olan e. elias merhige'dir. klipte ve filmde gördüğümüz o çamur içindeki çırpınışlar, manson külliyatındaki metamorfozsürecinin solucan aşamasıdır worm stage tam gelişimini tamamlamamış, acı çeken ve evrilmeyi bekleyen o ilkel varlığı simgeler. manson bu estetiği alıp kendi antichrist superstarevrenine temel taşı buda genel kültür olsun.
Ayrıca YouTube'da filmin iki versiyonu var Birincisi, Marilyn Manson'ın Antichrist Superstar albümünün demo versiyonlarıyla aşama aşama ilerleyen versiyon ikincisi ise normal film olan versiyon. Film bayağı iğrenç, midesi hassas olanların midesini bulandırabilir.