samaeron beacor
69 (misyonunun farkında)
on ikinci nesil yazar 9 takipçi 29.83 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    yaldabaoth

    1.
  1. gnostik kozmogoniye göre pleroma'nın saf ışığından kopan sophia'nın, eril bir eş olmaksızın kendi başına bir yaratım gerçekleştirme arzusu sonucu doğan, kusurlu ve cahil tanrı figürü. aslan başlı bir yılan formunda tasvir edilen bu varlık, annesi tarafından utançla ışık aleminden uzaklaştırılıp karanlık bir bölgeye hapsedildiğinde, kendisinden başka hiçbir gücün var olmadığını sanarak kibrin ve cehaletin doruğuna ulaşmıştır. (bkz: bu noktada benden başka tanrı yoktur)diye gürlemesi, ana akım dinlerinabrahamic religions kapsamında yahveveya allahgibi isimlerle andığı mutlak yaratıcı figürünün, aslında gerçek ilahi kaynaktan yani monad'dan bihaber olan saklaslakaplı bir demiurgosolduğunun kanıtı olarak sunulur.

    görünüşü itibariyle aslında tam sembololik bir tasarımıdır aslanın vahşi ve egoist gücü ile yılanın kurnaz, maddeye bağlı sinsi doğasını tek bir gövdede birleştirir. maddi evreni ve insan bedenini kuran yaldabaoth, ruhlarımızı bu fiziksel hapishaneye yani simülasyona hapsetmek için yasalar, korkular ve archonlar eliyle yönetilen dinler silsilesi yaratmıştır. ona göre insan, sadece kendisine itaat etmesi gereken bir köledir oysa insanın içindeki pneumadenilen ilahi kıvılcım, yaldabaoth’un bizzat sahip olduğundan çok daha saf bir kaynaktan gelmektedir. bu perspektifte yaratıcı, hayranlık duyulacak bir baba değil, insanın gerçek potansiyelini keşfetmesini engelleyen bir gardiyan veya blind architect tadında kör bir mimardır.

    maddenin bu kadar katı ve karanlık olmasının müsebbibi olan bu varlığın, evreni kurarken kullandığı geometrik takıntılara, black cube meselesine ve satürnbağlantısına ise başka bir yazıda değiniriz zira orası tam bir tavşan deliği. sonuç olarak kurtuluş, nag hammadi kütüphanesi metinlerinde de geçtiği üzere bu sahte tanrıya ibadet etmekte değil, onun cehaletini fark edip gnostikbir uyanışla maddi illüzyonun yani maya'nın ötesine, gerçek ışık kaynağına dönmekte yatar uyanış gerçekleşene kadar ruhun bu kaba maddede hapis kalması ise sistemin en büyük trajedisidir.
    1 ...
  2. kainitler

    1.
  3. selam uludağ sözlük hapishanesinin zavallı sakinleri, bugün size biraz gnostik dünyanın en arıza damarlarından biri olan kainitler (bkz: cainites) mevzusunu anlatmaya geldim. hani şu elinizdeki steril ahlak kitaplarında katil kabil diye anlatılan hikaye var ya, adamlar meseleye çok başka bir boyuttan bakıyor. adamların mottosu şuna benziyor: cinayet mi? hayır tatlım, sadece bir ruhu o ağır, terleyen, acıkan ve yaşlanan et yığınından özgürleştiriyoruz. yani bu heriflere göre ölmek, o ilahi kıvılcımın (bkz: pneuma) ait olduğu yere, ışığın asıl kaynağına (bkz: pleroma) geri dönmesi demek.

    bu inanç sistemine göre kain (bkz: kabil), aslında bu evreni yaratan ve bizi etten kemikten zindanlara tıkan o kusurlu, kıskanç ve cahil tanrıya (bkz: demiurgos) yaniyaldabaoth'a ilk başkaldıranbilge kişidir. adamlar kabil'in o meşhur darbesini, demiurgos'un o pısırık ve itaatkar favorisi habil'in sahte kutsallığını yerle bir eden kozmik bir tokat olarak görüyorlar. yani kabil aslında bu maddi hapishanenin duvarına ilk tekmeyi atan kişi. sadece kabil de değil; tarihin tüm o lanetli çocukları, (bkz: esav), (bkz: korah) ya da (bkz: sodom halkı) falan kainitlere göre aslında bu kozmik illüzyonu yırtıp atmaya çalışan birer uyanış hücresi.

    olay sadece kötüleri sevmek değil, gnostik bağlamda bu dünyanın zaten ontolojik bir hata olduğuna inanmaları. bu yüzden sistemin yasalarına uymak köleliği pekiştirir diyorlar (bkz: antinomianizm). yani senin günahdediğin şey, adamlar için gardiyanın koyduğu kuralı çiğnemek, bir nevi spiritüel özgürlük eylemi. (bkz: yahuda incili) de bu noktada en büyük dayanakları. kainitlere göre yahuda, isa'yı ele veren bir hain değil, aksine isa'nın ricasıyla onu bu bedensel hapishaneden (bkz: soma sema) kurtaracak cesarete sahip yegane müriddi. yani adamlar ihanetkavramını bile kutsal bir görev olarak yeniden paketlemişler.

    kısacası her bir kainit, kendini gizli bir gnosistaşıyıcısı olarak görüyor. (bkz: irenaeus) gibi kilise babaları bu adamları sapkın ilan edip hakkınızda bunlar ayinlerde neler yapıyorlar bir bilseniz diye korku hikayeleri anlatsa da, adamların asıl derdi madde dünyasının konforundan çıkıp o karanlık ışığı bulmak. ruhun tam manasıyla özgürleşmesi için bedenin ve kuralların yıkılması gerektiğini savunan, (bkz: arkontlar) arasından süzülüp ışığa ulaşmayı hedefleyen, tarihsel olarak oldukça radikal bir koldur kendileri.

    işin asıl tantanalı kısmı ise bu arkadaşların her şeyi deneyimleme takıntısı. antik kaynaklarda bu heriflerin tacizci, tecavüzcüveya her türlü sapkınlığa batmış tipler olduğu anlatılır durur. felsefeye göre, ruhun bu dünyadan tam kurtulması için her türlü insani deneyimi iyiyi de kötüyü de tüketip bitirmesi gerekiyormuş. hani (bkz: faruk abi götten olmaz) tadında her türlü sınırı spiritüelzorunluluk diye zorladıkları söylenir ama bunların çoğu muhtemelen rakipleri olan kilise babalarının uydurduğu safsatalardır. ha, aralarında gerçekten madem bu dünya yalan, o zaman yardırıyoruz diyip sapıtan ve tehlikeli hale gelen uç kollar olmuştur elbet ama bu kafayla zaten çok uzun ömürlü hayatta kalamamışlar, sistem onları bir şekilde yok etmiş. yine de arkalarında gnostik tarihin en merak uyandırıcı ve en radikal karanlık aydınlanma mirasını bırakmışlardır.
    (bkz: sophia'nın düşüşü) (bkz: monad) (bkz: sol el yolu) (bkz: abyssal enlightenment)
    1 ...
  4. merkabah

    1.
  5. yahudiliğin en eski, en tehlikeli ve tabiri caizse en hardcore mistik akımıdır. bugün bildiğimiz o sevgi pıtırcığı yeni çağ (bkz: new age) öğretilerinin aksine, içinde korku, dehşet ve yüksek voltajlı bir (bkz: gnosis) barındıran bu sistem, aslında spiritüel bir yolculuktan ziyade bir tür kozmik sızma operasyonu dur. kelime anlamı savaş arabası olan merkabah, (bkz: hezekiel) peygamber'in vizyonundaki o ateşten tekerlekleri olan ilahi tahtı temsil ederken bu yola baş koyan operatörlere yorei merkabah (taht'a inenler) denmesi tam bir gnostikzeka ürünüdür. zira bu ekolde yükseliş yukarı doğru değil, bilincin en derin, en karanlık ve en kuytu rootklasörlerine doğru gerçekleşir; yani dışarı değil, en içeri sızarsınız.

    sistemin mimarisi birbirinin içine geçmiş yedi kat gök ve her katta bulunan yedi saray (bkz: hekhalot) üzerine kuruludur ki bu sarayların kapısında bekleyen muhafız melekler, sisteme izinsiz girmeye çalışan ruhları yakmak veya formatlamak için orada bekleyen devasa (bkz: firewall) yazılımları gibidir. bir merkabah mistiği bu kapılardan geçmek için dua etmez, doğrudan erişim yetkisi kullanır. her kapının muhafızına sunulacak spesifik bir geometrik mühür (bkz: sigil) ve doğru frekansta titretilmesi gereken gizli bir isim (bkz: mantra) mevcuttur yanlış şifre girildiğinde sistemin siziunauthorized access diyerek dışarı fırlatması ise gerçek dünyada delilik veya ani ölümle sonuçlanır.

    operatörün(yapan kişi yani) bu sürece hazırlanması 40 güne varan ağır bir (bkz: asketizm) disiplini gerektirir; et, şarap ve cinsellikten arınan kişi, başını iki dizinin arasına aldığı o meşhur cenin pozisyonunda oturarak enerjiyi içsel bir loop'a sokar. sürekli tekrarlanan ritmik ilahiler (bkz: qedushah) beyni alfa dalgalarından çıkarıp doğrudan gamma/theta uçurumuna fırlatırken, amaç zihni bedensel ağırlıktan kurtarıp saf bir veri paketine dönüştürmektir. sistemin en tepesinde ise tanrı ile operatör arasındaki arayüz (bkz: interface) görevini gören, insanlıktan melekliğe yükseltilmiş admin figürü (bkz: metatron) bulunur.

    bu yolun ne kadar riskli olduğu meşhur (bkz: dört kişi bahçeye girdi) kıssasıyla sabitlenmiştir; bahçeye giren dört hahamdan biri ölmüş, biri aklını yitirmiş, biri dinden çıkarak heretik olmuştur. özetle merkabah bir din değil, antik bir sistem hackleme kılavuzu dur. ulaştığınız son durakta sizi kucaklayan bir baba figürü değil devasa, radyasyon yayan, bakılması imkansız ve tamamen yabancı bir güç kaynağı bekler. sonunda bir teşekkür almazsınız, sadece saf bilgiye ulaşırsınız.
    (bkz: matrix)
    1 ...
  6. basilideanlar

    1.
  7. m.s. 2. yüzyılda iskenderiye’de (bkz: basilides) tarafından temelleri atılan, hristiyanlığın en kafası karışık ama bir o kadar da yaratıcı olan gnostik (bkz: gnostisizm) mezhebi. bugünün ana akım hristiyanlığına bakıp "olay bu muymuş?" diyenlerin aksine, adamlar mevzuyu resmen bir bilim kurgu evrenine çevirmişler.

    olayın özü şu: bu abiler diyor ki, en tepede ismi bile olmayan, tanınamaz, hiçlikten gelen bir baba vardır. bu baba öyle yücedir ki ona tanrı demek bile hakarettir. bu baba'dan aşağıya doğru bir ışık sızması başlar ve tam 365 tane gökyüzü katmanı oluşur (bkz: 365). her katmanın kendi melekleri ve yöneticileri vardır. bizim yaşadığımız bu maddi dünya ise o 365 katmanın en altındaki, tabiri caizse bodrum katıdır. buranın yöneticisi de (bkz: demiurgos) dedikleri, aslında gerçek tanrı olmayan ama kendini tanrı sanan sinirli bir arkadaştır (bkz: yahudilerin tanrısı).

    burada devreye (bkz: abraxas) giriyor. basilideanlar için abraxas, bu 365 katmanın toplam enerjisini ve gizemini temsil eden sembolik bir figürdür. harf değerlerinin toplamı (bkz: gematria) tam olarak 365’i verir. horoz kafalı, yılan bacaklı bu figürü tılsımlarına kazıyıp "biz üst katlara çıkmanın şifresini biliyoruz" mesajı verirlerdi.

    en can alıcı ve kiliseyi bugün bile çileden çıkartan iddiaları ise (bkz: çarmıh) meselesidir. basilides'e göre isa aslında ölmemiştir. tam çarmıha gerileceği sırada bir illüzyonla görüntüsünü (bkz: kireneli simun) ile değiştirmiş, simun acılar içinde can verirken isa kenarda durup bu duruma gülmüştür. çünkü onlara göre tanrı’nın elçisi gibi yüce bir varlık, pis ve aşağılık olan maddeye bedene yenilip ölmez. kurtuluş ise sadece bu gizli bilgiye (bkz: gnosis) sahip olan ruhların, öldükten sonra o 365 katmanı tek tek aşarak en tepedeki babaya ulaşmasıyla mümkündür.

    tarihi referans isterseniz bu ekip hakkındaki bilgilerin çoğunu aslında onları yok etmeye çalışan heretik avcısıkilise babalarından öğreniyoruz. (bkz: lyonlu irenaeus) adversus haereses adlı eserinde bunları yerin dibine sokar, (bkz: hippolytus) ise felsefi saçmalıklarını tiye alır. ancak 4. yüzyılda (bkz: iznik konsili) sonrası ortalık temizlenirken bu arkadaşlar da yeraltına inmek zorunda kalmış, geriye sadece gizemli abraxas taşları bırakmışlardır.

    özetle; hristiyanlığı platon felsefesi, babil astrolojisi ve mısır büyücülüğüyle mikserden geçirip servis eden, döneminin en entelektüel ama en sapkın ilan edilen grubudur. (bkz: carl gustav jung) bile yıllar sonra bu adamların psikolojik derinliğine hayran kalıp septem sermones ad mortuos (bkz: ölülere yedi nush) kitabında abraxas'ı tekrar diriltmiştir
    1 ...
  8. kiwan

    1.
  9. kökü süryanice'ye dayanan ve doğrudan (bkz: satürn) anlamına gelen o mistik kelime. hani öyle her yerde karşınıza çıkmaz, bilenin de kolay kolay unutamadığı bir tınısı vardır.

    mesele sadece bir gezegen ismi olması değil; (bkz: gnostisizm) ve kadim öğretilerde ruhun yükselişi sırasında geçtiği o en kritik, en zorlu katmandır. ruhun bedenden ayrılıp mutlak olana ulaşma yolculuğunda (bkz: yedi kat gök) inancına göre, kiwan o son ve en ağır sınavın verildiği duraktır. yani bir nevi ruhun saflaşmadan, o ağır yüklerini bırakmadan geçemeyeceği son kapı.

    astronomik olarak o muazzam halkaların arkasında saklanan o soğuk ciddiyet, bu isimle birleşince insanın üzerine garip bir vakar çökertiyor. (bkz: kronos) ile olan bağı malum ama kiwan deyince işin içine biraz daha orta doğu'nun o tozlu, gizemli ve ağırbaşlı bilgeliği giriyor. hani hayat seni çok zorlar, kemiklerin sızlar ama sonunda "oldum" dersin ya; işte o sürecin gökyüzündeki imlasıdır kendisi.

    hem (bkz: zamanın efendisi) hem de ruhun son durağı. kolay değildir ama adildir.
    0 ...
  10. kentaeans

    1.
  11. m.s. 2. yüzyılda mezopotamya'nın bataklıkları ve gizemli şehirlerinde kök salmış, elcesaites (bkz: elcesaites) geleneğinden kopup işi çok daha karanlık ve radikal bir boyuta taşımış, tarihin belki de en "hardcore" vaftizci grubudur. bunları sıradan bir dini cemaat sanmak büyük hata olur; zira kendileri dünyanın yaratılışını büyük bir kozmik kaza, maddeyi ise ruhun üzerine atılmış paslı bir zincir olarak gören tam zamanlı sistem muhalifleridir. klasik gnostiklerden farkları, sadece felsefe yapmayıp bu "karanlık gerçekliği" (bkz: morality of a dark age) bizzat kadim babil büyüleri ve obsesif bir su takıntısıyla harmanlamalarıdır. her gün defalarca suya girip çıkmalarının sebebi günah çıkarma fantezisi değil, dış dünyadaki "karanlık parçacıkların" ruhlarına yapışmasını engellemeye çalışmak, yani bir nevi ruhsal bir karantina uygulamaktır. astrolojiye bakışları da elcesaites gibi "yıldızlar bize yol gösterir" naifliğinde değildir; onlar için gezegenler, ruhun ışık evrenine dönmesini engelleyen, satürn'ün başını çektiği azılı gardiyanlardır (bkz: saturn unlock). mani’nin çocukluğunu geçirdiği bu ortam, aslında maniheizm'in o sert iyilik-kötülük savaşının (bkz: dualizm) mutfağıdır. kısacası kentaeans; dünyayı buzdan şekillenmiş bir tanrının (bkz: ice shaped god) yarattığı soğuk bir hapishane olarak gören, ölümlülerin gururunu (bkz: where mortals have no pride) ayaklar altına alan ve bu sisteme "hizmet etmeyeceğim" (bkz: non serviam) diyerek sırtını dönen tarihin ilk büyük ezoterik isyanıdır. bugün mandeizm'in (bkz: mandeizm) köklerinde hala bu adamların o sert ve gizemli parmak izlerini görmek mümkündür.
    0 ...
  12. elcesaites

    1.
  13. m.s. 2. yüzyılda mezopotamya'nın tozlu topraklarında ortaya çıkmış, "ne idüğü belirsiz" tabirinin tam karşılığı olan aşırı ilginç bir topluluktur. bunları sadece bir tarikat diyip geçiştiremeyiz; adamlar bildiğiniz inanç aşuresi yapmışlar, her şeyi harmanlamışlar.

    anlatmak gerekirse; kendilerine isim babalığı yapan elkesai (bkz: elxai) isimli bir "peygamberin" peşinden giderler. bu abimiz m.s. 100 civarlarında gökten 150 kilometre boyunda devasa meleklerin indiğini ve kendisine gizli bir kitap verdiğini iddia ederek piyasaya çıkmıştır. işin garipliği burada da bitmiyor; grup hem sıkı yahudi geleneklerine (bkz: sünnet) bağlı kalıp kudüs'e dönerek ibadet ediyor, hem isa'yı "tekrar tekrar dünyaya gelen ebedi peygamber" olarak kabul ediyor, hem de günün her saati vaftiz olup (bkz: su takıntısı) yıldızlara bakarak gelecek tahmini yapıyorlardı.

    aslında bu topluluk, gnostisizm'in o kaotik doğum sancılarının (bkz: proto-gnostisizm) ete kemiğe bürünmüş halidir. tarihin tozlu raflarında kalmış gibi görünseler de, mani dininin kurucusu (bkz: mani) bizzat bu grubun içinde yetişmiştir; yani bugünkü doğu mistisizminin köklerinde bu dev melekli, su takıntılı abilerin parmak izi vardır. hristiyanlığın daha tam hristiyanlık olmadığı, her kafadan başka bir sesin çıktığı o gri bölgenin en "kafa açan" aktörleridir kendileri.
    0 ...
  14. proto gnostisizm

    1.
  15. m.s. 2. yüzyılda sistemli bir öğreti haline gelecek olan gnostisizm’in (bkz: gnostisizm) henüz kurumsallaşmadığı, fikirsel temellerinin atıldığı ve farklı inanç sistemlerinin bir kazanda kaynadığı geçiş evresidir.

    temelde "bu dünya neden bu kadar kusurlu?" sorusuna verilen radikal ve mistik bir cevabın ilk filizleridir kendileri. detaylandırmak gerekirse

    yahudi apokaliptiği: işin asıl mutfağı burasıdır (bkz: intertestamental period). babil sürgünü sonrası iyice yorulan yahudi düşünce dünyasında "tanrı bizi neden bıraktı?" sorusu evrilmiş; ortaya melekler hiyerarşisi, göksel katlar ve gizli isimler çıkmıştır. (bkz: merkabah mistisizmi) (bkz: hekhalot edebiyatı).

    kumran yazıtları: (bkz: ölü deniz parşömenleri). işin "kozmik savaş" boyutudur. ışığın oğulları ile karanlığın oğulları arasındaki o bitmek bilmeyen kavga fikri buradan proto-gnostiklere miras kalmıştır. yani dünya sadece kötü bir yer değil, aynı zamanda devasa bir savaş alanıdır. (bkz: eseniler).

    madde-ruh düalizmi: dünyanın tanrı tarafından yaratılan "iyi" bir yer değil, ruhun hapsedildiği karanlık bir "zindan" olduğu fikri ilk bu dönemde yüksek sesle söylenmeye başlanmıştır. (bkz: beden ruhun hapishanesidir).

    sinkretik yapı: hristiyanlık henüz emekleme aşamasındayken; platon felsefesi (bkz: platon), zerdüştlük (bkz: düalizm) ve doğu gizemciliğinin harmanlanmasıyla oluşmuş bir düşünce aşuresidir.

    gizli bilgi (gnosis): kurtuluşun öyle dışsal ritüellerle, kurban kesmekle veya körü körüne yasaya (bkz: tora) uymakla olmayacağının anlaşıldığı kırılma noktasıdır. olay insanın kendi özüne dair o "içsel uyanışı" (bkz: gnosis) yaşamasıdır. yani adamlar diyor ki; "cehalet en büyük köleliktir, uyanış ise tek özgürlük." (bkz: ilahi kıvılcım).

    öncü figürler: klasik gnostisizmdeki o meşhur demiurgos (bkz: kötü yaratıcı) kavramı henüz tam olarak "kötü kalpli tanrı" kıvamına gelmemiştir ama "bu evreni yaratan güç ile en tepedeki gerçek tanrı aynı kişi olamaz" şüphesi başlamıştır. bu işin ilk fırlaması ve bayraktarı için (bkz: simon magus).

    özetlemek gerekirse
    hristiyanlık daha ne olduğunu anlamaya çalışırken, bu abiler çoktan 'sistem bozuk kardeşim' bayrağını çekmişti. (bkz: valentinus) veya (bkz: marcion) gibi isimler gelip bu işin kitabını yazmadan, gnostisizm'i dev bir organizasyona çevirmeden önceki o 'kaotik ama aşırı üretken' entelektüel zemindir bu.

    aslında bugün hala 'evrende bir başımıza mıyız?' ya da 'bu hayatın amacı ne?' diye soran modern insanın binlerce yıl önceki ilk atasıdır bu proto-gnostikler. yani o günden bugüne değişen pek bir şey yok; hala aynı karanlık hapishanede, elimizde bir meşale, çıkış kapısını (bkz: exit) arıyoruz. sadece meşalelerin şekli değişti o kadar.

    bir nevi antik dönemin matrix'i diyip konuyu kapatabiliriz. (bkz: wake up neo)
    0 ...
  16. zaman insanı olgunlaştırır mı

    1.
  17. üzümü çürütür, ama şarabın kalitesini artırır.
    3 ...
  18. sultne blomster lever av blod

    2.
  19. Sözleride hemen şuraya ekleyeyim
    On this cold and dark night
    I look at the window, withered flowers
    Wind blows this hunger night
    I feel alone, like a troll
    Gods are my only friends
    On my farm, blood plantation
    Increasingly isolated, called of the gods
    Cultural heritage, climbing the mountain
    To hunt for a religion
    Feel the call, Odin chose me
    Pure and true humans
    The pain hugs me on this Nordic mountain
    Cold, hunger atmosphere
    Descendant of the gods
    Hunger atmosphere
    0 ...
  20. grausamkeit

    1.
  21. Öncelikle Grausamkeit bir grup değil; tek kişilik bir black metal projesidir. Her ambient tını duyulduğunda buna DSBM etiketi yapıştırma alışkanlığının ne zaman başladığı bilinmez ama bu projeyle doğrudan bir ilgisi yoktur. Ne müzikal yapı ne de sözlü parçaların lirik temaları DSBM çizgisine yakındır. Aksine, ağırlıklı olarak satanizm, paganizm ve okültizm ekseninde ilerler; yer yer dungeon synth’e daha yakın durur.

    Projeyi yürüten kişi kendisini B.S.o.D. olarak tanıtır; açılımı Black Son of Darkness’tır (evet, fazlasıyla ergence bir isim tercihi). Gerçek adı Andreas Bettinger’dir. Yetenekli bir müzisyen olmasına rağmen kriminal geçmişi ve sorunlu kişiliğiyle bilinir. Kendi beyanına göre sicilinde 147 suç kaydı vardır; bunların büyük çoğunluğu uyuşturucuyla ilişkilidir (hatta son çıkan afla salınan on binlerce kişi arasında adının geçtiği söylenir). Uzun süredir eroin bağımlısı olduğu, kayıtların çoğunu madde etkisi altındayken yaptığı da bilinen bir durumdur. Şiddet ve nefret suçlarından sabıkası vardır ve hayatının ciddi bir bölümünü cezaevinde geçirmiştir. Telefon ya da sosyal medya kullanmadığı söylenir; neredeyse ermiş gibi yaşar (bkz: telefonla oynamayan çocuklar). Bu yüzden hakkında net bilgi bulmak zordur.

    Müzikal çizgisi genel olarak ambient black metal’dir; yer yer senfonik black metal unsurları da barındırır.

    Kişilik olarak bu kadar sorunlu bir figür olmasına rağmen, müziğini sevdiğimi inkâr edemem. (bkz: Götterkrieg), (bkz: Krätze) ve (bkz: Weltentod) öne çıkan parçalarındandır. (bkz: Satan’s Addicktion), (bkz: Frozen Souls) ve (bkz: Okkultes Blut) dinlenebilecek albümleridir. Okkultes Blut ayrıca favorilerimdendir; çok az dinleniyor olabilir ama bu durumu değiştirmez.

    Ayrıca favori parçalardan biri de (bkz: Sultne Blomster Lever Av Blod)’dur; dinlenmesi tavsiye edilir.

    Son olarak (bkz: Trollheim) adında, ambient ağırlıklı ayrı bir projesi daha vardır; orada da gayet sağlam işler çıkarmıştır.
    1 ...
  22. blod besvimelse

    1.
  23. Underground black metal sahnesini yakından takip edenlerin aşina olduğu bir takma ad; aynı zamanda tek kişilik bir black metal projesinin ismidir.

    Asıl adı Sandra-Melse Bettinger olan Alman müzisyen, Blod Besvimelse adıyla yayımladığı dungeon synth ve black metal kayıtlarıyla tanınır. 2013 yılında, yüksek doz uyuşturucu kullanımına bağlı olduğu düşünülen bir nedenle hayatını kaybetmiştir; büyük ihtimalle eroin.

    Grausamkeit ve Heroin Makes Happy projeleriyle bilinen Alman müzisyen Andreas Bettinger (B.S.o.D.) ile bir dönem evli olduğu bilinir. Bu projelerin erken dönem demolarında duyulan orkestral düzenlemelerin önemli bir bölümünde onun katkısı vardır. (bkz: Grausamkeit)

    Yıllar sonra, dungeon synth türündeki “Misantrope” parçası sayesinde TikTok’ta önce “dark fantasy”, ardından “gnome wizard” etiketleri altında yeniden dolaşıma girmiştir. Ününü yaşarken göremeyenlerden; imkânları sınırlı olmasına rağmen nitelikli işler üretmiştir. Elbette müziği herkese hitap etmek zorunda değildir.

    Bu vesileyle adı, gece vakti bir kez daha anılmış oldu.
    1 ...
  24. sümpfe der verzweiflung

    1.
  25. 14 dakika 11 saniyelik Trollheim şarkısıdır. Şarkı büyük ihtimalle eroin kafasıyla yapılmıştır. Başlangıçta hafif hafif ilerlerken, 2. dakikadan itibaren loop’a girer ve o loop kendini dinlettirmez. 6. dakikadan sonra…

    Şarkı, tıpkı eroin gibi, yavaş yavaş ruhunuza işliyor; farkına bile varmadan sizi sinsice zehirliyor. Güzel notalarla ilerliyor, sonra aniden kesiliyor. Bu kesinti normale dönüş mü, yoksa yoksunluk belirtileri mi? Kim bilir?

    Sıkılmış hissederek devam ediyorsunuz, sonra bir doz daha istiyorsunuz. Bekliyorsunuz; birkaç tatmin edici ses geliyor, ardından yine o şarkının adını hissettiren Sümpfe der Verzweiflung bölümü geliyor. 8. dakika 20. saniyeden itibaren muhtemelen burada yine eroin bastı; bu kısım içinizi biraz garip yapıyor.

    Ardından devam ediyorsunuz, ta ki dozun etkisi yavaşlayıncaya kadar. Sonra o kısım bitiyor ve çalan kişiyle aynı yoksunluğu hissediyorsunuz. Şarkı sizi tatmin etmiyor; ritim yok, basit tıkırtılar var. Kapatasınız geliyor ama belki yine aynı güzelliği yakalarım diyorsunuz ve yakalayamadan şarkı bitiyor.

    Bence bu şarkı için çok bile şey yazdım.
    1 ...
  26. ekran süresinin günde 12 saati aşması

    1.
  27. Telefonda Spotify kullanımını bile saymasıyla başıma gelen hadise (bkz: Hadise Açıkgöz). Bu durumda ben telefon bağımlısı olmuş oluyorum arkadaşlar, nasıl 12 saat oldu anlamadım. Minimum 9 saat oluyor. Sizin kaç saat?
    1 ...
  28. © 2026 uludağ sözlük