içi pipi ve kukuyla boşaltılmış kavram. Yalan söylememek, hırsızlık yapmamak, dolandırıcı olmamak falan, bunlar hep namus işi. Kimin kimle seviştiği geri kalmış toplumlarda o kadar büyük problem ki, geri kalan her şey sıradan ve sorun olmaktan çok uzak. Sevişemeyen herkes, sevişen herkese öyle düşman ki, namusuna dil uzatıyor. Yaptığının da bir namussuzluk türü olduğunu fark da etmiyor.
ya derin bir toplumsal eleştirinin ilk harfidir ya da görükle'de bir kafede otururken telefona damlayan çay damlasının esidir. tanımı yaptıktan sonra gelen o "başlığı açıp kaçan yazar" gizemi...
Namus, kişinin kendine ve başkalarına karşı sorumluluklarına sadakatidir. Hem kendine hem de topluma zarar vermekten sakınmak, başkalarının hakkına, bedenine, hayatına ve onuruna saygı göstermektir.
Aradım yıllardır seni her yerde
Bir türlü karşıma çıkmadın namus
Nihayet bir yerde rastladım ama
Utançtan yüzüme bakmadın namus
Yaklaşıp yanına dedim nerdesin
Dedin ki yorulma gelmiyor sesin
Gayretleri boşa gitti herkesin
Kimseyi yanına sokmadın namus
Fazilet dediğin meğer masalmış
Namuslu görünmek kimlere kalmış
Zenginmiş, fakirmiş, halkmış, kralmış
Gördüm ki kimseyi takmadın namus
Hadi yandan
Hadi hadi yandan
Ben senden ne saray ne ev istedim
Seni sevenleri sen sev istedim
Kıvılcım aradım alev istedim
Bir tek mumu bile yakmadın namus
Azizken gözümde sudan ekmekten
Yoruldum uslu dur yapma demekten
Yüzyıllardır namussuzluk etmekten
Bir türlü uslanıp bıkmadın namus
Hadi yandan
Hadi hadi yandan
Hadi yandan
Hadi hadi yandan
Hadi yandan
Hadi hadi yandan
Türkiye'de bunun bekçiliği çok yapılır.
Friedrich Nietzsche bu şerefsizlere çok ağır bir cevap vermiştir:
Kim namus ve Ahlak şövalyeliği yapıyorsa, bilin ki en namussuzu odur,
tabi ki carpmamak cırpmamak, durust guvenilir bir insan olmak cok onemli.
bir isyerimde ben aksaray dan torbayla dolarlar tasıyordum mesela.
sagolsunlar iranlı patronlar bana hep "senin gibi guvenilir calısan bulamayız." diyorlardı.
bunu patronlarından duymak cok kıymetli.
ne bilim esinin arkadaslarına sarkmamak, esini-sevgilini aldatmamak, dostuna kazık atmamak bunlar kıymetli seyler.
iyilik yapmak, iyiligi yaymak bunlar kıymetli seyler.
zor gunde insanlara vefalı olmak kıymetli seyler.
dostunun mutluluguna kıskanmadan kendi mutlulugun gibi sevinmek kıymetli seyler.
ben ahlaklı insan deyince bunları anlıyorum.
yoksa kac defa, nasıl, kimle sevistiginiz beni ilgilendirmiyor. ben insanları boyle yargılamam. hatta keske cinsel devrim olsa. once bir kaos olur, sonra kendi dengesini bulur. tecavuz kalmaz valla. bastırılmıs hastalıklı duygular kalmaz.
1. isim Bir toplum içinde ahlak kurallarına ve toplumsal değerlere bağlılık, iffet diye tdk'da tanımlanıyor. iffet ise " 1. isim Cinsel konularda ahlak kurallarına bağlılık, sililik. 2. isim Namus." diye sözlükte geçiyor.
Namus denilen kavram insanın kendi vicdanıdır. Haya ve güzel ahlakın vermiş olduğu kaliteli ve insanca yaşanan hayat kuralıdır. Cinayet ve cinsiyet kaosu değildir.
namus iki bacak arasında başlar kafada biter. bakire olup da kafası bambaşka bir seviyede olan ile bekaretini bar köşelerinde kaybetmiş olup kafası düzgün olanın pek bir farkı yoktur. ikisinin de topluma zararı farklı açılardan eş değer sayılır.
insanımızın namus anlayışı zardan oluşuyor. Zar yerindeyse tamam namuslu. Ama ne kadınlar var ki başı türbanlı orda burda ağzına alan arkadan yapan. Şimdi bu kadın namuslu mu?
Namus bence beraber olduğun kişiyi aldatmamak yalan söylememektir. Güven vermek hayal kırıklığına uğratmamaktır.
Biraz aşın kendinizi, herkesle seks yapıp zarlı kadın ararken Asıl namussuz olan siz oluyorsunuz.