Özellikle istanbul trafiğinde taksicilerle kavga etmek istemeyip ruh sağlığını korumaya çalışmaktır. Malum gitmek istediğiniz yere türlü bahanelerle götürmüyorlar. (içlerinde işlerini düzgün yapanları tenzih ederim.)
Kankimin yazdiklarina ek olarak 'ödül bisküvisi' verilmesini salık veriyorum. Çünkü entryi okuduktan sonra bir kediden farkımız olmadığına karar verdim.
Canım koalam bu aralar seni dertli görüyorum ve senin için üzülüyorum.
Sen ki "kafka'dan dönüşüm'ü okuyup bahçeye işemiş" insansın.
Bunu yapabilen kaç kişi var?
Şaka bir tarafa benim için her zaman çok kıymetlisin. Hiç bir şey için üzülmeye değmez. Zamanla hayat yoluna girecektir.
Bir taraf “mutlak butlan” diye yırtınıyor, diğer taraf “demokrasi kazanacak” diye şov yapıyor, vatandaş ise reyonun önünde kaşar peyniriyle,domatesle gıyaben vedalaşırken "bu fiyat artışı anayasaya uygun mu acaba ?" diye icra hukuku çalışıyor. Siyaset öyle bir noktada ki, sabah döviz kuruyla uyanıp akşamına medeni usul hukuku öğreniyoruz. Geçen ay uzmanlık alanımız enflasyondu, bu hafta anayasal yorumculuk. Tv.'lerden hiç bahsetmiyorum bile. Durumu icler acısı. Havanda su dövüp duruyorlar. Kimsenin umurunda değiliz. Olan vatandaşa oluyor. "Filler tepisiyor ve cimenler eziliyor." Hicbir şeyi yarım yaşamıyoruz, ya tamamen kriz ya tamamen kaos. Arada sakin, uykumuzu getirecek kadar olaysız bir salı günü bile yok.
“Uludağ Sözlük’ü gammazlara yedirmedik” diye başlık açılmış ama ortada kutlanacak bir zafer göremiyorum ben. Zaten toplamda yazan kaç kişiyiz?
Ayrıca suclanan insanlar gitmedi, aksine yıllardır burada yazan, emek veren birçok yazar küstü, çekildi, hesabını sildi. Şimdi dönüp bakınca insan ister istemez şunu soruyor: Neyin sevinci bu?
Bir platformu güçlü yapan sey,aynı düşünen insanların birbirini alkışlaması değil, farklı insanların aynı yerde yazabilmesidir. insanlar korkarak, hedef gösterilerek ya da sürekli itham altında hissederek uzaklasiyorsa ortada kazanılmış bir savaş değil, kaybedilmiş bir ortam vardır.
Sözlük dediğin yer biraz da hafıza degil midir?Giden her eski yazarla birlikte anılar, üslup, mizah ve kültür de gidiyor. Sonra dönüp “biz kazandık” demek bana biraz boş bir salonda yankı dinlemek gibi geliyor.
Keşke insanlar birbirini susturmakla değil, birlikte yazabilmeyi başarabilmekle övünseydi.eminim bu hepimizi daha mutlu ederdi.
Sözlüğün neşe kaynağıydı, zeki ve esprili bir insandı. Bana en ufak bir saygısızlığı da olmadı. Ben gitmesine çok üzüldüm. Dilerim geri döner. Sözlük için büyük bir kayıp.
“Üşüyorum” çünkü bazı insanlar gidince ortamın havası gerçekten değişiyormuş.
Sözlük hala aynı sözlük belki ama ben kendimi eski evine girip hiçbir esyayı yerinde bulamayan biri gibi hissediyorum.
Eskiden girince içimden “bak bunlar burada” dediğim insanlar vardı.
Şimdi kalabalığın içine düşmüşüm de kimseyi tanımıyormuşum gibi geliyor.
Sanki yıllardır oturduğum mahalle bir gecede boşalmış da ben hala alıskanlıkla aynı sokaktan geçiyormuşum gibi.
insan bazen bir yazarı değil, onun bıraktığı hissi özlüyormuş.
Bir cümlesini, bir mizahını, denk gelince içini rahatlatan varlığını. Neredesiniz?
O yüzden bugün sözlük biraz daha soguk geldi bana.Biraz daha sessiz, biraz daha yabancı. Üşüyorum, çok Üşüyorum...
Adaletin olmadığı yerde kim neden kalmak istesin ki?
insan bazen küfürden değil, haksızlığın normalleşmesinden yoruluyor. Cünkü mesele birkaç troll ya da birkac kırıcı mesaj değil,mesele, bunlara karsı bir duruş olup olmaması.
Bir yerde emek veren insan kendini değersiz hissediyorsa, sesini duyuramayacağını düşünüyorsa, orada yazmanın da bulunmanın da anlamı azalıyor. Adalet sadece mahkemelerde değil, insanların bulunduğu her ortamda gerekli. Yoksa geriye sadece en çok bağıranların kaldığı bir gürültü kalıyor.
Uludağ Sözlük birkaç kişinin feyk hesap açıp insanlara salladığı bir yer olmamalı. Burada yıllarını vermiş, yazmış, üretmis insanların emeği, anısı ve bıraktığı iz var.
Gammazlıkları alınmış yazarlara organize şekilde saldırmak özgürlük değil,ortamın huzurunu bozan ucuz bir kalabalık yaratmak. Cünkü bir sözlüğü büyük yapan şey online sayısı değil, yıllarca oluşmuş kültürü ve o kültürü koruyabilen insanlarıdır.
Bugün az kişi yazıyor olabilir ama Uludağ Sözlük hala yazan kişi sayısından daha büyük bir isim taşıyor. Bu yüzden düzenin yeniden sağlanması şart.yönetimden ricamdır. Gammazlar görevine iade edilmeli; küfürü, bel altını ve seviyesizliği “mizah” sananlar da gereken cezayı almalı. Çünkü bir platformu ayakta tutan şey sınırsız kaos değil, korunabilen saygıdır.
Yorgundur. Fazla düşünmekten, insanları idare etmekten, normal davranmaya çalışmaktan, güçlü görünmekten, sevgiyi hak etmek için fazlaca çabalamaktan...
“Bazı insanlar giderken bile bulunduğu yere bir eksiklik bırakir.
Gocu da benim için öyleydi işte.
Bir ‘kanki’ kelimesinin içini samimiyetle doldurabilen nadir insanlardandi.
Sözlükten bir yazar silinmedi sadece, denk gelince yüzümde gülümseme bırakan bir alışkanlık eksildi.
Umarım hayat onun kalbine, onun insanlara davrandığı kadar nazik davranır.”
Pamuk kalplim çok özledim seni...
“bir şey söyleyeceğim;
insanlar burada sadece yazmıyor, biraz da kendilerini bırakıyorlar.
sonra bir gün sessizce gidiyorlar ve en çok sesi çıkanlar, o sessizliğin sebebi oluyor.”
Ne kadar üzücü.
Dünyanın en uzun merdiveni, isviçre'deki Niesen Dağı'nda bulunan ve Niesenbahn füniküler hattına paralel olarak inşa edilen 11.674 basamaklı servis merdivenidir. Yaklaşık 3.4 kilometre uzunluğundaki bu yapı, 1.600 metreden fazla bir yüksekliğe ulaşır .
Ancak böyle bir merdivene çıkıp inerse kilo verebilir sözlük kızları. Dolayısıyla bir ütopyadır bu düşünce.
Kaç kere dedik "şu sözlük erkeklerini düzgün yıkayın, 30 dereceden yukarı çıkmayın, çıkarsanız çeker " diye. Offf! Sonra neymiş sözlük erkekleri kısa. Kısalır tabii.
Taşınacak olan bir sözlük kızıysa kesinlikle kendisi kaldıramayacağı için bir foklift tavsiye ederim.
Ha ben cesur yüreğim illa yapacağım diyorsa öncelikle medeni cesareti icin tebrik ederim, sonrasında mutlaka iyi bir fizyoterapistle anlaşsın derim.