Önce kapatmalarının , manitalarının , sevgililerinin ebeveynleri ile tanışan yazar. Kendilerinr damat olacağım Ailenin benim gibi birini hakettiğinden emin olmam lazım.sonra sen azizim.
Uğraşmamanız gereken bir yazar. Azizim bilirsiniz totom sıkı , dilim kıvrak kücük vekil damarlıdır. Demediler mi size bu adamın ait olduğu bir şey bir yer yok. Tatlı tatlı yazıp dururken siz küçük vekili içinizde hissetmek istiyorsunuz. Sustum suskunluğum asilleliğimden değil işlerimin çokluğundan dı. Şimdi işim yokm format dahilinde ensenizde hissedeceksiniz küçük vekilin gölgesini.
Ailesini hiç tanımamış yazar. Aileme sövseniz çok bir şey hissetmem çünkü öyle bir olgu yok zihnimde ama ben valideniz ile çam ağaçlarını temaşa ederim desem zorunuza gider. O yüzden o toplara pek girmeyin arzu ederseniz.
Tam bir muamma azizim. Bunu bilmek için isviçre bilim adamlarından en az pandik yemek lazımdır.
Ama önce kezban kelimesinin anlamını tarif etmek gerekmektedir. "Yenge yenge kezban yenge mıhtar moldun kezban yenge" , öhöm tam şiveyle yazmak asalettendir, türküsü ile dillere pelesenk olmuş bir isimdir azizim. Ama türkü de geçen yengemizin kezbanlıkla pek bir alakası yoktur. Bazı iddialara göre "kizb" yani yalan kökünden gelir kezban ismi. ilginc.
Biz erkeklerin "kezban" diye tarif ettiği , tamladığı , nitelediği şey tam karşılamasa da "gizli eşcinsel erkek" tamlamasının dişi versiyondur.
Olay nedir? Şark kurnazlığının diğer adıdır. Bir olmamışlık , eksiklik , çiğlik , tam sindirilmemiş papates kızartması kusmuğu kokmaktadır.
Şimdi azizim hal böyle iken, karar veremedim şahsen. Hangisi daha kezban bu eksik eteklerin. Kızmayayım diyorum ama olmuyor. Hiç utanma arlanma yok azizim sizde, neyi paylaşamıyorsunuz? Nedir derdiniz? Açık olun , derdinizi net söyleyin derman olalım, karlı ovalarda seyran edelim. Bu mu lan yazarlık? iki kelime bir araya getirdiniz diye kendinizi nimetten mi sanıyorsunuz lan fasülyeler? Sorular sorular ve bilinmezlik.
neyi keşfettim onu dahi bilmiyorsun bir yerden sonra. yine de öğrendiğim şeyler oldu içimden geçen iğrenç hayatlardan.
misal; sarhoş olmanın öyle sanıldığı kadar da şairane bir yanı olmadığını.
sarhoşken hissettiklerimi ayıkken de hissetseydim bu kadar çok içmeyebilir ve hepinizi daha çok sevebilirdim...
insanları severmiş gibi yapmayı çok iyi becermeme ve hatta birkaçını gerçekten becermek istememe rağmen insanları sevmediğimi nadiren itiraf ederim.
evet, insanları sevmiyor, tanıdıklarımdan nefret ediyorum. beceremiyorum da... aslında bazen beceriyorum. hep istemdiğim şeyleri becerdiğimi anlamam da cabası...
Saçmalık.yirAzizim ben çevremdeki bütün deist, ateist arkadaşları zorla , tehditle müslüman yaptım. Mecburlar. Yoksa ortamda götoğlanı yaparım bilirler. Bir kaç tanesinden münafıklık kokusu alıyorum ama ilk fırsatta kucağa alırım onları.
Yanlış yerde sorulan soruların bulunduğu site. Oysa sözlüğe gelip bana sorsalar , her sorularının cevabını alırlar ama bu saçı uzunlarda akıl yok. Yani yapacak bir şey yok.
Öğrencilik zamanında , madem yiyecek paramız yok bari oruç tutalım diye çok oruç tutmuşluğum var. Ortamda da , oruçluyum diye bir de hava atardım. Çok riyakar bir adamım azizim.
sözlük magazini geliştirme çerçevesinde bugünden itibaren uygulanması zorunlu. artık herkesin yazacak bunu. oğlanların kimliği deşifre edilecek. en son hangi hatun yazara mesaj attınız? yok di mi öyle bişey?
erkeklerin birbirlerine saçma sapan mesajlar attığı bi yer burası. farkındayım. fakat bu oğlanların arasında gerçek erkeklerin de karalanmasına izin veremem. dolayısıyla mesajların buraya kopyanlanması bu açıdan çok faydalı. kimin ne mal olduğu görecek herkes. daha önce söylediğim gibi modlara başlık taşımaydı, soruydu mesaj atabilirsiniz. modların çoğu yalnız. bütün o güçlü, cool, acımasız görüntülerinin altında savunamsız, masum, samimi, iş, işi olan bi çocuk uzanıyor.
hatunlara yazma babında ise kesin atmalısınız, ama sözlükteki bi erkeğin bi erkeğe gereksiz yere,
gereksiz yere dediğim sadece muhabbete mesaj atması , anüsünün fıstık ezmesiyle yumuşatılma
isteğine, dolu dolu aranmaya, kolaj çalışması yapılarak vurdurulmaya işaret.
yeterrrrrrrr lan yeterrrrrr.... ulan eşin yanda televizyon seyrediyor, senin sevgilin evde sıkıntıdan salak salak vakit geçiriyor, sen burda elalemin erkeği mesaj kutumu yazsa da sevinsem diye göbeğinde polen söndürülmüş it gibi ekrana bakıyorsun. it. pardon yaa...
bebişlerim, burada aşk yok, flört yok, magazin yok, terkedilmiş erkekler, bunalıma giren hatunlar yok. çapkın erkek yok diycem ama, erkek yok ya... biraz hareket, lütfen biraz hareket...azıcık kımıldayın ya... ulan bu sözlükte aylardır yazıp da bi hatun kaldırmayan erkekler var hala... bunlar sokakta nasıl benim de cinsel organım elvan görünce huylanıp damar damar üstüne biniyor diye geziyor, enteresan.
ve ayrıca bu mesajların yayınlanması sözlükteki makul deşifrenin faydasını, yazarların cool ve
kompleksizliğini ortaya çıkaracak. he bu arada format açısından bi sıkıntı yok. merak etmeyin.
size atılan mesajları izinsiz yayınlamazsınız, sizin attıklarınızı değil, ama gene de izin alın. tam
emin değilim. şikayet ederse sorun olabilir. görcez.
evet,
benim ki...
Herzevekil ->zall: tavsiyelerin için teşekkür ederim. çok tatlısın. kolay gelsin.
Yanlış önermedir azizim. Bir erkeğin entry uzunluğu ortalaması malzemesinin büyüklüğüne göre doğru orantılıdır. Küçük ise kısa entry girilir. Hatun kişilerde zaten malzeme olmadığı için böyle bir kıyas namümkündür.
yanar döner, içten pazarlıklı ve en önemlisi kişiliksiz bir yazardır. yazarımsı demek daha doğrudur bunlara. yani sana sunulmuş olan ve senin üzerinde o kadar emeği bulunan bir mekanın anısını nasıl böyle adice işlerle kirletirsin?
anlamıyorum azizim... belki de aklım almıyordur falan... uzun yıllardır sözlüklerde yazarım ama ben yapmadım böyle bir şey. bana emek veren ve yarar sağlayan bir sözlüğe gavatça ihanet etmedim. Uludağ sözlük'te oldum hep... bazen uludağ sözlük oldum. ama hep burada ve buranın oldum.
şimdi açık yüreklilikle itiraf edelim hadi... uludağ sözlük'te yazar olduğu halde başka sözlüklere üye olanlar selibriti yazar falan olamazlar... hatta iyi yazar bile olamazlar değil mi? ki bence yazar bile olamazlar.
bildiğin arkadan vurmaktır, kalleşliktir. hem ssg ya da wondrous size zall kadar yakın mı? oğlum iso belli etmiyor ama hepinizi ayrı seviyor lan... ne zaman bir yazar çaylak olsa adam hüzünleniyor falan. ama aramızda kalsın, söylediğimi söylemeyin.
diğer sözlüklerden çok çekici teklifler alsam da uludağ sözlük'ü seviyorum! Uludağ sözlük'ü bırakmıyorum.
an itibari ile keşfettiğim ve üzüldüğüm bir gerçeklik.
hadi ama... sizler bu kadar zavallı değilsiniz. sizlerin de harika olduğunuz bazı konular vardır. sizlerin de mutlulukları ve küçük de olsa hayalleri vs. vardır. peki neden bu kıskançlık? kıskançlık sizin gibi özünde asil olan insanlara yakışmayan bir detay.
nereden vardım bu kanıya? hemen anlatayım. arada sırada "çog mutluyum" , "şahane hissediyorum" benzeri giriler yazıyorum sözlük yazarlarının itirafları başlığına... nedense millet eksiliyor...
yoksa?
iki seçenek var aslında... birincisi uludağ sözlük yazarları kıskanç, ikincisi seoviler... e kaç tane seovi var sözlükte? 20? 30? hayır hayır çok saçma... bence ikinci seçenek devreden çıktı.
kıskanç ve eziksiniz işte... başkalarının mutluluklarını kıskanan ve mutlu anları katledenlersiniz.
perde inecek, maskeler düşecek... orada siz olacaksınız. gerçek yüzlerinizle ve siyah kalplerinizle.
creative zeka, cinsel çekicilik ve en önemlisi hayalleri süsleyen bir kişiliğe sahip adamdır. aksi takdirde benzersiz oluşları ile ünlü sözlük kızları neden aşık olsun ki bir adama?
yazdığı entryler ile kızların yüreğini hoplatan , adetten kesen kaç yazar vardır bilemem. yani birkaç pm ile vajina sulandıran kaç bünyeye denk gelebilirsiniz? zor ihtimaller bunlar elbette ama yok da değil. evet açıklıyorum...
*an itibari ile bir çok sözlük kızını kendime aşık etmiş bulunmaktayım.
onlarla sevimli sevimli cilveleşiyoruz ve karşılıklı şukulaşmalarda bulunuyoruz. sayesinde hem hormonlarım hem de karmam tavan yaptı. geçenlerde tartıştık "hangimiz daha çok seviyor" diye... ama sonra tatlıya bağlandı.
Hepsini çok seviyorum yahu! öyle böyle değil. Azizeler aklıma geldikçe sözlüğe giresim geliyor. sonra tekrar çıkıp tekrar giresim geliyor... mutluluk resmi çizilen bir şey değil belki ama girisi yazılabilen bir şey...
sizi hareketsiz bırakır. bişey yapamazsınız. bişey yapamayacağınızı bilmek daha da yorar
ruhunuzu. onu kararından vazgeçiremeyeceğinizi bilmenin bütün ağırlığını taşırsınız. kayser abi
gelin arabasını senin kullanmanı istiyorum der size, heyecanladır, anlatır durur. tabi tabi
demekten başka cevabınız yoktur. herhalde kullanırım dersiniz.
kızın annesinin danteller ördüğünü, el emeği göz nuru bunlar her yere örtülecek dediğini
ondan dinlemekten zorunda kalır, yine bişey yapamazsınız. zaten ruhunda varoşluk barınan
arkadaşınızın onunla evlendiğinde tamamen varoş olacağını, kendisini yukarıya çekebilecek bi
kızla evlenmesi gerekirken tam tersini yaptığını görür, anüsünüzde düğümlenen kanlı ishallerle
öylece kalakalırsınız.
kız regular bi varoş olsa iyi. tamam. oluru var. görmemiş der geçilir. kendini geliştirmesi beklenir. şans verilir. arkadaşınızın ona sunduğu imkanlara minnet etmesini, hafiften kendini mahcup hissetmesini, beni varoşların bağrından aldın kocacım şeklinde yaklaşmasını umarsınız. ama yazık ki varoşlarn en disgusting türü olan, apaçilikten kurtulmuş elitimsi olma yolunda ilerlemeye çalışan- ki arkadaşımla evlenince bu da olmayacak, çünkü arkadaşım da hafif varoşluk
olduğundan kendisi kızın seviyesine yaklaşacak bayırvaroşu.
bu tipler kendi varoşlukların farkına varamadıkları gibi sağdan soldan bi şekilde duydukları markaları, isimleri, şehirleri, mekanları, otelleri, ne varsa artık çok değerli şeyler sanır, onlara sahip olmak ister. mesela arkadaşınız ev aldık paramız sınırlı. arabayı da şundan alalım. ayağımızı yerden kessin yeter der, o ise hayır ben ona hayatta binmem. en azından şundan almalıyız der. canım çok sıkıldı hakikaten devam edemeyeceğim.
hafta sonları arkadaşlarıyla ormana pikniğe giden bi kızdan ne beklenir ki daha ne söylenebilir ki piknik. bu sözcük bana hep atletli erkek varoşların belgrad ormanında voleybol oynamasını çağrıştırır. yarım ekmek içine konulmuş domates-peynir-zeytin üçlüsünü sonra. içindeki peynir kokusunu. yazık. seni kaybettim. benim karım senin karınla ne konuşabilir? dahası ben senle ne konuşabilirim? artık hiç bi şey eskisi gibi olmayacak. ve ben bunun farkındayım. en acısı.
hiç öyle allah'ın evi muhabettine girmeyelim. yüzlerce cami var. sıradan insanlar bunları rahatlıkla kullanabilir. fakat kaliteli, karizmatik, elit, gerek bilgi gerek görgü gerekse hayat tecrübesi bakımından tr ortalamasının çok üstünde erkeklerin ibadet edebileceği bir cami yok. bu bir ihtiyaçtan çok zorunluluk.
müslümanlıkla ilgili genel kanı ortada. araplar geliyor hemen akla. pislik. sonra insanlar camiye
yırtık pırtık kirli çoraplarla, eski püskü kıyafetlerle, salaş, ciddiyetsiz, allah'ın evine saygı
duymayan bi kepazelikte geliyorlar. fakirlik ayrı pislik özensizlik ayrı. apaçi ya da varoş çoğu.
yahu görmüyor musunuz elin kataloki, ortadoksu, şamanisti ibadet yerlerine nasıl özene bezene gidiyor. sanki gece dışarı çıkar gibi hazırlanıyorlar. sevgiliyle ilk randevu muamelesi yapıyorlar. peki ya biz? halı saha maçına bile daha özenle gidiyoruz lan.
işte karizmatik, elit, yeni türkiye'nin yeni yüzleri olan modern erkekler bu düzeni değiştirmek
istiyor. yeni bir cami şart. sadece bizlerin girebildiği. kıro, apaçi, varoş, bakımsız müslüman
imajını ortada kaldıracak bu. işinde gücünde başarılı olan, bi yerlere gelmiş, görgülü, oturmasını kalkmasını bilen, kültür seviyesi yüksek erkekler müslümanlığı cazibe merkezi haline getirecek.
acilen uygulanması gerekiyor bunun. sınıf ayrımının yapılması şart. şimdiye kadar olmadı da ne oldu? müslüman figürü bir step ilerleyebildi mi? önce modern mimarisi olan bir cami yapılacak. tuvaletinden tutun da giriş çıkışlarına kadar bi sortie, reina, kanyon havası verecek. snop bi hava salgılayacak. bu durum camiye giden elit erkekleri rahat, güvenli, evinde hissettirrir. diğer insanlardan tiksinip namazını bitse de gitse havasında kılmaz. hani bi an önce buradan çıkayım düşüncesiyle gidiyorlar çünkü çoğu namaza. sonra bu snop hava, sıradan erkekleri de korkutur, camiye yaklaştırmaz, gerçi yasak ama, yasak olmasa da giremezler. bakın metrocity'e herkes girebiliyor di mi, ama kanyon öyle mi, korkutuyor, rahatısız hissettiriyor sıradan insanı.
zaten önce bi cami yapılsın. yanına cafe, fitness salonu, v.s, konulacak. sonra caminin bi kısmı
kombine olacak. gelen mümin her zaman aynı yerde yapacak ibadetini. büyük kolaylık. ayrıca
"camiye yardım" diye her namaz sonrasında çığırma olayı da önleniyor kombine satışıyla. imam da farklı olacak tabi. eee sonuçta vereceği hutbe, müminlere davranışları, v.s, belli bir seviyenin üzerinde olmalı. bunlar hep birbiriyle bağlantılı konular. camiyi görelim de devamı gelir nasılsa.