bilim din çatışmasından hoşnut olan bir zihniyetin, antik yunan filozoflarının geçerliğini yitirmiş boş laflarından medet ummaya başladıkları, illa da bir cevap vermeliyim derdinde olmaları göstergesinde can simidi diye atladıkları teoridir. saygı sınırını aşmış olmaları da biraz sert dilli olmayı gerektiriyor ama kusura bakmasın kendi seviyesine düşmeyeceğim. anlayacağın dille artık maymun değilim. *
dinin 6 gün dediği ve sizin her bir gününüz Allah katında bin gün karşılığıdır sözünden, zamanın izafi olduğunu ifade eden bu kadar açık ve net bir ayeti görmezden gelerek, aman da 6 gün diyorsunuz madem 6 gün olsundemek ne kadar doğrudur? kardeşim bilim bilim diyorsun bari bilimden haberin olsun, vardır da hatırlatayım yine de. zaman görecelidir. bu zaman dediğin 6 güne de indirgenebilir, 6 asıra da yükseltilebilir *. oradaki kavramdan habersizsen orası beni bağlamaz...
sen o salvoya "evrim" diyorsan bende yine bilimden gelen bir dostluk mesajı olarak "kuantum fiziği" diyorum. o değil evrimcilerin hepsi toplansa senin kadar medhiyeler düzemezdi heralde. onlar da okusa bu kadar abartılı evrim şakşaklarını heralde "vayy be biz neymişiz anasını sattığımın?" derlerdi. deneme filan yazıyorsun heralde. kuantum fiziği önermemin amacı 21. yy'da din ile bilimin dostluğunu simgelemesi için. tavsiye edeceğim belgeselde bunu tekrarlarca söylüyor. haa belgesel demişken harun yahya ile alakası yok kendisinden de hiç hazzetmem... hani hep kavga yanlısı agresif ve antisosyal bir kişilik arzediyorsun ya onu diyorum işte. ben de bir dost eli uzatıyorum ve down the rabbit hole'u izlemeni tavsiye ediyorum...
dinin bilimi engellediğine o kadar gözü kapalı inanmışsın ki arkadaşım, zamanında islam aleminin ne derece bilimsel keşiflere imza attığını gözardı etmişsin. cabir bin hayyan'ın "zerre ikiye bölünebilir, ama bölündüğünde öyle bir enerji ortaya çıkar ki bağdat'ı alt üst eder" sözlerinin ne anlama geldiğini de oturup anlatacak değilim burada. ama nedense bu insanlar hiç de dinlerinden sapmamışlar. her ikisi de beraber yürümüş gitmiş. nedense artık??
arkadaşımın yanlış anladığı nokta ortaçağ hristiyan dünyasının, kilisenin, rahiplerin baskısı altında inleyen, engizisyonlarda yanan, işkence gören kişilerin, çığlık olarak yazdığı * sorguladığı kilise ile islam alemini karıştırması bunun yanında tüm dinleri alaşağı etme girişimidir. genellemenin bu kadarını kernel bile yapmadı. lütfen biraz etraflıca tokuma, karşı tarafın kaynaklarını da bir oku gözden geçir...
altı el parmağı gibi saçmalıklardan da yararlı mutasyon izahı yapan birisini artık karşımda muhatap olarak görmem mümkün mü? bilemem orasını. altı parmağı çıkmış birisine yararlı diyorsan bende yararı nerede hani bunun diyorum, neden faydalı olduğunu da sen açıkla derim sana? bu biraz kişisel perspektife dönüştü, ama sayın yazarın bana açıklamasını istediğim konu şu;
altı parmaklı bir kişiden türeyen nesil de altı parmaklı mı olmuştur? mutasyonlar nesilden nesle aktarılabiliyor ise bir örneğini ver. tabi yok. ama olur işte dersin, hatta insanlar bunun örneği maymundan türedik dersin... acınacak bir durumda olan fikri savunuyorsun ve zerre kadar geçerliği yok bu yazdıklarının. hayali rekonstrüksiyonlar bile daha mantıklı geldi bana...
--spoiler--
tıpkı roger penrose'un 10 üzeri 123'ü gibi. fakat yukarıda da dediğim gibi, yeteri kadar zaman verildiğinde olasılığımızın gerçekleşme şansı her daim artar. yani imkânsızlıktan uzaklaşır. bunun için de varlığı hiçbir şekilde kanıtlanamamış tanrısal bir dokunuşa ihtiyaç yoktur. bağlı olarak roger penrose gibi bir deistin, ihtimâl düşüklüğünü tanrının varlığına yontması bilim dünyasının alay konusudur. tıpkı anthony flew ya da michael behe alay konusu olması gibi
--spoiler--
şimdiii... dur burda derim sana bilim insanı olacak da deist olacak, haşa ateist olmalı demi illa ki de? kardeşim diyorum bak, insansın sende, beni isimlendirdiğin şeyleri sana geri iade ediyorum, çünkü insan olduğun için de haketmiyorsun hiçbir hakareti, diyorum ki bilimde demokrasi olmaz! o kadar adam alay etmiş bilmem ne, iyi bok yemiş, heralde alay edenlerin listesi elinde var da amma da iddialı konuşuyorsun, bunun yanında bilim dünyasında tanrıya inanan kişilerin olduğu azımsanamayacak derecededir, ama dedim bilimde demokrasi olmaz, bu sadece o kişilerin inançları ile alakalı bir durum, roger penrose yaptığı bilimsel çalışmalarından dolayı da her zaman saygıyı hakeder. ki yaptığı çalışmada herhangi bir abeslik yok...
birde sen o kısmı herhalde tam iyi anlamamışsın. ben anlatamasaydım yanlış ifade ettim derdim ama sen okuduğunu anlamamışsın, belki de okumamışsın, roger penrose'un böyle bir olasılıktan söz etmesi durumu evren için "to be or not to be" şeklinde anlatılabilinecek bir durumdur, böylesi hassas bir dengede 2 şeyden söz edilir ya evren olacak ya da olmayacak.çünkü genişleme hızından bahsediliyor, az daha az veya fazla olsa * evren kendi içine çökecek. yani ortada bir süreçten söz edilmiyor, ve tesadüfi olarak açıklanması mümkün değil. ya sonsuz ihtimaldeki içe çöküş olasılığı ya da yok ihtimalde bir düzen...
bak kardeşim diyorum, canım biraderim diyorum, o olasılıklarının hepsi diyorum, sonsuz sayıdaki bir evrende ve sonsuz evrende geçerlidir, yani eskiden iddia edildiği gibi ezeli ve ebedi bir madde, içindeki enerji ile beraber baştan beri orada olsa haklısın derdim. olabilirdi derdim. ama öyle bir durum söz konusu değil ki benim aslan kardeşim...
sana sadece şu hassas dengeden bahsetmeme izin ver, stephen hawking diyor bunları;
"elektronun elektrik yükü, proton ve elektronun kütlelerinin oranı gibipek çok temel sayı, hayatın meydana gelmesini mümkün kılmak için çok inceden inceye ayar edilmiş görünmektedir. örneğin elektronun elektrik yükü azıcık değişik olsaydı, yıldızlar ya hidrojen ve helyumu yakamayacak, ya da patlayamayacaktı, bu durumda güneş gibi bir yıldızın ışığından mahrum kalacaktık. güneş gibi bir yıldız, yakıtını bitirip süpernova şeklinde patlamazsa, ağır elementler uzaya saçılmayacak, doğal olarak da dünyamız oluşmayacaktı. şurası bir hakikat ki; bu sayıların değerleri çok güzel olsa da, bu güzelliğe bakıp hayran kalacak kimsenin olmayacağı evrenlere yol açacaktır. bu yaratılış da ilim kanunlarının seçiminde ilahi bir gayenin delili olarak görülebilir"
stephen hawking, kara delikler ve, madem bana inanmıyorsun, dünyanın sayılı derecedeki "inanmış" bilim adamlarından birisine inan. haa pardon inanmışsa bilim adamı olmuyordu demi? özür dilerim...
her karşıt görüşü de cahil cühela demekten geri kalmıyorsun, zaten senin gibi alim birisiyim demiyorum daha öğreneceğimiz çok şey var diyorum, ama ben yine de bu kadar sorgulamana saygılıyım, helal olsun *...
merak etme bir tarafımızdan da uydurmuyoruz. sen nasıl edindiysen o bilgileri bizde aynı yöntemi izliyoruz. bu kadar hakarete bu kadar kardeşim dedim kendimi mazoşist filan sanmaya başladım. gidip nick altıma düşün bunuda.
bu tartışma oldu açıkça, hatta tartışmayı da geçti bir karşılıklı hakarete dönüştü, pardon platonik bir hakaret söz konusu, sadece ben hakaret ettim af buyurun kardeşlerim.
en son durum için ise, çok şükür hala teori ve kanunun ayrımını yapabiliyoruz. oradaki ironiyi farketmezsiniz diye de altına açıklama yapma ihtiyacı hissettim. onu da okudun herhalde...
kardeşim... sevgiler saygılar... ha gitmeden şunu da diyeyim izin ver aklımda anektod olarak kalmış;
Allah inancına başvurmadan, herşeyi saf akıl ve bilimle izah uğruna çekmediği kalmayan dolaşmadığı vadi bırakmayan insanın halini robert jastrow dilinden dinle:
"aklın gücüne inanarak yaşamış bir bilim adamı içinserüven beklenmedik şekilde sona erer. o cehalet dağlarını tırmanmıştır. en yüce zirveyi fethetmek üzeredir. en son kayaya doğru kendini çeker ve tam o sırada asırlardır orada oturan bir grup ilahiyatçı onu hoş geldin diyerek karşılar..."
iyi ki böyle bilim insanlar var, var ki sonunda bir yaratıcısı olmalı deme olgunlğunu gösteriyorlar. Allah hepsinden de razı olsun.
din ile bilimin son savaş meydanıdır. aristarkhos'tan beri bilimin neredeyse her keşfi din üzerinde nefret doğurmuştur. çünkü bilim keşfettikçe, dinsel anlatıların beyinlerdeki yetki alanı daralmıştır.
böyle böyle kan kaybeden din, hayatta kalabilmek için bilime ayak uydurmak zorunda olduğunu keşfetti. örneğin dünyanın altı günde oluşmadığı yerbilimcilerce tespit edildiğinde, din, altı günün altı büyük çağ sayılması gerektiğini söyleyerek bilimle uzlaşma yolunu güttü. zira bilim insanları sırf falanca dediği için bir şeyi doğru kabûl etmiyorlar, aksine, duyularına dayanarak yaptıkları deney ve gözlemlerden çıkan sonuçlara güveniyorlardı. kanıt sunma ihtiyacı hissetmeden inanmayı emreden dinin, böylesi bir rakiple uzlaşmaktan başka yolu yoktu. ne var ki bilimle her daim böylesine kolay uzlaşılamıyordu. bilim, dine öfke nöbetleri tutturtacak kadar büyük ve çeşitli keşiflere imza atıyordu.
sonra bir gün bilim, uzlaşılamayacak kadar büyük bir salvo yaparak dinin tüm yetkisini elinden aldı. işte biz bu salvoya "evrim" diyoruz. evrim, nuh'un hikâyesinden tutun da âdem ile havva'nın öyküsüne kadar birçok dinsel öğretiyi masala çevirdi. gelişen bilimle birlikte paleontolojik, mikrobiyolojik, morfolojik, sitolojik, embriyolojik, fizyolojik, jeolojik kanıtların hep evrimi destekler olması dinin kulaklarından dumanlar çıkmasına vesile oldu. çünkü kendisini son nefesini vereceği yola sokan öldürücü darbeyi almıştı. işte bu yüzdendir ki dinsel öğretilerle yıkanmış kimseler, canhıraş bir vaziyette evrim'i yıkma çabasına girişiyorlar. başaralı olurlar mı? oldukça vahşi bir aslan sürüsüyle aynı kafese tıkıldığınızı varsayın. böyle bir durumda sağ kalmak için ne kadar şansınız varsa, dinin de evrim karşısında o kadar şansı var.
tabiî biat kültürüyle yetişmiş şahıslar için bunca anlatının hiçbir değeri yok. çünkü onların zihinlerine giden yol, din mefhumunun yarattığı cennet umudu ve cehennem korkusuyla tıkalı. eleştirmeye yeltendiklerini araştırıp öğrenme zahmetine girişmemeleri de hep bundan. bir de bu hâllerine aldırmadan insanlığın aydınlık yüzü olduklarını düşünürler. kolay yolun adı olan miskinlik, ne zamandan beri aydınlık bahşeder oldu ki?
mesela sen bay yobaz,
olasılığı düşük ihtimâllere bağlı diye rastgele dizilimi kabûl etmiyorsun. çünkü olasılık hesabında zamanın önemini öteliyorsun. oysa zaman konusundaki cimriliğimizden sıyrıldığımızda, zengin moleküllerden mürekkep bir denizin, birkaç yüz milyon yıl içinde canlı birleşimi yaratma olasılığının hiç de düşük olmadığını görürüz. buna keza, bu birleşim farklı bir dizilimde de çalışabilir özelliklere sahipse (ki sahiptir), olasılığımızın ihtimâli daha da yükselir.
elbette götüyle gülebilen birisi olarak bu anlattıklarımı gene aynı yerinden anlayacaksındır. ancak gene de düzensizlikten anladığının ne olduğunu merak etmekteyim. örneğin ben, evrenin erken evresindeki düzensizliklere binaen peyda olan küçük kütleli kara deliklerin fink attığı uzaya düzen, nizam, intizam yükleyemem. fakat götlerin baş, başların göt olduğu yerlerde yüklenebildiğini duydum. bu doğru mu? bittabi merakım burada da sonlanmıyor. "faydalı mutasyon yoktur" demişsin. o zaman sana zahmet altı el parmağının neden faydasız olduğunu da açıklayıver.
ha bir de dijital müminlere yaraşır şekilde kaynak belirtmeden alıntı yapmışsın. e bilginin bittiği yerde böylesi alıntılar yapmak mubah sayılıyor tabiî. ne de olsa insanları imana getirmek gibi ulvî bir amaç için çalıyorsun. değil mi şakirt?
normalde bu türden araklama yazınlara cevap vermeye tenezzül etmem ama gene de bir istisna yapmam gerektiğini düşünüyorum. şimdi bak tosunum yobazım, insanların solunumundan sorumlu sitokrom molekülünün oluşma olasılığı 20 üzeri 100'dür. yani oldukça düşük bir ihtimâldir. tıpkı roger penrose'un 10 üzeri 123'ü gibi. fakat yukarıda da dediğim gibi, yeteri kadar zaman verildiğinde olasılığımızın gerçekleşme şansı her daim artar. yani imkânsızlıktan uzaklaşır. bunun için de varlığı hiçbir şekilde kanıtlanamamış tanrısal bir dokunuşa ihtiyaç yoktur. bağlı olarak roger penrose gibi bir deistin, ihtimâl düşüklüğünü tanrının varlığına yontması bilim dünyasının alay konusudur. tıpkı anthony flew ya da michael behe'nin alay konusu olması gibi...
not: a benim imanı fazla kaçmış yobazım kalburabastım,
ben yokken teori ile kanunu hiyerarşik bir düzene oturtarak evrim'i çürütmüş, bilimde çığır açmışsın. hayır, böyle konulara kafa yormana seviniyorum ama kanun dediğimiz şey teorinin ardılı değildir ki yeteri kadar kanıt biriktiren kanun, biriktiremeyen teori olsun. bak şimdi, homo habilis'e anlatır gibi yazıyorum. iyi oku! farz et ki bir zaman makinesine sahibiz. bu makine ile geçmişe bir yolculuk düzenleyip evrim'e dair kuşku götürmez kanıtlar toplasak (ki bugünkü kanıtlar bile kuşku götürmez) ve o kanıtları bugüne getirsek, gene de biz ona "evrim teorisi" diyeceğiz. neden? çünkü teori ile kanun hiyerarşik bir düzende olmadığı için. kapiş? o değil de daha teori ile kanunu ayırt edemiyorken neyine güvenerek büyük patlamadan girip olasılıklardan çıkabiliyorsun, onu anlamıyorum! sanırım bu noktada dunning-kruger etkisi devreye giriyor.
our whole universe was in a hot dense state,
then nearly fourteen billion years ago expansion started. wait...
the earth began to cool,
the autotrophs began to drool,
neanderthals developed tools,
we built a wall (we built the pyramids),
math, science, history, unraveling the mysteries,
that all started with the big bang!
mükemmel zekaya sahip varlıkların sarsıp yerle bir ettiği teori, vaaooov!
o olasılıkları geçmiş adamlar varmış sözlükte (bkz: thebountyhunter) , vay be o derece yani yemiş bitirmiş teoriyi, bilimadamlarını falan atmış çöpe. neyse sözlükte böyle değerli ordinaryus mikro biyologlar varken laf etmek düşmez bize. yanlız teori/yasa gibi basit şeyleri bilseydin ayırtedebilseydin fena olmazdı be yavrucum. tabi böyle basit şeyleri ilk sınıflarda gördüğün için unutmuşsundur.
evrim: mükemmel üstü canlıların en süper teorisi. *
"ozz le grand" mutasyon tartışmalarını, o olasılıkları geçtik kardeşim... aynı sorulara tekrar tekrar cevap vermiyelim müsade et de...
tamam haklısın sen ben ilkokul bilgimle durmuş bir cahil zevatım, yasa ile teoriyi fark edemiyorum. tamam mı kralsın. ama gözünü sevim fazla üstüme gelme imanım sarsılmaya başladı. *
öyle bir kanıtlandı dedin ki bende yasalaştırdın sandım. kendimi yanlış ifade ettim kusuruma bakmayasın kardeşim... *
yaratım özelliklerinin ikisinden bahsetmek isterim icad eden ve yoktan var eden. tam olarak bu. jackskellington kardeşim, çok sevdiğim insan diyor ki bu olasılık böyleyse tanrının yapma olasılığı da böyle.
hayır ben sizin iddialarınıza göre konuşuyorum ve "tanrı"nın olmadığı varsayılan bir evrende kendi kendine olma olasılığı o kadar ihtimal diyorum. ne ben dicem anasını satim bilim insanları diyor.
eğer bilinçli bir tasarımcı, ilk patlatıcı, dizaynır, evrenin kurucusu, gökleri bina eden, Allah(cc) varsa bu onun için çok kolaydır. zorluk tartışması mı yapıyoruz burada. kudreti sonsuz bir yaratıcıdan söz ediyoruz.
zarı tanrı atmış konusunda ise einstein'ın * "tanrı zar atmaz..." sözü var hatırlatılır... eyvallah
bilimsel teori ile bilimsel yasa arasındaki farkı algılayamayan, teori kanıtlanınca yasa oluyor zanneden cühelanın karşı çıkmaya çalıştığı "bilimsel teoridir". ortaokul düzeyinde bilgisiyle madara olan bu zevata gülsek mi ağlasak mı bilemiyoruz, bırakalım da kumda eşelenmeye devam etsinler...
not: şimdi okumayamazsın edemezsin ingilizce kaynakları, sana kolaylık olsun. bilimsel teori; evrimin nasıl işlediğinin, ne şekilde ortaya çıktığının, geçmişten beri nasıl çalışmakta olduğunun bilimsel kanıtlarını ortaya koyan kavramdır. bilimsel yasa/kanun onun teknik ve matematiksel açıklamalarını gösterir. ne kadarlık mutasyonla ne kadar değişim görülür, embriyoda yüzde kaç değişim sonucu yeni tür ortaya çıkar, bunları orata koyar.
hani metali sokağa koyarsın da; küflenir ya; ahşap kapı eskir. işte bunların hepsi atomlarının düzensizleşmesi aslında. buna da entropi deniliyor ve bu evrim teorisi aksine bir kanun. bunun tartışılacak bir şeyi yok, evren düzensizliğe özenir düzensiz olmak ister. bütün hesaplar çok çok oranda her zaman şaşar. bu bir kanun
bir şeyin olma olasılığı 0,00000000000000000 1 ise bu o şeyin "gelecekte" olma olasılığının 0,00000000000000000 1 olduğunu gösterir. olasılık teorisi diye bakınız. bir şey olmuş ise; o şeyin olma olasılığı, olasılık kavramından dolayı artık zaten bahsedilmez. bunda anlaşılmayacak birşey mi var ben mi anlatamıyorum.
yani evrim olamaz çünkü olasılığı düşük denemez, olmuş artık olasılık kalmamış bitmiş.
ama aynı zamanda şöyle de bir hesap var;
bunu da mars üniversitesinden jackskellington hesaplamış;
0,00000000000000000 1 olasılığı olan bir şeyi, birisinin bilinçli olarak yapabilme şansı (tahtadan masa yapmıyor adam sonuçta) yine 0,00000000000000000 1 dir. yani tanrının, varolma/ortaya çıkma olasılığı 0,00000000000000000 1 olan bir şeyi oturup kendisinin yapma olasılığı da matematiksel olarak 0,00000000000000000 1 dir. aynı şekilde benim yapma olasılığım da 0,00000000000000000 1dir. senin de.
yani sevgili bountyhunterın iddiası şu oluyor; bunun olasılığı 0,00000000000000000 1. ama tanrı yaptıysa +1; böyle birşey yok ki, ne olasılık teorisinde var ne matematikte var.
yani zarı sen atmışsın ya da tanrı atmış üstüste 3 kere 1 gelme olasılığı yine aynıdır.
tanrının neden o olasılıkları 1e eşitlediğini tanrının iddiası ile açıklamak manasız zaten.
hepsinin üzerine olma olasılığı 0,00000000000000000 1 olan birşeyi +1 e denkleyecek bir gücün olma olasılığı zaten;
0,000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000
00000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000
00000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000
00000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000
00000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000
00000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000
00000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000
000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000001
dir. sıfırlara canım sıkılana ve parmağım acıyana kadar bastım ona göre * yani şöyle anlatayım; 0,00000000000000000 1 olasılığı olan birşeyi tanrının bir kerede yapma olasılığı muazzam daha daha daha küçük bir rakam.
yani o nasıl olacak o zaman, 0,00000000000000000 1 i almayan kafa bunu nasıl alıyor anlayamıyorum.
evrim: ön sevişme amaçlı bu tanım sadece entrynin silinmemesi amaçlı olup, canlılığın evrimini açıklamaya çalışan teori.
kanıtlandı? kanıtlandı da artık bir yasa oldu öyle mi? güldürme Allah'ını seversen. zaten evrim tamamen yok denmiyor, kısmen yok, türler arası geçiş yok? olsa kanıtlanmıştı. ama yok.
haa ne güzel bak bulmuşsun bir uyum sağlama. tamam da uyum sağlamanın bu balığı karaya taşıyacağı mı varsayılıyor burada? yoo...
teori-kuram vs bunlar hepsi yanlışlanabilirliği olan şeyler. evrimin yanlışlanmasını beklemek için asırları mı beklemek gerekiyor, acaba değişecek mi?
varlığı hala sebepsiz yere tartışılan teori. bak teori diyorum, yani hipotezlerin bilimsel şekilde kanıtlanması sonucu ortaya çıkan şey, kanıtlanmış olan, gerçek olan, tartışmasız kabul edilen şey. türkiye dışında hiçbir yerde "teori" den bahsedildiğinde "kanıtla o zaman" diyen bunca gerizekalı yoktur herhalde.
bak çiziyorum kafan alsın diye:
hipotez => bilimsel deney ve gözlemler => bilimsel teori
yerçekimi teorisi gibi bilimsel bir teroridir evrim. yani evrim kanıtlandı olum, evrim teorisi dediğin şeyi darwin'in yazdığından ibaret mi sanıyosun? o sadece başlangıçtı! darwin'in yazdıkları şu anda üniversitede lisans düzeyinde okutulanların 100'de 1 olamaz. o iş çok gelişti, geçin darwin'i marvini!
evrim, canlıların ortaya çıkışını evrimsel srece bağlayan teori ve ön sevişme amaçlı bir tanım bu da... *
arkadaşım "bu olasılık olmuş çünkü ben bu soruyu sorabiliyorum" türü şeyler de diyorum ki big bangden önceydi. sonsuz olasılıktan bir olasılık gelmesi o olasılığın yok hükmüdür. yani sonsuz yanında 1 olasılığın ne değeri vardır? haksız çıkarılması için de sonsuz evren ve sonsuz sayıda evren gerektirir ki bu da big bang'den evveldi...
verdiğim örnek evrim teorisini çürütmek için değil, beyinlerde ilahi bir vesvese uyandırmak içindi. evrenin başlangıcı ile alakalıdır. evrimi çürütmeye çalışmadık dikkatli oku ne demek istedğimi. sen okumazsın şimdi dur copy paste edim. evrim tanımını en üstte yaptım zaten.
"...kainatın yaratıldığı büyük patlamanın ardından gerçekleşen genişleme hızı eğer milyar kere milyarda bir oranda (1/1018) bile farklı olsaydı, evren ortaya çıkamazdı. Milyar kere milyarda bir ifadesi rakamsal olarak şöyle yazılır:
evrim teorisi düşük olasılıklarla çürütülemeyecek bir teoridir.
0,000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000001ihtimalin varlığı bile şu anki durumun oluşması için yeterlidir.
bunu açıklamaya yönelik çeşitli paralel evren teorileri araştırılarak bulunabilir. ki bu teorilerin bazılarına göre olasılığın varlığı oluşması için yeterliden öte oluşmasını zorunlu kılmaktadır.
uzaydaki patlamalar konusunda bilgim yok anlayabilecek kadar zeki olduğumu sanmıyorum ama, entropi nedir biliyorum, evrenin maksimum düzensizliğe özendiğini ve bunun bir kanun olduğunu da biliyorum. evren galaksi ve diğer herşey düzensiz zaten bir kaos var, elbette bu kaos içinde bir düzenlilik yakalamak için dışsal bir first mover ya da dizayn eden düşüncesi oluşması doğal ama; bunlar hep ontolojik argumanlar.
evrenin maksimum düzensizlikte olduğunu mu dedin? afedersin de jack düzenden kastın ne senin, sahada top oynarken ortalıkta toz uçuşmasını düzensizlik olarak mı görüyorsun?
Atom ve moleküller birleşerek düzen meydana getirecek şekildedir. Ancak atomlar, minimum enerji düzeyine geçmek ister (en düzensiz konuma). Bu konuma, dengeye, ulaşmaları için ancak anti-denge etkisi (yüksek derecede düzen) gerekir. buradan ne anlıyorsunuz anlamakta güçlük çekiyorum. illa da düzensizlik mi var.
yahu burada girdiğim tartışma bile komedi geliyor. evrendeki tüm kainatı kastediyorum uyumluluk düzen bunlar kendi kendine olmadılar. en basitinden google'a girip yazın. o harun yahya denen adamın sitelerine değil gidin bakın neler oluyor. yabancı kaynaklara bakın. abi artık ben burada koyacak da değilim herşeyi...
-Bütün canlılar, düzen dengesinde canlı kalmak için denge sisteminden uzak yaşarlar. Çünkü termodinamik denge, ölüm demektir. Bu da onların dışarıdan dengeyi bozacak bir etkiye uğradıklarını gösterir. Eğer biz, sadece düzensiz hareketten oluştuysak, neden atomlar dengede kalmadı? Dengeden uzak sistemler termodinamik olarak bulunabilir. Ancak neden evrende düzen var? Bu dengeden uzak sistemler nasıl ortaya çıktı?
Anti-teistik argümanlar sadece bir sistemin nasıl işlediğini ve ne içerdiğini açıklar. Böylece Tanrı'ya ihtiyaç olmadığını iddia eder. Ancak yaratıcının sebep-sonuç sürecini kullanabileceğini göz ardı eder. Bu kendini düzene sokan gözlemler, Tanrı'yı bilimin dışına iter.
Ancak şu soruyu sormaz o argümanlar: Madde, bu özelliğini (sadece var olma değil, kendini organize etme) nasıl kazandı?-
bu sorunun cevabı ne? benim için belli sizin için ne?
gelin bakalım denge ne kadar hassas öyle yüz milyarla filan da ifade edilmiyor. burada bir bilim insanı nın yaptığı çalışmayı aktarıyorum:
Avustralya'daki Adelaide Üniversitesi'nden ünlü matematiksel fizik profesörü Paul Davies, bu soruyu cevaplamak için uzun hesaplar yapmış ve inanılmaz bir sonuca ulaşmış. * Davies'e göre, kainatın yaratıldığı büyük patlamanın ardından gerçekleşen genişleme hızı eğer milyar kere milyarda bir oranda (1/1018) bile farklı olsaydı, evren ortaya çıkamazdı. Milyar kere milyarda bir ifadesi rakamsal olarak şöyle yazılır:
"0,00000000000000000 1".
ben daha da bişey demiyorum...
tamam birşey daha söyleyeyim gidiyorum. bize hayat imkanı veren böyle bir evrenin, bütün fiziksel değişkenler düşünüldüğünde tesadüfen oluşması ihtimali ne kadardır? Bu ihtimal milyar kere milyarda bir mi? ya da trilyar kere trilyar kere trilyar ihtimalde bir mi? yoksa daha da küçük bir sayı mı? sizce kaç? akıl sınırlarını zorlayan bir ihtimal...
prof. roger penrose'e göre bu ihtimal şudur: 10 üzeri 123'de bir ihtimal... evet... bu sayının ne anlama geldiğini düşünmek bile zor. ne demek bu? bari onu da açıklayayım da bilimden nasibi sadece evrim olmuş olan kişiler * merak etsin... matematikte 10 üstü 123 şeklinde yazılan bir rakam, 1 sayısının yanına 123 tane sıfır gelmesiyle oluşur. (bu evrendeki tüm atomların sayısının toplamından, yani 10 üstü 78'den bile büyük, son derece astronomik bir sayıdır.)
matematikte 10 üstü 50'de 1'den daha küçük olasılıklar ise "sıfır ihtimal" *sayılır. ama sözünü ettiğimiz sayı, 10 üzeri 50'de 1'in trilyar kere trilyar kere trilyar katından bile çok daha büyük. eee nolacak şimdi? tesadüf mü? kendi kendine mi?. kısacası bu sayı * bizlere, evrenin tesadüfle açıklanmasının kesinlikle imkansız olduğunu gösteriiiiiirrr...
aman sakın deme ki nerde bu sayılar neden kuranda göstermemiş "Allah"...
aynı yerde bulunan aynı topraktan beslendikleri halde kokusu, tadı ve rengi aynı olmayan bitkilerin bulunması evrende bir düzenin olduğunu gösterir. göstermez mi? yok tesadüfen oluşmuştur demi... yahu şaka gibi... bak kur'anda ne demiş:
"yeryüzünde birbirine komşu toprak parçaları, üzüm bağları, ekin tarlaları, hurma ağaçları vardır. Bütün bunlar bir suyla sulanır. ama tatları birbirinden farklıdır. bunlarda aklını kullanan kimseler için (Allah'ın varlığını gösteren) deliller vardır"(Ra'd suresi ayet 4)...
yani bu kur'an ki 14 asır evvel sadece okuma yazma bilmeyen birisi tarafından yazıldı diyorsanız ben daha da bişey diyemem...
bilmiyor muyum bunları sadece okuyup geçeceksiniz. hem vallaha hem billaha bilmiyorum. burada inançsızlığın "to be or not to be" olmasının da inanan birisi için ne kadar haklı bir kavram olduğunu çok şükür ki biliyorum. sizlere yemin ederim tek düşüncem sizsiniz. gönlüm razı olmaz.
tek derdim olur da bir ihtimal aklınıza şüphe, ilahi bir vesvese düşer?
hepimiz insanız, fikirler bizi ayırmamalı...
gerizekalı gammazlar yüzünden edit: oğlum kaynağı illa mszlabs mı olması gerekiyor? göstermişiz ya!!!
genelde müritlerinin de inanmadığı,tıp fakültelerinde inananların ekseriyetle prof. olduğu -belkide bu yüzden prof. ünvanını aldılar- bir hipotezden teoriye geçebilmiş inanış, yaşam şekli...çoğu da maymunlara sempati duyar nedense
ben bu mutasyonun canavar olarak gösterilmesini anlamıyorum, en basitinden grip virusunu ele alalım, her sene değişiyor her sene başka bir tür oluyor, tür bak tür. ve her seferinde senin tüm kimyasal biyolojik dış etkilerine ilacına şuyuna buyuna rağmen veriyor yine de insanlığa ayarı. demek ki virusun geçirdiği mutasyon her seferinde başarılı.
madem ki mutasyon evrim yok diyorsun bunu bir de gidip her sene grip aşısı olurken düşünüp olma grip aşısı.
bir de tek mutasyon ile, virusun tekinin 10 dk sonra yada balığın 15 dakika içerisinde bir yazar olup 1000 sayfalık "me : a evolution memoir" diye bir kitap yazmasını bekliyorsunuz onu da bilemedim .ünkü bu olmayacak, o kitabın yazılmasının zeka ile ya da insanlık ile ilgisi yok, kültürle ortak kültür ile bilgi ile ilgisi var bunun da evrim ile ilgisi yok zaten. en basitinden 25 sene önce dfaktiloda yazılıyordu herşey şimdi bilgisyar var 2 seneye biz konuşucaz o yazacak, bunlar bile apayrı ve evrimle zerre alakası olmayan süreçler. ama yine de o balık az çok bilgisayar kullanabilecek seviyeye hiç bir zaman gelmeyecek.
bu binlerce belki yüzbinlerce yıla yayılmış bir süreç öyle zırt hadi oldu evrim oldu gidelim evimize tandansı yok kimsede zaten.
güvercin örneğini yanlış anlamışsınız, o örnekte anlatılmak istenen mutasyon ile değişen tür değil, mutasyonun ve türün doğal şartlar karşısında işe yararlığının pratiği. yani mutasyon ilk başta zararlı ama ortam şartları değişiyor zamanla ve artık işe yaramaya başlıyor, yoksa ortam şartı a ikende güvercin var b iken de ama b de yaşama şansı daha fazla. anlatılmak istenen mutasyonun değil doğal şartların belirleyiciliği orada. yoksa mutasyon olmasa da şartlar değişince tür azalacaktı.
mesela ben de sosyal darwinizme inanmıyorum düpedüz ibnelik olarak görüyorum.
ihtimalleri ve olasılıkları daha önce de söylediğim gibi geleceğe yontmamız gerek. örneğin milli piyangonun sana çıkma olasılığı 100 milyarda bir olsun, ama sonuçta birilerine çıkıyor, çok küçük olasılık ya kimseye çıkmaz diyebiliyor musun? sonuçta çıkıyor. çıktığında yine de olasılığı azdı demenin anlamı kalmıyor.
öte yandan occhamın usturası da var elbette. buna göre tanrı var ve hepsini o yaptı demek de mümkün.
ama bana tanrının var olmadığı düşüncesi evrimden bile mantıklı geliyor.
uzaydaki patlamalar konusunda bilgim yok anlayabilecek kadar zeki olduğumu sanmıyorum ama, entropi nedir biliyorum, evrenin maksimum düzensizliğe özendiğini ve bunun bir kanun olduğunu da biliyorum. evren galaksi ve diğer herşey düzensiz zaten bir kaos var, elbette bu kaos içinde bir düzenlilik yakalamak için dışsal bir first mover ya da dizayn eden düşüncesi oluşması doğal ama; bunlar hep ontolojik argumanlar.
yani bu kadar şeyin rastgele oluşmuş olma ihtimali yok, mutlaka bir yapan olmalı diyebilen birisinin, bu kadar muhteşem şeyi yapan eden tasarımlayan şeyin bu kadar muhteşem olan herşeyin toplamından daha muhteşem olması gerektiğinden dolayı o tasarımcının kendi kendine varolma ihtimalinden hiç bahsetmeyip, allah o olmuştur deyip geçmesi daha tartışmayı en başında manasızlaştırıyor.
zaten tartışmanın odağı da yok içine tanrı figürü çekildikçe; evrimi tartışabiliriz ama tanrı bağlamında evrimi tartışamayız çünkü en başında zaten evrim kanıtlanamamış bir şeyleri de içerse de tanrının var olmadığı ile ilgili bir sorunum yok seninse var olması ile sorunun yok ama iddialarının hepsi benim varolmadığına inandığım bir tanrının sözlerinden ibaret.
söylemek istediğim; açıkçası tanrının varlığı yokluğu konusu olmadan evrimin tartışılması gerektiği, ama sizler ne evrimi lan tanrı var zamanında "fiat lux" dedi, dediğiniz anda tartışmanın anlamı kalmıyor çünkü tanrı yok. bu sebeple ısrarla evrimin tanrı ile ilgisi yok onu araştırmıyor diyorum çünkü tanrı figuru ile evrim araştırılamaz tartışılamaz. öte yandan tanrı var ve hepsini yarattı diyorsan bu da senin imanın onun sorgulamasını ben evrim bağlamında yapamam, zaten yapmamın da imkanı yok evrimin çyle bir çıkışı yok.
yani hadi evrim kanun oldu diyelim, bu yine de hiç kimse için evrim var demek ki tanrı yokmuş yahu anlamına gelecek bir sonuç olmayacak. ikame etmiyor birbirini bunlar. ama tarnının varlığı kapsamında evrim yok diye tartışmayı açınca siz konuşacak bir şey kalmıyor diyorum sadece.
yani oraya bir ayet koyuyorsunuz ama ben zaten o ayetin yaşamı, hayatı, sevgiyi, dünyayı, insanlığı, sağlığı, vücudu, tarımı, savaşı, acıyı vs. benim kadar bilmeyen bir arabın elinden çıktığına inanıyorum. bu bir hakaret değil ben öyle inanıyorum, ben öyle gelince de senin karşıladığın düşünce tamamen recursive kalıyor.
belki kitaplarda anlatılan tanrının bir baba figürü olarak, samimiyeti/samimiyetsizliği üzerine tartışabiliriz ama o da bu başlık altında olmaz zaten.
tasarım var mıdır? varsa bilinçli midir? onu bilmiyoruz. hadi bilinçli bir tasarımcı varsa bu tek tanrılı dinlerdeki omnipotent tanrı mıdır? o tanrı islamın tanrısı allah mıdır ? bunların hepsi herhangi biri kadar çok çok inanılmaz büyük ve yanıtı imkansız sorular zaten. bunlar yanıtlanmadan da tanrı vardır ve evrimi de planlamıştır demek çok uzun uzun uzun bir atlayış.
aslında çok uzak değiliz belki de, yani sizler bilinçli bir tasarıma inanıyorsunuz biz hadi ben diyeyim kimse adına konuşmayayım; tasarımın kendi bilinci olduğuna inanıyorum belki buradan tartışmaya devam edilebilir.
türleşme imkansızdır diye ısrar eder karşı çıkanlar. insan ile şempanze kromozomlarının karşılaştırılmasından çıkan sonuçların türleşmeyi nasıl da şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtladığını bilmez ya da görmek istemezler. muhtemelen duymamışlardır, çünkü evrim hakkında sadece duymak istediklerini duyarlar.
evrenin oluşumu ile ilgili bir şey demez, alanı değildir. ancak yararlı mutasyon yoktur diyorsan orada durup düşüneceksin, ne saçmalıyorum ben diye.
yararlı mutasyon yok demek şu demektir: "ben evrim hakkında yaradılışçı dezenformasyonlar dışında hiç bir şey bilmiyorum. bir gün de oturup bir kitabın kapağını açıp okumadım, ya da gidip üniversitelerin ya da bu işin gönüllülerinin ne dediklerine bakmadım. hatta oturup şu sözlükte bile verilmiş örnekleri inceleme zahmetine girmedim. bilgim olmadan fikir sahibiyim ve benim gibi binlerce koyundan tek bir farkım yok."
sadece insana dair iki örnek dahi faydalı mutasyon yoktur zırvasını çürütmeye yeter: sıtmaya karşı direnç sağlayan orak anemi ve hiv virüsüne karşı geliştirilen bağışıklıklar.
eğer ki sıtmanın önüne bir şekilde geçilemeseydi ve dünya çapında bir felakete dönüşse idi bu gün dünya üzerinde yaşayan tüm insanlar orak anemi sahibi olacaklardı. sen de dönüp "kan hücrelerimin şeklini rabbim ne güzel yaratmış, sıtma mikrobuna karşı süper direnç gösteriyor, ha bu arada faydalı mutasyon yoktur demiş miydim" diyecektin.
biyolojik evrimi inkar etmem dışında sosyal evrime diyeceğim yok diyorum. diğer bilimlerin de evrimini göremeyecek kadar kör değilim çok şükür. ama bende diyorum ki işte bu olasılık ihtimalleri çok çok fazla abartılmış olmuyor mu? evet haklısın bir yaratıcıya ihtiyaç duymamak bu abartıyı gerektiriyor gibi.
bu evrendeki sonsuz ihtimaldeki karmaşa ve düzensizliğin içinden tek bir ihtimalle düzenli olan seçilmişse ve bu mutasyonlar vs rastlantısal olarak tabir ediliyorsa bunun sonsuz ihtimalde olma olasılığı "0"dır. sonsuzun içinde bir tane nedense 12 den vurmuş olan akıllı bir olasılık gelmiş çatmış nedense en mükemmelini bulmuş. Allah Allah ne kadar da mantıklı, evet zorunlu bir şekilde mantıklı olmak zorunda. çünkü yaratıcıyı inkar ediyorsun demi...
adam uzaydaki olan patlamalarla * evrendeki düzensizliğe işaret etmek istemiş. kusuruma bakmasın ama bir tarafımla gülerim artık...
kendini benim yerime koy ve bu yazdığın olasılık örneklerine nasıl baktığımı düşün. bir yaratıcının olduğuna inandığım yerde olasılık ile yeni türlerin oluşumu ne kadar uzak kaldı bana bir düşün...
mutasyon konusunda yararlı mutasyon yoktur. yani bir mutasyon ya zararlıdır yani canlının yaşamsal fonksiyonlarını olumsuz yönde etkilerü yahut bir değişiklik meydana getirmez... bu cümleden ne anlıyorsan o artık!.. daha da bişey demem.
hayır yani bir güvercin örneği almış başını gitmiş.siyah güvercin üstün kalmış. tamam kalmış olsun ama bir diğer forma dönüşmüyor ki? evet demişsin haklısın yokluğu aksine kanıt değildir diye. bişey demiyorum ama bulunana kadar bu kağıt üzerinde kalmaktan fazla birşey olmayacak...
bir de sadece biyolojinin konusu değil artık evrim;
bir çok disiplin ve disiplinlerarası bir konu.
kimya, fizik, genetik, biyokimya, paleontoloji, antropoloji, sosyoloji vs hepsi de evrimle ilgili olarak bir yanından tutabiliyor. sadece biyologların varolma çabası değil.
bak şimdi az sonra yazcaklarımın tamamı sıçarken aklıam geldi;
mesela, dinlisi dinsizi, budacısı zeusçusu artık herkes kabul ediyor ki, doğada hayvanlar; çiftleşirken türün devamlılığını gözetiyorlar. örnek olarak sürü halinde dolanan hayvanları ele alalım. erkekler çiftleşme döneminde kapışıyorlar sürü lideri belirleniyor falan, dişiler ise genelde bu sürü liderinden yavrulamak ya da fiziksel görünümü daha etkileyici olan erkekden yavrulamak istiyorlar bu sebeple zaten hayvanların erkekleri daha renkli çekici vs; aslanların yelelisi, şu kıçında yelpaze gibi şeyi açılan kuşun sonra horozun falan ibiği hep erkekler de bir güzellik var çünkü seçilenler onlar ve mekanizma da, hayatta kalma şansının türün devam etmesi için uygun olandan yavrulama isteğinin bu içselleştirmenin dışavurumu.
yani yavrum hayatta kalsının bilimselliği bir yerde evrim.
bununla ilgili bir araştırma okumuştum; kadınlarda insan toplumunda böyleler. hani avamın tabiri ile "karı süper ama adam hanzo demek ki para var adamda abi ya" çıkışı aslında çok bilimsel. çünkü insan toplumunda yavrunun hayatta kalma şansı para ile ilgili. kadın da bu içselleştirmeyi dışavurup gidip paralı adamla beraberlik yaşıyor yavrusunun hayatta kalması için. hep evrim bunlar.
bu aynı zamanda şunu da açıklıyor; hani ateistlere karı kız yapmak için ergen ayağı bunlar eleştirisi. yani hanım abla ateist olanlarla berbaer olmayı tercih ediyorsa bu onun dişiliğinin kdolanması ile ilgili. demek ki ateistten doğacak yavruyu bir şekilde daha adapte olur görüyor, bir adım ileri de görüyor. ibnelik yapmamak için zeka farkı yazmayacağım şimdi buraya.
bir daha sıçmasam mı ne amına koyayım, çok düşünceli gördüm bokumu.
thebountyhunter'ın her zamanki gibi sonsuz bir samimiyet ile soruşturduğu teori *
açıkçası kafa karışıklığının sebebini yazdıklarının tamamını okumuş olsam da anlayamadım. eğer arzuladığı şey tanrı ve evrimi barıştırmak ya da aynı potada gol yapabilmek ise, bunun önünde bir engel yok, tanrısal her şey gibi bu da elbette sadece imanla ilgili bir şey. imanın da Gerçek açıklamalara ihtiyacı yok, internet gibi yazıyorsun paketi veriyorsun elektriği gidiyor, doğru olması gerekmiyor yanlışlaşabilir değil çünkü.
bir çok şey yazmışım ama sanırım en önemlileri basitçe başlıklarla şöyle sıralayabilirim;
1. evrim teorisinin adında hata var. doğrusu evrimin teorisi olmalı. çünkü zaten evrimi açıklamaya çalışıyor. yani evrim var mı yok mu açıklamaya çalışmıyor. evrim var kabulünden hareket ederek evrimi açıklamaya çalışıyor. nasıl olduğunu çözmeye alışıyor.
bu aynı zamanda şu demek; bir gün evrim teorisinin içindekilerin tamamen yanlış olduğu bulunabilir ama bu evrimin olmadığı anlamına gelmeyecek, sadece teorinin bu halinin yanlış olduğu anlamına gelecek.
2. ilk canlıyı açıklayamıyor:
aslında açıklamıyor ya da öyle bir kaygısı yok o başka bir teori. abiyogenez sanırım adı da.
3. her şey olasılık ile açıklanamaz.
açıklanabilir çünkü olasılık geleceğe dair bir hesaptır. yani bir şeyin gelecekte olma olasılığıdır bahsedilen. bir şey oldu ise olasılıktan bahsedilemez artık olmuştur çünkü.
4. mutasyon;
mutasyonlar zararlıdır, genelde doğru ama; mutasyonun değişen çevre şartlarına uyumu burada artık belirleyici olan. ilk anda mutasyon türe zarar verirken devamında şartlar değişince faydası olabilir bu da eninde sonunda bir olasılık hesabıdır. yani mutasyon geçiren bir canlı türü, hemen tamamen yok olmuyor ise ki genelde hemen yok olma yok; o mutasyon ile doğal ortamında var olan tehlikeler ve rakipler karşısında tür olarak gerileyebilir ya da ilerleyebilir, gerileyip yüzyıllar içerisinde yok olabilir soyu tükenebilir, işte evrim de bu zaten, hepsinin mutlaka ayakta kalması değil, yok olması da evrim. öte yandan gerilese bile zamanla ortaya çıkan başka doğal şartlar da bu sefer kendi işine yarayabilir o türün ve yok olmak üzere iken ayakta kalabilir. ama mutasyon oldu hooop hepsi öldü diye bir şey yok; öldürmeyen allah öldürmüyor durumu var bir nevi. *
5. ara tür vs:
öncelikle, bir şeyin varolmaması yokluğuna kanıt değildir. ya da kanıtın yokluğu yokluğa kanıt değildir. sonra da
wikipedia yı geçerli bir kaynak olarak kabul etmeyebilirsiniz elbette ama o zaman tutup Anatosuchus adı ile araştırabilirsiniz, verdiğim link evrim karşıtlarının pek severek bahsettikleri crocoducktır aynı zamanda.
6. tanrı;
burası hem karmaşık hem değil;
tanrının varlığı ile dini aynı kefeye koymak başka şey; herhangi bir tek tanrılı dinin hiyerarşik yapısı altında evrimi görmeye çalışmak başka şey.
aslında bu biraz da ateistlerin genel olarak aynı zamanda evrim teorisini savunmaları ile de ilgili, ama hayatımın yarısını allahlı arada bir şeylerden kıllandıktan sonra geçen bir kaç senelik daha allahlılık hali ve geri kalan şu kadar yıllık ateistliğim ile düşünüyorum da; allahın varlığı ile barışmaz bu iş. ama bunun sebebi, evrim teorisinin ilk canlıyı ya da dünya üzerinde ortaya çıkan canlılığı açıklayamaması değil, zaten araştırdığı o değil. bunun sebebi biraz da artık dediğim ateist olma durumu ile ilgili. bu aynı zamanda tüm evrime inananlar ateisttir demek değil elbette. ama tek tanrılı bir dinin iman yapısına zamanla değişebilen türler kavramını sokamıyorsunuz. yani tanrınız tek başına olabilir elbette ama dini ile imanı ile gelirse olmuyor, çünkü basitçe tanrı ben her şeyi bir kerede yarattım diyor ekseni var dinlerde. ama görülen, izlenen, toplanan örnekler fosiller bunun tam tersini yani bir çok şeyin değiştiğini gösteriyor hem de sürekli olarak. bu durumda tanrınız yalancı çıkıyor çünkü "öyle bir yaptık ki biz olmadan da olur herşey, allah yaratandır ve değişmesi için örgütleyendir" ayeti yok elimizde. olmadığı için de uyuşmuyor.
öte yandan, ateistlerin üzerinde de bir yandan çok saçma olan bir yok diyorsan kanıtla baskısı var; yok olan bir şeyin yokluğu nasıl kanıtlanırsa artık.
evrim teorisi bir kanun olur ise o zaman al bak sen tanrım ben böyle yaptım diyor diyip duruyorsun ama öyle olmamış işteye dönüşebilir şeklinde bir yardımı olabilir ateizme. bu sebepten de destekleniyor olabilir. bunlar tabi benim fikirlerim,
ben açıkçası; neden tanrı var olsun sorusuna yanıt veremiyorum anlamsız geliyor sorunun kendisi bile; ama evrim olmasaydı ne olurdu sorusu daha mantıklı geliyor, o sebeple evrim olduğuna inanıyorum. ama evrime inandığım için ateist aynı zamanda da ateist olduğum için evrime inanıyorum değilim.
ilk insan konusunda da; açıkçası bir ateist olarak basitçe, dünya da sümer tanrısı olarak bilinen ama aslında başka bir gezegenden geldiğine inandığım enkinin kendisine lazım olan madenci istihdamını sağlamak üzere neanderthal insanı üzerinde deneylerle ve kendi dnasını karıştırarak yaptığına inanıyorum.
bu saçma gelebilir ama düşündüğüm her seferinde; çamurdan şekil verilip üflenmekten daha mantıklı ve olabilir geliyor bana
bilim nedir? sorusuna bile cevap veremeyecek insanların, bilim nedir, bilim dalı nedir bilmeden, atıp tuttukları teori. ilkokulda teori, yasa falan nedir öğrenip, üstüne katmadan kafadan atıp tutanların en sevdiği konu.
bunların başını çekenler, kitaplarda olta iğnesini, 20 milyon yıllık fosil diye gösteren insanlardır. *
anaksimandros'un varsayımı ile felsefeleşmiş, darwin'in kuramı ile bilimselleşmiş, dijital müminlerin inançları ile çürütülmüştür. eh, böylesi bir teorinin cahille girişilen tartışmadan galip ayrılmasını beklemek ahmaklık olur zaten. adamlar bilimi paranoid şizofrenlerin yazınlarından öğrenmişler. ötesi var mı?
hocaları "hitler ateistti" diyerek evrimi çürütürken, öğrencileri "stephen hawking dindar" diyerek çürütüyor.
- "yaptığım şey evrenin başlangıcının bilimsel kurallarla açıklanabileceğinin mümkün olduğunu göstermekti. bu sayede, evrenin başlangıç kararının bir tanrıya başvurularak açıklanmasının gereksizliği ortaya çıkar. bu bir tanrının olmadığını kanıtlamaz, sadece tanrıya bir ihtiyaç olmadığını gösterir."
ya da
- "biz yalnızca çok sıradan bir yıldızın küçük bir gezegeninin üstündeki ileri bir maymun soyuyuz. fakat biz evren'i anlayabiliyoruz. bu bizi özel kılıyor."
buyuran bir insan ne kadar dindardır tartışılır tabiî; ama burası yeri değil. tıpkı evrendeki enerjinin sıfıra eşit olmasını, yoktan var olmaya yontabilen bir kafanın sözlükte ahkâm kesmesi gibi. böyle bir kafanın, selamlaşma merasiminde tokuşturulmaktan daha fazla bir işe yaraması tarafımca mucize addedilir.
o değil de, aynı kafanın evrende intizam bulunduğunu iddia etmesi çok güldürdü beni. arkadaşım, senin buradan gayet dingin gördüğün uzayda, yıldızlararası maddelerin türlü gezegenlere bombardımanından tutalım da kuasar patlamalarına kadar türlü savaşımlar verilirken neye dayanarak düzenden bahsedebiliyorsun? sonra da "bana neden hakaret ediyorsun, beni neden küçümsüyorsun" diyorsun. söyleyeyim, evrenin tüm gücünü dünya adlı gezegende kullandığına kanaat getiren birine az bile ediyorum. bak, büyük bilim insanı carl sagan konu hakkında ne diyor:
"yüz milyar kadar galaksi, her birinde de ortalama olarak yüz milyar yıldız var. bütün galaksilerde, yıldız kadar gezegen de bulunması olasılığı söz konusu. böylesine akıl almaz sayılar karşısında, neden tek bir yıldız, yani güneş insanların yaşadığı bir gezegene yaşam veriyor olsun da, başka olasılıklar bulunmasın? niçin kozmos'un ücra bir köşesinde yaşama mutluluğuna yalnızca bizler ermiş olalım?"
sonuç olarak, böyle yazıp çiziyorum ama baktığını görmemeyi âdet edinmiş bir kafa için yukarıdakilerin anlaşılırlığı nedir bilmiyorum. fakat ben gene de saydırmaya son birkaç soru ile devam edeyim ve şöyle diyeyim; 32 bin geninden yalnızca 300 tanesi (yüzde 1) şempanzeden farklı kaç varlık ayrıcalıklı yaratıldığı savına inanır? bu, gören gözler için primat ailesine dâhil olunduğuna apaçık bir delil değil midir? ha şakirt!?