dunning kruger etkisi

entry14 galeri2
    1.
  1. Cornell University'de görevli psikologlar Justin Kruger ve David Dunning'in tarihe geçmelerine vesile olan bulguları, yani "Dunning-Kruger Etkisi" adıyla literatüre geçecek olan teorileri de, Türk sağduyusunun yüzyıllardır "cahil cesareti" dediği şeydir aslında.

    Journal of Personality and Social Psychology'nin Aralık-99 sayısında yayımlanan teorileri özetle, "cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır" der.

    Metin çözme, araç kullanma, tenis oynama gibi çeşitli alanlarda yapılan araştırmaların sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır:

    Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
    -Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.
    -Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.

    -Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

    iki uzman daha sonra, bu teorilerini test etme fırsatı da buldular. Cornell Üniversitesi' nden 45 öğrenciye bir test yaptılar, çeşitli sorular sordular. Ardından öğrencilerden "testin sonucunda ne kadar başarılı olacaklarını tahmin etmelerini" istediler.


    En başarısızların (yani sadece yüzde 10 ve daha az doğru cevap verenlerin), testin yüzde 60'ına doğru cevap verdiklerine, ayrıca iyi günlerinde olsalar yüzde 70'e ulaşabileceklerine inandıkları ortaya çıktı.

    En iyilerin (yani en az yüzde 90 doğru sonuç alanların) en alçakgönüllü denekler olduğu (soruların yüzde 70'ine doğru cevap verdiklerini düşündükleri) görüldü.


    (Not: Dunning ve Kruger bu çalışmalarıyla 2000 yılında Nobel de kazandılar.)


    iki uzman psikolog bu bilinçsizliği, "kronik kendi kendini değerlendirme (auto-evaluation) yeteneksizliğine" bağlıyorlar.
    Çalışan, kendi kapasitesini değerlendirmekten ve eksikliğini teşhis etmekten acizdir. Ama asıl vahim olan, bu "yetersizlik + haddini bilmeme" kokteylinin, mesleki açıdan, karşı koyulmaz bir itici güç oluşturması. Kariyer açısından bir eksiyken, artıya dönüşmesi.


    işinde çok iyi olduğuna yürekten inanan "yetersiz", kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve haddi olmayan görevlere talip olmaktan en küçük bir rahatsızlık duymayacaktır. Aksine bunu bir "hak" olarak görecektir.
    "Uyanıklık" bilecektir.

    Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar ise çalışma hayatında "fazla alçakgönüllü" davranarak kendilerine haksızlık edecekler, öne çıkmayacaklar, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmayacaklar, kıymetlerinin bilinmesini bekleyecekler (ve bilinmeyince için, için kırılacaklar ve kendilerini daha da geriye çekecekler) ve muhtemelen üstleri tarafından "ihtiras eksikliği" ile suçlanacaklardır. Üstleri de zaten, genelde" aynı yoldan geçmiş" insanlardır.


    Buna, insan kaynaklarının, iki benzer CV arasından, "kendine güvenen ve iyi sonuç alma olasılığı
    yüksek" adayı tercih edeceği gerçeğini de eklerseniz, Dunning-Kruger Sendromu'nun Peter Prensibi'nin (*) yatağını yaptığı da ortaya çıkar.

    Sonuçta, "kifayetsiz muhterisler" her zaman ve her yerde daha hızlı yükselecekler ve daha yukarılara çıkacaklardır.
    Etrafınıza bir bakın, uzmanlara hak vereceksiniz.


    Kifayetsiz muhterisi nasıl tanırsınız?

    1- Gücünü delegasyon bahanesinden alır. Ekibinin orkestra şefi havalarına girer.
    2- Çok gürültü patırtı eder, çok şey yapıyormuş havası estirir.
    3- Koridorlarda hızlı hızlı, düşünceli edayla yürür.
    4- "Beşer şaşar" diye düşünür. Ama genellikle şaşan beşer başkası değil, kendisidir.
    5- Ne olursa olsun,hazırlıklıymış, olacakları önceden biliyormuş gibi davranır.
    6- Üstlerine karşı son derece kibardır; altındakilere (özellikle de en çok ihtiyaç duyduklarına) kötü muamele eder.
    7- iktidar ilişkileri ve göstergeleri onun için çok önemlidir. Astlarına kimin üst olduğunu hatırlatmayı sever.
    8- ilk denemede başarılı olamazsa, başarısızlığının belgelerini yok etmeyi unutmaz.
    9- Talimatlarını post-it ile, e-postayla veya sekreteriyle verir böylece astlarıyla yüzleşmekten kaçar.
    10- Toplantılarda son sözü mutlaka o söyler, gerekirse başkasının sözünü tekrarlamak pahasına..
    *
    30 ...
  2. 2.
  3. herhangi bir alanda beceriden yoksun olanlar, kendilerini olduklarından daha başarılı sayarken -ki bunun nedeni aynı beceri yoksunluğunun, beceriyi değerlendirmeyi de imkansız kılmasıdır, beceri sahibi olanların kendilerini olduklarından daha az başarılı saymaları -ki bunun sebebi başkalarını da kendileri kadar başarılı saymalarıdır- durumu olarak özetlenebilecek etki.
    komik de bir makalesi vardır.
    2 ...
  4. 3.
  5. salak olmanın en kötü yanı, salak olduğunun farkına varamamaktır... belki de en iyi yanıdır...
    3 ...
  6. 4.
  7. doğruluğunun uzun uzun tartışılıp sorgulanması gereken teori. ki bana göre tamamen olmasa da kısmen yanlıştır. (kendime pay çıkartma niyetinde değilim)
    nitekim kendini yetersiz hisseden insanlar alanında uzmanlaşmamış veya öğrenime devam eden insanlardır, öğrenmeye ve sorgulamaya, bazı sorulara cevap aramaya devam ediyorlardır. bildikleri kesin şey varsa o da aslında hiç bir bok bilmedikleridir. kısaca kendilerini yetersiz veya aciz hissetmelerinin sebebi hala öğrenme aşamasında olmalarıdır.
    dunning ve kruger kardeşler* testlerini 45 tane işe yaramaz öğrenci üzerinde değilde, eğitimli ve eğitimsiz aktif olarak çalışan insanlar üzerinde deneseydi, yanılma olasılıkları kat ve kat artardı. ayrıca bu kardeşlerin teorilerini görüp "valla hee, bazı adamlar var bi bok bilmeden attırıp tutuyorlar" diyenler de, aslında bu teorinin cahil insanlar safında yer alabilir, umarım nobel ödülü veren topluluk bu şekilde düşünüp karar vermemişlerdir.
    atılgan/girişimci ruhuna sahip insanlara gelecek olursak, bunların hepsinin cahil olma olasılığından bahsetmek bile istemiyorum. gerçeğe bakacak olursak kendi patronlarımız dışında girişken insanların aslında ne kadar etkili, yetenekli ve zeki olduklarını göreceğiz, bu insanlar bir çok şeyi bilmediklerinin farkındalardır fakat alanlarında uzman ve başarılı oldukları için kendilerine olan güvenleri tamdır(kendi dallarında).
    öte yandan gerçekten cahil insanların atıp tutmaları, laftan öteye gidemez, lafı bile var peynir gemisi lafla uçmaz. zira hiç bir bilgi sahibi olmadan, sadece kendine güvenmek insana başarı getirmez. eğer insan konuşuyorsa ve yeterliliği varsa o insan boşa konuşmuyordur, atıp tutmuyordur.
    özetleyecek olursak, zeki bir insan kendini yetersiz hissediyorsa, bu onun karakteriyle ilgilidir. ve yine daha az zeki bir insan girişimci ve katılımcıysa başarılı olmaya daha yakındır ve bu onu aslında daha zeki yapar, çünkü sadece düşünüp konuşmamıştır, pratiğe de dökmüştür.

    (bkz: iki saattir konuşuyoruz bir kere nihat doğan demedik)
    nihat doğan başbakan olursa bu entry götüme girsin...
    2 ...
  8. 5.
  9. 6.
  10. bir düşünürün, bir göreve ona en az gönüllü olan kişiyi getirin, önerisinde bulunmasına sebeb olan etki.
    3 ...
  11. 7.
  12. 8.
  13. kisaca "cahillik ne guzel, her seyi biliyorsun" özgüvenidir.cahillikten gelen cesaret ile kişi kendisini işin uzmanı ilan eder. bu kişileri kendinden daha boş insanlar değil tam tersine daha dolu insanlar cesaretlendirir. Egoları sebebiyle her daim kendilerinden daha akıllı insanlar tarafından kullanılırlar.
    0 ...
  14. 9.
  15. david dunning ve justin kruger adlı iki psikologun adını alan çalışmadır. Nobel ödülü kazanmışlardır, bu tez ile.
    bir konu da yeni ufak bir bilgi edinse dahi, o konu da her şeyi yapabileceğine inanan. hayalperest bir egodur kısacası.
    2 ...
  16. 10.
  17. 11.
  18. 12.
  19. David Dunning ve Justin Kruger tarafindan 1999 yilinda ortaya konulmus bir teori. dunning kruger sendromu olarak da bilinir.

    beceriksiz kisilerin beceriksiz olduklari icin, kendi beceriksizliklerinin farkinda olmamasiyla kendilerine olan özgüvenlerinin yüksek olmasi durumu.

    özetle cok az bilgi sahibi olup, kendini uzman sanma egilimi. (bkz: herbokolog)

    (bkz: bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir)

    - kisinin kendi yeteneklerini abartmasi egilimi.
    - baskalarinin üstün yeteneklerini görmemezlikten gelmek veya kücümsemek.
    - kendi beceriksizliginin derecesini dogru bir sekilde degerlendirememek.

    Dunning ve Kruger calismalarinda bu insanlarin performanslarinin düsük olmasina ragmen; kendilerini yücelttiklerini gösterdiler.

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2040222/+

    David Dunning: "eger bir kisi uzman degil ise; uzman olmadigini da bilemez. Dogru bir cözümü bulmak icin gerekli olan yetenekler, tam olarak cözümün dogru olup olmadiginin taninmasinda faydali olan yeteneklerdir."

    kaynaklar:
    http://citeseerx.ist.psu....amp;rep=rep1&type=pdf
    https://journals.sagepub..../10.1177/0956797615588195
    https://journals.sagepub....i/10.1111/1467-8721.01235
    7 ...
  20. 13.
  21. şöyle açıklanabilir: cehaletin en tehlikeli hali, insanın bilgisiz olması değil; bilgisiz olduğunu fark etmemesidir.

    mesela işe yeni başlayan biri ''ben bu işi kısa sürede çözerim'' der; ancak biraz deneyim kazandıkça işin ne kadar katmanlı olduğunu ve aslında ne kadar çok şey bilmediğini fark eder. bu durum, dunning-kruger etkisinin günlük hayattaki bir yansıması olarak görülebilir.
    1 ...
  22. 14.
  23. cehalet sana kalkan oluyor. ne kadar az bilirsen, o kadar “ben kralım” moduna giriyorsun. grafikte sol başta tatlı mı tatlı bir tepe var ya; “cahil cesareti” diyorlar. orası çok kalabalık, selfie noktası, herkes ben burdayım diye poz veriyor. bir adım atıyorsun, biraz bilgi gelince vadiye yuvarlanıyorsun, “aa lan ben ne salakmışım” depresyonu. gerçek ustalar en sağda, sakin sakin oturuyor. “daha çok şey var öğrenilecek” diye kendi kendine kızıyor, o yüzden de biliyor tabii.

    sosyal medyada zirve hali malum. 47 saniyelik reel izleyip tıbbı çözüyor, biri haber başlığı okuyup dış politikaya yön veriyor, biri de bir haftadır takip ettiği konuda uzmanları azarlıyor, entry basıyor. farkındalık için bile biraz bilgi lazım. yani “bende dunning kruger olur mu hiç” diyen adam, tam da o tepeye tırmanmış vaziyette, aşağıdakilere “siz ne anlarsınız lan” diye bağırıyor.

    ben de yakalıyorum arada kendimi o zirvede. bir konu açılıyor, üç cümle kuruyorum, özgüven tavan… üç saat sonra “ulan susayım daha iyi” diyorum. o aradaki tatlı spot, o kısa aydınlanma, hayatın en dürüst anı.

    kısacası evren bize yine muhteşem bir şaka yapmış. cahili cesaretle, bilgiliyi tereddütle cezalandırıyor. en tehlikeli olanlar da o tepeyi “zirve” zannedip inmemeye karar verenler.
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük