bir insana içini dökmek

entry15 galeri0
    1.
  1. Zaman zaman çokça yapmak isterim. Ama kimseyi kendimle yoramam.

    Birine içini dökmek çoğu zaman insanı hafifleten basit bir şey gibi görülür ama aslında o anın içinde daha karanlık, daha çıplak bir taraf vardır. Çünkü insan başkalarının arasında yaşarken kendine bir yüz seçer. Güçlü görünür, toparlanmış görünür, her şeyi kontrol ediyormuş gibi davranır. Nietzsche’nin Apolloncu maske dediği şey de biraz budur. Düzenli, ölçülü ve katlanılabilir bir görüntü. içini dökmek ise o maskenin bir anda çatlamasıdır.
    insan o an içinde sakladığı karmaşayı, akla sığdıramadığı acıları, bastırdığı korkuları ve adını koyamadığı boşluğu dışarı bırakır. Karşısındakine aslında şunu göstermiş olur: Dışarıdan gördüğün o sakin insanın altında sandığından çok daha dağınık, kırılgan ve karanlık bir yer var. Bu yüzden içini açmak, sadece konuşmak değildir. Kendi zihninin bodrumuna birini indirmektir.
    Freud’un tekinsiz dediği şeye benzeyen tarafı da burada başlar. insanın içinde gizli kalması gereken şeyler kelimelere dökülür ve artık yalnızca ona ait olmaktan çıkar. Havada asılı duran o cümleler hem anlatanı hem dinleyeni tuhaf bir sessizliğin içine çeker. Dinleyen kişi de bir başkasının içindeki uçuruma bakmış olur ve bu bakış bazen insanı rahatsız edecek kadar derindir.
    Felsefi olarak bakınca iç dökmek, insanın kendini savunmasız bırakmasıdır. Karşındaki kişiye seni incitebileceği yerleri kendi ellerinle gösterirsin ve onun bunu yapmayacağına inanmak zorunda kalırsın. Birine içini dökmek, biraz da celladına kılıcı nereden tutacağını öğretmek gibidir. Karanlık tarafı da tam burada durur. insan hem anlaşılmak ister hem de anlaşılmama ihtimalinden korkar. Hem teslim olur hem de bu teslimiyetin onu yaralayabileceğini bilir. Üstelik bütün bunların üstünde bir de dilin eksikliği vardır.
    Wittgenstein’ın söylediği gibi, dilimizin sınırları dünyamızın sınırlarıdır. içindeki o büyük, isimsiz ve ağır acıyı kelimelere dökmeye çalıştığında, o acı ister istemez değişir. Anlatırsın ama anlattığın şey, yaşadığın şeyin birebir kendisi değildir. Sadece gölgesidir. Karşındaki insan seni ne kadar dikkatle dinlerse dinlesin, senin cehennemini kendi penceresinden görür.
    Bu yüzden birine içini dökmek, ruhun karanlık odalarından çıkıp bir yabancının zihnine doğru atılmış tehlikeli bir adımdır. insan o an biraz eksilir, karşısındakinin dünyasını biraz genişletir ve anlaşılma umuduyla yalnızlığını iki kişilik büyük bir sessizliğe çevirir.
    4 ...
  2. 2.
  3. içini döktüğün kişi yanlış bir kişi olduğu zaman bu dilinden dökülen her şey bir süre sonra yüzüne vurulacaktır.
    3 ...
  4. 3.
  5. Karşındaki kişi en yakın arkadaşınsa ve belli bir zaman sonra araya düşmanlık girerse söylenilenlerin karşıdaki insanın karakterine ve haysiyetine bağlı olarak sana silah olarak dönebileceği gerçeği..
    1 ...
  6. 4.
  7. Yani tarafsız bir şekilde dinleyecekse veya sorunuma çare bulabilecekse çok iyi bir şey ama onun dışında yapılmaması gereken bir şey bence. içimdekileri içimdekilerin uzmanı olan kişiye dökerim yani. swh
    1 ...
  8. 5.
  9. maskenin çatlamasından ve anlaşılma umuduyla çıkılan o tekinsiz yolculukta eksilmekten korkmaktır. insanı, yalnızlığını iki kişilik büyük bir sessizliğe gömmektense, kendi içinde vakurca susmaya iter.
    1 ...
  10. 6.
  11. Genelde dökmem. Konusuna göre Nadiren dökerim bazen rahatlatır bazen pişman eder.
    1 ...
  12. 7.
  13. Korkmam bundan. Şiştiysem bulduğum ilk aklı başında kurbana dökülürüm. Zamanla bana karşı kullanmaya kalkarsa da bozarım. Dert anlattık derdimizle bizi vur diye değil der, utandırırım. Sivri biriyim.
    1 ...
  14. 8.
  15. Kolay kolay dert yanmam, kimseye derdimi dökmem, çok daralirsam üstünkörü birşeyler anlatabilirim fakat yine de ayrıntı ve derine inmem. Asla yaralarımı insanlara göstermem, temkinli davranırım.
    3 ...
  16. 9.
  17. Eskiden insanlar aklı başındaydı derdini döker rahatlardın, şimdi ya derdini dinlemek istemiyorlar ya da delirmiş insancıklar.
    1 ...
  18. 10.
  19. içimi dökemiyorum dolup taşıyorum kendi kendime gece vakti sonrası uyuma uyanma işte. Kime ne anlatacaksın bu devirde ekran süresi 10 saat odaklanma süresi 5 dk olan insana hangi derdini anlatacaksın. Yüzüne mal gibi bakıyorlar.
    1 ...
  20. 11.
  21. tavsiye etmediğim durumdur. hele bir de yanlış tipe denk geldin mi işin bitti resmen. adam daha kabuğundan burnunu çıkarmamış, sanki iki ömür bitirmiş de mezardan dönmüş gibi kaşları çatık, “bak kardeşim şunu yapman lazım” diye nutuk çekiyor. ulan sen kendi gölgenle bile kapışamamışsın.

    ben tarçınlı kekle idare ediyorum artık. fazla abartmıyor, sessiz duruyor, dinler gibi yapıyor, arada masaya ufak bir kırıntı bırakıyor… o bile yetiyor bana. ama insan oğlu mu? yok abi, asla. dinlemeye değil, kendi sesini duymaya geliyorlar. aynı bayat plak yıllardır dönüyor, midem artık kaldırmıyor. o yüzden bundan sonra ya daha akıllı bir kek bulacağım ya da içimi kendime saklayacağım. meğer kendi başıma da fena değilmişim.
    6 ...
  22. 12.
  23. maddi olarak kusmak ya da sıçmak. manevi olarak derdini kendini anlatmak. gün gelir manevi olan daha çok can yakar.
    1 ...
  24. 13.
  25. Bazen hiç tanımadığın birine bile içini dökebiliyosun hatta daha iyi geliyor.
    Tanıdığın biri bi yerde sana karşı koz olarak saklıyor, insanlar acımasız.
    1 ...
  26. 14.
  27. Dertleri katlamaktır. Anlayacak sanırsınız oysa ki sadece yargılarlar. Ya küçümserler ya dinlemezler ya da kullanırlar. En beklemediğiniz, en kırılgan anınızda öyle bir vurulur ki yüzünüze o derdiniz. Derdiniz mi yoksa içinde bulunduğunuz durum mu canınızı yakıyor anlayamazsınız o an.
    2 ...
  28. 15.
  29. genelde bir bok değiştirmez. öyledir çünkü. kedi kendi yarasını görür ve 'aaa ne büyük' der.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük