Uyuşturucu yüzünden giden bir can yok bu durumda ortada. Oğlunun iyiliğini sağlığını düşünen bir babanın kantarı şaşmış ve çocuğunun canını almış . Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.
“Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret?
Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım?
Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip,
Taklalar mı atmalıyım?
istemem! Eksik olsun!
Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli?
Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli?
istemem! Eksik olsun böyle bir şöhret!
Eksik olsun!“
- Edmond Rostand
iyi mi oynuyoruz yoksa karşı takım mı vasat bilmem ama milli duygularım kabarıyor bu gibi şeylerde. Her golde ‘ bir oluruz yolunda hadi bastır gönüller coşsun’.
iyiyiz be.
2004 yılı. Okula başlamamışım, zaman kavramım ezan vakitlerinden ibaret. öğle ezanı eve gelip uyuyorum akşam ezanı dışarıda cirit atmaya başlayıp yatsı vakti eve zorla götürülüyorum. Ailemin verdiği kadar parayı harcıyorum fazlasına ihtiyaç bile duymuyorum.
Bütün eylemler serbest olsaydı bence en çok işlenen suç hırsızlık dolandırıcılık ve cinsel istismar olurdu. Benim yapacağım şey ise öldürme yaralama. Bazı insanlara karşı tahammülüm çok zayıf, la havle demek yerine uygun araçlarla hakkından gelmek isterdim.
Sadri alışığın ‘ah müjgan ah’ filmini defalarca izledim. O kadar duygulandırıyor ki sadri babanın tiratları. Ağlamak isterseniz duygusal kötü bir anınızdaysanız izleyin ve daha da kötü hissedin. Kimsenin benden iyi hissetmesini istemem.
Bazı kelimelerin başına sıfat eklemek olanı izah etmeye çalışmak gibi. intihar bugün hava çok güzel, kelebekler uçuyor arılar sokuyor diye edilmez ki. insanlar buna kendini mecbur hisseder, çaresizlik hissi bütün bedeni sardığında seçenek bulamazsın.
Ses tonu çook önemli diksiyonu şivesiz olması, yerine göre Ege şivesi katması konuşmalarına. Fiziksel özelliklere girmeyeceğim, ne o öyle erkek gibi götten falan bahsetmeler .d
Metrobüste bir kadın bebeğiyle binmişti kadın sürekli özür diliyordu ve arabayı nereye yerleştireceğini bilmeyip sağa sola yalpalıyordu. “ özür dilerim ilk defa anne oldum çok yeniyim “ diyerek indi metrobüsten. istanbulda yaşlı, bebekli, emekli, hamile ve biraz da kadın olmak çok zor.
çok bozdu.
Baya bozdu yani.
Öyle böyle değil.
inanılmaz bozdu.
O kadar bozdu, önünü alamadık.
Bozdu bozdu bozdu…
Bir yerden sonra bozmaz dedik, daha da bozdu.
Artık bozmasın dedik, iyice bozdu.
Daha nasıl bozulur ya dedim.
Daha fazla bozulmaz herhalde dedim.
Bir yerde duracak bunun bozulması diye bekledim…
Ama gene bozdu.- feyyaz yiğit
Ruh eşim diyince aklıma ruhuma eş insanlar geliyor yani çok yakın arkadaşlarım. Onun dışında bir ruh eşinin varlığına inanmıyorum. Evlendiğiniz insan pis çoraplarını koklayıp halıya fırlatırken işte benim ruh eşim diyor musunuz gerçekten.
içimi dökemiyorum dolup taşıyorum kendi kendime gece vakti sonrası uyuma uyanma işte. Kime ne anlatacaksın bu devirde ekran süresi 10 saat odaklanma süresi 5 dk olan insana hangi derdini anlatacaksın. Yüzüne mal gibi bakıyorlar.
Dini boyutunun dışında abi nasıl mutlu olabiliyorsunuz bayram geliyor diye. Sabah erkenden kalkıyorsun kan revan içinde ve çiğ et kokusuyla beraber o etleri doğruyorsun saatlerce bir de üzerine gelen gideni ağırlıyorsun. Koş kızım kahve yap koş şeker dağıt. Bir taraftan da bulaşıkları yıka. Sonra giyin kuşan akraba ziyaretine git. Ben bu kadar insanları özleyen bir insan değilim görmek istemiyorum x halayı, y dayıyı.
işten ayrılıyorum ( inşallah emekli olarak). Elim ayağım tutuyor bel sırt bacak ağrısı çekmiyorum. Sakin bir yerde yaşıyorum yanımda henüz kimliği belirsiz hayat arkadaşım. Sabah kalkıyorum, ben biraz erken uyanırım, bahçedeki çiçeklerimi suluyorum hepsiyle tek tek konuşuyorum. Eşim uyanıyor balkondan çıkıp kocaman içten gülümsemesiyle “ işte şimdi gün aydı” diyor.
Sabah yürüyüşü, çay kahve molası, gün batımını izleme derken sağlıklı huzurlu günün kapanışı. Bu kadarı kafî.
Bi kaç hafta önce başladığım dizi. Lost gibi 3. Sezonda bozduğunu sırf dizi tuttu diye bağlı olduğu senaryonun dışına çıktığını düşünüyorum.
Zaman yolculuğu fikri güzeldi ileri geri iyi ilerledi sardı tam anladık tamam diyorsun başka bir evren peyda oluyor. Kim kimin nesi baştan başla artık.
Kimine göre kendindeki eksik parçaları tamamlayan kimine göre de birebir benzerlikler taşıyan kişidir.
Kim bilir belki de bunların hiçbir önemi yoktur, rastlantıyla karşına çıkan alelade birinden ibarettir.
Kimseyi “biz” olarak görmemek.
Geçen gün bayram izni için bir mevkidaşımla müdürümüze gittik ve ne yapalım diye konuştuk, biletinizi alın gidebilirsiniz dedi. Daha sonra arkadaşlarla konuştuğumuz zaman bu durumdan bahsettik o arkadaş sürekli “ ben izin aldım bana gidebilirsin dedi müdür bey” diyip durdu. Ben hala ısrarla biz konuştuk ikimize de izin verdi diyorken ben kendim için aldım izni dedi. Velhasılkelam herkes kendi yağında kavrulur bir miktar bencil olacaksın hayatta.
Bu benim travmamdır. Çocukken kurbanlık tekeyi babam eve getirmişti bir hafta kadar baktık her gün sevdim besledim bahçede birlikte oynadık. Sonra bayram günü getirdiler karşımda yere yatırdılar 3 bacağını bağlayıp kafasına çuval geçirdiler. Hayvan anladı kesileceğini tek bacağıyla tepinmeye başladı. Pedagoji psikoloji hak getire tabi o zamanlar. Koşarak ağladım toparlanamadım o gün, sonra akşam önüme et koydular nasıl yiyeyim ben onu. Vejetaryen olmaya zorlandım ancak olamadım , kebap lahmacun görünce bunun için hayvanların kesildiği gelmiyor aklıma yiyorum.
Kimseye görünmeden kaç.
Zira alınıp kömür madeninde çalıştırılabilir, savaşa asker olabilir, üzerinde çeşitli deneyler yapılabilir, ülkesi işgal edilir( ihtimal değil) vb.
Buralarda dolanmamalı.
Bu devirde aşık olmak çok zor. Herkesin konuştuğu en az iki kişi var olmasa da bulma ihtimali çok yüksek. her halükarda 3 kişilik sarmalın içinde oluyorsun. Bunu kabul edeceksin geç cevap vermelere katlanacaksın. sitemini ilgisizliğini sineye çekeceksin sonra beelki ilk sıraya yükselirsin belki de ilerleyen dönemde tek olabilirsin. Bunu kabul etmek de bilmiyorum, herkes yapamaz.
Allah malı mülkü iyilere versin dedi bir arkadaşım. Ama etrafımızda hiçbir iyiliği dokunmayan insanların evi arabası var. Onları malla sınıyor, biz de kendimizi fazla belli ediyoruz sınamaya gerek duyulmuyoruz demek ki.