her ne kadar yaşadıklarımı bir nebze olsun unutmaya çalışsam da olmuyor, olmuyor. zor zamanların içinden geçiyorum. intihar güzellemesi yapacak değilim, allah kimseyi de bu son raddeye getirmesin. ama iyi değilim. sözlerim ilgi çekmek için değil. yaşadıklarım ağır geliyor. son raddedeyim. bu aralar geceleri benim için tehlikeli çünkü kaç gecedir saat 2-3 sularında uyanıp bir sigara yakıp öylece boşluğa bakıyorum. bana bir şey olursa.. ben kendimden vazgeçmişim. inşallah geride kalanlar çok üzülmez.
intihar denilince ne tuhaftır ki, akla isveç, norveç gibi refah seviyesi yüksek ülkeler gelirdi. sebep olarak da monoton bir yaşamdan dolayı bunalıma girmek, sürekli kapalı ve karanlık havanın depresyona sevk etmesi gibi sebepler ortaya çıkar, yine de anlam verilemezdi.
son dönemlerde bu intihar salgını türkiye'ye de bulaştı. köprüden atlayanlar, yüksek binadan kendini boşluğa bırakanlar, cinnet geçirip silahı ateşleyenler, kutu kutu ilaç içenler, hava gazı ya da tüp gazına davrananlar, birkaç metrelik urganı boynuna geçirip yaşamını sonlandıranlar...
intihar haberlerinde ölenin yakınları, ailesi, ahbabı, komşusu hep şu tanıdık açıklamayı yapar:
<< çok sessiz biriydi, çok sakin hayatı vardı, böyle bir şey yapacağını düşünmedik. >>
düşünülemez, çünkü kişi, karşıdakine yaklaşmayacak kadar anlaşılmaz ve karmakarışık duygular içerisinde. buna sosyal, ekonomik, ruhsal sıkıntılar da eklenince bireyin psikolojisi yerlerde sürünüyor.
Kendini asan adam gördükten sonra daha kendime hiçbirşey bitmedi derim ve üzülürüm neyden memnun değildi diye.
Taa çünkü 14 yaşında intihar edenler vardı.
öz sevgi eksikliği filan değildir. günah filan da değildir, sadece psikolojik sorundur. işin gerçeği, insan insanın insana yaşattığı acıya artık dayanamaz. acı korkunç bir şeydir. ne kadar acı yaşarsan, o kadar ölmek istersin. daha çok erkekler intihar eder bu arada. genelde türk kadını aynı anda gizlice bir sürü erkek ile irtibatta olur ve bu erkeklerden bazıları bu kadar kadın manipülasyonunun getirdiği sorunlardan ötürü intihar eder. tek diyeceğim şu: bir .m için değmez evladım, aklını başına topla ve bu a.cıklardan uzak dur. a.cık işte, ne bekliyordun. a.cık için intihar etme. s.ktir et hepsini. bütün kadınlar bu kapitalist sistemde orospudur, bunu bil, buna göre hareket et. aksini iddia eden yalan konuşuyor.
müslüm babadan gelsin: https://www.youtube.com/w...aZ_M7XCnLO5NA&index=6
Yapmayın diyecek ağzım ve aklım, gönlüm katılmasa da. Bir de şunu unutmamalı. bu eylemi gerçekleştirirken intikam duygusu besleniyorsa herhangi birilerine karşı, yasları üç gün bile sürmeyecektir. Sonrasında kendilerini temize çıkarmak adına bütün hikayeyi sizin sorunlu biri olduğunuza çevirerek mezarda kemiklerinizi sızlatması da cabası.
Yapılan araştırmalara göre (dergipark adlı sitede bol bol malzeme var, merakı olan bakabilir); tamamlanmış yani sonu ölümle biten intihar oranında neredeyse her ülkede erkekler önde iken; intihar girişiminde bulunanların ve sonu ölümle bitmeyenlerin birçoğu kadınmış. Türkiye'de intiharlar genelde kendini asarak, aşırı dozda ilaç alarak ve bir yerden atlayarak gerçekleştirilirken; Amerika'da ise kendini silahla vurarak gerçekleştiriliyormuş. Son yıllarda yaşlı intiharları da azımsanmayacak derecede artış göstermekte imiş. Özellikle de geniş ailenin yerini çekirdek aileye bırakması ve kadınların da iş hayatına atılmasıyla beraber yalnızlaşan yaşlılar: hem kendini bir yük görüyor hem hastalıklarla cebelleşiyor hem sosyal destek almada sıkıntı çekiyor hem de geçmişe olan özlemler ve pişmanlıklar nedeniyle intihar girişiminde bulunuyormuş. Bunun yanında birbiriyle çelişen araştırmaların kimisi en fazla intihar girişiminin yaz mevsiminde gerçekleştiğini belirtirken; kimisi de sonbahar olduğunu belirtiyor. Bireysel psikoloji ekolünün kurucusu olan Alfred Adler, intiharın en büyük nedeninin toplumdan, sistemden ve çevremizdeki insanlardan öç alma isteği olduğunu vurguluyor.
Bununla beraber düşünceleriyle Ziya Gökalp'i etkilemiş olan Fransız Sosyolog Emile Durkheim'ın intihar olgusu konusunda yapmış olduğu bir çalışma mevcuttur. Kendisi intiharı, bireyin toplumla gerçekleştirmiş olduğu etkileşimden kaynaklandığı tezi üzerinde durur. Bu tür şeylere ilginiz varsa okuyabilirsiniz efendim, evet.
öyle derin bir kavram ki anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır. diyelim ki bir şekilde kifayeti oldurduk ve kelimelere döktük, bu kez de toplumun büyük bir çoğunluğunun anlamaya kapasitesi elvermez.
Öte yandan insanın evrendeki yerini düşününce de çok basit. ne doğru ne de yanlış bir eylemdir demekle yetinelim biz de.
Burası çokomelli "Bazen yerine göre gerekli bile olabilir." Hala güdülerinin esiri bir heyvan olan ilkel insan ırkı bu gerçeği bir türlü kabullenemedi.
corona döneminde intihar vakaları arttı. o zaman intihar insanların özel tercihi değil. dış etkiler intiharı tetikliyor.
david hume, 'yaa arkadaş bir insanın canı intihar etmek istiyorsa istiyordur, neden illa altında bir bityeniği arıyorsunuz, bırakın intihar etsin. bu onun tercihi, insan intihar etmekte özgürdür" minvalinde can yakan bir makalesi vardır. hume'un yaptığı gibi meseleyi elbette böyle basite indirgeyemeyiz. intiharın bir nedeni mutlaka vardır.
intihar özünde, pasif agresif bir intikam alma biçimidir. aslında çevresindeki insanları öldürmek istiyor bunu başaramadığı için kendisini öldürerek onları öldürmüş oluyor.
pek cok bakimdan kacinilmaz olan. davranislarimizin bizi goturdugu noktadan da biz sorumluyuz. insanin kendini oldurmesi yalnizca bir hamlede olunca mi intihar sayiliyor?
Kimi zaman etsem mi etmesem mi diye düşündüğüm bir hödü. Sadece korkak insanlar intihar eder diyen aptallardanda hazzetmem. intihar etmek bile cesaret ister..