insan olmadan hayatta kalamazsınız. Her yerinizde insan emeği var, yediğiniz ekmekten içtiğiniz suya, sudan oturduğunuz eve, koltuğa baş koyduğunuz yastığa kadar. insan nasıl sevilmez, insanlar olmasa hayatta kalamaz, kendimizi geliştiremezdik, zekamız bile toplu olarak yaşadıktan sonra gelişti. insan sevmiyorum diyen bazı kişisel sorun yaşadığı kişileri genele yayarak büyük bir mantık hatası yapıyor.
Tekirdağ'da sempozyuma katıldım, dönüşte istanbul'dan otobüse bindim. 20 saat yol. Otobüsle yolculuk yapmayı çok severim, dışarıyı seyretmek çok keyifli olur. Öyle dışarıyı seyrederken tırlar gözüme takıldı. istanbul'dan bolu'ya kadar çok yoğun bir tır trafiği var. Tır şoförleri tırı sürerken ne yapıyorlar diye yanımızdan geçen her tırın şoförüne bakmaya başladım. Sosyoloji çalışması gibi oldu ahahah. Neyse efenim en az 20-30 şoförü inceledim. Hemen hemen hiçbiri yola bakmıyor, yolla ilgilenmiyor. Bazıları cep telefonuyla konuşuyor, bazıları film açmış tablet/telefondan film izliyor, bazıları yiyip içiyor....çok dikkatsiz bir şekilde arabayı kullanıyorlardı. Lütfen yanınızdan tır geçerken veya siz tırı sollarken şoförlerin çoğunun yola bile bakmadan aşırı dikkati dağınık şekilde arabayı kullandığını bilerek hareket edin. Takip mesafesini 2 kat artırarak takip edin, aniden fren yapabilirler çünkü yola hakimiyetleri sıfır.
Erkek zekasını "basit yaratıklar" diyerek hafife almaları. Erkek basit bir canlı değildir, değildir yani. Çok feci bir zekaları var ve avcılar, yırtıcı grubundan.
Evlenmeyen ve çocuk yapmayanlardan bekarlık vergisi alınıp çocuk bakan annelere maaş şeklinde verilmelidir. Madem en temel vatandaşlık görevini ve sorumluluğunu yerine getirmiyor ama başkasının yetiştirdiği çocuk üzerinde çeşitli kamusal hizmetler alıyorsa bunun bedeli olmalı ve bu bedel fedakar ailelere verilmeli.
Bir gece babamla bolu gerede'ye gece saat 02.00 de vardık. Dörtyol ağzına geldik, yolda sağda solda kimse yoktu, in cin top oynuyor etrafta. kırmızı ışık yandı ve babam kırmızı ışıkta durdu. O durur durmaz aniden jet gibi bir araba önümüzden geçti. Babam yol boş diye yola dalsaydı büyük ihtimalle ölümcül feci bir kaza yaşanacaktı. Kurallara uyalım, çok önemli. Viyana'da bir gece vakti gezerken yayaya kırmızı yandığı halde eşim yola geçmeye çalıştı. Yolun taa öbür tarafında bir araba bizi ışıklarıyla uyardı, sakın geçmeyin diye. Bizde bekledik. Medeniyet güzel şey, avrupa'nın en çok bu yanını seviyorum, kurallara uymayanları uyarıyorlar canlarım benim.
Beyinde cinsel yönelim bölgesi ile ayak kontrol merkezi yan yanaymış. Bazı insanlarda bu iki sinir bölgesi bazen birbirine karışıyormuş, bu karışıklıktan dolayı ayaklar, cinsel istek uyandırıyormuş. Yani sen ruh hastası değilsin sadece beyninde sorun var. Bunun tedavisi var mı bilmiyorum, çok rahatsızsan tedavi yolu araştır.
Yaşam, ancak bir var olma nedeni görüyorsak, bir amacı varsa, zahmete değiyorsa çekilir. Birey, tek başına, kendi etkinliği için yeter bir amaç değildir. Birey, pek küçük bir şeydir. Yalnız uzamla değil aynı zamanda zamanla da sınırlıdır. S. 204.
Aşırı bireyciliğin sonucu, sadece intihar yapar nedenlerin etkisini desteklemek değildir. Aşırı bireyciliğin kendisi, bu nedenlerden biridir. insanları, kendini öldürmeye iten eğilimin önündeki engeli kaldırmakla kalmaz, o eğilimi baştan başa yaratır, böylelikle de kendi izini taşıyan özel bir intihar yol açar. S. 203. intihar kitabı
1980 li yıllarda ankara'da orta-iyi bir semtte oturduğumuz sokakta 3 araba vardı sadece: bizim, komşumuzun ve karşı komşunun. sokak bomboştu. şimdi yer gök araba olunca insan ister istemez millette para var gerçekten, ülke nerden nereye gelmiş diyor içinden.
tavuk eti daha lezzetli zaten, tavuk döneri çok severim. domates ve biber ekliyorlar dönerin arasına, onlar ayrı lezzet veriyor. et dönerde aynı tadı alamıyorum.
tavuk eti bulamasalar büyük ihtimalle tavşan etine filan yöneleceklerdi. tavşan etinin de lezzetli olduğu özellikle sosislerinin güzel olduğunu duymuştum.
kaloriferi çok yakınca geçenlerde ben de camı açıp uyudum, üstelik başım neredeyse açık cama dayalı olarak. şu sıcaklığı işini bir türlü ayarlayamadılar, bir arada donuyorduk.
60-70 kişilik sınıflarda okuduk, öğretmenler mecburen disiplini sağlamak için dayak atıyordu. dayak hak edene atılmalıydı ama sıra dayağı gerçekten çocuğun adalet duygusunu aşındıran bir şey, yapmadığın bir yaramazlığın cezasını sana da kesiyorlar. bu eğitim değil cahil öğretmenlerin saçmalıkları. hepsi zaten çok kalitesizdi, eğitim verecek nitelikleri yok denecek azdı. hepsi ortaokul veya lise öğretmen okulunu bitirmiş kültürsüz kişilerdi. adam yokluğunda denk gelmiş öğretmen olmuşlar. çoğuna hakkımı helal etmiyorum zaten.
Not: ben de ilkokulda 1 kere bir öğrencime 'yalan söylediği' için elimin tersiyle vurdum. bir kere de endüstri meslek lisesinde başka bir öğrencimi 'allah ne verdiyse, eşşek sudan gelene kadar' dövdüm. o da yalan söylediği için. onun dışında dayağa karşıyım.
polatlı çok küçük il olacak nitelikte değil ve ankara'ya çok yakın, temelli sayesinde nerdeyse birleştiler. ama ergani olur bak, çok büyük yaaa. ergani'den geçtikçe böyle kırsal bir alanda bu kadar büyük bir ilçeyi görmek şaşırtıyor insanı.
Yoksulluk ve parasızlığın intihar nedeni olmadığını söylüyor, çok ilginç gerçekten, ben buna katılmıyorum açıkçası:
"Parasız işsizlerin çok evlendiği görülür. Uzağı görüş, insanları ailelerinin sakınmalarının ötesinde genişletiyor ve aile kurmalarına engel olmuyor… Yoksulluk toplumdaki intiharların oranının bağlı bulunduğu etmenler arasında yer almaz." S. 170.
Evlilik, nüfusun tümünde mekanik olarak bir çeşit eleme yapar. Her canı isteyen evlenemez. Bir takım sağlık, varlık ve ahlak koşullarını bir araya getirmedikçe insanın aile kurmada işinin rast gitmesi olasılığı düşüktür. Bunu yapamayanlar, bazı uygun koşullar beklenmedik biçimde bir araya gelmezse, isteseler de istemeseler de bekarlar sınıfına düşerler; öyle ki o sınıf ülkenin insan artıklarını içerir. Sakatlara, iyileşemez hastalara, fazlasıyla yoksullara ya da adı zırdeliye çıkmışlara hep bekarlar arasında rastlarız. Bundan ötürü toplumun bu kesimi geri kalanından o denli aşağıysa, bu aşağılığı yüksek bir ölüm oranıyla ortaya koyması olağandır. Bu varsayımda, intihardan, cinayetten ya da hastalıktan koruyacak olan aile değildir. Evlilerin yararlandığı ayrıcalık, sadece vücut ve ruh sağlığı konusunda ciddi teminat verenlerin aile yaşamına kabul edilmesinden gelmektedir. S. 169-170. Durkheim, intihar Kitabı
Erkekler çok kötü araba kullanıyor, asıl kendileri gidip inşaatta amelelik yapsınlar, trafiğe girmesinler bi zahmet. Kırmızı ışıkta geçen kadın şoför göremezsiniz, erkeklerden 3-4 araba geçiyor ve ceza bile yazılmıyor. Trafik kazası istatistiklerine bakın en çok kazayı erkekler yapıyor, kadınlar genellikle kurallara uyar ve hıza riayet eder. Trafik magandalığı yapıp hayvan gibi birbirlerine saldırmazlar, arabadan inip bıçakla, sopayla şiddete başvurmazlar. Erkekler, bu kadar kötü araba kullandıkları halde nasıl kadınları eleştirecek özgüvenleri oluyor, hayret ve pes doğrusu.
inönü mü uygun, uçak fabrikasını kapattırdı, araba üretilmesine engel oldu, atatürk'ün ön ayak olup yetiştirdiği devlet adamlarını ve bilim adamlarını kovdu, tarikatleri gizlice destekledi ve yayılmasını sağlayarak sanki onlarla mücadele ediyor gibi yaptı, atatürk'ün vasiyetini yerine getirmedi,ailesine zulmetti. iş bankası hisselerini kendi üzerine geçirdi. Atatürk düşmanlığını başlattı, o nedenle atatürk'ü seven ve onun taraftarlarının açtığı demokrat parti, "atatürk'ü koruma kanunu" çıkartmak zorunda kaldı. inönü, şeytani bir zekaya sahipti, yenilmeyi veya ikinci adam olmayı hazmedemedi, bu nedenle bazı güç gruplarına olmadık tavizler vermek durumunda kaldı.
Dolandırıcıları zeki bulup henry ford gibi bu dünyadan gelip geçmiş en üstün zekalı adamını "tuzağa düşmedi" diye saf/aptal gibi bir nitelendirme yapan ilginç kişilik. Henry ford yaaa, sen kime çelme takmaya çalışıyorsun. Kendi bebeğini boğazlayıp öldüren çinli kadını sırf kraliçe oldu diye övüyor. 40 yaşında kahrından ölen metresin yaşamını örnek gösteriyor. Ahlaksızlığına kılıf uyduran ve insanları kandıran bazı kişileri haklı gösteriyor...ilginç, sabun köpüğünden bir saray inşa etmeye çalışıyor, yersen...
1,5 yıl orda öğretmen olarak çalıştım. Yaşadığım ev duatepe oteli olmuş. Polatlıds şehitlik tepesi ve biraz dışarda kalan gordion, kral midas ın mezarı var, mezarın karşısına küçük bir müze açmışlar. Heryerde tümülüs var, ziyaret edebilirsiniz. Ankara aski (su işleri) nin oradan saat başı minibüs kalkardı eskiden, şimdi nasıl bilmiyorum. 70 km, tam 1 saat sürüyor.
Yalnızlık derin bir kuyudur, kuyuda su varsa boğulursun, su yoksa yere çakılırsın yani her halükarda mahvolursun. Yalnızlığı insan ilaç gibi kendine vermeli ve dozunu iyi ayarlamalıdır. Aşırı doz öldürür (intihara sürükler), hiç yalnız kalamayan insan da hastalanır. insanın biraz iç dünyasına dönmesi ve rahatlaması gerekir ama tamamen insansız kalmak felaketle sonuçlanır. Oğlum ankara'da 2 yıldır tek başına yaşıyor. Huyu suyu değişti, evde kimseyi istemiyor, gidip evini temizliyorum, ütü çamaşır yıkıyorum 1 hafta boyunca kir pas içindeki evini temizledim "evimi karıştırıyorsun" diyor. Ev zaten kaos halindeydi. Abartısız söylğyorum en az 15 makine çamaşır yıkadım, iki kere baştan sona evi süpürdüm, banyoyu nerdeyse tavana kadar yıkadım. Yalnız kalmayın evlenin gençler, kadınlar biraz sizi düzeltsin, terbiye etsin. Ben oğlumu terbiye edemiyorum umarım eşi ilerde terbiye eder.
istesende ders çalışamıyorsun, sadece saatlerce uyumak istiyorsun. ilaçlar daha çok uyuşturuyor, spor yapmak yürüyüşe çıkmak istiyorsun olmuyor, irademle atlatırım diyorsun yine olmuyor. Psikiyatriye mutlaka gitmek gerek, biraz zamanın geçmesini beklemek gerek, ilaçların rahatlatmasına izin vermek gerek. Ben 500 kadar film izledim rahatladım. 3 yılda anca kendimi toparladım.