ben degil bi arkadas
122 (çevresinde sevilen sayılan)
on ikinci nesil yazar 54 takipçi 511.32 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    biz de bilirdik sevgiliye karanfil almasini

    21.
  1. sözlük yazarlarından şiirler

    5561.
  2. ötelerde esen bir yaz yeli
    Yol kenarı Akdeniz gelinciklerinin
    kırılgan güzelliği kurulmuş yüzüne

    Uzaklarda ötüşen kuş sesleri
    Ve beyaz bulutların huzuru
    işlenmiş sesinin sözcüklerine

    Sanıyorum
    Binlerce yıldır dudaklarımda
    şarabın Mervemsi tadı

    Bakışın durur pencerede
    Pencerede asılı bakışlarım
    Sustukça çoğalır sözcüklerimiz
    Sustuklarımız her şeyi
    ince ince anlatır

    Ve
    Suskunluk çoğalır aramızda
    Sessiz
    Bir kelime düşer yere
    Kırılmadan

    Zaman yürür yavaş yavaş
    Güneş omuzlarımıza
    Aynı yerden dokunur
    Gölgelerimiz uzar
    usulca çarpar birbirine

    içimde bir kapı aralanır
    Seni düşününce
    Paslanmış kilidi kapının
    Hiç sorulmamış soruların
    Cevapları dökülür gözlerinden

    Sevmek dediğin
    Korkmadan yaşamak değil
    Korkarak yürümek biraz da
    Ve
    Aynı boşluğa bakmak
    Uzun uzun
    Anlamlı bir soğukluğa
    Tercih etmek anlamsız bir sıcaklığı

    Dünya biraz daha içerde
    Biraz da biz
    Biz biraz da dışardayız

    Ve akşam
    henüz söylememiş sözünü
    Rüzgâr kararsız
    Geliple gitmek arasında

    Ve hâlâ
    Vaktimiz var sevmeye
    Vaktimiz var.
    0 ...
  3. sözlük yazarlarından şiirler

    5560.
  4. Sentetik Umutlar, Paketli Mutluluklar ve illüzyonlar

    Cartlar curtlar ülkesinin
    Hımbıl dertleri
    Ve genetiğiyle oynanmış mutluluk
    Masallarının
    Ortasına oturmuş
    Yaşamak hengamesinin
    Gönlünü eylemekteyim
    Ve
    Yaşamak zımbırtısı ile
    Yaka paça bir savaş dile
    Gelmiş gibi hissetmekteyim.

    Yalancılaşmadım ama
    Yabancılaştım belki
    Karşısında
    grileşmiş beyazların
    Rengini kanıksadım.

    Melankoli değil belki
    Majör minör ıvırlı zıvırlı
    Bir depresyon
    da değil
    Her yöne dönen bir direksiyon
    Yaşamın kimyevi asvaltında
    Altında renksiz gökyüzünün.

    Mutluluk da değil
    Umut organik değil
    Acılar tavada kızartılmış
    Beton yığını kadar organik
    Ve mutluluk en fazla
    Vaatlerle donatılmış
    Paketli bir propaganda ürünü.

    Teslimiyet değil bu
    ironik bir kabulleniş.
    Kaçmıyorum
    içindeyim, biliyorum
    Ama büyülenmiş de değilim
    Karşısında hayatın.

    Teslim olmuş değilim
    Bazen savaşıyor
    birçok cephede
    Bazen de sadece
    Müzakere halinde,
    Yaşamın çekilmez
    Zırıltısını dinliyorum.

    Ağır bir bilinç hali
    Senin eserin
    Olabilir mi Tanrım ?
    Diye soruyorum
    Cevap vermiyor.
    Bu kibirli tavrına
    Günah yazmasın diye
    ilahi güç diyorum.

    Diyorum içimden
    Bu ağır bilinç hali
    kaç ton gelir acaba ?
    Tartıya koyunca
    10 gram geliyor.
    Sabah aldığım peynirden
    Daha hafif deyip gülüyorum.

    Ve bir ağırlık çöküyor yine
    Tartıyla ruhum arasında
    Kaç kilo fark ediyor
    Hesap edemiyorum.

    Kafiyelerin bahanesine
    Sığınıyor
    gevezeleşiyorum
    Ve zaten tartılar
    ruhumu ölçemez
    Biliyorum.
    0 ...
  5. sözlük yazarlarından şiirler

    5531.
  6. Şehrin üstüne düşen küçük yıldızlar gibi
    Birer birer düşüyor kar taneleri.
    Karları küreyen kepçe sesleri
    Dolmuş motorlarının boğuk hırıltısı...
    Ve karın tadını çıkardı denecek akşam haberlerinde
    Çocukluk sesleri..

    Ellerini ceplerine saklayan insanlar
    Etrafa dalıp giden bakışlar
    Herkes daha çok düşünüyor sanki böyle havalarda
    Herkes daha bir sessizleşiyor
    Karlı manzalarda.

    Bir zamanlar söylemek istediklerini mırıldaniyor herkes içinden
    Herkes bir şeyleri özlüyor belli ki.
    Ve bir seyleri ne çok sevdiklerini bir zamanlar
    Bir seylerden ne çok nefret ettiklerini.

    Dalgın bakışlarla yürüyor karşıdaki adam.
    Bir fotoğrafı süsleyeceğinden habersiz
    Durakta bekliyor şemsiyeli kadın
    Kayıp düşüyor kaldırımda yürüyen biri
    Kayıp oluyor birden onun da hisli düşünceleri...

    Bir kahvehanenin cam kenarında
    bastonuna dayamış başını,
    Beklerken emekli maaşını
    Yaşlı bir adam
    Bir şeyleri özlüyor belli ki
    o da herkes gibi
    Özlüyor o da, belki gençliğini
    Belki beğenmedi yaşlılığın
    ve yalnızlığın soğuk gerçekliğini.

    Donan yollar mı yoksa zaman mı diye düşünüyorum bir an...
    Yollarda karar kılıyorum işe geç kaldığımı farkettiğimde.
    Zamanda karar kılıyorum
    Gözlerin aklıma düştüğünde.

    Şemsiyeli kadın otobüsü beklerken
    bir şeyleri özlüyor o da,
    Otobüsü beklerken başka şeyler de bekliyor hayattan…
    herkes gibi
    Onu da birileri özlüyor, eminim
    Onu da birileri bekliyor belki.

    Herkes bir şeyler düşünüyor belli
    Belki eski bir aşkını, gençliğini
    düşünüyor biri çocukluğunu belki
    Belki de hiç yaşanmamış ihtimalleri...
    Herkes bir şeyler bekliyor
    Ya da birilerini.
    Otobüs geliyor bir tek
    Ve şemsiye kapanıyor
    Tıpkı bu fasıl gibi.

    Herkes birbirinin yanından geçip gidiyor
    Fakat değmiyor birbirine hiçbiri
    Sanki yağan kar taneleri...

    Ben de bu kenti ne kadar çok sevdiğimi düşünüyorum,
    Ben de bu kentten ne kadar nefret ettiğimi...
    Ben de bu kenti düşünüyorum ve başka kentleri..

    Beyaz karlar yağıyor
    Beyaz yıldızlar düşüyor saçlarıma
    Kar yağışını ne çok sevdiğimi düşünüyorum
    Ve bu karlardan ne kadar nefret ettiğimi..

    Seni sevdiğimi hatırlatıyor bana çocuk sesleri,
    Ve senden ne kadar nefret ettiğimi
    bu soğukluk hisleri.

    Seni ne çok beklediğimi düşünüyorum
    Ve seni ne kadar çok beklemediğimi.
    Beklemediğim zamanın biriktiğini hatırlıyorum
    Üst üste biriken karlar gibi
    Beklediğim zamanı çoktan geçtiğini…

    Ve kapanıyor bu fasıl
    Tıpkı şemsiye gibi.

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2465045/+
    2 ...
  7. birinin halleri adlı şiir

    1.
  8. *Birinin Halleri Adlı Şiir*

    “beni duyan olur sanmıştım”
dedi birisi..

    sigarasını söndürmeden önce,
    inancını söndürdü
    kül tablasında.

    sağında eski bir duvar 

    solunda kapalı bir pencere vardı
    Belki dedi, karanlıktı
    Belki aydınlıktı duvarın ardı.
    Penceresini açmadan önce
    Umudunu açtı.

    
camın buğusuna adını yazmıştı birinin 

    ama harfler dağılmıştı 

    her şey gibi.

    kalbinde kıpırdayan bir şeyleri
    ve
 dudaklarında söylenmemiş sözcükleri.
    
“Vaktimiz var mı ?” diye sormadan
    çekip gitmişti zaman.
    Herkes gibi.

    “Bir şeyler söylemeye hazırım”

    dediği yerden sonra sustu herkes.
    “Ellerimi uzatıyorum işte”
    Deyişini duyan herkes, 

    ellerini ceplerine sakladı
    Ve
    
kimse kimseye uzanmadı.

    bir tıkırtı duyuluyordu karşı apartmandan

    belki biri ağlıyor,

    belki sadece saat çalışıyor,
    Geçiyordu zaman
    Sakin bir rüzgar gibi.

    geceyle baş başa kaldı dünya

    ve herkes gibi
    içindeki sessizliği dinliyor şimdi.

    ben değil bi arkadas, 2025

    https://music.youtube.com...I&si=nwmZ20LzIZSD-GR4
    1 ...
  9. 25 ekim 2025 koma amed konseri

    1.
  10. Halkın büyük heyecanıyla, ilk günkü rengi, ahengiyle ve tüm renkliliğiyle 30 yıldan sonra, kayapınar belediyesi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi organizasyonuyla gerçekleşmiş konser.
    Yüz binlerin katılımıyla gerçekleşen konserde halk, grubunu ilk zamanlarındaki gibi, 88lerin, 90ların ruhuyla karşıladı.

    https://youtu.be/G0kup6Ksgc4?si=hdNLbSgk0_DRNE_Q

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2452566/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2452567/+
    0 ...
  11. ilk buluşmada bayılan kız

    13.
  12. ilk buluşmada olmasa da ikinci buluşmada üniversite döneminde başıma gelen olay .
    Bir hastalığı varmış kıyamam fazla heyecan yapınca bayılmıştı.
    Üstelik öğrenci evindeyken oldu olay endişelenip ambulans çağırdım. Konu komşu eve kız attığımı öğrenmiş oldu. Her akşam yemek yollayan karşı komşu da selamı sabahı kesmişti. Hey gidi günler *
    0 ...
  13. kaynanamı arap şeyhinin istemeye gelmesi

    2.
  14. Kaynanan akasya durağı şanzıment sanırım.
    0 ...
  15. sözlük yazarlarından şiirler

    5526.
  16. Bu tutuşan
    Ellerimiz olmasa
    Avuçlarımda
    Koca bir yangın derdim.
    Yemyeşil yapraklar arasında bir şelale,
    Kıvrılan dağlar arasında bir şehir
    Memleket olmasa adı
    Adına firdevs derdim.

    Bukleli saçlar arasında bir çift göz
    Gözlerin etrafında al yanaklar,
    Yanaklardaki çukurlar
    gamze olmasa
    Adına vaha derdim.

    03.10.2025
    2 ...
  17. sanatsal dusler kuran bipolar

    30.
  18. Güzel şiirler yazan yazar.
    Corona günlerinde aşk adlı şiirini keyif alarak okudum, kendisine güzel yazmalar ve başarılı bir şiir ve aşk hayatı diliyorum.
    1 ...
  19. bertolt brecht

    193.
  20. Ben bir oyun yazarıyım.
    Gördüğümü gösteririm.
    Nasıl alınıp satıldığını gördüm insan pazarlarında
    insanların
    Bunu gösteririm, ben, oyun yazarı.Birbirlerinin odalarına ne düzenlerle girdiklerini,
    nasıl coplarla ya da parayla,
    sokakta nasıl durduklarını ve beklediklerin,
    nasıl tuzaklar kurduklarını birbirlerine,
    sözleştiklerini
    umutla nasıl,
    nasıl astıklarını birbirlerini,
    nasıl seviştiklerini,
    çapulculukla kazandıkları parayı
    nasıl savunduklarını
    ve nasıl yediklerini.
    Bütün bunları gösteririm ben. Birbirlerine söyledikleri sözcükleri dökerim kağıda.
    Ananın oğluna neler söylediğini,
    işçiye neler buyurduğunu işverenin,
    nasıl yanıt verdiğini karının kocaya,
    tüm yalvaran sözcükleri, tüm buyuran sözcükleri,
    yaltaklanan sözcükleri, aldatan sözcükleri,
    yalan söyleyen, bilmeyen,
    güzel ya da yaralayan...
    Bunları kağıda dökerim ben.Yaklaşan kar fırtınalarını görürüm
    ve yaklaşan depremleri,
    yolu tıkayan dağları görürüm
    ve yataklarından taşan nehirleri.
    Ama şapkaları var kar fırtınalarının,
    depremlerin cüzdanlarında paraları,
    dağlar gelirler arabalarından inerek,
    şahlanan nehirler denetler polisi.
    Ben ışığa çıkartırım bunların hepsini. Gösterebilmek için gördüklerimi
    başka halkların, başka çağların oyunlarını okurum.
    Bir iki oyun yazdım, inceleyerek
    iyice o zamanın tekniğini ve
    kaparak işime yarayacak olanı.
    ingilizlerce nasıl sunulduklarını inceledim
    büyük feodal kişilerin
    inceledim zengin kişileri,
    ki onlar için dünya sadece özgelişimleri içindi.
    Ahlakçı ispanyolları inceledim,
    o harika duyguların ustaları olan Hinlileri
    ve aile kurumunu gösteren Çinlileri
    ve kentlerdeki çok renkli kaderleri.Kentlerin ve evlerin görünümü, benim zamanımda
    öylesine çabuk değişiyor ki,
    iki yıl ayrılıp geri geldin mi
    olursun bir başka kente yolculuk gibi.
    insanlar kalabalıklar halinde değiştirivermişler
    görünümlerini
    şu birkaç yıl içinde. Fabrika kapılarından içeri giren işçiler gördüm ve kapı
    yüksekti,
    ama dışarı çıktıklarında bükülmüştü belleri.
    O zaman şöyle dedim kendi kendime:
    Her şey değişmede
    ve her şey sadece kendi zamanına göre.Ve böylece ben,
    her sahneye kodum bir tanıtma işareti
    ve her fabrika avlusuna ve her odaya yıl sayısını işaretledim
    sığırlarını damgalayan çobanlar gibi.Ve orada kullanılan tümcelere de
    bir tanıtma işareti kodum,
    unutulmasınlar diye yazılan
    geçici insanların deyişleri gibi
    olsunlar diye onlar da.işçi tulumu içindeki kadının o yıllarda
    bir bildiri önünde eğilip söylediklerini,
    ve şapkaları enselerinde borsacıların
    katipleriyle dün nasıl konuştuklarını,
    bu olayların geçtiği yılların
    geçiciliği ile damgalandım.Ama bütün bunlara bir şaşırtıcılık verdim,
    bunların en bilinenlerine bile hatta.
    Bir kimsenin inanmayacağı bir şey gibi döktüm kağıda.
    Hiç kimsenin görmemiş olduğu bir şey gibi sundum
    bir kapıcının kapıyı çarpmasını donan bir insan yüzüne.

    Bu harika dizelerin sahibi.
    0 ...
  21. schopenhauer in kirpi alegorisi

    2.
  22. "Soğuk bir kış sabahı çok sayıda oklu kirpi, donmamak için birbirine bir hayli yaklaştı. Az sonra, oklarının farkına vardılar ve ayrıldılar. Üşüyünce, birbirlerine tekrar yaklaştılar. Oklar rahatsız edince yine uzaklaştılar. Soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında gidip gelerek yaşadıkları ikilemi, aralarındaki uzaklık, her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya ulaşıncaya kadar sürdü. insanları bir araya getiren, iç dünyalarının boşluk ve tekdüzeliğidir. Ters gelen özellikler ve tahammül edemedikleri hatalar onları birbirinden uzaklaştırır. Sonunda, bir arada var olabilecekleri, nezaket ve görgünün belirlediği ortak noktada buluşurlar.

    Bu noktada, çevrenin sıcaklığını hissetme arzusu kısmen karşılanır ama, buna karşılık okların acısı hissedilmez. Kendi iç sıcaklığı çok yüksek olanlar ise ne sıkıntı vermek ne de sıkıntı çekmek için, topluluklardan uzak durmayı tercih ederler."

    —Arthur Schopenhauer
    0 ...
  23. uzaktan kumandali

    7.
  24. renault talisman vs opel insignia

    3.
  25. Yaklaşık bir yıllık insignia kullanıcısı ve uzun yıllar Opel kullanıcısı olarak kesinlikle insignia diyorum.
    D segmentin en konforlu, sağlam ve yol tutuşu iyi olan arabası. Kullanmış olduğu cvt şanzıman kalitesi tartışılmaz bile.

    Bu kıyaslamada Renault kalitesinin Opel karşısında, talismanın insignia karşısında pek şansının olduğunu düşünmüyorum.
    1 ...
  26. sözlük yazarlarından şiirler

    5523.
  27. ışık sanılan sabah

    göz kapaklarını araladığında
    gözleri değil, yalnızlığı uyanıyor önce
    bir perde kıpırdıyor
    ama rüzgâr bile içeri girmeye çekiniyor

    çaydanlık sessiz
    ocak suskun
    kokusuz bir sabah sızıyor odanın köşesinden

    bir kuş sesi düşüyor camdan içeri
    ama yankılanmıyor
    çünkü duvarlar artık
    hiçbir sesi taşımıyor

    ayakkabılar hâlâ kapının yanında
    ama hiçbir yere gitme niyeti yok onların
    çünkü yollar da insanlardan yorulmuş

    bir not kâğıdı ilişmiş masaya:
    "unuttum."
    neyi olduğu yazmıyor
    ama her şeyi anlatıyor

    ayna bu sabah daha puslu
    kendini gösterme isteğini
    biraz daha kaybetmiş

    elini yüzüne süren biri
    sanki yabancı bir yüze dokunur gibi
    “bu ben değilim” diyor
    ama başka kimse de değil

    bir sabah bu
    evet, takvim öyle söylüyor
    ama yaşamak,
    biraz daha ertelenmiş gibi

    ve dışarıdan gelen sesler:
    bir çocuk, bir martı, bir minibüs…
    hepsi başka bir hayatın içinden geçiyor
    seninle ilgisi olmayan

    ve saat 08:12
    bir gün daha başlamış
    ama sen hâlâ
    dün geceki sessizliğin içindesin
    1 ...
  28. sözlük yazarlarından şiirler

    5522.
  29. “Bir oda, bir adam, bir gece”

    —-——uyanıyor———

    Suskun bir duvar sesiyle uyanıyor biri
    bakıyor saatine,
    diyor içinden:
    "biri beni unutmuş olmalı"

    sağında eski bir sandalye
    solunda yarım kalmış bir limon çayı

    ayak ucunda kırık bir takvim
    gökyüzüyle bağı kesilmiş bir kuş gibi

    ‘sen gelince susuyor bazı eşyalar’
    diye mırıldanıyor sessizlik.

    Aynaya bakıyor biri
    herkes gibi kendi aynasında
    biraz başkasını arıyor.

    Diyor içinden:
    öbür yüzünü unutanlar
    gölgesiz kalıyor sabahları

    bir çınlama yayılıyor komşusunun camından
    sanki biri düşünmeyi unuttu orada,
    diyor biri kendi kendine.

    ve gece,
    Onu da herkes gibi
    kendine benzetiyor sonunda.

    ————zaman daralıyor————

    duvarlar nefes alıyor sanki
    saksıdaki çiçek solayazmış
    Sessiz bir terk ediş gibi,
    Diyor biri.

    zaman, halının kıyısına sıkışmış
    unutulmuş bir mendil kadar yorgun.

    bir telefon ışığı yanıp sönüyor,
    karanlığa atılmış küçük bir çağrı gibi.

    birisi perdeyi aralıyor biraz
    ama dışarısı da içeri kadar suskun.

    ‘bu gece kimse ölmesin’
    diyor içinden, biri
    çok sessiz,
    kırık bir dille.

    ve dünya,
    biraz daha dönüyor
    kimse fark etmeden.

    ————yalnızlık ağırlaşıyor————

    radyoda eski bir şarkı başlıyor
    söyleyeni öleli yıllar olmuş.

    bir bardak su
    yarıya kadar içilmiş
    ama susuzluk hâlâ taze.

    ‘her şey yerli yerinde,
    bir tek ben eksildim galiba’
    diye geçiriyor içinden biri

    cam buğulanıyor içeriden
    gökyüzü kendi yüzünü görmeye çalışıyor

    bir köpek havlıyor uzakta
    belki bir rüya kovalanıyor

    ve biri,
    bir sigara yakıyor.
    Ama duman sevmiyorum
    Diyor bir başka biri.

    içinde bir uğultu var insanın
    ne dursa susmuyor
    ne yürüse gitmiyor
    Diye düşünüyor.

    pencerede gri bir gölge asılı
    karşı evin ışığı hâlâ sönmedi
    biri daha sabaha çıkmak istemiyor belki

    "bu şehirde herkes eksik biraz"
    diyor kendi kendine
    ağzında sigara değil,
    suskunluk yanıyor!

    duvara yaslanmış bir çift ayakkabı
    kimsenin giymediği bir kaçışa hazır

    elleri ceplerinde yürüyenler
    aslında ellerini birbirine saklıyor

    konuşmuyor kimse
    çünkü kelimeler de bıkkın artık.
    Ama her sözcük,
    dudaktan atlamaya hazır
    Biraz da intihara meyilli.

    ve o adam — ismini sormadınız hâlâ !
    yüzünü dökmüş içinden,
    bir daha toplamamaya yeminli

    yıldızlar yok bu gece
    çünkü herkes perdeyi kapamış çoktan
    kimse bakılmak istemiyor artık

    yalnızlık diye bir ağırlık var odada
    ne kaldırılabiliyor
    ne yere bırakılabiliyor

    ve dünya,
    dönüyor yine
    sadece düşmemek için..

    ——sabah oluyor gece——

    perde aralığından sızan ışık
    bir suç gibi düşüyor duvara
    gölgeler sorgusuz,
    ışık bile sorgulanmıyor artık.

    biri sandalyesinde yamulmuş oturuyor
    hiçbir şeyin tam karşısında değil
    ne duvar,
    ne pencere,
    ne hayat

    sırtı dönük dünyaya
    kendi omzuna yaslanmaya çalışıyor
    ama orası da terk edilmiş çoktan.

    ‘herkes gidiyor bir yerden’
    diyor,
    ama ben
    Hiçbir yere gelmemiş gibiyim.

    gözleri açık
    ama baktığı her şey kapalı
    zihni, içeriden kilitli bir kapı
    ve anahtar
    çoktan verilmiş birine.

    saat tik tak etmiyor
    çünkü zaman burada geçmeye utanıyor
    bu oda zamanın da uğramadığı yer artık

    radyoda ses yok
    birinin gülüşü çalınmış gibi
    her şey yerli yerinde
    bir tek yaşam eksik

    ve dışarıdan geçen ayak sesleri
    bir ölü gibi ağır
    kimse kimseye varmıyor artık

    yalnızlık bu değilse nedir?
    kendini bulamadığın odada
    kendini tekrar kaybetmeye çalışmak mı
    Diye soruyor biri.

    ———içinde oturulmayan bir beden———

    göz kapaklarının ardı
    simsiyah bir boşluk şimdi
    düşler bile oturmayı reddediyor oraya

    aynada bir yüz değil
    bir zamanlar insan olmuş bir şekil
    çerçevesi var,
    hikâyesi yok !

    “bir şey olmadan önce de böyleydim”
    diyor içinden biri
    ama neyin önce
    neyin sonra olduğunu bile unutur gibi

    kapının tokmağına kimse dokunmuyor artık
    çünkü gelen yok
    çünkü giden de olmamış aslında

    bir ses vardı bir zamanlar
    şimdi onun yankısı bile kendine küskün
    duvarlar duymazdan geliyor
    çünkü duymak bile dinlenmek ister

    bir fincan var masada
    içi boş
    ama en çok o dolu suskunlukla
    bir çığlık içilmiş sanki içinden

    yorganın altında bir ceset değil
    bir hayal yatıyor
    üzerine zaman örtülmüş.

    ve herkes geçiyor sokaktan
    kimse başını çevirmiyor bu pencereye
    çünkü herkes biliyor:
    orada kendileri oturuyor olabilir..

    Biri diyor içinden,
    Uzun yaşamak istiyor herkes
    Fakat
    Yaşlanmak istemiyor kimse.

    Yaşlılık diyor biri,
    Bağlıyor sımsıkı,
    yalnızlığın kemendini
    Her ilmek bir ölüm gibi…

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2434210/+

    Şiir diyor biri, yalnızlığımın giydiği en güzel elbise.

    26.07.2025
    0 ...
  30. sözlük yazarlarından şiirler

    5520.
  31. Yıl Dönerken

    zamanın eskiyen takviminden
    bir yaprak daha düştü usulca.
    umutlarımızı ve kırgınlıklarımızı
    bir bohça gibi sırtımıza yükleyip
    geldik işte buraya.

    Ve şimdi…

    Gönül verdik,
    kalp kırdık,
    gönül aldık bazen.
    Kalbimiz paramparça oldu belki bazen.
    Bazen gönlümüz alındı, iki sihirli sözcükle.
    Fakat yaşadık her şeye rağmen.

    Geçmez dediğimiz günler geçti,
    kaç zifiri gecemiz yine sabah oldu.

    En güzel anlarımız
    avuçlarımızda sıkıp tutmaya çalıştıkça
    kum taneleri gibi kayıp gitti parmak aralarımızdan.

    Bir avuç toprağa ektiğimiz
    rengârenk çiçekleri sevdiğimize verdik bazımız.
    Bazımız, sevdiğimizi bir avuç toprağa verdik…
    Bir avuç toprağa ektik gözyaşımızı.
    Bir avuç topraktan biçtik ekmeğimizi.

    Bir temmuz sıcağında dondu belki içimiz,
    soğuk bir ocak sabahında sıcacık oldu gözlerimiz.
    Mayısta çiçek açtık bazen,
    bir kasım günü yaprak döktük.

    Öfkelendik,
    üzüldük,
    sevindik,
    kahkahalar attık bazen ağız dolusu.

    Böyledir biraz da her yıl.
    Güzel dileklerimizle başlar,
    güzel dileklerimizle uçup gider
    hiç konmamış gibi avuçlarımıza.
    Ama yaşanır şöyle ya da böyle.

    Güzel dileklerle başladık şimdi yeni bir yıla.
    Bazen güzel şeyler yaşayacak,
    bazen üzüleceğiz.
    Ama şunu da bileceğiz ki
    geçip gidecek.

    O yüzden:
    Yıllar geçip giderken;
    hayatı ertelemediğimiz,
    anı dolu dolu yaşadığımız,
    çoğunlukla güzel günler geçirdiğimiz,
    kötü günlerin üstesinden gelebildiğimiz;

    kıymet bildiğimiz,
    sevip sevildiğimiz,
    sıcacık sarıldığımız,

    her anın, her dostun kıymetini bildiğimiz;
    farkında olarak yaşadığımız
    bir hayat diliyorum

    Ve unutmayalım:
    Hayat, avuçlarımızda tutmaya çalıştığımız şey değil,
    avuçlarımızdan taşıp gidenlerin bıraktığı izdir.

    Nice güzel izlere..
    1 ...
  32. günün şiiri

    2949.
  33. nereden bileceksin, şehrin sokaklarında
    kaybolan ışıkların gözlerim olduğunu ?
    her seher yüreğimde açan karanfillerin
    her akşam ellerimde sararıp solduğunu,
    nereden bileceksin ?
    0 ...
  34. nick tavsiyesi

    8.
  35. sözlük yazarlarından şiirler

    5519.
  36. Ölümler, Dönüşümler ve izdüşümler

    Bir avuç gövdeyle başlar her sabah !
    sabanın izinde ter,
    ekmeğin suskun gölgesi.
    Düşen her tohum bir dua,
    her filiz bir çocuk gibi
    ana rahminden doğrulur sabaha.

    Zaman,
    bir ırmak gibi akar ayak bileklerimizden.
    Ne yana dönsek,
    bir çağrının esmer sesi:
    Gel, diyor,
    senin olanı al,
    senin olanı bırak.

    Kış gelir,
    gökyüzü keder gibi yağar çatılarımıza.
    Sözcükler susar,
    eller sabahın kabuğunda nasır tutar.
    Bir çocuğun yüzüyle ısınır soba,
    bir annenin sesiyle büyür tohum.

    Ama biliriz…
    gün olur,
    en bereketli tarlayı da
    en neşeli türküyü de
    bir sessizlik sarar.
    Gövdemiz toprağa döner,
    adımız rüzgâra.

    Ölüm,
    bir yorgunluk gibi çöker alnımıza.
    Ve toprak ana,
    bizi tekrar alır koynuna.
    Her şey başa döner:
    Bir tohum,
    bir çocuk,
    bir ağıt.
    2 ...
  37. sözlük yazarlarından şiirler

    5518.
  38. Bir iç Savaşın Resmi

    I.
    Çekişme

    insan ruhunun iki kutuplu savaşı,
    bir yanda ışıkla yıkanmış sabahlar,
    karanlıkta soluk soluğa öte yanda
    çırpınan düşünceler.

    Gözlerimde dolaşır,
    eksik kalmış bir duygunun yankısı,
    sanki bir ömür arayıp da
    bulamadığım bir sesin kırıntısı.

    Sorgular yüklü her adım,
    "Ben kimim?" sorusu
    dönüp durur içimde,
    bir girdap gibi çeker geçmişi.
    ve geleceği.

    Ne zaman bir cevap bulsam
    hemen arkasından gelir
    Bir başka boşluk.
    Anlam dediğim
    hep bir adım ötemde,
    dokunurum,
    dağılır.

    Geceleri susturamam içimdeki yankıyı,
    bir tarafım susmak isterken,
    Haykırır diğeri.
    Bu beden,
    bu kalp
    iki kutbun çekişmesinde
    bir yol bulmaya çalışır.

    Bazen huzur sandığım şey
    sadece alışkanlıktır,
    bazen kararsızlık
    en dürüst halimdir.

    Ve ben,
    her gün yeniden doğarım
    çelişkilerimin rahminden,
    bir umutla
    belki bu kez bulurum kendimi
    yarım kalmayan bir duygunun içinde.

    II.
    Eksik Bir Şey

    insan ruhunun iki kutuplu savaşı,
    sessizce geçer içimizden.
    bir taraf beklemekten yorgun,
    Gidecek bir yer arar diğeri.
    bazen bir çocuk suskunluğunda,
    bir şair yalnızlığında bazen.

    Gözlerimde dolaşır,
    eksik kalmış bir duygunun yankısı,
    ne zaman göz göze gelsem aynayla
    kırılır içimdeki yüz,
    ve hep bir yanım eksik kalır
    adı konulmamış bir sevgide.

    Bilirim;
    insan bazen yalnız kalmakla
    yenilir kendine,
    bazen de çok konuşmakla.
    Ben susmayı öğrendim en çok,
    Dökülen sözcüklerin
    Anlamsızlığını bildiğimden.

    Ruhumda dönüp duran sorular var
    ne zaman birini yanıtlasam
    öbürü kanar içten içe.
    Bir anlam arıyorum
    ama anlam,
    hep biraz uzakta duran
    ve yüzünü çevirmeyen bir kadın gibi.

    Geceleri daha çok büyür içimde bu arayış,
    bir yıldız gibi düşer kalbime
    kıpırtısız bir özlem.
    Kendimle karşılaşırım sık sık
    bir kahvede,
    bir durakta,
    ve bakarım:
    hangi ben, hangisine yalan söylüyor?

    (10 Mayıs 2025)

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2415921/+
    0 ...
  39. kaşınmanın zevk vermesi

    2.
  40. geceye

    1.
  41. Bir anahtar gibi içimde
    daha sevinçli geceler dönsün isterdim
    Günaydın da diyemem bu halde
    yüzüne uzun uzun bakan
    ağaçlar dilerim.
    3 ...
  42. 2025

    56.
  43. gecenin sözü

    14388.
  44. "Curae leves loquuntur ingentes stupent."

    "Küçük dertler gevezedir; büyük kederler ketum."
    0 ...
  45. metroda sakso çeken başörtülü kadın

    8.
  46. Kadın türbanlı ve zaten saçı görünmüyor neden bu kadar abarttınız anlamadım.
    1 ...
  47. milenaya mektuplar

    53.
  48. “Sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla.’ dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki.”
    0 ...
  49. ben bu yazıyı öylesine yazdım

    2506.
  50. insan ne yerse o kokar. Ne okursa onu konuşur. Kimi seviyorsa kalbi o kadardır.
    Sizsiniz kendinizle ilgili tüm cevapları kendinizi tanıyacak olana sunan. Yaşamınız verir sizi ele. Müzik arşivinizden bellidir kişiliğiniz.
    Aşkı sevme biçiminiz. Dinlediğin tarz. müzikte saklıdır sevgiye olan siddetiniz. En kötüye vereceginiz cezada-dir adalet. Herkes sever dogdugu topragi, oraya bomba düstügünde belli olur kimliginiz. Sevgi bir bütün diyalog evrene karsi. Yagmurda islak bir kediye puslanmiyorsa gözleriniz, ask sözlerini sakinin siz. Komsunuzla sohbetimiz kadar uzaktakine olan bagimiz. Mesafe denilen tanim sadece zamanla ilintili. Yoksa yalniz bir gecede bir kahve yudumlarken de onu anabiliriz. Insan çevresi kadar güçlüdür. Kaç el uzattiysan o dostluklarla si-nanirsin karanliginda. Aile bagin kadar baghsin hayata.
    Sana karsi yapilan her seye ragmen durusundadir tavrin.
    Gizledigin iyilik kadar büyük. Anne baba sevgisine izin verdigin kadar küçük. Tek bir dünya var "vicdanının" etrafinda dönen. Tüm karakterindir onun içinden geçen.
    2 ...
  51. telefonu kılıfsız kullanmak

    174.
  52. Kolaydır, herkes yapar.
    Yiyorsa kılıfı telefonsuz kullanın
    0 ...
  53. beyler maymundan geliyorum haberler iyi

    9.
  54. hayvanat bahçesi ziyareti dönüşü kurulan cümle.
    0 ...
  55. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2026 uludağ sözlük