Ruhun isteğidir bence. Çünkü vücut ne kadar acı çekse de, beynin amacı her şartta hayatta kalmaktır.
Öldükten sonra bile 15 dakika boyunca beyin çalışır.
Bedenin yaradılış maddesi toprak ise dünya'ya aittir. Ama ruh buraya ait değildir.
Zaten insandan önce ruh yaratılmıştır. Anne karnındaki bebeğe 4. Ayda ruh üflenir.
Ve insan Ruhu, bedenin içine hapsolmuş şekilde ait olduğu yere dönmeyi, yani vücudun ölmesini bekler.
Bu sebeple bazen ruh intihara zorlayabilir.
(bkz: ruh acı çekerse beden bedel öder)
Mecazi olarak anlam boşlukları ve gerçekleşmeyen hayallerle dolu, sadece aynı tornadan çıkmış belli karakterlerin aşka ve sekse ulaşabildiği sıkıcı ve umutsuz bir hayat yaşamaktır. albert camus “ o an geldiğinde insanın yaşamak için intihardan daha fazla çaba göstermesi gerekir “ derken haklıymış.
intihar sadece hayata son vermek demek değildir, emin olun. Sadece kadınların aynı tornadan çıkmış gibi çoğunlukla aynı erkekleri romantik ve cinsel partner olarak seçmesi ve sizin uğruna kendinizi parçaladığınız kadının hep başkalarına gitmesi bile hayatın tadını kaçırıyor.
anlamsız, saçma, renksiz, heyecansız bir hayat yaşamak da bir nevi intihar etmektir. tavsiye vermek, '' şunu yap, bunu yap '' demek kolay elbette... ama her zaman istediğini gerçekleştiremiyorsun çaba göstersende. dünyaya fırlatıldım ve anlamsızlık, saçmalık dolu tuhaf bir sürüklenme sürecinde zaman dolduruyorum. neden böyle olması gerekiyor ki ? ne günah işledim ? hiçbir şey hissedemiyorum artık.
Hergün savaşıyorum bununla ama her geçen gün daha da tükeniyorum, eriyorum ve ölüyorum. Sırf yeryüzünde uzun seneler yaşayacak olan kötü insanlara inat hayatta kalmak istiyorum, en kötü kanseri bile yenebilmeyi diliyorum. Şeytanla savaşı bir gün kaybedeceğimi hissediyorum. Bir gün dünyayı karanlıklar içinde göreceğimi biliyorum. Çok ölüm gördüm, kederin eleğinde savruldum, yine de pes etmedim. Pes ederek olmektense savaşarak ölmeyi diliyorum. Dost yüzlü şeytanlar, iblisler, cadılar, büyücüler, karanlık ruhlar; gelin buradayım; korkmuyorum.
etmem ama intihar etmek de ne bileyim yaşama amacı yoksa falan intihar eden ediyor yani. intihar etmek de bir seçim. intihar edince bu hayatı yaşamamış olmuyorsun ama hayata veda ediyorsun. hele annesiyle babasıyla birlikte yaşayıp da intihar edenler var ya allah bildiği gibi yapsın. anne babalarına da yazık olur. anne babaları yaşamasa bile arkada kalanlara yazık olur.
eniştemin teyzesinin oğlu da 2015'te boğaziçi köprüsünden atlayarak intihar etmişti. ailesiyle tartışmış diye etmişti diye biliyorum. intihar etmemek lazım yine de.
Siz bence intihar edecek kadar bencil olmamalısınız ne demek ya bu hayatı sevmiyorum bu hayat bana kötü davranıyor diye intihar etmek sen kimsin ki senin hayatın hakkında tek başına karar vereceksin ki köpek
bir çok kişi intiharı korkaklığın ve cesaretin çakışması olarak yorumlar.
bu yorumdaki hak verilen kısım, eylem için cesaret gereksinimidir. bünyene fıtrati olarak kodlanmış en büyük içgüdün, yaşamda kalma içgüdündür. öyle bir içgüdüdür ki yaşamını koruyabilmen adına salgılanacak noradrenalin ve adrenalinle fiziki sınırlarının kat ve kat üzerindeki işleri başarabilirsin.
korkudan kasıt nedir peki? bütün bir ailesini trafik kazasında kaybetmiş adamın, acı hakikate uyku haricindeki sürenin tamamında suratına çarpan tokat misali tanık olmasından çekinmesi midir korku?
kişisel yapı, nörolojik ve psikolojik değişikliği hatta zekasal üstünlüğü yüzünden varoluşsal acılarla daha fazla yüzleşen, dış yaşamın her zerresindeki iç karartıcı detayları sezebilen bir insanın bu sorgulayışlara boğularak buna katlanamayıp yaşamına son vermesi. bu korku mu?
anne sevgisinden muzdarip büyüyen ve küçüklüğünden beri dışlanması hasebiyle bütün insanlığa nefret kusan bir genç düşün. sorgulayışların, kendisinin nefretini yaşam içgüdüsünden baskın kılan gencin karmakarışık psikolojiler içinde intihar etmesinde sezilebilir bir korkaklık duygusu gördün mü?
intihar etmek, dünyanın gürültüsü içinde sağır kalmış bir insanın sadece geriye kalan fizyolojik işitme duyusunu cesurca yok etmesidir.
Cesurluk safsatasını bi kenara bırakırsak bi insanın yaşamaya değer sebebi olmamasıdır. Ya da içinde bulunduğu kaotik durumdan çıkacak bir yol bulamamasıdır. Tıbbın bilimsel olduğunu kafanıza sokup size uygun bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşün. Asıl cesaret tüm zorluklara rağmen desteklenerek yaşamayı seçmek. Bunları da hem maddi hem aile hem de kişisel olarak bir dünya içinden çıkılmaz sorun yaşamış aynı duyguları sonuna kadar hissetmiş genç bir insan olarak yazdım buraya hadi eyvallah.
ölmeyi bayılmak sanar kimisi...
haramdır! allaha isyandır bir nevi.
cinnet hali olup kayış atmadıysa ahiret biter müslümana göre.
arkalarından kınanmaz yine de, dedikodusu yapılmaz.
tek kurtarır yönü o an da yaşadığı cinnet halidir.
--spoiler--
anne sevgisinden muzdarip büyüyen ve küçüklüğünden beri dışlanması hasebiyle bütün insanlığa nefret kusan bir genç düşün.
--spoiler--
E ben 12 yaşındayken annemi kaybettim. intihar mı edeyim yani. Bu ne saçma düşünce. Her yaşta ölünebiliyor.
--spoiler--
Cesurluk safsatasını bi kenara bırakırsak bi insanın yaşamaya değer sebebi olmamasıdır.
--spoiler--
Evet ama yaşamak istemek, yaşamayı sevmek de bir sebeptir. Cesaret gerektirmese de intihar etmeye karar veren insan intihar edebiliyor.
intihar kötü bir şey.