Bir şeyi anlamaya çalışıyorum. Ak parti ve mhp neye tepki gösteriyor? Sağlık sorunları ve aile sorunları. Halbuki ben failleri de mağdurları da hiç görmedim. iş devlet kontrolünde ilerliyor. işte bu noktada devlet eylemleri bizim sırtımıza kalıyor ve cezasını biz çekiyoruz. Devlet buna yönelen tepkileri ve yaptırımları neden önlemiyor?
Evet 3 yılda devletle iç içe geçtik. Ne bende başlıyor, ne devlette bitiyor ben bile sınır çizemiyorum. Ama ben tüm gücümü devletten alırken, devlet neden kendi kararlarının bizim üstümüze yüklenmesini izliyor?
Muaviyeden ltlbaren devlet saltanata dönüştürülünce bu saltanat Sasani, kısmen de Bizans tarzında yapılandı ve çalışmaya başladı. fakihler bu yapının hukuki yorumunu yapmakla yetindiler. Başka bir ifadeyle sasanilerden alınan kurumlara islami kılıflar buldular.
"Biz seni ortada bırakmıyoruz. Sahada olamdığımız zamanlarda bile geriden süreci takip ediyoruz. Zaten failler bir süre sonra hayatım kaydı dedikleri acılar yaşıyorlar."
Ak parti ve mhpnin saldırılarını durduramıyor gibi görünüyor. Bunun yerine darbelere neden müsaade ettiğini anlatmakla yetiniyor. Ama çok telaşsız ve sakin olduğu ortada.
Merdivenleri çıkamayan hasta birine sahip çıktı. Ak parti ve mhp'ye yem etmedi, korudu kolladı. işsiz bir genci 5 senede türkiyenin en zengin yüzde 1'i arasına soktu.
Doğru söylüyorlar. Felakete giden bir hayatı mucize dokunuşlarla buraya getirdiler. Şimdi 3 yıla bağ mı alırım, 5 yıla otel mi alırım onu tartışıyorum.
Siyasetçiler aile sorunlarının da sağlık sorunlarının da merkezinde devletin olduğunu biliyorlardı. Siyasetçiler bununla kalmayıp çakma mercddesler sahaya sürüyorlardı. Dahası intikam mesajları atıyorlar ve zarar veriyorlardı. Devlet biz hepsini uzaktan izliyoruz, sen uyar ve saçmalıklarını bitirsinler diyorlardı.
Benim yaşımda olup da şimdiye kadar belli yönleriyle devlet politikası belirlemiş birisi var mıdır, kaç kişi olmuştur bilmiyorum, ama artık biraz ödül istiyorum.
Db diyor Mercedes alacaksın, çiftlik alacaksın. Hep alacaksın da bir türlü alamıyoruz.
Karısına canlı yayında salak kadın diyen adam da devlet anlatıyor, genç kadınla yaşamak için çocuklarının annesini boşayan prof da devlet anlatıyor, etraftakilerin seninki aşk değil kölelik dediği ben de devlet anlatıyorum.
Nietzsche'nin insanları belirli bir kalıba sokarak kontrol altında tuttuğunu, bireyselliği boğan bir şey olduğunu ifade ettiği kurum kesinlikle şüphesiz. insanların birbirini yemesini önleyen gerekli kötülük diyen de vardır. Türkiye'de ve dünyada düşen doğum oranlarından, askere gidecek vergi mükellefi insanlara ihtiyacı olan devletler endişelensin ben niye endişeleneyim ki. Boşuna Tayyip Erdoğan en az üç çocuk deyip durmuyor. Sonuçta onlara göre insan denilen şey vergi ödeyecek, askere gidecek, oy kullanacak TC kimlik numaralarından ibaret yoksa devletin ve devletin başındakilerin umurunda bile değiliz.
Halkına her türlü hizmetle mükellef yapıya verilen isimdir. Halka hizmet için, halktan vergi toplaması meşrudur. Ancak bizim gibi çağ dışı ülkelerde, halk devlete hizmet ve haraç vermekle mükellef. bir yerlerde bir yanlışlık var ama neyse, bizde böyle swh.