Yirmi birinci yüzyılda yaşıyoruz, bunu hak etmiyoruz ulennn. Arıtma yok denizler lağım, balık yiyoruz bok gibi, sebze meyve yiyoruz bok gibi, boktan insanlar, bokaklığa saplandık boka batıyoruz imdaaaat!
Adam öküz. Altındaki araba da kocaman, öküz gibi. Aşağılık kompleksi markalı. Direksiyonda hep aceleci, hızlı olurlar bunlar, kural mural tanımazlar. Koca yol hep onların ya. Arkadaş, ehliyet vermeden önce zeka ve psikolojik test de lazım. Alkollü yakalanınca abi etme eyleme, sanırsın süt dökmüş kedi. iğrençler.
Biri Atatürk'ü, Kemalizmi kullanıyor, öbürü Allah'ı, Müslümanlığı kullanıyor. ikisi de bizi sömürüyor. Ama siz, bu kendinizi kullandırmayın, ne siyaset ne de dinle kafanızı çok meşgul etmeyin sözlükçüler. Koyun musunuz, onun bunun peşine takılıyorsunuz? Cebinize girene, sizi mutlu edene bakın yeter. Hayat çok kısa.
Beyaz ve açık renkli tezgahlar ve lavabo kiri lekeyi çok gösterir. Lavabo iki göz ve paslanmaz çelik çok pratik olur. illaki çok derin bir çekmece olmalı süzgeç rende vb için. Ve tencereler çok yer kaplıyor dar veya geniş üç dört raflı bir dolap şart. Çöp ve su için de düzgün ve pratik yerler lazım. Buzdolabı büyukse yazlık tatil modu olmalı, Ocak illaki doğalgazlı olmalı, evye altına illaki su filtresi konmalı, illaki kiler gibi kullanılacak çok raflı ve 180 cm yüksek bir uzun dolap da olmalı, mutfakcı şart.
Evlenince ev açılır, ana evi baba evi olmaz artık. Yunanlar kızlarina evlendikleri de bir daire hediye ederler, boşanmışsa o eve geçsin, güveni azalmasın diye. Kös kös ana baba evine dönmek çok ezik, travmatik bir boktur. Erkek de kadın da eşleri ve aileleri arasında o dengeli mesafeyi tutturmaları gerekir.
Netenyahu bir piyonyahu. Piyon, o kadar. Kendi de biliyor piyon olduğunu. Çarkın dişlisi, mekanizmadan çıkamaz, un ufak olur. Dünyayı yöneten bir büyük organizasyonun eli, kolu ya da taşşağı, anadın mı.
Var öyle tanıdığım öküzler. Almanya'nın etini, sütünü, derisini, iliğine kadar sömüren, sosyal yardımla yemediği halt kalmayan, vergiden kaçmak için vatandaşlığını saklayan, hiç vefası, minneti olmayan insansılar. Sonrada Almanlar bizi sevmiyor çünkü turküz, müslumanız falan derler.
Bir de orada doğan nesiller almancanın ağzına sıcmaktalar. Bir kreuzberg deutch yaratmışlar ki konuşunca lağım patladı sanırsın, o kadar boktan.
Almanca muhteşem bir dildir, Türkçe gibi sözcük köklerine ekler alarak tümcede kullanılabilen, özellikle tek uk, bilim, matematik alanlarında büyüktür. ingilizcenin de kökleri Latince norman saxonca almancadan gelir. ingilizce kadar kolay bir dildir. Mantık ve matematik içerir.
Macar olduğumdan Macarca da bilmekteyim. Lakin Macarca da aynı mantık ve matematiği bulamazsınız, dili öğrenene değin saçlarinızın ağarması büyük olasılıktır.
Son zamanlarda Yunanca çalısmaktayım. Çok eğlenceli bir dil. Dünyanın beş bin yıldır konuşulmakta olan tek dili. Arkeolojik ören yerlerinde yazıtları kısmen de okuyabilmek şaşırtıcı.
Dil öğrenmek beyni açar. Boşuna bir lisan bir insan dememişler.
çişim gelmişti, girdim bir kahveye, girdim tuvalete, çok karanlıktı, elektrikler kesikti, feci sıkışmıştım, alaturka bir tuvaletti, adamı görmedim, napıyordu görmedim başladım işemeye, hop dur noooluyo falan bir ses duydum sadece, ama durmak mümkün değil, son damlaya kadar işerken kahkahalarla gülüyordum, adamın gıkı çıkmıyordu, kim olduğunu neden sustuğunu bunca yıldır merak ederim, çıkınca iki kız arkadaşım dışarda bekliyordu, yüzümün gülmesinden ne oldu falan sordular, yok bir şey dedim, yola devam ettik, bunu onlara sonradan anlattım ama, daha da güldük, yıllar geçti, hala güleriz....
ve onlardan gidip alışveriş yapardık, sebze meyve et bile vardı, ilk migros sanırım levent meydanında kurulmuştu, bir de etilerin uçaksavara doğru bir yerine daha. sonra şubeler açıldı durdu tabii, fiyatları da gayet uygundu, insanların kolayına geliyordu, her şey bir arada. nerden bilelim sonra pıtrak gibi süper market zincirlerinin açılacağını, hep birlikte hareket edip hepimize giydireceklerini yani? Kapitalizmin de çok pis yanları var be.
bebekte oturuyorduk. komşumuz ediz hun'du. bir tavuk kümesinde bukalemunları vardı. Babamla gittik bana bukalemunları gösterdi, bukalemunlar yerleri değişince renkleri değişiyordu, ben bir buçuk yaşındaydım, korkunç güldüğümü hatırlıyorum. Bir buçuk! Babamın kucağındaydım. iki yıl kadar önce bunu ediz beye anlattığımda güldük.
arkadaş ona çakıyorum buna tepiyorum lakin bir tane kötü oylanan entrym yok anlamıyorum hay seyyid bin ananas, kötü oylanınca küme mi düşülüyor veya çakal mı olunuyor ne bonktur anlamadi ben?
yanımda dönen, horlayan, oksuran, aksıran, çarşafı yorganı çekiştiren, uyanıp çişe gidden, uyuyamıyan, uyuyabilen, çok uyuyan, bana horluyorsun diyebilecek bir kişi istiyorum diyosunnnn, daha çok gençsin, işte gerçek bu.
ulen zaten hep berabersindir, bari uyurken yatağında olsun bir kendine ait alanın, yalnızlığın olsun. benim evliliğim işte bu yüzden de sürebildi ulennnn!
fırının pizza fırını olursa daha da iyi olur. kaç derece lazım sanırım 250-300 falan. ama odun fırınının üstüne olamaz. maharet fırındadır. içi hamuru herkes yapabilir.
aslında insanlar hiçbir şeyi unutmaz. sinüslere yerleşen bilgi beyinde kalır, onu derinlerden çıkarmak bir başka yetenek ki bazan hipnozla hatırlatırlar insanlara bebekliğine kadar, çeşitli ilaçlar da vardır.
biri biterse başkası pörtler bu cemaatlerin. bu kadar cühela oldukça devran böyle sürer. onun için neymiş? eğitim şart! kendini yedirme bunlara vatandaş.
osmanlının yıkılma sebebi o zamanlar mitralyöz denen makineli tüfektir sözlükçüler. bir tek adam elli tane yeniçeriyi takır takır makineli tüfekle tarayıp gebertiyordu. öyle allah allah deyip kılınçla baltayla saldırmakla olmuyor bu işler. bilimle ilgilenmek, modern çağa ayak uydurmak lazım, osmanlıyı yıkan gavur icatları veya başka da bir deyişle din de oldu denilebilir. ruslar yeşilköye kadar girip osmanlıyla ayastafanos anlaşmasını yaptılar, ki bu tam bir çöküşün deliliydi, isteseler topkapı sarayına da gireceklerdi, avrupanın tepkisinden çekinip osmanlıyı tamamen bitirmediler, bunlar okulda derslerde pek verilmez, çöküş kısmı tatsızdır, kanuni, fatih, yavuz selim falan daha parlaktır.
fukaranın tek derdi boğazına girecek lokmadır, onu verince şıp diye sesini keser. fakir köle olmak yolunda gidiyoruz sonra şeriatı dayayacak anadın mı.
avrupada diyanet yoktur. devlet ayrı din ayrı. Din devletin borazanı değil. Cuma hutbesi falan da ne? devletin hipnoz seansı gibi. dini objeler, türbanlar, çarşaflar, haçlar, inciller falan hep istenmeyen şeyler oldu artık. din varsa mezhep sonrada savaş oluyor. herkesin inancı kendine. baskılamamak lazım. dini siyasete çok kullanıyorlar. Din adamları da siyaseti kullanıyorlar. arada biz eziliyoruz. herkes kendi inancını kendi seçimini yapmalı. nüfusun yüzde doksan dokuzu müslüman veya hristiyan olan hiçbir yer yoktur, orada baskı vardır. bunu dedik de vatan haini mi olduk şimdi.
ha, orda ne işleri mi var? bizim vergilerimizle, bizim emekliden kesilen parayla tokyoda altı minareli cami yapacaklar annadınmı. öyle duymuştum son bir aç ay önce.