Yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgi olarak tanımladığım, çocuk yaşlarda safça yaşanan, 15 yaşından sonra kaşarlanan, 20'li yaşlarda heyecan verici, 30'dan sonra sıradanlaşan duygu.
Birine karşı içinizde garip bir his olur ya adını koyamazsınız , ne sevgi denir o hisse ne hoşlantı daha öte bir şey gibi. Ama tek bildiğiniz şey vardır o yanınızda olunca mutlusunuz işte aşk budur adını koyamadığınız o gereksiz mutluluk, rahatlama hissi.
Sev dedim de sevmedi
Bana boyun eğmedi
Ölüyorum dedim de
Bir öpücük vermedi
Sararmışım solmuşum
Ben güzele vurulmuşum
Kuş dili bilmezken
Şimdi bülbül olmuşum
Her daim hayal ederim
Belki bi gün sevgilin olurum
Aşkımda inat ederim
istemesem de senin olurum
Böyle teessüf ederim.
beraber aynı dili konuşabildiğin bir insan olunca üremeden başka şeylerde yapabiliyorsun, sana sürekli üremek siteyenler denk geldiyse senin adına üzgünüm.
Yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgi olan bir duygudur. Hayranlık ile karıştırılmaması gerekir, bir insana karşı hayranlık beslersen bu daha kolaydır ancak aşk dediğin zaman ya yaşar ya ölürsün.
çok genç bi kızken bir kaç kez aşık olmuşumdur. Gerçi ondan da pek emin değilim. Belki aşk değildi. Ama ölmeden önce, şöyle sırılsıklam aşık olmak istiyorum.
ben ne oldugunu bilmiyorum. gercekten. sadece devre dısı olan mantıgımı biliyorum.
o kadar sacmalamısımdır ki ask icin hayatımda.
intihar denemem de oldu.
akıl hastanesine de kapatıldım.
yemeden icmeden de aylarca kesildim.
birkac yıl depresyona girip sadece uyudum da.
hala ne oldugunu cozemedim.
hemfikir oldugum tek olay su:
bir sözuyle bahtiyar
bir sozuyle ihtiyar oluyorsun.