aşk, ışıktır...
aşk, vermek, karşılıksız vermek, karşılığında kendini kaybetmek ve bu kaybetmekte tarifsiz olan benini bulmaktır...
aşkı bilmek lazım; bilmek başka, bildiğini sandığını bilmek başka!...
aşkla kale kapısı yıkılırmış, inandım.
Kale kapısı!..
gel de, kale kapısı üzerine konmuş sinek faaliyetleriyle, Fatih’in torunları olduklarını söyleyenlerin durumunu seyret.
Galiba hiç aşık olmadım. Ya da benin duygular minimum seviyede. Anlatılanlara şahit olunca kendini şanslı sayıyorum. Aslolan sevgi ve saygı bence. Tahammül sınırları içerisinde tabi.
my oxford year filminde exchange ogrencisi amerikalı kız ingiliz filoloji hocasıyla date e cıkıyor. beraber saatlerce muhabbet ediyorlar. dans ediyorlar. ve sonra bir kebapcısıda turk kebabı yiyorlar. muthis geciyor. harika geciyor.
sonra kız hocayı baska bir kızla goruyor. bizim kız da gidip baska bi cocukla dans etmeye baslıyor sinirle. sonra o cocukla yolda yuruyorlar. muhabbet gitmiyor. kız cocugu kebapcıya goturuyor. cocuk ay igrenc bunu yemem diyor.
iste bazen boyle yoklugunda anlıyorsun burda var. burda yok.
bence karsılıklı olması gereken bi sey.
sayet benim sevdigim beni benim onu sevdigim kadar sevmiyor ve onemsemiyorsa demek ki o hayatımın askı degil.
bu mantıkla ask acısını cok cuzi yasar oldum. cabuk geciyor. daha cok o da hayatımın askı degilmis kırıklıgı oluyor sadece kısa sure.
Benim bildiğim insan bir kez hadi bilemedin iki ve belki son bir piyango ile üç kez aşık olur, öyle gördüm etrafımda. Ablacım sen her çarpıştığın erkeğe nasıl aşık oldun ya? Üzülüyoruz ama..
Bence çok ilişki geçmişi olan insanlarda yalnız kalamama durumu oluyor. Yani sevilmek tek geçerli kriter gibi. O yüzden başka kriterlere pek bakılmıyor öncelik olarak. Sonra ay bile değil birkaç haftada belki aydınlanma gelmeye başlıyor ve kısa sürede de bakıyor ki aslında kriterlerine hiç de uygun değil yedekte de varsa biri hop iptale düşüyor o kişi.
Böyle birkaç arkadaşım var artık duygular aşırı hızlı gelip geçiyor benim bir yılda yaşadığım duygu değişimi bir ayda oluyor onlarda.
Hangisi iyi bilemedim.
Evet sevgili sözlük ben phileo sophia, tanıdığınız üzere hiçbir metafizik olgulara inancı olmayan phileo sophia
Yalnız 3 sene öncesine dek aşkın da var olmadığına inanıyordum ama varmış inanın tarifi mümkün olmayan sadece yaşayan kişinin bilebileceği bir duygu bu aşk denilen şey. Ben bunun artık salt üreme içgüdüsüne dayanan bir güdü olduğuna inanmıyorum artık.
Aşık olduğunuz kadınla olduğunuzda inanın zaman, mekan umrunuzda olmuyor zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.
Tabii hayatın gerektiği bazı şartlardan dolayı ayrılmak zorunda kalıyorsunuz ama hep o hissi o duyguları arıyorsunuz. Tarifi çok zor. Aşk ve kediler dışında bana göre hayatı çekilir kılan bir şey yok.
Aşk bitti tabii kedim var idare ediyorum tutamak sorunumu onunla hallediyorum.
Şair, sırretmeye elden seni bir perde olurdum, toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum derken aşkın üst basamağında duruyordu, ama tek sorun bunu karısına değil, aşık olduğu genç kıza yazmasıydı.
Bekir coşkunun ayrılık yazısını paylaştığım zaman: BEN ayrılıklara dayanamam.
Bu ayrılıklar bana göre değil.
Arabamı sattığım gün arkasından bakmıştım.
"Sonuçta demir yığını, o senden ayrıldığını bilmiyor ki, öyle boynunu büküp bakma ama..." dediklerinde utanmış, onlara motor kaputunu öperek vedalaştığımı, sağ ön çamurluğu okşadığımı söyleyememiştim.
O demirdi ama ben değil...
Çamaşır makinemizi tamire götürdükleri gün arkasından su dökmüştüm, burnumu çeke çeke.
Ya eski portmantomuzu çöpe attıkları gün?..
Muhterem karım hamalların yanında veda konuşması yapacağımı anlamış, "Sakın ha..." diye tembih ettikten sonra, kulağıma "Eski soba borularına yaptığın gibi, bunu da gece tekrar içeri taşıma yine..." demişti.
***
Evet bu yazıyı paylaştığım zaman, kirli kadir seni yıllarca taşımış arabanın arkasına satılık diye yazmaya nasıl utanmazsın diye cevap vermişti.
Değil insandan, bir nesneden bilr ayrılmak çok zor.
O nedenle bazen eşyalarımla birlikte uyurum.
Ayrılık çok zor. Katlanabilir değil. Şu son ayda ne yaşadığımı bir ben bilirim.
Aileler sende bir şey görüyor. Senin görmediğin bir şey sözlerini uzun zaman anlamadım. Sonra değerli ortaklar devletin paydaşı olunca, bunu yavaş yavaş anlamaya başladım.
Ama ailelerin asıl gördüğü bu değildi. Neydi?
Herkes aşk mesajı atıyordu ve ben hala hastaydım. Hızla iyileşiyorum ama bir sorun olunca yataklara düşüyorum.
Aileler güven ve sevgi istiyordu. Kişisel bir ilişki olacaksa iki üç yıl sonra başka yataklardan toplamayacağı, kızlarına bunu layık görmeyecek ve neşeli vakit geçirecek birisini istiyorlardı.
Bunu anlamak zor değildi. Öyle ki bunu gördükleri için birçok şeyi affetmişlerdi. Herkrsin ortak bir beklentisi vardı sevgi ve güven.
böyle sürekli kız ortamlarıyla, dateler hakkında giriler yazıyorum belki dikkat ediyorsunuz ve beni aşk hayatı çok iyi biri zannediyorsunuzdur. işin gerçeği uzun yıllardan beri hiç aşık olmadım veya olamadım. hayatta gerçek anlamda tüm kalbimle sevdiğim ve köpek gibi aşık olduğum tek bir kadın vardı. evet libidom yüksektir evet sık sık kadınlarla görüşürüm lakin bu onlara aşık olduğum anlamına gelmiyor. aşk çok farklı bir şey arkadaşlar. bir insanı çekici bulmak değil, onunla gülüp eğlenmek değil, zekasından etkilenmek de değil. aşk aslında tahammüldür. yani öyle bir şeydir ki en kötü şartlarda bile karşındakine tahammül edebilirsin. hiçbir zaman onunla olmak sana koymaz, seni kötü hissettirmez, seni yormaz. onunla ne zaman yan yana olsan bunun sana iyi geleceğini bilirsin. onun yanında kendin olmaktan çekinmezsin çünkü seni her halinle kabul ettiğini bilirsin, çünkü o da sana her halinle tahammül ediyordur. aşk bu işte.