Tamamen yahudi katlettiği için bu kadar öcüleştiriliyor. Başka bir kavme-millete aynıları yapılsa özellikle batıda bu kadar gömmezlerdi. Kimse milyonun üstünde cezayirli katletmiş fransızları bu derece faşist görmez mesela.
Bir suredir sosyal medyada hakkinda “avusturyali bir ressam” seklinde ironi yapilmasina cok guluyorum. Tarihin tozlu sayfalarinda kaybolup gitmesi gereken bir “insanin” ismiyle anilmamasi guzel, soyleyince de tat kacirmiyor.
dna sı incelenmiş. buna göre, Yahudi kökenli olduğu miti tamamen çürütülmüş.
Testler, Hitler'in DEHB'ye (Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu) yakalanma olasılığının ortalamanın üzerinde olduğunu ve ailelerde görülen otizm, bipolar bozukluk ve şizofreni gibi rahatsızlıklara yakalanma riski en yüksek yüzde 1'lik dilimde yer aldığını ortaya koymuş.
DNA analizi, aynı zamanda bir bireyin psikopat olup olmadığını teşhis etmede bir faktör olan antisosyal davranışlara karşı yüksek bir genetik yatkınlığa sahip olduğunu da ortaya koymuş.
ayrıca Kallmann sendromu olabileceğine dair genetik kanıtlar bulunmuş. Bu durum, Hitler’in ergenliği tam olarak tamamlayamamasına ve testosteron seviyelerinin düşük veya dalgalı olmasına neden olmuş olabileceğine ilişkin en güçlü ispat olarak gösteriliyor.
eskiden l-manyak adlı dergide verilen bir bilgiye göre; çocukken çıraklık yaptığı dükkanda yahudi patronu tarafından tecavüze uğradığı için yahudilerden bu kadar nefret eden kişidir. ve yine aynı bilgiye göre fırında ilk yaktığı kişi yine o yahudi patronudur.
bir dizi firar Adolf Hitler'in artan paranoyası ışığında Nazilerin Gürcüler hakkındaki algısı kötüye doğru değişmeye başladı.
Hitler Gürcülere güvenmiyordu, hatta diyordu ki: "Gürcüler Türk halkı değil; daha ziyade tipik bir Kafkas kabilesi, muhtemelen içlerinde biraz iskandinav kanı bile var... Güvenilir olarak gördüğüm tek kişiler saf Müslümanlar, yani gerçek Türk milletleridir."
Helmut Heiber , Gerhard L. Weinberg , David M. Glantz . Hitler ve Generalleri: Askeri Konferanslar 1942-1945 . Enigma Kitapları: 2013, s. 20
Avusturyalı Yahudi kasap tarafından istismar edilen tek daşaklı çırak.
Dünyadana intikamını fena almış hitabet uzmanı.
Kadınlar radyodan dinlerken ıslanırlarmış diye okumuştu bir yerden.
eğer türkiye kurtuluş savaşını kaybetmiş olsaydı, batı'nın atatürk'e tarih kitaplarında nasıl bir rol biçeceğini tahmin etmek istersek bugün adolf hitler'in nasıl anlatıldığına bakabiliriz.
adolf hitler, eski alman şansölyesidir. tarihin en tartışmalı birkaç figüründen bir tanesi olduğundan bahsetmeye gerek yok. kendisini günümüz siyaset ve tarih okur-yazarları genellikle yanlış bir çerçeveden okumaktadır. çünkü bugünün adolf hitler'e koyduğu etiket, ikinci dünya savaşı sonrası ortaya çıkan müttefik devletler güdümlü propagandanın eseridir. hitler'i anlayabilmek için öncelikle alman tarihini, dönemin alman demografisini ve alman ekonomisini iyi okumak gerekir. adolf hitler'in iktidara geldiği andan ikinci dünya savaşının çıktığı ana kadar attığı bütün adımlar aslında ülkesinin toprak bütünlüğünü korumak, cermen halkının haklarını ve can güvenliğini emniyet altına almak, alman ekonomisini dış baskılardan muhafaza etmekten ibarettir. bugün bizim tarih kitaplarında "nazilerin agresif davranışları" olarak nitelediğimiz askeri müdahaleler aslında cermen halkının ağırlıkla yaşadığı ve tarihsel olarak da yüzyılları aşkın alman toprağı olan bölgelere yöneliktir. cermenlerin orta Avrupa'da merkezi bir güç haline gelmesinin küresel güç ve para dengelerini sarsacağı bilindiği için versay antlaşmasında cermen toprakları bölüştürülmüş, ortaya yeni bir slav devleti peydah edilmiş ve batı Prusya Polonya'ya bırakılarak Almanya'nın toprak bütünlüğü bozulmuştur. alman halkları da yabancı idareler altında yaşamaya mahkum edilmiştir. tıpkı Türkiye'nin sevr antlaşmasını yırtıp attığı gibi, Adolf hitler de versay antlaşmasını yırtıp atarak parçalanan Almanya'yı birleştirmeye gayret etmiştir. almanların ne Çekoslovakya'yı işgali, ne Avusturya ile birleşmeleri, ne de Polonya'ya savaş açmaları "aşırı agresif siyasi tutum" olarak nitelenebilir. aksine, almanlar Polonya'ya savaş açtığında ingilizlerin almanlara savaş açarak bütün dünyayı harbe sokması, agresif ve yersiz bir karardır. oysa Adolf Hitler'in cermen halkıyla akrabalığı olan anglo-saksonlarla savaşmak istemediği zaten bilinmekteydi. Hitler, Fransa'nın işgalinden sonra da ingilizlerle barış yapmak için her türlü diplomatik girişimi yapmıştır. Üstelik batı cephesinde 150.000'ye yakın ingiliz askerinin kaçışına izin vererek iki devletin arasını yumuşatmayı denemiştir. bu durumda hitler'i ikinci dünya savaşının sorumlusu ilan etmek deli saçması bir hareket olur. zira savaşı orta ölçekli bir Avrupa çatışmasından bir dünya harbine götüren süreçte en kritik rol, hiçbir şekilde barışa yanaşmayan ingilizlere düşmektedir. bugün tarih derslerinde "nazi döneminde almanlar hızlı bir şekilde sanayileşmeye ve silahlanmaya başladı !" şeklinde okuduğumuz satırlar, çevresinde birleşik krallık ve rusya gibi askeri süper güçler bulunan Almanya'nın silahlanmasını ayıplamaktadır. oysa bir ülkenin kendi toprak bütünlüğünü koruyacak önlemler almaları ve ekonomilerini büyütmeleri sadece kendilerini ilgilendirir.
Adolf hitler ile alakalı en tartışmalı konulardan birisi de yahudi meselesidir. Hitler'in Yahudilerle ne alıp veremediğine çok çeşitli yorumlar getirenler vardır. kendisini akademiye almayan öğretmen yahudiydi denir, eski sevgilisi yahudiydi denir, çeşitli hikayeler üretilir. fakat asıl sebebin ne olduğunu, hitler "kavgam" adlı kitabında kendisi açıklamıştır. Daha viyana sokaklarında bir çocukken Yahudileri gözlemleyen Hitler, Yahudilerin alman politikasına, alman ekonomisine, alman medyasına bir virüs gibi yapıştığını düşünmektedir. bu düşüncesini de pek çok argümanla destekler. mesela Almanya'nın yoksulluk ve kıtlıkla yüzleştiği weimar cumhuriyeti döneminde alman ekonomisinin iplerini yahudi bankerlerin tuttuğu su götürmez bir gerçektir. yine, Almanya'nın 1. dünya savaşı sırasında teslim olmasının müsebbipleri ve kukla weimar Cumhuriyeti'nin önde gelenleri arasında Yahudiler yer alır. Hitler'in Yahudilere karşı giriştiği kanlı eylemler, etik olarak tartışmalıdır. elbette çoluk çocuk demeden yapılan katliamların insani bir tarafı yoktur. Nazi döneminde işlenen kitlesel suçların insanlık dışı olduğu gerçeği, tarih anlatısının nasıl kurulduğunu tartışmamıza engel değildir. ayrıca nazilerin işlediği savaş suçları, amerikalıların ve sovyetlerin işledikleri savaş suçlarından ayırt edilemez, daha büyük ve daha kötüymüş gibi davranılamaz. katliamlardan bağımsız olarak Hitler'in yahudi bankalarını kapatması, Almanya'nın ekonomik bağımsızlığı temin etmek ve yoksulluktan kurtarmak için atılan çok önemli bir adımdır. hitler bu hareketiyle yahudi cemiyetleri ve yahudi güdümlü hükümetler tarafından hedef alınmaya başlamıştır.
Hitler, tartışmalı bir figürdür ve melek değildir. Fakat şeytan olmadığı da ortadadır. Hitler'i eğer 2000 yıllık cermen topraklarını kurtarmaya çalışırken diğer devletler tarafından hedef alındığı için suçlayacaksak, Atatürk'ü de Kurtuluş Savaşı'nı yaptığı için suçlamamız gerekir. Zaten Hitler'in kendisine kimi örnek aldığını çok iyi biliyoruz.
Rasulü Ekrem (Aleyh es-Selam) gibi, doğum günümüzün denk düştüğü "kasaplıkta usta-maharetli" şahıs. Bu tesadüf olamaz, ancak "tevafuk" addedilir? Usta, bir himmet et, bana bir teknik öğret ki, başladığın işi bitireyim?