arkadaşım bunu 2.aracı olarak satın aldı.
arabanın modernlik, donanım, iç tasarım olarak tofaş'tan farkı yok. hatta içi daha basık.
lakin biraz devirlenince motor sesi çok güzel. görüntüsü de hitap edenler için oldukça agresif.
kalkışları da tatminkar.
lakin viraja iyi tutunuyor hissi verse de arkadaş kullanırken aracın arkası ön tarafın yanına gelmiş ve savrulmuştur.
ha ek olarak sağanak yağmurda aracın içine su alır ki bunu tofaş'ta dahi göremezsiniz.
ha bu arada motor anlamında da, mekanik anlamda da kırılgan bir araçtır.
pek çok sorunu ha deyince çözülebilen bir araç da değildir.
fiyatları neden bu denli ucuz anlarsınız.
bunu alacağınıza broadway, tofaş alın geçin kafanız rahat etsin.
kullanıcı profilinden ötürü temizini bulabileceğinizi de pek sanmıyorum.
spor araba denerek uçuk fiyat isteyenleri de mevcut ama ama tavsiye etmem.
ha lakin arkadaş gibi 2.araba niyetine hobi olarak alacaksanız, kısmen temizini arayabilirsiniz.
yoksa çirkin demiyorum.
bana kalırsa gerçek passat budur.
özellikle b5 (1996-2002) değil, b5.5 (2002-2005) kasadır.
bu kasa aslında a4'tü.
platformu, motor yerleştirme tipi, quattro difransiyel... aynı zamanda kumaşı, parçalar arasındaki mesafenin sabit max 3 mm. olacak kuralı ile işçilik ve algı anlamında bildiğimiz passat kavramını yaratan ilk model olmuştu.
öyle ki türkiye'de passat b6 ve sonrası daha çok tutulsa da almanya'da passat 5.5 fanları diğer kasalardan daha fazladır.
çünkü en karakteristik kasası 5.5'tu, çakma phantom'du. passata tokluk kavramını getiren modeldi.
lakin zaman içinde kronik sorunları maalesef arttı.
1.6, 1.8, 2.0 türkiye'de yaygın motorları iken haricen 2.3, 2.8, 4.0 motorları da mevcuttu.
dizelde ise 1.9, 2.0, 2.5 motorlar var idi.
maalesef bazı motorlarda yağ yatak sarma problemi, elektronik sorunlar gibi hususlar ile temizini bulmaya mecbur bir hale geldiler.
türk ile türkmen arasında bir fark yoktur.
öncelikle ilk ele alınışına gidersek, 11. yüzyıldan itibaren Müslümanlığı kabul eden Oğuz Türkleri için kullanılan tarihi ve kültürel bir isimdir türkmen kelimesi.
osmanlı döneminde ise yerleşik köylüler "Türk" olarak adlandırılırken, göçebe veya yarı-göçer yaşam tarzını benimseyen Oğuz boyları "Türkmen" (veya Yörük) olarak anılmıştır.
velhasıl 11.yüzyıl başlarında müslüman oğuz = türkmen demek iken; osmanlı döneminde ise yörük = türkmen demekti.
"Arkadaşlar! Gidip Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez...''
-mustafa kemal atatürk.
''şu kopan fırtına türk ordusudur yâ rabbi.
senin uğrunda ölen ordu, budur yâ rabbi.
tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,
galib et, çünkü bu son ordusudur islâm'ın...''
allah, türkiye cumhuriyeti devleti'nin daima yar ve yardımcısı olsun.
türk milleti ve ordusu daima muzaffer olsun inşallah.
''Kalbin benim olsun diyorum, çünkü mukadder…
Cismin sana yetmez mi? Çabuk kalbini sök, ver!
Yoktur öte âlemde de kurtulmaya bir yer!
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın…
Ram ol bana, ruhun yeni bir âleme girsin…
Yazmış kaderin: Aşkıma ömrünce esirsin!
Aklınla, şuurunla, hayâlinle bilirsin.
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın..
Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş;
Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
Gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
Bir sır ki bu, ölsen bile asla açamazsın…
Anlatması imkansız olan öyle bir an ki,
Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki…
Bak emrediyor: Daldığın alemden uyan ki,
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın…''
kimilerinin elinde dümdüz bir türkü iken kimilerinin elinde giriş müziğinden nakaratlarına değin bir şaheşere dönüşebilen türkü.
ağır ağır, naif biçimde okunacak türkülerden.
Bazıları gerçekten yaşamıyor.
Bakıyorsun adamda; akademik başarı var, aileden gelen hayvani zenginlik var, sağlık var. Ülkenin dertleriyle de ilgilenmez bir gamsız.
Ama yine hep mutsuz, yüzü asık.
Allah korusun böyle biri olmak istemem.
Elimden geldiğince her şeyim olsun ama daima şükredebileyim, ülkemin sorunlarına duyarlı olabileyim ve yüzüm elimden geldiğince hep gülsün isterim. Olabildiğince insanlara bir faydam olsun, ülkeme bir katkım olsun.
Bazıları küçücük şeylerden mutlu olabilirken kimileri gökyüzünü versen doymuyor.
Biraz da karakter meselesi tabi.
Emekli olmuşum.
Sağlık içinde Huzurlu bir ailem ve çocuklarım var.
Küçük bir bahçesi olan 2-3 katlı müstakil bir evim var. Bahçemde portakal, limon, mandalina ağaçları...
Borç yok, gelecek endişesi yok.
Şunu neden yapmadım pişmanlığı yok.
"Egemenliği Antlaşmalarla Yunanistan'a Devredilmemiş Ada, Adacık ve Kayalıklar" anlamına gelen kısaltma.
Siyasi ve askeri literatürde bu coğrafi formasyonlar için genellikle "Gri Bölgeler" ifadesi de kullanılır.
büyüklü küçüklü formasyonları içeren toplam 152 ada, adacık ve kayalık grubu bulunmaktadır.
Türkiye; 1923 Lozan ve 1947 Paris Barış Antlaşmalarıyla Yunanistan'a devredilen adaların ismen tek tek sayıldığını belirtir. Bu antlaşmalarda adı açıkça geçmeyen, haritalarda altı çizilmeyen ve egemenliği devredilmemiş olan tüm ada, adacık ve kayalıkların, Osmanlı imparatorluğu'nun halefi (mirasçısı) olarak hukuken Türkiye Cumhuriyeti'ne ait olduğunu savunur.
1. Kuzey Ege ve Taşoz Bölgesi Grubu
Bu gruptaki adacıklar, Kuzey Ege'de bulunan ana adaların çevresinde yer alır.
- Zuha Adası (Taşoz Adası yakınlarında)
- Samothraki (Semadirek) adası etrafındaki isimsiz bazı küçük kayalıklar
- Limnos (Limni) adası çevresindeki küçük adacıklar
2. Saruhan Adaları (Orta Ege) Grubu
Midilli, Sakız, ipsara ve Sisam gibi ana adaların çevresinde bulunan, antlaşmalarda ismi geçmeyen formasyonlardır.
- Midilli Çevresi: Koyun Adaları (bölgedeki bazı kayalıklar), Tombolo Adacıkları
- Sakız Çevresi: Passas (Papaz) Adası, Antipsara (Tersipsel) adacıkları, Venetiko Kayalığı
- Sisam Çevresi: Fornoi (Gönül) adaları grubundaki bazı küçük kayalıklar, Şanti (Samiopoula) adacığı
3. Menteşe Adaları (Oniki Ada) Grubu
1947 Paris Antlaşması ile italya'dan alınıp Yunanistan'a bırakılan 14 adanın çevresinde yer alan ancak italyan egemenliğindeyken de adı netleştirilmemiş olan coğrafi yapılar bu gruptadır. En yoğun uyuşmazlık bu bölgededir.
- Kelemez (Kalimnos) Çevresi: Kardak (Imia) Kayalıkları (Doğu ve Batı Kardak), Kalolimnos Adası, Keçi (Pserimos) Adası çevresindeki bazı kayalıklar
- ileriye (Leros) Çevresi: Bulamaç (Farmakonisi) Adası, Ardıççık (Sirna) Adası ve çevresi
- Batnaz (Patmos) Çevresi: Eşek (Agathonisi) Adası, Nergizçik (Arki) Adası
- istanköy (Kos) Çevresi: Plati (Yassı) Ada, Gyali (incirli) Adası çevresindeki küçük kayalıklar
- Sömbeki (Simi) Çevresi: Nimos ve Seski adacıkları etrafındaki kayalık oluşumları
4. Girit ve Çevresi Grubu
Girit Adası'nın etrafında bulunan ve 1913 Londra Antlaşması ile müttefik devletlere bırakılan, ancak sonrasında egemenliği hukuken devredilmemiş stratejik adacıklardır.
Gavdos (Gaza) Adası (Avrupa'nın en güney noktası olarak bilinir)
- Gaidouronisi (Eşek) Adası
- Koufonisi Adası
- Dionisades Adacıkları
- Paximadia Adacıkları
- Paximadia Adacıkları
5. Çanakkale Boğazı Önü ve Trakya Kıta Sahanlığı Grubu
Çanakkale Boğazı'nın dış sahillerine ve Kuzey Ege kıyılarına yakın, lojistik ve askeri açıdan hassas noktalardır.
- Gökçeada ve Bozcaada'nın antlaşmalarla Türkiye'ye bırakılmasının doğal sonucu olan, ancak sınır hatlarında tartışma konusu yapılmak istenen bazı kıyı kayalıkları
- Taşoz ile Semadirek arasında kalan, batan-çıkan (cezir) kayalıklar
Sevdiğim bir şehir.
Ancak değineceğim nokta biraz farklı, özel.
Ben buranın insanıyla neden bu kadar iyi anlaşıyorum ve hatta neden birbirimizi bu kadar çok çekiyoruz halen anlamış değilim.
Geçen sene hayatımda aldığım son ilanı aşk, bu sene yine bir adıyamanlının hayatıma adım adım yaklaşması... Ve hepsi düzgün diyebileceğim insanlar üstelik.
Ben uzak dursam, reddetsem, sohbeti tamamen kessem dahi bir süre sonra bir başka birisi çıkageliyor.
Benim kaderimde bir adıyaman var sanırım.
Hayrolur umarım ama biz inatla direneceğiz, memleket de memleket (adana) diyeceğiz.