dil susamaz konuşur
özlemişsindir buruk bir şekilde
kızarsın olanlara akılsızca
ömür tükenir gider
yalnızlığında boğulursun
övmek gibi olmaz hiçbir şeyi
onun için ölürüm dersin
aşka yenilmişsindir
göz yaşları durdurulamaz
yıkılır gidersin hayattan öylece
her gecenin bir sabahı vardır
umutsuzların gecesi de gündüzü de aynıdır
yaşamlarında kan susarlar sessizce
kimsecikler duymaz seslerini
öylece kaybolup giderler hiçlğin dibine.
sevmeyi öyle isterdim ki
gecenin karanlığında yitip gitmesin istedim
aşkımız sabahları daha neşeli ve sevecen olsun
yalnızlığıma dokunan biri olmalıydı
ellerimi değil yüreğimi tutmalıydı.
hiç mi batmadı gözüne aşkım
nidaları eser geçer rüzgarda
bu yolda ne mutlu bize
bir olsaydık keşke
ömür biter mi böyle?
hayatla yüzleşmenin anlamı vardı
anlamı sendin
bir ölü gibiyim
mezarı olmayan cinsten
yazmak bahane değil her şeyimdir.
bu masalda ikimiz tanıştık sonsuzluğa karşı
mutlu son olmasın
daimi mutlu aşkımız olsun
sen benim yüreğimi kaplayan bir ağdın
çözemediğim bir ağ...
yürek yakan duygularım
yitip gidiyor elimden hayatın ballı tutkusu
söyleyin nasıl yutkunabilirim eskisi gibi
kırılgan bir ruhun darmadağın oluşu
son bir defa daha kalkıyorum bir sabaha.
hiç olmamış gibi gidiyorum karanlığa doğru
sadece gözlerim kapanacak
sonra yepyeni bir hayat karşılayacak ruhumu
bedenim ıssız çorak bir çölde büzülmüş solmuşcasına
aklım ve vicdanım hür olacak..
tanrım biliyorum beni affedeceksin
nabızlar susacak
ölüm konuşacak o vakit
gözlerden süzülecek görünmeyen yaşlar
karşılanacak yeni bir dünyada bu esrarengiz ruh.
koyu mavi denizin uçsuz bucaklarında
taşar köpürürüm kimse yıldıramaz beni
neşem acımla bir olur
sürükler denizin kıyısına varana dek
kabus gibi çöker üstüne sızar teninde
diz çökersin hayatın karşısında
durumun vahimdir
sen gideli ne vakit oldu derler aralarında
gülerler eğlenirler hep beraber utanmadan.