gezenadam
2240 (filozof)
dördüncü nesil yazar 148 takipçi 1791.13 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    sözlükte hissedilen femboy yazar eksikliği

    6.
  1. erkek götü sikmek için insanın kendisine hazırladığı bir rapor mu lan bu???

    yok efendim femboymuş, yok feminenmiş, yok estetikmiş, yok sözlükte eksikliği hissediliyormuş...

    kardeşim bu kadar ihale şartnamesine gerek yok.

    insan bazı konularda kendisine karşı dürüst olmalı.

    çünkü bu noktadan sonra “femboy yazar eksikliği” falan değil, arzunun üzerine akademik gerekçe yazmaya çalışıyorsun.

    yakında başlık şöyle devam eder:

    “sözlüğün demografik çeşitliliğinin artırılması kapsamında…”

    ulan tamam.

    biz anladık.

    sen de anladın.

    hatta muhtemelen başlığı açarken klavye bile anladı.

    bari meseleyi insan kaynakları problemi gibi sunmayın.
    3 ...
  2. geceye bir şiir bırak

    178.
  3. gece,
    herkes uyuyunca başlamıyor aslında.

    insanın anlatacak bir şeyi kalmayınca başlıyor.

    bir bardak suyun yanında unutulmuş saat,
    sokaktan geçen son araba,
    karşı apartmanda nedensizce yanan tek pencere…

    hepsi senden daha uzun yaşayacakmış gibi geliyor.

    sonra düşünüyorsun;

    kaç kişiyi son kez gördüğümüzü
    bilmeden eve döndük?

    kaç kapıyı
    bir daha açılmayacağını bilmeden kapattık?

    kaç insanın sesini
    nasıl olsa yine duyarız diye
    dikkat etmeden dinledik?

    hayatın en büyük terbiyesizliği belki de bu:

    hiçbir şeyin üzerine
    “bu sonuncuydu”
    diye küçük bir not bırakmaması.

    o yüzden insan bazı geceler uyumuyor.

    birini beklediğinden değil.

    geçmişte bıraktığı insanların
    hâlâ bir yerlerde kendisini beklediğini
    düşünmek hoşuna gittiğinden.

    oysa zaman çoktan toplamıştır masayı.

    bardaklar kaldırılmış,
    sandalyeler içeri alınmış,
    ışıklar söndürülmüştür.

    sen hâlâ hesabı istemeyi unutmuş
    son müşteri gibi oturursun hayatın bir köşesinde.

    ve sabaha karşı anlarsın:

    bazı insanlar gitmez.

    sadece artık
    onlara ulaşabileceğin hiçbir yol kalmaz.

    işte insan en çok
    buna gece der.
    0 ...
  4. yeni başlayanlar için soruşturma

    2.
  5. öncelikle sakin olun.

    soruşturma dediğimiz şey insanın zihninde, gerçekte olduğundan çok daha sinematografik yaşanan bir süreçtir.

    insan kelimeyi duyduğu anda kendisini üçüncü sınıf bir polisiye dizisinin sezon finalinde buluyor.

    saat 04.57.

    dışarıdan bir araba sesi geliyor.

    perdeyi iki santim aralıyorsun.

    çöp kamyonu.

    ama artık uyku kaçtı bir kere.

    04.59'da buzdolabı motoru devreye giriyor.

    “geldiler.”

    05.03'te üst komşu sifonu çekiyor.

    “bina sarıldı.”

    05.11'de sokaktan simitçi geçiyor.

    “demek parola bu.”

    oysa büyük ihtimalle hayat normal akışında devam ediyor ve evrendeki insanların ezici çoğunluğu sizin dün gece internete yazdığınız üç paragraftan tamamen habersiz.

    ama insan zihni böyle çalışmıyor.

    özellikle sözlük yazarı zihni hiç çalışmıyor.

    çünkü sözlük yazarı iki entry girdikten sonra kendisini basın tarihinin kayıp halkası zannetmeye son derece müsaittir.

    adam gece 02.30'da pijamayla oturmuş, bir elinde çay, diğer elinde telefon, “bence bu konu aslında sosyolojik açıdan ele alınmalı” yazmış.

    sonra yatağa girince bir anda:

    “fazla mı ileri gittim?”

    hayır kardeşim.

    muhtemelen fazla ileri gitmedin.

    muhtemelen sadece uykun geldi.

    ama artık geri dönüş yoktur.

    soruşturma psikolojisinin başlangıç seviyesi budur:

    normal hayatın bütün sesleri anlam kazanmaya başlar.

    apartmanın önünde duran beyaz doblo artık beyaz doblo değildir.

    “neden özellikle beyaz?”

    kargocu kapıyı çalar.

    “hangi kurum?”

    telefon bilinmeyen numaradan çalar.

    açmazsın.

    iki dakika sonra tekrar arar.

    terlersin.

    sonra mesaj gelir:

    “internet taahhüdünüzün süresi dolmak üzeredir.”

    işte insan bazen kendi destanının kahramanı olmaya o kadar heveslidir ki telekom kampanyasını bile devlet operasyonu zanneder.

    ileri seviyelerde belirtiler ağırlaşır.

    eski entryler kontrol edilir.

    2017 yılında yazılmış “menemen soğansız olmaz” entrysi görülür.

    bir süre düşünülür.

    “buradan bir şey çıkar mı?”

    çıkmaz.

    ama insan yine de editler.

    2014'te bir başlığa yalnızca “rez” yazmıştır.

    onu da siler.

    çünkü artık “rez” kelimesinin bile bağlamından koparılabileceğine inanmaktadır.

    sonra bilgisayardaki dosyalar gözden geçirilir.

    “yeni klasör (7)”

    şüpheli.

    “son_final_gerçek_final2.docx”

    daha da şüpheli.

    masaüstündeki “adsız.png” ise insanın kendi bilgisayarında kendisini yabancı istihbarat elemanı gibi hissetmesine yeter.

    bir noktadan sonra kişi hukuki durumunu değil, kendi hayatının ne kadar açıklanamaz olduğunu sorgulamaya başlar.

    “bu ekran görüntüsünü niye almışım?”

    bilmiyorsun.

    “2019'da bunu niye yazmışım?”

    onu da bilmiyorsun.

    zaten insanın geçmişte internete yazdığı şeylerle yüzleşmesi başlı başına yeterli bir cezadır.

    sonra büyük hazırlık başlar.

    çelik don giyilir.

    çay demlenir.

    telefon yüzde yüz şarj edilir.

    ve beklenir.

    05.00 olur.

    bir şey olmaz.

    05.30 olur.

    bir şey olmaz.

    06.15.

    kuşlar ötmeye başlar.

    07.00.

    fırından ekmek kokusu gelir.

    08.30.

    artık insanın içinde tuhaf bir hayal kırıklığı oluşmaya başlar.

    çünkü bütün gece zihninde öyle büyük bir prodüksiyon hazırlamıştır ki kimsenin gelmemesi neredeyse kişisel hakaret gibi gelir.

    “ulan bari kapıyı bir çalan olsaydı.”

    sonra saat 09.40 civarında gerçekten kapı çalar.

    kalp durur.

    insan ağır ağır kapıya yürür.

    dürbünden bakar.

    karşıda bir adam.

    elinde paket.

    işte o an bütün hayat gözlerinin önünden geçer.

    kapıyı açarsın.

    adam sorar:

    “onur bey?”

    “evet...”

    “kargonuz var.”

    imza atarsın.

    paketi alırsın.

    kapıyı kapatırsın.

    ve yaklaşık on saniye boyunca duvara bakarsın.

    çünkü insan bazen tarihin kendisini izlediğini düşünürken aslında yalnızca kargo takip sistemi tarafından izlenmektedir.

    yeni başlayanlar için soruşturmanın ilk ve belki de en önemli dersi budur:

    hukuki meseleleri hukukçulara bırakın.

    resmî bir bildirim varsa ciddiye alın, gerekiyorsa profesyonel destek alın.

    ama ortada hiçbir şey yokken kendi kafanızda netflix dizisi çekmeyin.

    çünkü sabaha kadar kapının çalmasını beklersiniz.

    sonunda çalan kapı gerçekten gelir.

    ve hayatınızın en büyük yüzleşmesi şu olur:

    “abi aşağıya kadar geldim, teslimat kodunu söyler misiniz?”
    0 ...
  6. kapının kapanma sesi

    1.
  7. bazı insanların bir yerden giderken geride bıraktığı tek fikirdir.

    insan sanıyor ki ardından bir sessizlik çökecek, masadakiler birbirine bakacak, biri “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyecek.

    oysa kapı kapanıyor.

    tak.

    sonra içerideki sohbet kaldığı yerden devam ediyor.

    işin acı tarafı gitmek değil; insanın yokluğunun, varlığından daha az yer kapladığını kapının kapanma sesinden öğrenmesi.

    çünkü bazı vedalar iz bırakır.

    bazılarıysa yalnızca kapının mekanik olarak hâlâ çalıştığını kanıtlar.
    0 ...
  8. koktuğu için açılan başlığa entry girmeyen yazar

    1.
  9. başlığa entry girmeyerek tavrını ortaya koyduğunu sanan yazardır.

    muhtemelen kendince “ben bu seviyeye inmiyorum” mesajı veriyordur. halbuki kimse kendisini yukarıda beklemiyordu.

    bir sözlük başlığını görüp, özellikle yazmamaya karar verip, sonra bu yazmama eylemine anlam yüklemek; insanın kendi yokluğunu fazla ciddiye almasının en zarif biçimlerinden biridir.

    entry girmemiştir. dünya dönmeye devam etmiştir. başlık akmıştır. kimse “bir eksiklik var ama ne?” diye tavana bakmamıştır.

    bazı insanlar bir ortamı terk edince ortamın sessizleşeceğini düşünür. oysa bazen fark edilen tek şey, kapının kapanma sesidir.

    kokudan rahatsız olup başlığa girmemek elbette herkesin hakkıdır. yalnız insan parfüm olduğunu düşünürken oda spreyi bile çıkmayınca, o asil protesto biraz trajikomik duruyor.

    özetle kendisini esirgeyerek bizi cezalandırmaya çalışan yazardır.

    ceza tarafımıza ulaşmamıştır.
    0 ...
  10. yeni başlayanlar için soruşturma

    1.
  11. çelik donunuzu giyin bekleyin. biraz mabel, biraz pkk, biraz hükümet, üzerine kekik ve tuz... sabat saat 5 gibi alırlar.
    0 ...
  12. akşamın konusu

    1.
  13. yeni başlayanlar için soruşturma.
    0 ...
  14. z kuşağı kitap okuyor mu

    5.
  15. Gezmenin bile yararlısı güzel. evet tabi ki... genelleme istisnayı bozmaz aksine parlatır kardeşim...
    1 ...
  16. keşke bir dron olsam

    1.
  17. Keşke bir dron olsam.

    iran’ın uçsuz bucaksız çöllerinin üzerinden geçsem.
    Altımda bin yıllık toprak, önümde kızıl bir ufuk…

    Bir yerden ince bir flüt sesi yükselse.
    Ardından darbuka girse usulca.
    Ne acele etse ritim, ne de bir yere yetişmeye çalışsa zaman.

    Dağların arasından süzülsem, terk edilmiş taş evlerin üzerinden geçsem.
    Kimsenin adını bilmediği bir köyde, yaşlı bir adam çayını yudumlarken gökyüzünden sessizce geçip gitsem.

    Sınırlar aşağıdan bakınca çok ciddi şeyler.

    Yukarıdan bakınca ise sadece kum, dağ, gölge ve insan…

    Belki de dünyayı anlamak için bazen yere biraz fazla yakınız.

    Keşke bir dron olsam.

    Hiçbir yere ait olmadan,
    her şeyi biraz uzaktan görsem.

    Flüt devam etse.

    Darbuka hiç susmasa.
    0 ...
  18. haydi güzelim şeker ezelim

    9.
  19. zamanın ruhu diye bişi var aga..... 90’larda “Haydi güzelim şeker ezelim” diye şarkı yapılıyor, televizyonlarda dönüyor, çocuklar ezbere söylüyor, kimse de oturup kelime kelime niyet okumuyordu.

    Çünkü zamanın ruhunda biraz saflık, biraz saçmalama hakkı, biraz da “şarkı işte” diyebilme rahatlığı vardı.

    Bugün aynı söz çıksa önce 14 farklı anlam yüklenir, sonra bağlamından koparılır, ardından herkes birbirine ahlak ve toplum dersi vermeye başlar.

    Belki değişen şarkılar değil.

    Biz, her şeyin altında mutlaka başka bir şey arayan; doğal olanı bile açıklama yapmak zorunda bırakan bir topluma dönüştük.

    Eskiden şeker eziyorduk.

    Şimdi kelime eziyoruz.
    1 ...
  20. z kuşağı kitap okuyor mu

    1.
  21. başlığı bile yok. yazık...
    0 ...
  22. saygıyı mı yoksa sevgiyi mi istersin

    6.
  23. en güzeli saygı ve sevgi duyduğun insanla olan sex...
    0 ...
  24. mabel matiz kadar başınıza taş düşsün

    1.
  25. geymiş , yok lgbt imiş. lan adam müthiş şarkılar yapıyor. sanatına bakmazsanız g.tsünüz. Mabel matiz kime kötü örnek oluyor bu ülkede? kimin gözüne eşcinselliği sokuyor? lan bi bırakın salın be adamı amk!!
    0 ...
  26. şeker ezmek

    3.
  27. grup laçin: haydi güzelim , şeker ezelim, bu sene de bekar gezelim.

    hatırladınız mı lan? işte burda şeker ezelim dediği : gerdeğe girelim demekti.

    söyleyeceklerim bu kadar (aslında çok var da soruşturma yemek istemiyorum)....
    0 ...
  28. özlediniz mi beni

    29.
  29. genç erkekleri kıskanan bir yazardı. yok valla en azından hala pasif değilim, amcılığa devam...

    siyasetle de kafayı hiç bozmadıydım. düzelmek için karaktersiz olmak lazım.
    0 ...
  30. soruşturma

    11.
  31. bir gün birimiz sonra hepimiz...
    0 ...
  32. özlediniz mi beni

    27.
  33. ojomo ölmediysen evlenelim mi

    1.
  34. bir ara şakirtler vardı ne oldu onlara

    7.
  35. evrildiler şimdi chp düşmanı oldular.
    0 ...
  36. özlediniz mi beni

    26.
  37. eskiden şakirtler var taşağa sarıyorduk.
    1 ...
  38. yusuf

    59.
  39. Yusuf…
    Adını anınca içimde bir yer ürperiyor.
    Zaman geçiyor diyorlar ama bazı insanlar zamana hiç uymuyor.
    Onlar gittikten sonra bile sesleri kalıyor insanda,
    bir cümlede, bir şarkıda,
    en çok da gecenin tam ortasında… öldü be canım kuzenim 42 yaşında iki bebe bıraktı gitti...

    Özlemek bazen acıtmıyor sadece,
    insanı titretiyor.
    Çünkü Yusuf, sadece geçmişte kalan biri değil;
    bugünümün içinde hâlâ nefes alan bir his.

    Biliyorum, bazı bağlar kopmuyor.
    Mesafe, suskunluk, hatta zaman bile yetmiyor buna.
    insan bazen birini değil,
    onunla olduğu hâlini özlüyor.

    Ve ben…
    Yusuf’u her hatırladığımda
    kalbimin bir yerinde
    sessiz ama çok gerçek bir sızı duyuyorum...
    0 ...
  40. babayı özlemek

    94.
  41. Baba,
    Eğer üşüyorsan,
    bil ki seni içimde sıcak tutuyorum.

    Toprak soğuksa,
    dualardan bir örtü seriyorum üstüne.

    Üşüme baba…
    Artık yalnız değilsin....
    0 ...
  42. babam

    145.
  43. Baba,

    Ben sana kızmadım hiç.
    Ama sana yaklaşamadım.
    Aramızda görünmeyen bir mesafe vardı,
    ikimiz de geçemedik.

    Sen sevdin, biliyorum.
    Ben de seni sevdim.
    Ama sevgimiz hep yarım kaldı,
    dokunmadan bitti.

    Şimdi geriye bakınca anlıyorum:
    Sen güçlü olmamı istedin.
    Ben yalnız kalmayı öğrendim.

    Elini tutmadım baba…
    Ama yokluğunda
    ellerim hep boş kaldı.

    Bazen düşünüyorum:
    Belki sen de sarılmak istedin
    ama zamanı kaçırdın.
    Ben de bekledim,
    sen de sustun.

    Eğer beni duyuyorsan,
    bil ki artık seni anlıyorum.
    Kırgın değilim.
    Eksik sadece.

    Bir gün olur da karşıma çıkarsan,
    sana hiçbir şey sormayacağım.
    Hesap sormayacağım.

    Sadece diyeceğim ki:
    “Gel baba…
    bu sefer ben durmuyorum.”...
    0 ...
  44. babamı anarken

    7.
  45. Baba,

    Ben sana hiç sarılamadım.
    Bunu şimdi fark ediyorum ve içim ürperiyor.
    Elini tutmadım, omzuna yaslanmadım,
    seni sevdiğimi dokunarak hiç söylemedim.

    Ama bil istiyorum…
    Seni sevmedim değil.
    Sadece nasıl sevileceğini senden öğrenemedim.

    Sen susarak sevdin bizi.
    Çalışarak, dayanarak, geri çekilerek.
    Ben de öyle sandım sevgiyi.
    Sessiz olanın güçlü,
    dokunanın zayıf olduğunu sandım.

    Keşke bir kere…
    Sadece bir kere elini tutabilseydim.
    Bir şey söylememe gerek yoktu.
    Bırakmasaydın yeterdi.

    Şimdi anlıyorum baba,
    sen sarılmayı bilmediğin için sarılmadın.
    Ama vazgeçmedin.
    Hiç vazgeçmedin.

    Ben bugün çocuklarıma sarılırken,
    içimde bir yer titriyor.
    O titreşim sensin.
    Eksik kalan sarılmanın ağırlığı sensin.

    Eğer bir yer varsa…
    ve eğer beni görüyorsan…
    bil ki artık kaçmıyorum.
    Artık sarılabiliyorum.

    Ve eğer bir gün karşılaşırsak,
    konuşmayacağım baba.
    Geç kalmış kelimeleri taşımayacağım.

    Sadece elini tutacağım.
    Bu sefer bırakmayacağım....
    0 ...
  46. yusuf

    56.
  47. canımdı yarımdı kuzenimdi, düştüm desem kaldırırdı.

    hayatımın büyük çoğunluğunda sen vardın be Yusuf. sürekli mezarına gidip dua etmek zoruma gitmiyor ama burada olmaman çok zoruma gidiyor.

    ben ölümleri kabulleniyorum ama artık kadere inanmıyorum. kader olsaydı ve iyi bir şey olsaydı iki çocuğunu öylece bırakıp gitmezdin...

    Yusuf oğlum bana baba sürekli ağlıyorsun neden artık ağlarsan seninle konuşmayacağım diyor...
    Yusuf çok yalnız kaldım çok çaresiz kaldım...
    Yusuf gittiğinden beri artık Allah'a inanmıyorum...

    bu kadar acı fazla bir Yusuf hani lan hep beraberdik düşünce birbirimizi kaldırırdık...
    niye bu kadar yalnız bıraktın beni çaresiz bıraktın beni zayıf bıraktın beni..

    bugün çocuklarına karne hediyelerini gönderdim merak etme onlar her zaman gözümün önünde olmasa da bir eksikleri var mı yok mu bir şekilde öğreneceğim öğrenirim de bırakmam merak etme.

    kaderi neden inanmıyorum biliyor musun eğer Kader olsaydı zaten sen ölmezdin Kader olsaydı Allah olsaydı iki çocuğunu biri 8 biri 5 yaşında bırakmazdın Allah da buna izin vermezdi zaten...

    Yusuf nereye kadar bilmiyorum ama yokluğuna alışamıyorum galiba böyle gidecek...
    1 ...
  48. ben bir aşk dilencisiyim

    1.
  49. dile kolay 10 yılın sonunda anladım ki ben sevgisi tüketilmiş ve sadece evlatları için yaşayan bir adammışım. karım beni aslında düşündüğüm kadar değil hiç sevmiyor. bir insan kocasının giydiği çoraptan, kullandığı parfüme kadar her şeyi eleştirir mi?

    birileri şimdi der, seni önemsiyor ki sana bunları söylüyor diye. hayır! olay bu değil, olay bi insanı nedensizce olduğu gibi sevmektir. neden ya neden katlanmak bu kadar eleştiriye? neden sürekli sabah günaydın hayatım deyip öpmeye çalışıp en küçük bir tepki almamak? neden ya bu kadar sevgi açlığı? ben artık katlanamıyorum....

    ben artık çok ama çok mutsuzum... sevgimin, öz verimin en küçük değerini almıyorum. bıktım gerçekten bıktım....
    1 ...
  50. yeni bir pandemide tekrar aşı yaptırır mısınız

    5.
  51. özellikle Rna aşıları için ciddi iddialar var, aşı yüzünden onlarca kişi öldüğü iddia ediliyor. dünyada da ciddi bir aşı karşıtlığı yaygınlaşıyor. yeni bir pandemide toplumsal kargaşa kaçınılmazdır.
    2 ...
  52. yeni bir pandemide tekrar aşı yaptırır mısınız

    2.
  53. yeni anket açıldı beyler bayanlar, aşı yaptıranlar son kalp krizi ölümlerinden sonra eminim çok tedirgin olmuşlardır. ben büyük lokma yiyip büyük konuşmak istemem ama bir daha silkseler aşı yaptırmam aga.
    0 ...
  54. mariana çukurunda bira şişesi bulunması

    1.
  55. valla helal olsun dedirmiştir. Bir bakın bakalım belki içen de ordadır.

    https://twitter.com/Haber/status/1757854763750723910
    2 ...
  56. fakir alınganlığı

    1.
  57. fakirler fakirliği ibrahim Tatlıses'in kaç para lan bir flüt repliğindeki fakirlik tadında yaşar fakirliği, ya da aile şerefindeki kırılmaz bardakla kazıklanıp saflıkla sınanan ailenin saf eniştesi gibi yaşar her şeyi...

    fakir alınganlığı yokluktan gelir, çaresizlikten gelir... fakir alınganlığı bir tık da özgüven eksikliği getirir.
    1 ...
  58. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2026 uludağ sözlük