gezenadam
2240 (filozof)
dördüncü nesil yazar 148 takipçi 1791.13 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    kapının kapanma sesi

    1.
  1. bazı insanların bir yerden giderken geride bıraktığı tek fikirdir.

    insan sanıyor ki ardından bir sessizlik çökecek, masadakiler birbirine bakacak, biri “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyecek.

    oysa kapı kapanıyor.

    tak.

    sonra içerideki sohbet kaldığı yerden devam ediyor.

    işin acı tarafı gitmek değil; insanın yokluğunun, varlığından daha az yer kapladığını kapının kapanma sesinden öğrenmesi.

    çünkü bazı vedalar iz bırakır.

    bazılarıysa yalnızca kapının mekanik olarak hâlâ çalıştığını kanıtlar.
    0 ...
  2. koktuğu için açılan başlığa entry girmeyen yazar

    1.
  3. başlığa entry girmeyerek tavrını ortaya koyduğunu sanan yazardır.

    muhtemelen kendince “ben bu seviyeye inmiyorum” mesajı veriyordur. halbuki kimse kendisini yukarıda beklemiyordu.

    bir sözlük başlığını görüp, özellikle yazmamaya karar verip, sonra bu yazmama eylemine anlam yüklemek; insanın kendi yokluğunu fazla ciddiye almasının en zarif biçimlerinden biridir.

    entry girmemiştir. dünya dönmeye devam etmiştir. başlık akmıştır. kimse “bir eksiklik var ama ne?” diye tavana bakmamıştır.

    bazı insanlar bir ortamı terk edince ortamın sessizleşeceğini düşünür. oysa bazen fark edilen tek şey, kapının kapanma sesidir.

    kokudan rahatsız olup başlığa girmemek elbette herkesin hakkıdır. yalnız insan parfüm olduğunu düşünürken oda spreyi bile çıkmayınca, o asil protesto biraz trajikomik duruyor.

    özetle kendisini esirgeyerek bizi cezalandırmaya çalışan yazardır.

    ceza tarafımıza ulaşmamıştır.
    0 ...
  4. yeni başlayanlar için soruşturma

    2.
  5. öncelikle sakin olun.

    soruşturma dediğimiz şey insanın zihninde, gerçekte olduğundan çok daha sinematografik yaşanan bir süreçtir.

    insan kelimeyi duyduğu anda kendisini üçüncü sınıf bir polisiye dizisinin sezon finalinde buluyor.

    saat 04.57.

    dışarıdan bir araba sesi geliyor.

    perdeyi iki santim aralıyorsun.

    çöp kamyonu.

    ama artık uyku kaçtı bir kere.

    04.59'da buzdolabı motoru devreye giriyor.

    “geldiler.”

    05.03'te üst komşu sifonu çekiyor.

    “bina sarıldı.”

    05.11'de sokaktan simitçi geçiyor.

    “demek parola bu.”

    oysa büyük ihtimalle hayat normal akışında devam ediyor ve evrendeki insanların ezici çoğunluğu sizin dün gece internete yazdığınız üç paragraftan tamamen habersiz.

    ama insan zihni böyle çalışmıyor.

    özellikle sözlük yazarı zihni hiç çalışmıyor.

    çünkü sözlük yazarı iki entry girdikten sonra kendisini basın tarihinin kayıp halkası zannetmeye son derece müsaittir.

    adam gece 02.30'da pijamayla oturmuş, bir elinde çay, diğer elinde telefon, “bence bu konu aslında sosyolojik açıdan ele alınmalı” yazmış.

    sonra yatağa girince bir anda:

    “fazla mı ileri gittim?”

    hayır kardeşim.

    muhtemelen fazla ileri gitmedin.

    muhtemelen sadece uykun geldi.

    ama artık geri dönüş yoktur.

    soruşturma psikolojisinin başlangıç seviyesi budur:

    normal hayatın bütün sesleri anlam kazanmaya başlar.

    apartmanın önünde duran beyaz doblo artık beyaz doblo değildir.

    “neden özellikle beyaz?”

    kargocu kapıyı çalar.

    “hangi kurum?”

    telefon bilinmeyen numaradan çalar.

    açmazsın.

    iki dakika sonra tekrar arar.

    terlersin.

    sonra mesaj gelir:

    “internet taahhüdünüzün süresi dolmak üzeredir.”

    işte insan bazen kendi destanının kahramanı olmaya o kadar heveslidir ki telekom kampanyasını bile devlet operasyonu zanneder.

    ileri seviyelerde belirtiler ağırlaşır.

    eski entryler kontrol edilir.

    2017 yılında yazılmış “menemen soğansız olmaz” entrysi görülür.

    bir süre düşünülür.

    “buradan bir şey çıkar mı?”

    çıkmaz.

    ama insan yine de editler.

    2014'te bir başlığa yalnızca “rez” yazmıştır.

    onu da siler.

    çünkü artık “rez” kelimesinin bile bağlamından koparılabileceğine inanmaktadır.

    sonra bilgisayardaki dosyalar gözden geçirilir.

    “yeni klasör (7)”

    şüpheli.

    “son_final_gerçek_final2.docx”

    daha da şüpheli.

    masaüstündeki “adsız.png” ise insanın kendi bilgisayarında kendisini yabancı istihbarat elemanı gibi hissetmesine yeter.

    bir noktadan sonra kişi hukuki durumunu değil, kendi hayatının ne kadar açıklanamaz olduğunu sorgulamaya başlar.

    “bu ekran görüntüsünü niye almışım?”

    bilmiyorsun.

    “2019'da bunu niye yazmışım?”

    onu da bilmiyorsun.

    zaten insanın geçmişte internete yazdığı şeylerle yüzleşmesi başlı başına yeterli bir cezadır.

    sonra büyük hazırlık başlar.

    çelik don giyilir.

    çay demlenir.

    telefon yüzde yüz şarj edilir.

    ve beklenir.

    05.00 olur.

    bir şey olmaz.

    05.30 olur.

    bir şey olmaz.

    06.15.

    kuşlar ötmeye başlar.

    07.00.

    fırından ekmek kokusu gelir.

    08.30.

    artık insanın içinde tuhaf bir hayal kırıklığı oluşmaya başlar.

    çünkü bütün gece zihninde öyle büyük bir prodüksiyon hazırlamıştır ki kimsenin gelmemesi neredeyse kişisel hakaret gibi gelir.

    “ulan bari kapıyı bir çalan olsaydı.”

    sonra saat 09.40 civarında gerçekten kapı çalar.

    kalp durur.

    insan ağır ağır kapıya yürür.

    dürbünden bakar.

    karşıda bir adam.

    elinde paket.

    işte o an bütün hayat gözlerinin önünden geçer.

    kapıyı açarsın.

    adam sorar:

    “onur bey?”

    “evet...”

    “kargonuz var.”

    imza atarsın.

    paketi alırsın.

    kapıyı kapatırsın.

    ve yaklaşık on saniye boyunca duvara bakarsın.

    çünkü insan bazen tarihin kendisini izlediğini düşünürken aslında yalnızca kargo takip sistemi tarafından izlenmektedir.

    yeni başlayanlar için soruşturmanın ilk ve belki de en önemli dersi budur:

    hukuki meseleleri hukukçulara bırakın.

    resmî bir bildirim varsa ciddiye alın, gerekiyorsa profesyonel destek alın.

    ama ortada hiçbir şey yokken kendi kafanızda netflix dizisi çekmeyin.

    çünkü sabaha kadar kapının çalmasını beklersiniz.

    sonunda çalan kapı gerçekten gelir.

    ve hayatınızın en büyük yüzleşmesi şu olur:

    “abi aşağıya kadar geldim, teslimat kodunu söyler misiniz?”
    0 ...
  6. keşke bir dron olsam

    1.
  7. Keşke bir dron olsam.

    iran’ın uçsuz bucaksız çöllerinin üzerinden geçsem.
    Altımda bin yıllık toprak, önümde kızıl bir ufuk…

    Bir yerden ince bir flüt sesi yükselse.
    Ardından darbuka girse usulca.
    Ne acele etse ritim, ne de bir yere yetişmeye çalışsa zaman.

    Dağların arasından süzülsem, terk edilmiş taş evlerin üzerinden geçsem.
    Kimsenin adını bilmediği bir köyde, yaşlı bir adam çayını yudumlarken gökyüzünden sessizce geçip gitsem.

    Sınırlar aşağıdan bakınca çok ciddi şeyler.

    Yukarıdan bakınca ise sadece kum, dağ, gölge ve insan…

    Belki de dünyayı anlamak için bazen yere biraz fazla yakınız.

    Keşke bir dron olsam.

    Hiçbir yere ait olmadan,
    her şeyi biraz uzaktan görsem.

    Flüt devam etse.

    Darbuka hiç susmasa.
    0 ...
  8. z kuşağı kitap okuyor mu

    5.
  9. Gezmenin bile yararlısı güzel. evet tabi ki... genelleme istisnayı bozmaz aksine parlatır kardeşim...
    1 ...
  10. mabel matiz kadar başınıza taş düşsün

    1.
  11. geymiş , yok lgbt imiş. lan adam müthiş şarkılar yapıyor. sanatına bakmazsanız g.tsünüz. Mabel matiz kime kötü örnek oluyor bu ülkede? kimin gözüne eşcinselliği sokuyor? lan bi bırakın salın be adamı amk!!
    0 ...
  12. ojomo ölmediysen evlenelim mi

    1.
  13. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2026 uludağ sözlük