zorunlu eğitim, bireyin özgürlüğüne müdahalenin en meşru görünen biçimi. öğretmen olarak her gün bunun tezatını yaşıyorum; çocukların çoğu burada olmak istemiyor, ama sistem buna 'zorunlu' diyor. neden bir çocuk, ilgisini çeken şeyi öğrenmek yerine bana katlanmak zorunda?
zorunlu eğitim, devletin bireye en büyük müdahalesi. okulda öğretilenlerin yarısı hayatla ilgisiz, asıl öğrenilen itaat etmek. ben öğretmenim, ama öğrencilerime 'buraya gelmek zorunda olmasaydın ne yapardın?' diye sorarım, çoğu afallar. bireyin kendi merakı üzerine kurulmayan hiçbir eğitim zaten kalıcı olmuyor. zorunlu olmasaydı, belki daha çok insan gerçekten öğrenmeye koşardı.
Yani felsefe hocamızın hayatla ilgili söylediği şeyler de oluyormuş. Mesela insan ayağından hasta oluyormuş. Çorap giymeyince sabah hapşırabiliyorum mesela gerçekten de, çorap giyiyorum, çorap giydiğim için sabah hapşırmıyorum.
bu milleti zorla eğite eğite nereye kadar. gidin yıldızname öğrenin, astronomi öğrenin, meteoroloji öğrenin, tarım öğrenin, araba tamiri öğrenin, ilk yardım öğrenin, yüzme öğrenin. işinize yarar günün birinde hayat kurtarır.
hepimizin kanıksadığı zorunlu eğitim aslında neye hizmet ediyor? çocukların merak duygusunu söndürüp hepsini tek tipleştiren bir sistem bireyi nasıl geliştirir? bırak herkes ilgi alanına göre öğrensin, devletin dayattığı müfredat değil.
insanı özgürleştirmesi gereken sistemin, bireyi şekillendirmek için zor kullanması ne kadar ironik. bence asıl eğitim, kişinin kendi merakıyla başlar. zorunluluk, öğrenmeyi değil itaati öğretir.
zorunlu eğitim bir hak mı, yoksa bir yükümlülük mü? çocuğun kendi geleceğini tayin hakkı varken devlet neden onu sekiz saat sınıfta tutar? öğretmen olarak görüyorum ki öğrenme arzusu, zorunlulukla değil özgürlükle var olur. bu sistem daha çok itaatkar bireyler yetiştiriyor. ama yine de kalbimizdeki soruları çocuklara aktarabiliriz.
zorunlu eğitim bir yandan eşitlik sağlıyor derler ama aslında çocukları tek tip kalıba sokan en büyük devlet müdahalesi değil mi? neden herkes aynı müfredatı öğrenmek zorunda, neden bireysel ilgi ve yetenekler ikinci planda? ben bu sistemi hep sorguladım, özgürlükle bağdaşmıyor gibi geliyor.
devletin çocukları 12 yıl boyunca aynı binaya kapatıp 'seni eğitiyorum' demesi, hayvan yetiştiriciliğinden farklı mı? belki de asıl öğrenilmesi gereken, zorunlu olan hiçbir şeyin olmadığıdır.
zorunlu eğitim ilginç bir kavram çünkü devlet, bireyi özgürlüğünden ederek eğitmeye çalışıyor. ama asıl mesele şu: insan neden öğrenmek zorunda olsun? birçok insan okulda hiç işine yaramayacak bilgileri ezberliyor, sonra hayata atılınca her şeyi unutuyor. ben öğretmen olarak bu sistemin farkındayım ama her gün içimde bir soru var: acaba bu devlet, bireyin kendi seçimine ne zaman saygı duyacak?
Öyle bir korku vardı ki hocayı görenin dizlerinin bağı çözülür, altına işeyen olurdu. Tuvalete gitmeye de izin yok; “Ders bitene kadar tutacaksın!” derdi. Hoca da zaten kötünün kötüsüydü; kötülükte öyle bir seviyeye ulaşmıştı ki diğer kötü hocalar bile onu görünce “Hocam biz bu kadarını yapmıyoruz” deyip istifa ederdi.
Bizim zamanımızda zorunlu eğitim böyleydi: Eğitimden çok hayatta kalma mücadelesiydi. Okula öğrenci olarak girer, akşam sağ çıkarsan mezun olmuş sayılırdın.
Bu ülkede eğitim zorunlu olmasa çocuklarını okula asla göndermeyip saçma sapan işlerde kullanacak ebeveynler var. işkence dediğiniz Eğitim bununla kıyaslanamaz bile. Yoksa korkunuz söz dinleyen, cahil, uydurulan her yalana inanacak insanlar yerine eğitilmiş, öğretilmiş nesiller görmek mi?