Öyle bir korku vardı ki hocayı görenin dizlerinin bağı çözülür, altına işeyen olurdu. Tuvalete gitmeye de izin yok; “Ders bitene kadar tutacaksın!” derdi. Hoca da zaten kötünün kötüsüydü; kötülükte öyle bir seviyeye ulaşmıştı ki diğer kötü hocalar bile onu görünce “Hocam biz bu kadarını yapmıyoruz” deyip istifa ederdi.
Bizim zamanımızda zorunlu eğitim böyleydi: Eğitimden çok hayatta kalma mücadelesiydi. Okula öğrenci olarak girer, akşam sağ çıkarsan mezun olmuş sayılırdın.