çok çok uzun bir aradan sonra fanatikleriyle buluşan dizidir. hem de bir değil iki bölümle. bu kadar özlediğimi izemeden anlayamadım vallaha. yani izleyince anlıyorsun ne kadar bağımlılık yaptığını. neyse bölüm hakkında konuşmak gerekirse bazı şeylerin cevabını verdi, bazen de yeni sorular ve gizemler ekledi ki zaten bunları eklemesi de dizinin izlenmesinin en büyük etkenlerinden. madde madde düşüdüklerimi, gözlemlerimi vs. yazıyım.
---spoiler---
-dizinin başında çok farklı bir uçak yolculuğu gördük mesela. bazıları yoktu, bazıları farklıydı, ada sakinlerinin birbirleriyle çok ilginç ve mesaj içerikli konuşmaları vardı ve hepsi birden bir şey olmadan inebildi şehire.
-ayrıca gökyüzünden okyanusun derinliklerine giden kamerayla adamızın okyanusun dibini boyladığını gördük bölümün başında. hatta burada dharma logolu bir köpekbalıı bile gördük bonus olarak. hangi ara battı bu ada ilerleyen zamanlarda görürüz artık. o köpekbalığının kimliğini tespit içinde çalışmalara başladım.
-ayrıca yine bölüm başında sayid ölmek üzereyken, herkesin juilet'e koşup, kimsenin (hurley) sayidi s..lememesi gayet ilginç olmuş. sonunda da bundan bi bok olmaz, bırakın gebersin tavırlarını da sitemle karşılıyorum. allahtan jacob ile hurley sayidi elbirliğiyle tapınaktaki jakuziye götürmeyi akıl ettiler.
-kate'jack ve sawyer'ı yerde yatarken gördükten sonra jack'e koşması, ilerleyen bölümlerde sawyer ve kate'in dizideki erotizmi yeniden arttıracaklarına işaretti bence. juliet de ölünce meydan kate'e kaldı tabi. ama ben sawyerın resurrection yapan jakuziyi öğrenince buraya juliet'i sokacağını (yanlış anlama olmasın. diriltmek için yani. zaten juliet kate değil. hemen vermez.) düşünüyorum. yani en azından denemezse mantık hatası olur dzi için.
-ben bir bok anlamadığımdan hiç o paralel evren ya da aynı kişilerin uçakla adada aynı anda olmaları olaylarına girmiyorum. benim kafa kaldırmaz. kaldırsa senarist olurdum zaten.
-black smoke ile jackob arasındaki rekabet içinde şunu söyleyebilirm. muhtemelen jackob black smoke'un kendisini öldüreceğini biliyordu. zaten karşı bile koymadı. muhtemelen herşey planı dahilinde gelişiyor. ama bölüm sonunda saydin bedenine girdiğini sanmıyorum. çünkü black smoke kopyalama yöntemiyle locke'un bedenini kullanmıştı. asıl bedeni kullanmamıştı. tabi onun iyileşmesini neden istedi. onu bilemeyeceğim.
-richard, jack ve ben konularında ne söyleyebilirim bilemiyorum. kendilerinin karizmaları zaman zaman tavan yapmıştı. ama şimdiki durumları içler acısı. gelen vuruyor, giden vuruyor. eskiden çok şey bildiklerini sandığımız adamların her olaya malak gibi bakakalması gayet ilginç. acilen toparlanmaları lazım. ama ben en çok favori karakterim locke için üzülüyorum. o adadaki (hurley ile beraber) en adam gibi adamdı bence. black smoke'un da dediği gibi o adanın değerini bilen ve akıllıca davranan tek kişiydi. keşke kendisi de dirilse ne güzel olur. zaten cesedi de ortalık yerde. bir el atıp jakuziye koysalar işlem tamam zaten.
-sayidin havuzda öldükten sonra birden "ne oldi lo?" diye ayağa fırlaması, jackob tarafından neden ölümünün engellendiği hala bir muamma. gerçi öldükten sonra habire cesedinin gösterilmesi, onla alakalı bir şey olacağına dalaletti. zaten jackob onu oraya götürün dedikten sonra ölmesi beklenecek bir şey değildi bence. muhtemelen ileriki bölümlerde kilit bir rol oynayacak kendisi. ayrıca sayid öldükten sonra, bir bölümde, miles, sayid ile aynı kadrajdayken garip garip bakması da dikkatlerden kaçmadı. muhtemelen sayid ile ilgili ilginç birşeyler duydu ya da hissetti. sonra çıkar kokusu nasıl olsa.
-desmond'ın uçakta bir gözüküp bir kaybolması bölümdeki en ilginç şeylerden biriydi bana göre.
---spoiler---
bölümle ilgili söylemek istediklerim hatırlayabildiğim ve yazabildiğim kadarıyla bu kadar. bölüm beklentilerimin karşılandığı, heyecanlı, sürükleyici ve her zaman olduğu gibi meraklandırıcı bir bölüm oldu. yakında çıkacak olan jackob-black smoke savaşı da bu heyecanı daha da arttıracak diye düşünüyorum.
ah be arkadaş adadakiler gibi biz de "lost" olduk, 6 sene ya..."yok bu flashback", "yok yok bu flashforward", "aa hayır kuzum paralel evren iki yerde yaşıyor bunlar" falan filan, valla kayıp gençlik olduk, hepimiz kaybolduk uğrunda ama seviyoruz, sevgiliyi beklediğimiz gibi de bekliyoruz seni...*
lost 6. sezon fotolarına bakayım derken rastladığım bi sitede kendimi durduramadım ve bi ton spoiler okudum feci bi site baştan belirteyim gelecek bölümlerin adlarını, olacak olayların ipuçlarını öğrenmek istemiyorsanız hiç bulaşmayın derim. bi tane okuyunca devamı geliyo.
Desmond'ın başka "bi yaşamda görüşürüz kardeşim" sözünün senaristler tarafından en başından beri gerçek anlamıyla söyletildiğini anlamış olduk. bildiğin başka bi yaşamda görüştü adam ya.
ilk bölümde uçakta sarsıntı sırasında yaşlı siyahi kadın baya tırsıyor ve jack "it's normal" falan diyor, yeni bölümdeki devamda ise tam tersi oluyor, siyahi kadın it's normal diyor ve jack tırsıyor. ayrıca jack'in saçları falan çok farklı, başka bir zaman falan muhabbeti varsa bir şey diyemem ama eğer çekim hatasıysa büyük ayıp. ayrıca çekim hatası değilse bile bize şunu gösteriyor, bu uçağın düşmeden devam ettiği hali sonradan çekilmiş, yani ilk sezonu çekerken bu sahne yokmuş akıllarında senaristlerin, yoksa o zamandan çekerdiler hazır bütün uçak varken.
--spoiler--
verdigi cevaplar kadar getirdigi sorular deli etmeye yetti. uçakta yine jack in sakin tavırları vardı ve tam düşme durumu yaşanacakken uçak düşmedi. aslında jack in bakışlarına dikkat ederseniz '' hassiktir ya uçak düşmüş olması lazımdı'' tarzında. juliet bombayı patlattı ve ada da dengeler degişti. desmond ada da olması gerekirdi çünkü o dügmeye basmalı ve uçak düşmemeliydi. peki jack in yanında ne işi vardı ? sonrasında neden yine aynı kelimeyi dedi. başka bir hayatta görüşürüz kardeşim diyerek. sonra niye yok oldu koca uçakta ? bir yandan da ada da yine aynı karkterler yaşayıyor. siyah duman locke içinde jacop da sayyid jarrah da ve sanırım iyi kötü çatışması izleyecegiz. aklıma gelen durum ise uçakta olması gereken tabut yani jack in babası ada da görünmüştü. sanırım siyah duman bedenine hakim olmuştu ve bu şekilde lockeyi kullanıp ilk kendi kendini öldürttü sonra locke bedenine girip jacopu öldürttü. birde aslında otherslar şimdi çıktı diye düşünüyorum. tapınak şovalye modelleri. jacop buraya ait siyah duman ben tarafına ait sanırım. ne zamandır o ada da yaşıyorlar, diger yaşayan askerler, diger 77 de gelen ve çalışmalar yapanlar, richard ve şebekesi, ayılar, atlar vs vs.. of bunaldım...
--spoiler--
karıştırdım çıkamadım işin içinden. silmek istedim ama silemedim. haftada bir izlemek ölüm gelecek ama mecburen izleyecegimiz dizi.
--spoiler--
sayid ölmedi ve bazı yorumları okudum sitelerin çoğunda içine jacob girdi falan diye jacob girmedi, hurley ve miles sayid'in yanındayken miles bir anda hurley'e baktı hurley ne oldu der gibi bi bakış attı miles orda sayid'le konuşamadı çünkü sayid ölmemişti.
--spoiler--
çakma conlok toz vsden dolayı tapınağa nizami olarak giremeyeceğini anladığı için sayidin bedenini ele geçirmiştir. Eğer yakub geldiyse bu dizi bitmez.
* jacob'un bizim lostieleri neden seçtiğini anlıyoruz yavaş yavaş. öldükten sonra onların yeteneklerini kullanarak adada işleri yoluna koyacak çünkü. mesela tapınaktakilerle temasa geçmek için hurley'i kullandı bu bölümde.
* uçağın düşmeden los angeles'a vardığı paralel evrende yaşanan olaylar, adada yaşanan olaylarla da paralel. jack'in charlie'ye yardım etme çabası, babasının kaybolması..
* bak bu da yeni geldi aklıma, jack adada charlie'yi kurtarmaya çalışırken (ethan asmıştı hani) bir daha olmasına izin veremem tarzı şeyler söylüyordu. yani aynı olaylar değişik paralel evrenlerde tekrar tekrar yaşandı. siyahlı abinin yüzyıllardır aradığı loophole bu işte. bizim 5 sezon boyunca izlediğimiz ada hayatı da bizimkilerin ilk ada hayatı değil. paralel evrenlerden biri sadece.
adadaki ya da uçaktaki gibi yaşanan olaylardan biri de kate'i götüren polis abimizin kafasının kanaması. uçakta kafasına bavul gelmişti burda kate lavaboya vurdu. ben anlamam. o kafa aynı yerden kanadı mı? kanadı. o kadar.
--spoiler--
john locke' un içine giren siyahlı adam "eve dönmek istiyorum" derken tapınağı kastettiğine adım gibi eminim. bunu tapınağın etrafına kül dökmelerinden ve john lennon kılıklı herifin hurley'e "sizi içerde tutmak için değil onu dışarda tutmak için..."demesinden anlıyoruz.
--spoiler--
oceanic den kombinemi aldım ayda dört kere sefere çıkıyorum. götürsün biri beni şu adaya. götürün lan. kendimi bulayım. mal gibi kaldık kodumun büyük şehirlerinde. hayatın tadını alamıyoruz. heriflerde sürekli bir aksiyon, bir özlem. yaşadıklarını anlıyorlar amına koyim. bi de bize bak. bi boktan tad olamayan gundiler gibi bütün gün internet denen zırvalıkta geziniyoruz. yok hacı yok. robinson crusoe gibi ortamlara akmak lazım. sikmişim parasını, pulunu, kariyerini, manitasını. gün gelecek gidecem buralardan. evet. gidecem.
lionel messi gibi tv dizisidir. biz de tabi bu arada rakip takımın gariban kalecisi gibi kalıyoruz. tam: "hede oldu, hödö oldu demek ki adada bok var, püsür de yolda geliyor." diyip sola yatıyoruz hop topu sağa çekiyor. Kalkıp öbür yana atıyoruz şu körpe bedeni, bu defa hoooop sola kayıyor. velhasılı halı sahada bana denk gelse çok pis faul yaparım ben bu diziye, yürüsün gitsin!!!
(#7199630) yani 2680. entry * ek olarak
olasılık 5. meğersem ada keşfedilmedik bermuda şeytan üçgeni gibi bir alandaymış ve uçak geçerken hepsi yada tek bir karakterimiz bir rüyaya dalmış 6 sezondur olan herşey rüyamış. *
olasılık 6. hiçbiri rüya değilmiş john locke karakterindeki herif yani jacob değil diğer adam adadan kurtulmak istediği için uçak adanın bulunduğu alandan geçerken ilahi bir kudretle john locke'ın bedenine girip adadan ayrıldı. yada jackin babasının cesedinde hayat bulup adadan ayrıldı. *
olasılık 7. flashforward dizisiyle eş zamanlı olarak uykuya daldılar. (flashfowardı izleyenler bilir 2 dakika bilmem kaç küsür saniyelik bayılma) arada gördüğü rüya gelecek 6 ay içinde olacak olan olay haline geldi.
olasılık 8. desmond'In bulunduğu istanyon patlayınca uçak düşmedi desmond havaya uçup uçağa girdi. *
olasılık 10. flashforwardda bahsettikleri paralel evrende olan olaylar bu evrendeki olayların tam tersi olduğu için o evrene sıçramışta olabilirler. Bütün olaylar tersine işliyor. hugo sanşlı, jackin babası piyasada yok yani ölmemiş olabilir. shannon yavrusu ilişkisine devam ediyor.
olasılık 11. hepimiz lost olduk bir çare peşinde koşuyoruz.
Daniel faraday gelip bizi aydınlatması en büyük temennimdir.
-jack'in babasını* neden gördüğünü anladık, adamda bir cacık yokmuş piyasada gezmesinin nedeni içine jacob kaçması.
-boone'un yanında neden shannon yoktu yani final sezonundasın jj bi kızı getiremedinmi.
-uçağın düştüğü zaman charlie'nin saçları uzun, akıp giden uçakta 3 numara. boone locke'tan çok uzakta oturuyordu ama şimdi dipdibeler.
-boone locke'a senle takılırım diyerek birinci sezona çok sağlam bir selam çakmıştır.
-claire çok fenasın aşkım hoşgeldin aramıza.
-neil nereden gelmiş akıllarına ne kadar tiksinç bir adamdı öyle zaten kate'e taksi sırası için söylenirken ağzını burnunu kırasım geldi.
-uçağın kuyruk kısmındaki tayfanın hikayesini anlatırken ayakları çıplak elemanları others sanmıştık, aslında onlar tapınaktakiler.
-ölüyü dirilten yaraları iyileştiren suyla tarkan ve atıl kurt filmine gönderme yapılmış.*
-walt'la micheal'ın olmaması çok doğal, walt'u hiçbir efektle o bebe haline döndüremezler eleman eşşek kadar oldu.
-sayid öldü. herkesin bildiği gibi yeni jacob, sayid.
-arzt'mı ne bir fen bilgisi öğretmeni vardı hacım senide öldürmeleri çok iyi olmuş.
-desmond'un uçakta olması kesinlikle tesadüf olamaz, yanımdaki nerede diye sordurmak için özellikle götten sahne yaratmışlar.
-büyütülmek için kaçırılan zack ve emma'yı hizmetçi yapmışlar allah belanızı versin çocukları ne hale sokmuşunuz.
-hostes kadın nasıl tapınağa girmiş others'larla beraber değilmiydi? bir tek bu kadın sağ kalmış olamaz diğerleri nerede?
-charlie'yi görüpte sevinmeyen varmı?
-sayid'in başındayken miles birşey hissetti ölmediğini anlaması demeyin söyleyemeyeceği birşeyi farketti.
--spoiler--
son sezonda cevaplanması gereken bu kadar soru varken "uçak düşmeseydi ne olurdu?" kısmıyla senaristlerin bizi oyalaması çok saçma değil mi? biz bu kısımları kesinlikle boşuna izlemiyoruz bence büyük finalde çok önemli bir rol oynayacak eksiklikleri tamamlayacak tıpkı adadan kurtulduktan sonra flashforward'lar da olduğu gibi. bir de juliet'in ölmeden önceki son sözlerine dikkat çekmek istiyorum. bu sahne bana çok tanıdık geldi. charlotte da ölürken adada olduğu zamanki flash'ını görüp "yemekten önce çikolata yemem yasak" gibisinden bir şeyler söylemişti. juliet ise kahve içelim kardeş payı yapalım dedi. burada juliet bence flash görüyordu hem de alternatif zamandaki flash'ı ada dışında kardeşiyle birlikteydi belki de belki de sawyer'la. öldükten sonraki dediği şey ise "it worked". benim aklıma şöyle bir şey geldi şahsen. ada da ölen kurtuluyor ve alternatif zamanda kendini buluyor. bu yüzden bir bu alternatif zamanda "uçak düşmeseydi ne olurdu?" konsepti yerine adadan kurtuluşlarını izliyor olabiliriz. hatta dizinin sonlarına doğru tıpkı flashforward'lar da olduğu gibi birleşip tek bir çizgi üzerinden ilerleyecek ve finali bu alternatif zaman (ki o zaman bu tek çizgimiz oluyor zaten) üzerinden izleyeceğiz.
--spoiler--
evet, çok ağır bir bölümle başladık. hemde çok. o kadar ağırdı ki ya onlarca ipucu verildi ya da yüzlerce mantık hatası yapıldı.
jacop ve karalı elemanın düşman olduğunu biliyoruz. ama neden birbirlerine fiziksel olarak saldıramadıklarını bilmiyoruz. ve karalı elemanın ateşli silahlarla alt edilemeyeceğini ve istediği kişiliğin kılığına girebileceğini öğrendik. fakat neden black rock zamanında eline bi taş alıp jacop'un kafasını yarmıyor mechul. birde bu neden evine dönmek istiyo evi neresiki yıllardır adada.
gelelim richardus efendiye 3 sezonlukm karizmayı mahveden bir bölümle karşımıza çıktı. içine kara duman kaçmış j. locke'ın cakalarına hiçbir şekilde karşılık veremedi. ve bilincini kaybetmeden önce black rock'taki esirlerden biri olabileceği ipucunu bizlere verdi. neden yaşlanmadığını ben jacop'un sayesinde böyleyim diyerek özetlediğini hatırlarsak. jacop ve richard bir tarafta karalı duman diğer tarafta gözüküyor.
gelelim john locke'a, john locke adaya düşmeden önce öz babası tarafından onlarca kat aşağı atılmış, nedeni belli olmayan bir sebep ile jacop'ın sayesinde hayata dönmüştür. keza bundan önce de. adaya gitmesi için richard ve jacop bir çok kere j locke'ı ayartmaya çalışmışlardır. asıl soru, john locke da özel olan neydi veya zaman kronolojisinde mi bi hata çıkıyodu? yani daha sonra olacak bir şey mi john locke'ı özel kıldı. karalı yarim'in dediğine göre john locke'ın biraz seme bi' durumu yok değil.
elim ağrıdı daha yazacaktım da.
not; hakkında konuşacak olan mesaj atsın. cevapları birlikte arayalım.