öss sebebiyle ertelediğim 5. sezonu, 6. sezon başlamadan ocak ayında üç gün içerisinde bitirmiştim. peşpeşe 8 bölüm izleyip adeta insanlıktan çıktığım durumlar da olmuştur. 6. sezonun da ilk bölümü iki bölüm süresi uzunluğundaydı. yani bütün bunları niye anlattım şimdiye kadar? 40 küsür dakikalık 6x03 bölümü tatmin etmedi çünkü. bir çırpıda bitiverdi sanki dizi. elde toptan sezon olunca böyle bir durumun olması önemli değil çünkü bir sonraki bölüme geçebilme imkanı var*. şimdi bir hafta daha beklemek acayip koydu bana. dertlendim biraz.
neyse lost 6x03 what kate does? isimli bölüme dönecek olursak;
bu yazının devamı lost 6x03 ile ilgili aşırı derecede spoiler içermektedir.
--spoiler--
ırak'ta işkenceci olarak görev yapan sayid jarrah, bu sefer "diğerleri"nin lideri, dogen tarafından işkence gördü.
dogen, jack'i yanına çağırarak sayid'in yutması için jack'e bir hap verdi. jack, hapın içinde ne olduğunu ve içirme sebebini sorduğunda ise sayid'in bir tür hastalık kaptığı söylendi. buradaki hastalık, danielle rousseau'nun tapınağın içinden çıkan -eşinin de dahil olduğu- fransız ekibe söylediği hastalık olabilir.
bir önceki paragrafı yazdıktan sonra aklıma gelen şey: jin'in de aralarında bulunduğu fransız ekip ormanda yürürken kara duman bir tane fransızı tapınağın içine çekmiş, öldürmüştü. ki bu elemanın kopmuş olan kolunu 6x01-02'de hurley, jack, kate, jin, sayid'i tapınağa götürürken gördük. daha sonra bu ölen fransızın ardından, diğer adamlar içeri girmiş, jin ve rousseau dışarda beklemişlerdi. jin, o sırada zaman yolculuğu yaşadı ve rousseau o girişte kaldı. daha sonra rousseau içerden çıkan fransızları öldürdü. 6. sezondan itibaren görüyoruz ki tapınaktakiler kendilerini kara duman'a karşı koruma altına alıyorlar. ama rousseau'ların döneminde* kara duman* adamı tapınağın içine çekmişti. yani orası acaba kara duman'ın bahsettiği evi mi? ev bir şekilde diğerleri ile yer değiştirmiş olabilir ve john locke görünümlü siyah güç, evine dönmek istediğini söyledi. lindelof ve abrams'tan bu bağlantıyı da istiyorum ileriki bölümlerde.
düşmeyen oceanic 815 los angeles'a iniş yaptı. ancak karakterlimizin yine birbirlerinin hayatlarını şekillendirdiklerine şahit oluyoruz. uzun bi süre sonra çok şükür emile de ravin*'in güzel yüzünü görüyoruz. claire, çocuğunu evlatlık vermek üzere ancak bu, daha önce oceanic 815'in adaya düşüp evlatlık işinin yatmasında olduğu gibi yine mümkün olmuyor. claire'in çocuğuna aaron diye seslenmesi de ilginç bir durumdu. hastanede ise claire'e bakan doktor ethan!
ethan'ı görünce aklıma gelen diğer bir konu: jack, kate, hurley 1977'ye döndükten sonra faraday dharma profesörü dr cheng'e adayı tahliye etmesi gerektiğini söylemişti ve dr cheng bunu yaptı. juliet horace'ın eşinden çocuklarının adının ethan olduğunu öğrenmişti 5. sezonda. bizim ethan'ı los angeles'ta görme sebebimiz, adadan kadın ve çocukların tahliye edilmesi sırasında horace'ın eşi ve oğlu ethan'ın adadan ayrılması mıdır? bu şekilde iki farklı paralel evren denen hikaye aslında tek bir evrene bağlanabilir.
claire'den rousseauvari iki atış görüyoruz. daha önce rousseau jin'i kurtarmıştı, şimdi ise rousseaulaşmış claire jin'i kurtardı.
--spoiler--
6.sezon 3. bölüm itibariyle claire'in gayet yaşadığını ve ormanda takıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. ayrıca kendisi maşallah keskin nişancı olmuş 4 atışta iki adamı da yere seriverdi.
şimdi bomba patladı mı yoksa zaman atlaması mı oldu sorunsalına açıkılık getirelim.
5. sezonda zaman atlamalarının ilk başladığı sahnede sawyer ve juliet sahilde beklerken bernard ile rose 'un o sırada birbirlerini buldukları sahnede, sawyer'ın hadi kampa gidelim sözünden sonra, bernard ortada kamp falan yok demişti. ve kamp yerinde hiçbirsey yoktu. akabinde fizikçi faraday bu konuyla ilgili 'kamp kaybolmadı, henüz kurulmadı' demişti. yani lostielerimiz zamanda atlarken etraflarındaki cisimler onlarla beraber atlamıyordu..
6. sezonun ilk 2 bölümünde juliet kurtarılmaya çalışılırken etraftaki bütün o metal parçalarını falan görüyoruz.yani elemanlarımızla beraber kalmışlar. burdan zaman atlması olmadığı sonucuna varabiliriz kanımca.
ayrıca kate falan uyandığınıda hepsinde duyma zorluğu vardı.. bu da yüksek seviyedeki bomba sesinden olabilir. boşu boşuna senaristler o sahneyi koymazlardı diye düşünüyorum ben.
** bomba patlamadı zamanda ileri bir zamana gittiler o yüzden metaller falan orda derseniz eğer.. .o bomba orada juliet'in yanındaydı onu gösterirdi heralde... yada
avdsanvhbasgvzhxcmzcxbşa :S zonk!
----spoiler ---- turist ömer uzay yolunda filmindeki mr.spark'ın computer'a '' Zıt nedir computer?'' sorusuna cevap veremeyen ,o herşeyi bilen computerın düştüğü acizliği hissetmemi sağlayan dizi.
genclik pınarını gözümüze sokarak kaç sezondur bize black rock diye yutturulan geminin aslında black pearlrichard alpertın da saçlarını sakallarını kesmis jack sparrow olduğunu gösteren dizi. şimdiye kadar gözlerindeki sürmelerden bu bağlantıyı yapamadığımız için biz suçluyuz aslında.
6. sezon ilk bölümünü 2 kez izledim. jacob'un yanarak öldüğünü izledik, lakin sonraki sahnelerde ateşte cesedinden hiçbir kalıntı yoktu. bu çok ilginç. muhtemelen yüzyıllardır yaşayan birinin ölmesi de ilginç. hatta hugo ile konuşmasından önce çalılardan hışırtılar gelmesi de garip, sonuçta bu adam bir ölü. juliet ise metrelerce düştü ve ölmedi. hadi çamura düştüğüden diyelim. üzerine düşen bilumum metal parçalarını görmezden gelelim. fakat bomba patlayıp ajira uçağının düşüşünden sonraki zamana döndüklerinde juliet'in kuğu ambarın deriklerinde değil de yüzeye yakın bi yerlerde bulunması garip. çünkü epey bi düşmüştü. yalnız başta " işe yaramadı " deyip sonra neden kararını değiştirip " işe yaradı " dedi anlayamadım. ve şunu fark ettim; çekik gözlü abimizin gitar kutusundan çıkan kağıtta yazanlarla ilgili hugo'ya yalan söylediğini düşünüyorum. çünkü hatırlarsanız geçtiğimiz sezonlarda jacob'un listesinden söz ediliyordu, hatta bu liste diğerleri tarafından listede ismi yazanları getirmesi için michael'e verilmişti. işte o listenin o kağıt olduğunu düşünüyorum. çünkü çekik gözlü abi kağıda göz atar atmaz isimlerini sordu. 5. sezondaki bazı soru işaretlerim hala muallakta. mesela; oceanic 6lısından sun'ın ajira uçağı düştüğünde neden diğerleri gibi 1977'lere dönmemesi gibi. sanırım bu bi mantık hatası. ve bir de benjamin'in bir planı vardı 5. sezonda sözü geçen, eloise'e bahsettiği. ona noldu?
efsane dizidir. herşey bir kenara, bu dizide en hoşlanmadığım şey şu kate denen kevaşenin ölmemiş olması. herkes öldü, herkese bir şeyler oldu. buna hiç bir bok olmadı. ölse de kurtulsak. işlere çomak sokup, milleti birbirine düşürmekten başka hiçbir işe yaradığı da yok zaten. kendisinin bir üst versiyonu eyşan karakteridir ki kendisi ezel dizisinde oynamaktadır.
başlarda akıl ve inancın çatışması olarak sunulan dizi.
son aldığı şekilde ise kadercilerle özgür iradecilerin çatışması noktasına gelen dizi. jacop kaderi ve kontrolü temsil ediyor. insanları kendi amacı icin kullanıyor. "bu sana oldugu icin uzgunum" gibi cumleler kullansa da daha cocukluklarında bu kisileri kendi oyunu icine cekiyor ve onları acımasızca kullanıyor. siyahlı adam özgürlüğü temsil ediyor. jacop'un oynadıgı oyunlardan sıkılmış, jacop'un kendilerini kullanmasına izin veren insanlar yüzünden hayal kırıklığı yaşıyor. jacop yok olduktan sonra bile kendisine saldıranlara artık özgür olduklarını hatırlatmak yaptığı ilk iş oluyor. bahsettiği zincirler aslında jacop'un taktığı zincirler.
an itibariyle rüyama bile giren dizidir. desmondla kanka jack le düşmandım. lider olmak için jack le taş makas kağıt oynuyordum bir o kazandı bir ben sonuncusunda uyandım.
6. sezona sıkı bir başlangıç yapmış dizi.
şimdi nasıl başlayayım, konuya nereden gireyim pek bilemiyorum. öncelikle şunu söyleyeyim ki bence güzel bir başlangıç yaptılar. ilk iki bölümün ayrıntılı analizine gelince:
- başlangıç güzeldi. desmond falan da sıkıştırmışlar araya. pek sanmıyorum ama umarım desmondı tekrar görürüz.
- uçaktan denizin dibindeki adaya iniş sahnesi güzeldi. içim bir fena oldu.
- adadaysa tam bir kaos vardı. sawyerın jacke verdiği tepki ise gayaet yerindeydi.
- julietin başta ölmemiş olması gayet mantıklı olmuş. hidrojen bombası bu sonuçta. dibindeki de on metre uzağındaki de aynı etkilenir.
- benjamininime çok üzülüyorum ama ya. şamar olanına çevirdiler en karizmatik karakteri. richard bile tutuyo omzundan fırlatıyo. kullanıldığını öğrenince çok fena oldu ama.
- johna gelince... nasıl yorumlayacağımı bilemiyorum. ölürken hiç bir şey anlayamamış. kıyamadım sözlük. ama bu siyah dumanın içine girmiş hali maşşallah.. kötülükte sınır tanımıyacak gibi duruyo. lax teki hali de aynı eski john işte..
- christian ın tabutu ne oldu, orası da baya karışık.
- güzel bölümdü yani. ama anlayamadığım bir şey var. nasıl anlatıcam onu da pek bilemiyorum:
- şimdi iki zamanda da bomba patladı. hatta normal zaman diliminde suya gömüldü. ama o zaman bizimkilerin adada olduğu zamanda da adanın su altında olması gerekmezmiydi? onlar da bombanın patlamasından etkilendiler. bizimkilerin lax te olduğu zamanda da ada yüzeyde olsaydı daha iyi olmazmıydı? üzerinde kimse kalmazdı ama yer değiştirdiği için bulunmadan dururdu.
artık hiçbir şey anlamadığım dizi. yok kardeşim anlamıyorum. sadece izliyorum, meraktan izliyorum. ama artık neyi merak edeceğimi bile anlamıyorum. hakkında yazılmış bir sürü teori okuyorum, okurken anlıyorum, sonra hepsini unutuyorum. bence lost benim gibi orta zeka seviyesine sahip insanları aşar arkadaş. eskiden ne kadar güzeldi bir flasback ler vardı, her şey dümdüzdü. tek bir zaman vardı. adaya nasıl düşmüşler, daha önce hayatları nasılmış onları öğrenirdik. sonra işin içine flashforward girdi, tamam eyvallah. yine tek bir zaman var, sadece önce ve sonra olanları da izliyorduk. ama ne zaman ki zamanda yolculuklar, eğer böyle yapmasaydık böyle olurlar, yok paralel evrenmiş yok kelebek etkisiymiş benim kafam almıyor yiğen. anlayan varsa şöyle adam gibi açıklasın da sevaba girsin. yoksa ben ve benim durumumdaki zavallılar hala kate jack'e mi verecek sawyer'a mı ona takılır kalır. jacop mış black dumanmış iyiymiş kötüymüş öhööö... o şeytani benjamin linus bile yusuf yusuf olmuşsa, morona bağlamışsa, benim gibi bir vatandaş napsın. burdan dizinin senaristlerine sesleniyorum, dizinin sonunda 'gerçekten' kim öldü, kim yaşıyor bunları öğrenmek istiyorum. adadan geçtim, vallahi bak. öldürdüğün adamı karşıma çıkarma kardeşim. sağda solda görünmesin öyle. paranoyak oldum ya.
artık bitmesini istediğim 5 senedir takipçisi olduğum dizidir.Battık bi boka diyip son sezonunu izlediğim dizidir.O kadar soru oluşturdu kafamızda bu halde onu bırakacak değilim.yok claire'e noldu 'black smoke' nerden geliyor diye düşünürken uykusuz gecelerim oldu sözlük.
6. sezon ise şimdilik iyi gitmekte.O uçak bi şekilde adaya düşecek kaçışınız yok.
Jacob'ı ise o kadar bekledik daha iri yarı bir şey bekliyordum açıkcası.Ben olsam isyan ederim 5 senedir bu anı bekle Ben tarafından 2 bölüm oynayamadan bıçaklan.
--acayip spoiler--
patlamadan sonraki uçak sahnesi 2004 yılına aittir.
lostielerimizin adada tapınak maceraları ise 3.5 yıl sonrasına denk gelir.
buradan neyi çıkarıyoruz? geçmiş değişmiştir fakat kaderleri değişmemiştir.
--acayip spoiler--
finali ile ilgili birçok tahmin,teori bulunan dizi. benim korktuğum herkes gibi dehşet bir dizinin bok gibi bir finale bağlanması değil. son bölümde tam bütün soruların cevaplanacağı anda bir rick rolled yemeyelim? ülkelerden kafileler kalkar abc binasını basarız şerefsizim...