Geldi dediysem öyle kapıyı falan çalma değil ha kapıdan güm diye bir sesle kapının yerle yeksan oluşu ağır çekimde hala gözümde canlanıyor. Sonra tabii suratımı yerde buldum...
Her rüyadan dürtülerek uyandırılan yazarlar; zall Efendi'nin rüyalarına girip zall'ın aklına istedikleri yazarı çaylak etmenin fikir tohumunu ekiyorlardı. inception..
o da zall'ın biizi sattığını hatırlamamdı. gittim zall'ın loş ve yosun kokan ofisine. zall amca dedim, neden bizi bu kadar ucuza sattın? ve bu oda neden bu kadar leş?
dilim, damağım birbirine yapışmış durumda ve ağzımı zor açıyorum; ağzımda, dilimin üstünden sıyrılmış deri gibi birşeyler, konuşurken dilimin ucuna geliyor...
dudaklarım öyle...
midemden gırtlağıma gelen boruda, yara ve çatlak acısı;
acı duygusuna karşı müthiş bir kanıksamışlık ve bunun neticesi
umursamazlık içindeyim...
dramatize etme hissinden alabildiğince uzak bir lisanla kuru kuru
rapor etmem gerekirse: odun-cop karşımı bir cisimle dövüldüm ardından haya sıkma faslı,
ihtimal sular kesik olduğu için tas tas dökülen soğuk suyla yıkandım, dört kere ceryan
verme...
böylece işkence seansı tamamlanmıştı!..