Bu sene bunu biraz görev haline getirdim. Hafta içi iki saat hafta sonu üç saat okuma zorunluluğu koydum kendime. Fazlasını yapabilirsem fıstık oluyor. Dikkatimizin hemen dağıldığı, on saniyelik reels videolarına bile tahammül edemediğimiz şu zamanda kitap okuyan, buna zaman ayıran insana hayranım.
Ben daha Türkiye bu elemanla tanışmamışken, Kore dizilerinde görüp, merak edip Çin'den getirtmiştim. iki aya da gönlüm geçmişti. Belki şimdikiler çok daha iyidir bilmiyorum ama bana gırgırdan hallice gibi gelmişti o zaman. Temiz evde dolansın dursun okey ama bunla dip köşe temizlik olmaz.
Tam konuyu anlayamıyorum. Ama sözlüğün bu halini seviyorum. Sözlük gibi hissettiriyor. Bu gammazlik, yetkili vs ünvanları verilirken de alınırken de tartışma mevzuları hep oluyor. Verilen ünvan nerede geri alınsa bu durum yaşanır. insan delirir. Düşünsenize önce müdürlüğe terfi ediyorum sonra bu ünvan elimden alınıyor. Hakaret bu ya hu. En iyi ihtimalle işten kovarsın beni, yetkimi almak ne demek!
Bu yazarın yedek hesapları niye bitmiyor ben anlamıyorum. Hala üçüncü nesil yazar hesabı kullanıyor. Zalldan torpilli de olabilir. Eğer böyle şeyler oluyorsa ben de beşinci nesil yazarlığımı geri istiyorum. Olmaz mı?
Kendi döneminde tefrika şeklinde yazılmış. Bu bile kitabı ilginç kılıyor. Geçen yıl okumuştum. Bu kitabı okuyun ya. Sayfa sayısı göz korkutuyor olabilir. iletişim yayınlarından Engin Altay çevirisi on iki bölümden oluşuyor. Her ay bir bölümü okuyup ilerleyebilirsiniz. Suç ve cezadan daha iyi bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Karşı tarafı suçlamak. Böyle olunca da gram düzeltemiyorsun bir şeyleri. Ben artık biri bana bir şey yaptığında, o niye bana bunu yaptı demiyorum da ben niye onun bunu bana yapmasına izin verdim veya yaptığı bu şeyden niye etkilendim diye kendimi suçluyorum. Başkasını düzeltemem ama o hoşnut olmadığım durumun tekrar yaşanmaması için kendimi düzeltebilirim.
Yavaş yavaş yine popüler olmaya başladı gibi geliyor bana. Okuduğum ve ara ara yazdığım bir blog platformu var. Çok yazıyorum diyemem ama çok okuyorum. Valla o kadar sevdiğim bir yer ki adını çok dillendirmiyorum. insanlar sadece görselden bıktı bence. Uzun uzun yazmak ve okumak istiyorlar. Ben öyleyim en azından.
Ben bu sene online kitap kulüplerine katılıyorum. ilkinde pek seçici değildim. Popüler bir blog yazarının kitap kulübüne katıldım. Ve ikiyüz kişi görünce şok oldum. Şimdilerde yedi kişilik bir kitap kulübüne üyeyim. iki ayı geçti devam ediyor. Haftada bir gün ortalama iki saat bölüm bölüm okuduğumuz bir klasik üzerine uzun uzun konuşuyoruz. Bir kitabı sindire sindire okumaktan ziyade az kişilik bir topluluk olduğumuz için hepimiz fikirlerimizi uzun uzun dile getirebiliyoruz. Bambaşka bakış açıları kazandırması açısından ben çok faydalı buluyorum. Ayrıca insanın kendi gibi birileriyle zaman geçirmesi harika bir duygu. Ben çok seviyorum.
Türkiye okuma oranlarına bakıldığında ben hep iyi bir okucuydum. Abartmayayım kötünün iyisi diyelim. Bu sene kendime hedef de koydum. Ayda sekiz kitap okuyorum. Sosyal medyanın ve sonsuz kaydırmanın bizi esir aldığı şu zamanda iyi bir sayı bana göre.
Öncellikle hepimiz delirdik. Bunu kabullen. Sonra içinde bulunduğun duyguyu didik didik et. Niye böyle düşündüğünü bulana kadar oku. internet çağındayız. Duygunu doğru şekilde tanımlayana kadar araştır. Nedeni bulmak genelde zor olmuyor.
Çözümleri bildiğin halde uygulamaya geçmek çok zor oluyor mesela. Bu süreçte kendine şefkatli olacaksın kardeşim. Yumuşak olacaksın. Ne kendine ne çevrene karşı öfkeli olma. Hele hele başkalarını suçlamayı bırakmadığın sürece bir arpa boyu yol alamazsın. Birilerini suçlayarak ilerleyemezsin. Aile çok güçlü bağlarla bağlı olduğumuz birlik. Öyle hemen atıp satamazsın. Attım sanırsın üç aya bu yaptığın şeye bağlı huzursuzluk da gelip seni bulur.
Harekete hemen geçemez insan. Bu konuda kendine karşı zalim olma. Dediğim gibi yumuşak ol. Gerekirse bir ders gibi bu konunun üzerinde çalış. Ben mesela kendime daha şefkatli olabilmek, yaratıcı tarafımı ortaya çıkarabilmek belki bunun neticesinde kendimi biraz daha sevebilmek için çalışma atölyelerine katılıyorum. Devam ettiğim bir eğitim var. Haftada bir bile olsa kendim gibi hisseden insanlarla bir araya gelmek, ilerlememi belki de gerilememi konuşmak, onları dinlemek bana iyi geliyor. Özşefkat. ilk buradan başla.
Kötü bir teselli de olsa bu hissettiğin şeyler herkesin başında. inan bana.
Popüler kültürün Winston Churchill e ait olduğunu ileri sürdüğü söz. Kime ait bilmiyorum. Ama bu sene kendime hayat mottosu ettiğim söz.
En kötü anlarda bile asla pes etme, yürümeye devam et. Hareket etmezsen acı üstüne çöker. Harekette bereket var.
Bir düşünceyi ne kadar çok tekrarlarsan, beyin o düşünceye alışır ve onu doğru kabul eder. Sürekli olumsuz düşünceler içindeysen beyin bunu varsayılan mod olarak algılıyor. O yüzden olumlu ve cesaretlendirici düşünceleri tekrarla.
Bazı teoriler geçmişi hatırlama ve geleceği hayal etme süreçlerinin benzer beyin mekanizmalarından çıktığını söylüyor.
Geleceği hatırlama tekniği diye bir şey var. Geçmişi hatırlayan ve bunun neticesinde bizi üzen veya mutlu eden zihin aynı şeyi geleceği tasarlamak için de yapıyor. Eline bir kağıt kalem al, gelecek yıl olmasını istediğin şeyleri yaz. Ve bu yazdıklarını hayal et.
Ciddi anlamda borcumuz var dediğim halde insanların başı sıkıştığı her an beni araması. Hayır dediğimde de ben kötü ilan ediliyorum. Bir hayır diyorsam üç evet diyorum bu durumda bile. iyi niyetimin suistimal edildiğini bildiğim halde. Çünkü diğer türlü daha mutsuz oluyorum.
Ben sözlükten sadece bir kızı tanıyorum. Tanıyorum dediysem sosyal medya hesabından takipleşiyorum. Cidden güzel kadın. Bence sözlükte çok güzel kızlar var.
Üç sayfayı okudum ama kafam basmadı. Kavga var mı yok mu anlayamadım ben. Kıskanılmak güzelidir ya hu. Ben buna delirmem mesela aksine hoşuma gider. Göçü de bana hep kız gibi geliyor.