Yaşama hevesim kalmadı. Aslında yaşama hevesinden çok hayatın bir boş gelmesi durumu ama uzun zaman sonra böyle bir hissin aniden yoklaması beklenmedikti ve beklenmedik şeyler beklenmedik sonuçlar getirir. Hep getirdi.
Gitmek istiyorum. Dünyada yer edinmemiş gibi hissederken bile gitmek istiyorum. Oysa gitmek, önce bir yere ait olmayı gerektirir ve ben bunu bile başaramadım. Yahut izin vermediler.
Oysa öyle bir gitmek hissiyle doluyum ki defter. Neresi olduğunu düşünmeden, bir planlama içerisinde bulunmadan... Sadece gitmek işte. Ait olduğumu hissetmediğim bu ortamdan ve hatta sadece ortamdan değil de içimdeki o benden göçmek.
içim kaçmak, dışım uzaklaşmak.
Hepsi gitmek işte, hepsi gitmek.
Öyle bir var değilmişim gibi hissediyorum ki üstelik; bana dair bir emare bırakmasın diye acımı, üzüntülerimi bile yük olsa dâhi kendimle götürmek istiyorum.
Bu denli sessiz gitmek istemek olur mu defter, hiç var olmamış gibi?
Yok olmak istiyorum.
Boğazım acıyor defter. Sessiz kalmaktan boğazım acıyor.
Sırtım kamburlaştı defter. Kimsenin yardımı olmadan dik duracağım diye sırtım kamburlaştı.
Ellerim titriyor defter. insanları üzmemek için sıktığım ellerim bizzat boğazımı sıkar oldu.
Ve bu denli gitmeyi isterken bile bunu dâhi başaramıyorum.
Gidememek bana kendimden gitmeyi öğretti ve ben sadece gitmek nedir biliyorum.
Hayır, bilmiyorum defter. Yarım biliyorsan bir şeyi, bilmiyorsundur hiçbirini.
Sadece kendinden gidecek kadar gitmek nedir biliyorum defter.
Sıcak bir yaz günü aniden kar yağmış da incecik kıyafetlerle kalmış gibi hissediyorum defter.
Hava pek bir sıcak ama öyle bir üşüyorum ki. Ait olmadığım bir yerde olduğumu iliklerime kadar öyle hissediyorum ki. Kalın giyinsem olmaz, ince giyinmeye de ne ruhum ve ne de bedenim kabul. Bilmiyorum defter. Çaresi nedir bu ait olamamanın? Ya konu bir "yer"den ibaret değil de benden kaynaklanıyorsa? Ne yapacağım defter?
Boş gelen bu yaşamda anlam bulmam gereken o şey ne?
Bilmiyorum.
Bakışım bile yok. Gördüğüm an yol değiştiriyor, varlıklarını reddediyorum.
Modeli de pek hoş değil tabii ama görünüşünü beğenerek yapanlar için istisna.
Artık vücudunun baş edememesi durumudur.
Hasta değilsindir, iyisindir ama her yerin tutuktur. için dışındadır gibi bir histir.
Belki de nihayetinde gerçekten de içinin içine sığmayıp dışarıya acıyla, ağrıyla taşması; üstüne yapışıp kalması olayıdır.
bir tekrar ile daha doğan güneşe açılan her yeni günde yeni insan olma durumudur.
Değişmek, farklılaşmaktır. Yıllar dokunamamış denilen insanın bile değişmesidir.
Yeni bir insanla tanışmıyorum, tanışamıyorum da ne demek? Aynaya her baktığında gördüğün kendin tanıştığın yeni bir sendir.
Mutlu olmak için aslında bir şeyleri bahane etmek kâfidir diye düşünürüm hep. Hava yağmurlu, mutlu olabilirim. Hava güneşli, mutlu olabilirim. Yeni insanlarla tanıştım yahut 5 sayfa kitap okudum, mutlu olabilirim.
bugün uyandım, birileriyle selamlaştım ve hedeflerimi gerçekleştirdim; mutluyum. mutlu olabilirim.
Sorunlar dağ gibi dursa da mutluysan mühim değil. Üstelik o dağda çiçekler açtırabilirsin. Çorak bir dağdansa mutluluk dolu hüznü tercih ederim ve senin de bunu tercih edeceğinden pekâlâ eminim.
Baharın getirdiğini iddia ettiğin ve benim de kabul ettiğim o mutluluk senden hiç eksilmesin.
Ayrıca ek olarak... Her şehrin güneşi nasıl farklıysa o her şehirdeki kendin de farklısındır, sadece güneş değil. Ben de şimdi bunu düşüneceğim avel avel. başka şehirlerin "kendi"mini düşüneceğim.
Selam gocucum. Evet, bu yazıyı gocu'ya yazıyorum. Düşünüyorum ki gocu okuyor.
ilk defa buraya yazdığım yazılardan biri sahibi tarafından okunacak ve neyse, uzattım. Doğum günün kutlu olsun gocu. Nice nice güzel ve çokça mutlu, sağlıklı olduğun yaşlara. Kendine iyi davran.