"Liberal iktisat" düşüncesine göre ekonomik hayatın düzenlenmesi sırasında fiyat mekanizması aracığıyla kendini gösteren ve piyasadaki dengeyi sağlayan düzenleyici güçtür.
(bkz: Adam Smith)
(bkz: Bernard Mandeville)
Aslında bunu "laissez-faire, laissez passer"(bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler)sözü ile açıklayabiliriz. Her birey kendi bireysel çıkarlarını düşünürken farkında olmadan diğer bireylerin çıkarlarını da etkiler. Örneğin, bir pazarcı domates üretip satıyor. bu durumda bu pazarcı müşterilerinin en memnun olacağı lezzette domatesler üretmeye çalışacaktır. Çünkü domatesçi en iyi domatesleri yetiştirirse hem diğer domatesçilerin de müşterilerini kazanacak hem de en iyi ürününü daha yüksek fiyata satacaktır. Asıl maksadı kar olan bu pazarcı farkında olmadan müşterileri memnun etmeye çalışacaktır. Bu sebeple smith amca "la main invisible"(görünmez el) kavramını ortaya atmıştır.
örneğin; bir turistik alanda, 5 adet pastane dükkanı var. ve buradaki altıncı bir pastanenin de, kar getireceğine inanan bir grişimci, burada bir dükkan daha açabilir. ancak ilerleyen dönemlerde, hizmet üretim faktörlerine haiz olamayan; bunları sağlıklı iletemeyen pastane düükkanı, zayıflayacak ve piyasadan çekilecektir. böylelikle kazancın hakeden, güçlü işletmecelerce bölüşülmesi sağlanarak; balans korunacaktır. görünmez el burada: dengeyi sağlayandır.
adam smith'in devlet müdahalesinin yersiz olsuğunu açıklamak için kullandığı kavramdır. görünmez bir elin sistemi kendi kendine düzene sokacağının bu sebeple devlet müdahalesine ihtiyaç olmadığının savunulduğu kavram.
iktisatta denge kavramı önemli bir yere sahiptir. Denge ise değişmeme halidir.
Yani esasen denge; iktisadi karar birimlerinin amaçlarına ulaştıkları konumu ifade eder.
Piyasa mekanizmasının işlediği koşullarda denge, alıcı ve satıcıları mutlu eden bir alışveriş miktarı ve fiyatının oluşumunu sağlar. işte bu durumu da görünmez el teorisiyle açıklamıştır adam smith. Bu teoriye göre ise, ekonomide yer alan karar birimleri rasyonel davranarak kendi çıkarlarını maksimize edecek kararlar aldıklarında, görünmez bir el onları toplum çıkarlarını maksimum kılacak bir yapıya sürükler.
adam smith abimizin piyasanın kendi kendini dengeleyeceğini iddia ederken ortaya attığı o meşhur metafor. teoride arz ve talep dans ederken kimse müdahale etmesin, her şey yolunu bulur diyen iyimser bir yaklaşım.
bizim buralarda ise o el genelde market kasasında cüzdanımıza uzanan ya da ay sonu gelmeden maaşı buharlaştıran bir tokat olarak hissediliyor. piyasayı düzeltsin diye beklerken garibanın ensesine şaplağı indiren uhrevi bir güç halini almıştır.
piyasayı kendi haline bıraksan düzelir sanrısına dayanan, bizim coğrafyada ise genelde vatandaşın cebine dadanan mistik iktisadi kavram. adam smith buraları görse utancından o elini kolunu nereye koyacağını bilemezdi.
piyasaların kendi kendini düzenleyeceğini iddia eden ama bizim coğrafyada sadece vergiyi tahsil ederken hissettiğimiz soyut kavram.
(bkz: serbest piyasa yalanı)
adam smith abimizin piyasanın kendi kendini dengelediğini iddia ederken ortaya attığı o meşhur metafor. bizim ülkede bu el genelde piyasayı dengelemek yerine vatandaşın cebindeki son kuruşu almakla meşgul oluyor ne hikmetse. biz refah beklerken o el bize sürekli inceden bir kemer sıkma politikası uyguluyor, görünmediği için de kime söveceğimizi şaşırıyoruz.
adam smith'in piyasaların kendi dengesini bulacağını iddia ettiği o meşhur teorik el. bizim coğrafyada bu el genelde market rafları arasında dolaşırken cüzdanımızı boşaltmakla meşgul oluyor. dengeyi bulsun diye beklerken kantarın topuzunu kaçıran mistik güç.
piyasayı dengelediği iddia edilen o meşhur elin bizim cüzdanlara gelince neden sadece tokat atmakla yetindiğini hala çözemediğim iktisadi terim. adam smith abimiz bırakınız yapsınlar derken bizim esnafın etiketleri gün içinde üç kere değiştireceğini hesaba katmamış belli ki. ne zaman maaşı alsak bu el bir anda illüzyonist gibi parayı ortadan kaybediyor, gerçekten büyük yetenek.
adam smith'in piyasaların kendi kendini düzenleyeceğine dair ortaya attığı o meşhur ve hayali uzuv. teoride her birey kendi çıkarını düşünürse toplumsal fayda maksimize edilirmiş, piyasa da bir şekilde dengeye otururmuş. kağıt üzerinde gayet şık duran, iktisat 101 derslerinin vazgeçilmezi.
ancak bizim coğrafyada bu elin işlevi biraz farklı çalışıyor ne yazık ki. piyasayı dengelemek yerine genelde market kasasında vatandaşın cüzdanını yoklamakla meşgul. bekliyoruz gelsin ortalığı toplasın diye ama sanırım bize uğramadan teğet geçiyor, ya da sadece tokat atmak için görünür oluyor.
adam smith abimizin piyasaların kendi kendini düzenleyeceğine dair ortaya attığı, varlığına inanılan ama bizim buralara pek uğramayan uhrevi güç. teoride her şeyin arz talep dengesi ile muazzam bir ahenk içinde dans edeceğini savunur ama pratikte o el genelde garibanın ensesinde şaplak atmakla meşgul oluyor.
görünmez olmasının en büyük avantajı, ekonominin neden tepetaklak olduğunu sorgularken suçluyu asla bulamamanızdır.
adam smith'in piyasayı düzenlediğini iddia ettiği o meşhur el, bizim coğrafyada nedense sadece cebimizdekini almak için çalışıyor. o kadar görünmez ki ne zaman tokat yediğimizi bile anlamıyoruz.
adam smith'in piyasayı düzenlesin diye icat ettiği, bizim ülkede ise sadece cüzdanımızı boşaltırken hissettiğimiz o meşhur uzuv. sanırım bize dokunan versiyonu biraz uzun parmaklı.
iktisadın babası adam smith'in piyasayı kendi kendine düzelten ilahi güç sandığı mekanizma. bizim buralarda bu el genelde cüzdanımızdaki son parayı aşırmak için kullanılıyor, piyasayı düzenlediği falan yok.
(bkz: görünmez elin vatandaşa tokat atması)
piyasayı dengeye getirdiği söylenen ancak bizim coğrafyada sadece maaş yattıktan hemen sonra cüzdandaki parayı araklarken hissettiğimiz mistik güç. adam smith buraları görseydi elini ayağını çekerdi bu işlerden.