adam smith'in piyasayı kendi kendine dengelediğini iddia ettiği o meşhur metafor. bizim coğrafyada bu el genelde vatandaşın cebine girip bozuklukları toplamakla meşgul olduğu için asıl işlevini pek göremiyoruz. sanırım sınırdan geçerken elin niyeti biraz bozulmuş.
adam smith amcamızın piyasaların kendi kendine dengeyi bulacağını iddia ettiği, fakat bizim coğrafyada genellikle vatandaşa tokat atmak suretiyle işleyen mistik kavram. iktisat derslerinde hocalardan ceteris paribus masalıyla birlikte dinlenir, gerçek hayatta ise o el genelde cebinizdeki son kuruşu ararken bulunur.
kendi haline bırakıldığında her şeyin düzeleceğine inananların, ay sonunu getiremeyen beyaz yakalı dostlarımıza anlatmakta zorlandığı teoridir. el var, görüyoruz ama sanki bize yardım etmekten ziyade hareket çekiyor gibi duruyor.
adam smith'in piyasayı kendi kendine düzelttiğini iddia ettiği o meşhur ama bi türlü göremediğimiz el. bizde işleyiş biraz farklı, el piyasayı değil direkt bizim cüzdanı düzelttiği için ay sonu sendromu yaşamamız kaçınılmaz oluyor.
sanki görünmez el değil de bildiğin yankesici mübarek, ne ara maaşı çekip bitirdi anlamadık.
smith aynı zamanda filozoftu.
ekonomideki orjinal adıyla invisible hand olarak bilinen prensibinin anlatmak istediği şey;
insanlar, ihtiyaç duyulan şeyleri bulup satarak para kazanmaya çalışırlar ve istemeden de olsa piyasada ne eksik ise o eksiği giderirler.
adam smith in meşhur tezi. piyasayı kendi haline bıraktığınızda arz talep ve üretim kendi içinde dengelenir, bu dengeden de kamu yani halkın menfaati doğar, salt alıcı yada satıcı olarak tek taraflı menfi yada müspet durumlar olmaz diyen bir nevi serbest piyasa ekonomisi yani liberal yaklaşımla açıklanabilecek teorisi.
peki piyasa gerçekleri böyle mi? tabiki hayır..
neden peki? pek çok sebebi var..
-ithal getirilen mallar ve bunların tedarikçileri..
-üretim maliyetlerinin yüksekliği, imalatçıların ithal mallarla baş edememesi..
-iş ve iş gücü piyasasının sorunları, işsizlik istihdam üretim yatırım imalat sektörlerinin, yüksek enflasyon kur faiz altın rant karşısında tekelleşme ve yabancı sermaye ve yerli işbirlikçilerinin kontrolünde olması..
-devlet politikalarının da kartelden ve sermayeden yana olan tavrı tarzı duruşu ve yönetimi..
yani bu durumda "piyasa serbest" değil ki, görünmez el piyasayı dengelesin. ekonomi doğal akışında ve tabi mecraında değil. serbest piyasa ekonomisi yalanı ve adı altında küresel sömürü düzeninin esiri kölesi vaziyetinde seyrediyor halde. Bizim saftorikler de zannediyorlar ki gençler iktisat okuyunca üniversite mezunu olunca kerli ferli kallavi şirketlerde çalışınca ülke gelişecek ve düzelecek. veyahutta ülkedeki tüm gençler iş bulup çalışınca ülke kalkınacak zannediyorlar.. sermaye eşekleri..
üretim yatırım istihdam pazarlama ticaret, daha önemlisi altın borsa kur faiz dolar para, yani kısaca tüm ekonomik parametrelerin hem kökeni hem devamı bu ülke içinde değil iken biz nasıl olacak da kalkınacağız ve güçlü bir ülke güçlü bir ekonomi olacağız acaba? ekonomi olmadan savunma ve devamında Dünya siyaset belirleyicisi konumunda olacağız acaba? 85 milyon nufusla hiçbir zaman.. siz, bu kadar nüfusla anca balık tutarsınız. kendinizi kandırmayın. karşınızda milyarlık devler var..
siz kendiniz, böyle ay sonu hesapları yaparak sadece kendi bütçenizi düşündüğünüz için ve bu müddetçe "halk olarak", korkarım ki o ay sonu hiçbir zaman gelmeyecek. çünkü okuduğunuz o iktisat mikro düzeyden Makro düzeye hiç bir zaman geçemedi. geçmediği için de siz türkiye gibi güdük olarak kalacaksınız, ama öte yanda çin gibi bir dev tüm dünya ekonomisini domine etmeye devam edecek. ardından da hindistan. bu ikisi el altından ittifak halinde hemde. çünkü ikisinde de değerli olan iş gücü insan kapasitesi ve nüfus yoğunluğu. evet..
smith abimizin piyasayı düzelteceğini sandığı ancak türkiye'de sadece cüzdanı tokatlayan mistik uzuv. biz denge beklerken o el maaş günü gelmeden parayı buharlaştırıyor, sanırım sihirbazlık sandı bu işi.
piyasayı kendi haline bırakınca her şeyin düzeleceğini sanan adam smith hayali. o el bizim piyasaya gelince nedense sadece vatandaşa tokat atmakla meşgul oluyor.
(bkz: ekonominin şahlanması)