60 milyon yıl öncesinde şuurun oluşumunu merak ettiren tez. amino asitlerin bile bir şuuru varmış meğer. doğal seleksiyondan nasibini almamak için üretilmiş ve şekillendirilmiş bir gelişme şuuru. kendi kendini ileriyi de hesap ederek komplike olmaya müsait altyapıyla var etme bilinci. tez adı altında sunulduğu halde, kuramı üretenin "ilerideki bulgular deneyimlerimi geliştirebilir ya da yok edebilir"(c.d) söylemine rağmen kayıtsız şartsız iman edenlerinin olması falan neyse de, bir kültürel evrimin şu an yaşanıyor olduğu bariz bir gerçek.
daha önce başka bir yerde bir neanderthalce başıma getirildiği için hemen belirteyim editi:
şahsıma buradan "hocası adnan oktar, harun yahya" yakıştırması yapacak, şu an statik halde, ama aportta bekleyen atıl! emri heveslilerine; bu tabir-kültürel evrim- harun'a, yahya'ya, adnan'a ya da oktar'a ait bir tabir değil fransız felsefeci Jean Baudrillard'e ait bir sözdür. (tadını mı kaçırdım ortamın ne)
e ulan yuh! editi:
atıl kurt! 1 (ve sanırım to be continued...to be or not to be -youtube-) (çetrefilli linkler verse ya biri, sıkıldık be)
binlerce kez çürütülmüştür iddialara göre, ancak bu binlerce kez çürüten bilim kuruluşlarının birinin dahi makalesi açık meydan okumama karşın ne buraya ne de özelime gönderilmemiştir. ne ilginç di' mi? 5344 bilim kuruluşunun 46546 makalesi olması lazım gelir ve birilerinin de bunu okumuş olması gerekir böyle bir iddia ortaya atmak için. yoksa çerezleri sildiniz de, unuttunuz mu siteleri? ay yazık size.
bu konunun üzerine kararlılıkla gideceğim arkadaş. çünkü bu saçma sapanlıklar devam ettiği müddetçe ne bu başlık ve konuda ne de diğer başlıklarda adam gibi beyin fırtınası yapılamaz, darwinizm'in diğer boyutları ya da başka önemli hususlarda tartışma olamaz, kalp gözü açık arkadaşların eşşek gözlerini de açmak için operasyon uygulamakla uğraşırız hala.
evrim teorisini kabul eden bunca insan buraya bilimsel bir sürü site eklemişken karşıt görüşlülerin de sağlam argümanlarla bezeli siteleri, yazıları olması gerekir. ya da gerçeğe saldırma histerisine kapılmış yalancı çoban olduğunuzu kabul edersiniz. tekrar ediyorum, yok kuran ve bilim, yok eciş ile cindrella gibi sitelerle gelinmesin buraya, harvard'dan, oxford'dan ya da pekin'den, dünyaca statüsü kanıtlanmış objektif yerli veya yabancı üniversitelerden ve/veya araştırma kuruluşlarından yazılar koyun şuraya. madem çürütülmüş, nasıl başarılmış bu anlayalım bakalım. biyoloji okuyan arkadaşlar varsa incelesinler, farazi açıklamalar değil rakamlarla, verilerle gelin ki bizim de düşüncelerimiz değişsin. belki de yanlış biliyorduk diyelim, mutlu mesut yaşamaya devam edelim, mesut yar'la uyan türkiye'ye bi daha katılalım. hadi, zaman geçiyor! tik tak tik tak tik tak... evrim devam ediyor! tik tak tik tak tik tak... durdurun onu, geçin zamanın önüne, engelleyin dönmesini dünya'nın! ama başaramazsanız da delikanlı gibi ceketinizi alıp gitmesini bilin. tik tak tik tak... hadi ama!
5 milyarlık bir zaman dilimini açıklama çalıştığı için bazıları kalorifer dibindeki 5 milyar öncesinde de var(süreyi sallıyorum, sonra bi de aha yalancısın bak işte diye olin zeytinyağı halkla ilişkiler müdürlüğüne soyunmayın) olan kara fatmaya bakıp bir canlıya bakıp bir de aynada kendi ''mükemmel'' vücuduna baktığında haliyle kıyaslayarak bunu anlayamaz. bu kadar öküz-tren ilişkisiyle bakıp da zaten anlamaları imkansızdır da. josef yazdıydı gerçi bunu da, buraya tarafsız diye kıçımı yırtarcasına bağırdığım halde bana gelen özellerden sonra bi kez daha yazayım.
tarafsız yayınlar efendim, harun yahya çakmaları, tv 5 finansörlü, feto enstütüsü onaylı değil. ''tarafsızlığı dünyaca onaylanmış'' türk veya yabancı farketmeksizin bilim kuruluşları tarafından yayınlanan makalelerle, bu makalelerin kanıtlarıyla, istatistiki verileriyle gelin karşıma. ''o öyle olmuştur, bak işte bu yüzden bizi allah yaratmıştır'' gibi farazi açıklamalarla değil, ''yaaa, şimdi a de bakıyım aaaaaaaa, bi de y de yyyeeeeeee, hadi bi de ı, ııııııııı, oku bakıyım, <caps lock>aaayyyııı</caps lock>'' tarzı hala kuran'ı bilimle açıklamaya çalışarak en başta dinle çelişkiye düşen embesillerin desteksiz sallamalarıyla değil.
bakın insanın yarattığı 50 yıl gibi görece nokta kadar bir zaman diliminde gerçekleşen müziğin bir türünün evrimini ele alalım, rock müziğin. şimdi kalkar da bi 12 yaşındaki genç arkadaşımız önce chuck berry'den johnny b goode açar, playliste sonra da marduk'tan baptism by fire atarsa o çocuk rock müziğin geçirdiği bu evrimi sittin sene anlayamaz. sonra da sıçar zaten, hem de oturduğu sandalyeye, cırcır olurcasına. neyse, mideleri kaldırmayalım devam edelim. rock müziğin evrimini en özet biçimiyle anlatmaya çalışalım;
iki ana kola bölünür, pink floyd, camel gibi jazz'ın teknikliğinden de etkilenen progressive rock, pscyhdelic** gibi bir ana kol, popülerleşen beatles, led zeppelin, jimi hendrix (jimi baba, o bir başka) gibi daha basit ama soundu daha sertleştiren, distortion gitarı ön plana çıkaran gruplar, kişiler ikinci basamak olur.
ikinci akımdan etkilenen rainbow, black sabbath, ac/dc gibi gruplar müziği biraz daha sertleştirerek ve vokal tekniklerini cleanden hafif scream öğelere kaydırarak hard rock'ın ve heavy metal'in ilk öğelerini sergilemeye başlar.
bu akım da kendi içinde ikiye ayrılır ve the ramones, dead kennedys, sex pistols gibi gruplardan oluşan bir kanat rock'n roll'un basit yapısını da temel alan ve sözsel olarak toplumsal konulara daha duyarlı, vokal tarzı olarak da daha screamvari, distortionları daha güçlü, özetle irrite edici olan punk rock akımını doğurur. diğer bir kanat ise punk rock'ın da etkisinde kalarak ama aslında ona tepki olarak doğan ingiltere dolaylarında hem 70'ler hard rock'ından ve progressive rock'ından etkilenmiş nwobhm'yi yani günümüz heavy metal'ini ortaya çıkartırlar. nwobhm prog öğeler ile punk'ın ilk birleşmesiydi diyebiliriz.
sonra gökten kutsal bi adam iner, adı lemmy ian fraiser kilmister'dır bu gerçek herkül'ün, lemmy gökdelenlerin inşaat demirlerinden ve büyük çınar ağaçlarından yaptığı ve adını bass gitar koyduğu aletin sesiyle feci basssssar ki. dur lan, mitoloji girdi araya, iş motörhead'e dayanınca benim devreler yanıyor, pardon. ehem, öhöm. motörhead diye bir grup çıkar ve distortionu son ses verir, gazı kökler, saatte 180 yapan 6 ileri 2 geri vitesli ve çift cross şampiyonası everest crossu ödüllü bir müzikle yeri yerinden oynatır, onun yerine ayı koyar, ay yüzlü adını verip groupie kadrosuna yazdırır, gününü gün eder. işte rock'un evriminin mucizevi evrimi, diğer bir deyişle devrimi burda olur. sonrasında metal sertleşir, helloween gibi kimisi nwobhm akımından power metal'i doğurur, progressive köklere dönüş bağlamında queensryche gibi gruplar ''abi bizim kafamız kaldırmıyor, ama biz de bu kodumun sistemine karşıyız evelallah'' diyerek delikanlıca progressive metal'i yaratır, kimisi lemmy'nin karaya çıkışını devam ettirir ve vahşi bozayı familyasını yaratır. ilk pre-bozayı da cronos, ilk bozayı soyu da venom'dur. venom çıkar, ''black metal'' diye kükrer, tüm beyaz tavşanlar saatlerini suya atıp bu bozayıların kurbanı olmak için birbirleriyle yarışa girerler, katliamlar oluşur, los angeles, bay area'ya kızıl koy bölgesi yani red bay area adı verilir, alman ayıları ellerinde baltaları ''işte geldik biz yarmaya hey! yarmaya!!'' türküsüyle geyik kanıyla beslenmeye başlar, sodomy & lust, curse the gods, violent revolution diye böğüre böğüre sesini iskandinavya'ya kadar duyurur. evil, dread ve legion da bu sese kulak verir büyük kaya marduk'u yaratırlar ve vaşlarlar (başlamak değil, vaşşşlamak) kazımaya. baptism by fire, baptism by fireeeeee diye, dünya yok olur, hepimiz ölür gideriz en sonunda. gökden üç elma düşer, yasaklardan abazanlaşmış insanoğlu elmayı yemeği değil onu vajina yerine koymayı dener, elma suni vajina olarak piyasaya çıkar ve vahşi kapitalizm'den sonra sapık kapitalizm'le de tanışırız. insan insanı siker mi hiç? emmeli gömmeli hem de!
işte arkadaşlar, bayanlar, baylar ve baykallar, balkaşlar, maverünnehrler. 5 milyarlık dünya tarihinin bikaçbinyıllık homo sapienslerinin 50 yıll önce yarattığı müziklerinin evrimini gördünüz az önce. biraz final fantasy tandansı da yakalamadık değil hani. di' mi gençlik? kop kop!
burada müzikle anlatılmak istenen insan beyninin yaratıcılığıyla 7 notadan nasıl bir ölüm makinesi yaratmasıdır aslında. insan beyni sürekli kendini geliştirip bu kadar karmaşık ve dehşet verici hale gelirken hala maymun, gak, guk diye takılın siz. insan diyorum alo?! beyin diyorum, kullansak arada diyorum, bizden öncekiler geliştirmek için nasıl da sigortaları attırmış ama birimiz gitsek de yeni bir bobin teli sarsak, sigortayı sıksak diyorum? deeerrmişşim demiyoruum. diyelim ulan diyorum! ama kime diyorum?!
adamı zorla çaylak edersiniz siz yahu, duramayacağım gene de. kendinden bir sonraki giriyi direk kendine cevap sanan sazanlar okumadan yazmayı nasıl öğrenmiş işte en büyük merak konusu, bunu evrim bile açıklayamaz. ayrıyetten madem ''binlerce kez'' çürütüldü bu kuram, bana evrimin çürütüldüğüne dair biyoloji ve/veya alt ve/veya yan dallarıyla ilgilenen ''tarafsız'' bir bilim kuruluşu ya da bilim basın/yayın kuruluşundan yazı, makale gösterebilir misiniz acaba? (biyoloji dememin nedeni kalkıp da olayı fransız dili ve edebiyatı'ndan yazınlarla açıklama gafletine düşülmesin diye, malum biz öyle bi milletiz ki lambaya lüzumsuzsa söndür, tuvalete sifonu çekiniz, eğlence alanlarına çimlere basmayınız gibi uyarı levhaları koymadan çakamıyoruz bazı şeyleri) türkçe yok gak guk diyenler için, illa türkçe olması da şart değil, avans size, ingilizce de olabilir. en baştan not, ''tarafsız''. kalkıp da harun yahya gibi denyoların masal kitaplarıyla gelmeyin karşıma. ama gösteremezseniz klavyenizi de alıp gideceksiniz. anlaştık mı?
sırf sivilceli ergen sistem kuzucukları yüzünden şu başlıkta adam gibi bir tartışma dönemiyor. bi ibiş çıkıyor, konu oluyor bombok. halbu ki adam kant'tan girmiş, niçe'den çıkmış, sosyalizm'in değişik bir şekilde gelebileceğini ya da dünya'nın topyekün sıça da bileceğini öngörmüş, oturmuş kafa patlatmış. o değil de, hannibal lecter'e ben feci hak vermeye başladım arkadaş. canım feci beyin tatlısı çekti. nasılsa kullanmıyoruz anasını satayım, bari bi işe yarasın, karnımız doysun, ağzımız tatlansın, tatlı yiyelim belki tatlı da yazarız. offf, biyerim şişti valla lan.
Tartışmalarda sıkça ortaya konulan konulardan bir tanesi evrim kuramının bilimsel statüsüdür. Bu konu, eğitim, din, felsefe, bilim ve politika bağlamında sıkça gündeme getirilmektedir. Bu konu daha çok Amerika Birleşik Devletleri'nde Hıristiyan cemaat ve lobilerin öncülüğünde gündeme gelmektedir. Fakat diğer ülkelerde, eğitim ve politikaya uzanmaya çalışan yaratılışçı görüşlerin savunucuları tarafından da gündeme getirilmektedir. Evrim kuramını destekleyen reddedilemez kanıtlar ve neredeyse mutlak denebilecek derecede bir bilimsel konsensüs olmasına rağmen, yaratılışçı şeklinde adlandırılan çevrelerce bilim dünyasında iki kutup varmış gibi gösterilmeye çalışılır. Yaratılışçı çevreler Amerika Birleşik Devletleri'nde, toplumdan büyük oranda destek görmediği iddiası ile Evrim Kuramı'nın okullarda bilim derslerinde okutulmasına karşı çıkmaktadır. Bu konuda Amerika'da yüzbinlerce bilim insanını temsil eden bilimsel meslek kurumları ve onun yanında 72 Nobel ödülü sahibi bilim insanı Evrim Kuramı'nı destekleyen bildiriler yayınlamıştır. Buna ek olarak açılan davalarda evrim kuramının bilimsel olduğu kabul görmüş bir teori olarak kabul edilmiş ve okullarda okutulmasının devamına karar verilmiştir.
Bilimsel camianın büyük bölümü, biyoloji, paleontoloji, antropoloji ve diger disiplinlerdeki görüngüleri açıklayan yagane kuramın Evrim Kuramı oldugunda hemfikirdir. 1987 de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına gore Amerika'daki doğa bilimleri alanında 500,000 bilim insanından yaklaşık %99.85'lik bir bolümünün evrim teorsini desteklediği ortaya konulmuştur. Evrim-yaratılış tartışmalarında uzman konumunda olan Brian Alters, doğa bilimleri alanlarında çalışan tüm bilim insanlarının %99.9'unun Evrim Kuramı'nı desteklediğini belirtmiştir. Benzer şekilde, dünyanın değişik ülkelerindeki bilimsel çevreler defalarca Evrim Kuramı'nın bilimsel olduğuna ilişkin bildiriler yayınlamıştır[3]. 1987 yılında Amerika'daki biliminsanları arasında yapılan bir araştırma, 480.000 bilim insanından sadece 700 bilim insanının yaratılışçı ve benzeri açıklamalara itibar ettigini, ya da Evrim Kuramı'na karşı şüphe duyduğunu göstermiştir. Ve bu 700 (%0.158) bilim insanından sadece küçük bir bölümü doğa bilimleri alanında akademik çalışma yapmaktadır [4]. Son yıllarda yapılan benzeri karşılaştırmalar, Evrim Kuramı'nı bütünü ile reddeden ya da ona karşı şüphe duyan bilim insanlarının oranının yaklaşık olarak %0.054 civarında olduğunu göstermiştir. Karşı çıkanların %75.1'i biyoloji dışındaki bilim dallarında çalışmaktadır.
Yaratılışçıların bilimsel konsensüs konusundaki iddialarını çürütmek icin Amerika Ulusal Bilimler Akademisinin başlatmıs olduğu Steve Projesi [5] bu konuda verilebilecek iyi bir örnektir. Bu projenin amacı, isminde sadece Steve geçen bilim insanlarının kaç tanesinin Evrim Kuramı'nı desteklediğini ortaya koymak. Ortaya çıkan liste (Steve-o-meter) çoğunluğu biyoloji dallarında çalışan bilim insanlarını sıralamakta ve her türden yaratılışçıların, akıllı tasarımcıların (Yeni Yaratılışcı) yayınlamış oldukları listeden daha kalabalık olduğunu göstermektedir.Bilimsel konular, elbette kimin listesinin daha uzun olduğu temelinde tartışılmamalıdır, fakat dünyada bilim dünyasında bir çelişkinin olmadığını, tam tersine çok güçlü bir konsensüsün olduğunu göstermesi açısından güzel ve eğlendirici bir örnek olarak kabul edilmelidir.Gelişmiş ülkeler seviyesindeki 32 ülkeyi içeren bir çalışmada evrime inanmayanların oranı %75 ile en yüksek olarak Türkiye'de bulunmuştur.Türkiye'den sonra ise "yeni yaratılış" akımının kökeninin geldiği ABD yer almaktadır. Türkiye'de amerikan kökenli bu akımın ([1]) en güçlü temsilcisi Harun Yahya takma adı ile Adnan Oktar'ın düzenlediği kampanyalar evrim karşıtı görüşün yaygınlaşmasında büyük etkisi olmuştur. Örneğin 1999 yılında bazı öğretim görevlilerini evrimi öğrettikleri gerekçesiyle "Maoist" olarak tanımlamış ve tehdit etmiş ve bu nedenle aleyhinde dava açılmıştır.Ancak halen evrim karşıtı aktüviteleri yoğun olarak devam etmektedir([2]) .
--alıntı--
efendim? biri çürütülmüş mü demişti? üstelik binlerce kez ha? hatta satanizm'in de çıkış noktasıymış ha? vay vay vay vay ki ne vay...
en birincisi satanizm de diğer tüm dinler gibi bir dindir, o da diğer dinler gibi kendisini bir kutsal güce dayandırır ve bunun da yanında tanrı'nın varlığını ve genel olarak kutsal kitaplarını, peygamberlerini kabul eder, tanır. yalnızca onların karşısında yer alır. ki bu dinler arasındaki rekabeti düşündüğümüzde şaşırtmaması gerekir bizi. hadi ateizm, materyalizm dense anlarım da, satanizm'in çıkma sebebidir demek kızımla yattım amcam oldu demek gibi birşeydir, e insaf denir.
tv 5'te sabah namazı öncesi belgeselleri izleyip de bi gazla gelip yazmasın kimse şu başlığa artık, komik oluyor çünkü, kendinizi komik duruma düşürmekten başka birşey yapmıyorsunuz.
dünya savaşları'na gelince, bu savaşların çıkmasının nedeni kapitalizm'in elindeki artı değeri harcamak ve hammadde ihtiyacını gidermek olduğunu bugün sağcılar bile söylüyor. uzayda mı yaşıyorsunuz ahali?
gerçek bilim insanları tarafından onlarca kez çürütülen teori.
bir de ateistler inançsızlıklarını bu teoriye dayandırırlar.
folloş olmuş bir saçmalığı öne süren ateistler, bu teorinin palavralığını hala kabullenememekteler.
binlerce kez çürütülmesine ramen inatçı insanların halen yürütmeye çalıştıkları hatta sözde kanıtlar bulduklarını zannederek akılları sıra bilimden bahseden hümanist beyinlilerin oldukça acınası duruma getiren teoridir.
evrim teorisi satanizmin ve dünya savaşlarının asıl çıkış sebebidir.
sosyal darwinizm herzesinin çıkış noktası olarak görülmesi hatadır dedik, bugünkü siyasi yapının çarpıklığından sosyal darwinizm sorumlu değildir demedik. cümlelerimiz çok açıktı ama el mahkum biraz daha açalım.
x düşüncesi var diyelim ve biz de bu x düşüncesinin taraftarıyız (bu örnekte evrim ya da darwinizm).
bu x düşüncesini çaldıkları minarenin kılıfı olarak kullanmak isteyen kesimin, "x, y düşüncesini doğurur" diye ajitasyon yaptıklarını görelim (darwinizm, sosyal darwinizmi doğurur fikri).
biz de muhalefetimizi y düşüncesine ve y'nin aslında x'le alakası olmadığına, sadece bi şarlatanlık olduğu üzerine temellendirelim (sosyal darwinizmin, evrimle, darwinizmle açıklanmasının abes ve sadece kötü niyet ürünü olduğu fikrini atalım).
bu son derece açık laflardan sonra, karşı düşünce, "e peki sana göre y değilse bunların sorumlusu, ne peki" diye gelmesi hazin. çünkü biz y'yi temize çıkarmaya çalışmadık, y'nin x'le bi alakası olmadığını ileri sürmüştük. mantıklı itiraz olsa olsa x fikrine gelmeliydi. biz zaten y'nin taraftarı değiliz ki bize y'yi eleştirerek laf atılıyor. saçma..
Toplumsal alana uyarlanması, emperyalist kuvvetler tarafından bir araç haline getirilerek, bu kuvvetlerin son 100 yılda gerçekleştirdikleri yıkımı meşru hale getirmek için kullandıkları öne sürülen teoridir.
Bu düşünce de olan arkadaşların bu son 100 yıllık yıkımı açıklamak için sosyal darwinizm yerine hangi sosyolojik öğretiyi kullandıklarını merak etmekteyim..
kapitalist sistem -genellikle- yaptıklarını sorgulamaz, yaptıklarında meşruiyet aramaz, yaptıklarını kendi kafasında ve vicdanında meşru kılar, kafalarda ve vicdanlarda meşru kıldırır, meşruiyeti aramak yerine onu bizzat yaratır, biz buna zihinsel masturbasyon diyoruz.
bir film vardı, yanılmıyorsam küçük emrah'ın başrolde olduğu, bir çocuğun hasta olan babasını vurmasıyla başlıyordu. at hastalanır, babası baytar getirir ama atın kurtuluşunun olmadığını öğrenir baytar tarafından, atın daha fazla acı çekmemesi için onu vurur, zihninde bu olay yer eden çocuk da babasının daha fazla acı çekmemesi için aynı şekilde onu öldürür. çocuğa göre yaptığı meşrudur. çünkü, babasının acı çekmemesini ister, kendi vicdanı bu yüzden rahattır. ancak yargılanır ve hüküm giyer. bundan sonrası işin arabesk kısmı.
darwinizm'in sosyal kısmına yani insan boyutuna ilk karşı çıkanlardan biri niçe'dir. o'na göre insanlar içinden çıkan ileri zekalı, üst düzey bireyler insanoğlunu ileri götürmez tam tersi insanoğlu bu ileri kişiyi ya yoketmek ya da pasifize etmek suretiyle ortalamayı sağlar. çağından ileri dediğimiz insanlara baktığımızda bunun söylenme nedeni o insanların o dönemde anlaşılamaması kaynaklıdır dikat edilirse, toplum bu kişileri anlamak bi yana dursun, kulaklarını tıkar, duymaya bile tahammül edemez. bu nedenle üstinsana varışta isa mitinin de geçmişi diyebileceğimiz çoban(zerdüşt) yöntemini öne sürer niçe, üstinsana ancak bir liderin yol göstermesiyle ulaşılabileceğini savunur.
ancak ilk kısımda belirttiğim gibi, kapitalist insan yaptığı herşeyde tüm bunları kendi çıkarları adına kullanmaktan çekinmez, minareyi çalan kılıfını hazırlar yani. sosyal darwinizm emperyalist avrupa'nın (ve şu an amerika'nın) sömürmek adına yaptıklarını meşru kılmak için ortaya atılmıştır. barbar ve ilkel kabilelere demokrasi ve insan hakları götüreceğini söyleyen liderler kendi halkından gelen çatlak sesleri bertaraf etmek için, ''bakın bizim bu yaptığımız aslında meşrudur, biz insanoluna hizmet ediyoruz aslında'' diyerek yaptıklarını meşruiyet zeminine çekmeye çalışır, kimi insanlarda buna yürekten inanır.
özetleyecek olursak, bugün yaşanmakta olan savaşlar, yoksulluklar, uluslararası ilişkilerdeki karmaşık ilişkiler, bunların ve daha fazlasının hepsinin temelinde evrim teorisinin sosyal ve toplumsal hayata olan yansımaları değil çıkar sahiplerinin herşeyi metalaştırması ve kendi çıkarına kullanması yatmaktadır.
gene belirtmekte yarar var ki, türlerin kökeninin keşfi bilimsel aydınlanmayı sona erdirmemiş tam tersine bu konuda bir devrim yapmıştır. sosyoloji alanında marks ve engels'in tarihsel ve diyalektik materyalizm'ini dayandırdıkları temel de bilindiği üzere evrim teorisidir. ki bu sağlam ve bilimsel temeller sayesinde bugün kapitalizmin diyalektiği komünizm hala daha gerçekliğini koruyabilmektedir.
21. yüzyıl dünyasında yaşanan birçok gelişmenin kökeninde yatan teoridir. Çünkü;
17. ve 18. yüzyıllar da Avrupa'da çok hızlı bir şekilde etkisini gösteren Aydınlanma hareketi, temelde daha barışçıl, sorunların bilimsel temelde çözümlendiği, materyalist düşüncenin etkilerinin gözlemlenebildiği bir hareketti. Ve bu hareket Avrupa'da öyle bir değişim yaratmıştı ki, insanlar artık savaşların, enerjiye hükmetme mücadelesinin sona ereceğini, sağlık ve enerji başta olmak üzere tüm sorunların bilimin yol göstericiliğinde biteceğini düşünmüşlerdi. Deyim yerindeyse herkes bulutların üstünde yürüyordu. Ancak 1859 yılında yazılan Türlerin Kökeni, herkesi bulutların üzerinden gerçekliğin dünyasına indirdi. Bu açıdan evrim teorisi, Aydınlanma hareketine karşı indirilmiş en sert darbedir. Toplumsal açıdan Aydınlanmanın getirdiği tüm öğretiler bir anda yerle bir olmuştur. Bilimin önderliğinde barış ve refah dolu bir dünya olsa olsa bir ütopyadır evrim teorisi için, çünkü mücadele gelişim ve evrilme için vazgeçilmezdir.
Tüm bunların 21. yüzyılla ne ilişkisi olduğuna gelirsek; bugün yaşanmakta olan savaşlar, yoksulluklar, uluslar arası ilişkilerdeki karmaşık ilişkiler, bunların ve daha fazlasının hepsinin temelinde evrim teorisinin sosyal ve toplumsal hayata olan yansımaları yatmaktadır. Bazı arkadaşların belirttiği gibi evrim teorisi, emperyalist politika yürüten gelişmiş ülkelerin kullandığı bir araç değildir, tam tersi evrim teorisi gerçektir, ve bu ülkeler bu gerçekliğe hizmet etmektedirler. Ancak örneğin bu durum Irak'ın işgalini haklı çıkarır mı? Tartışılır. Ama bilimin amacı doğruyu değil gerçeği tespit etmektir ve tüm gerçekler Sayın Darwin'in haklılığını ortaya koymaktadır.
edit: bu entrynin bugün yaşanan emperyalist yıkımı savunduğunu düşünmek sanırım oldukça yoğun bir çaba gerektirmektedir. görece yakın bir süre sonra bugün yaşanan sıkıntılar sona erecek, aydınlanma fikri yeniden dünyaya hakim olacak, bilimin önderliğinde barış ve refah dolu bir dünya hep birlikte inşa edilecektir. bu başka bir konudur. ancak bugünün eleştirisi yapılacaksa ve sosyal darwinzmin bu eleştiride yeri olmadığı düşünülüyorsa, bunu düşünenlerin bu eleştiride hangi öğretiyi kendilerine referans aldıkları şahsımca merak konusudur. Ayrıca Sosyal Darwinizme bizzat Darwinistler tarafından çekinceyle yaklaşıldığı doğrudur, ancak bilimsel öğretiler son tahlilde bireylerden bağımsızdır, Darwinistler doğru bulmuyor diye Sosyal Darwinizm doğru değildir demek, gülünç bir yaklaşımdır.
dünya tarihinin 10.000 yıldan ibaret olduğuna inanmaktan, iki kurunun yanında 6 milyar yaşın da yandığına inanmaktan, dünyadaki tüm hayvan türlerinin tek bir gemiye sığdırılabileceğine hem de çifter çifter inanmaktansa daha bir cazip ve akli gelen teori, tez, kuram, iddia, gerçek, yalan vesaire siz adına ne derseniz artık. maymundanmı geldik yoksa maymunamı gidiyoruz orasını bilemeyecem ama bildiğim kadarıyla bu meşhur evrim zımbırtısı insanların maymundan evrildiğini iddia etmemekteydi.
inananların (evrime) inanmayanlara oranla daha çok baskı kurmaya çalıştığı aşikar.
evet binyıllarca süregelen bir değişim var fakat bu değişim kimisinin tanımladığı , (maymundan geldik) tesadüfleriyle dolu olan evrim değildir.
ha tamam sen ısrar ediyorsan , "ben maymundan geldim banane banane" diyorsan , insanoğlunun atası maymundur diyorsan , ben kabul ediyorum senin maymundan geldiğini , rahat ol!
hatta insan olmasaydın da hep maymun olarak kalsaydın keşke , daha iyi olurdu ...
yaratılış inancı gibi bir inanç değil, bilimsel bir teoridir. yani, "inanmıyorum ben bu olaya la" deme gibi bir lüksümüz nedir? yoktur. tıpkı 2+2'nin 4 ettiğine, dna'nın kendini kopyalayan bir molekül olduğuna, dünyanın yuvarlak olduğuna inanmama gibi bir şansımızın olmaması gibi.
edit: hala inkar edebilirsiniz, amma malesef, her zaman diyoruz ya, "yine de dönüyor..."
Evrim teorisi politik temelinde dini dogmalar karşısında bilimsel verilerin geçerliğini savunan bir ontolojik analizdir. Müneccim olmadığımızı hatırlayarak Charles Drwin amcamızın bu işi bilimsel olmak için yapmadığını ancak elde ettiği verilerin gayet bilimsel analize tabi tutulacak nesnel olgular olduğunu görebilmeliyiz. Yani kalkıp da işi Karl Marx'ın Darwin amcamıza yazdığı teorinizi beğeniyorum sizi öpüyorum kıvamına indirgeyerek bir ideolojiye saldırı amacıyla reddediyorsanız daha işin başında yenilgiyi kabul etmelisiniz . Bak elin zeki muhterem akıllı protestanları akıllı tasarım diye bir şey icat ettiler onlar bile evrimsel gelişim sürecini kabul etme zorunluluğu duyarken bu yaratılışcılığın evrim teorisine getirmesi gereken son yaklaşımı " ene-l hak " düşüncesi olması gerekirken hala birilerine hoş görünmek için abuk sabuk temelsiz aforizmalar ile ortaya çıkmak ne kadar zafere giden yolu size getirecek anlamış değilim ? Şu saatten sonra evrim teorisyenlerinin ve bilim adamlarının muhatap aldığı kitle yaratılışçılar değil akıllı tasarımcılardır.
Edit : Akıllı tasarım da yaratılışçılığın sosa bulanmış halidir . Yaratılışçılığın " bak biz bilimseliz , bilim tanrı'nın varlığını kanıtlıyor " formatıdır.
temel mantık bilgisi-veya öğrenimi- olmayanların hakkında yorum yapmaması gereken teori. "insanın niye götü kocaman, erkeklerin niye damı yoh ayrıcana maymunlar niye hala maymun pekim? hı? yaa ya çürüttük işte homugagodumun siyoniz oyununu" diyerek kendinizi küçük düşürmekten başka bir şey yapmazsınız diyebilirim ancak bu insanlara. ha, illa ki "ben okumıcam, öğrenmicem homunagodumun kefere teorisi hakkında herhangi bişey, ben bildiimi okurum kardaşım" derseniz, ya da aramaya üşenirseniz, size şöyle bir örnek vereyim, amma dikkat edin, boolean mantık operatörlerini iyi kullanabilmeniz gerekli anlayabilmek için: insanın kanadı/kuyruğu/vs yok, çünkü kanadı/kuyruğu/vs si yok. bu kadar basit. ha ilerde belki kanatlı bir insan bireyi doğar, hatunlar "woauuw kanatlara bak beah" der, buna verip bundan hamile kalırlar, kromozom sayıları da tutar, çocukları da kanatlı doğar, sonra çevrelerindeki hatunlar da bu bebelere vermeye başlar, sonra kanatlı insanlar daha fazla prim yapmaya başlar, böylelikle insan türü kanatlı bir hale gelmiş olur, belki 1 milyon, belki 10 milyon yıl sonra. ha belki kanat yerine kuyruğu çıkar, aynı olay onlar için de geçerli olur, ya da belki bir değişim olmaz. önemli olan, burada anlatmaya çalıştığımız gibi, 1- bireyin hayatta kalabilmesi(geldiğimiz sağlık sistemiyle ölümcül genetik "deficiency"leri olmayan bireyler için bu şu zamanda çok olağan bir durum) 2- bireyin soyunu devam ettirebilmesidir. (bak bu işte biraz zor) kanatlı, 28 kollu, 32 götlü olmasının bir önemi olmadan. önemli olan bu iki maddeyi başarıyla gerçekleştirebilmesi, ayrıca bu özelliklere sahip olan genlerinin zamanla, soylar boyunca, vereceği döllerde baskınlık kurabilmesidir.(ha gerçekleştiremezse veya gerçekleştirse bile bu genler soylar boyunca çekinik durup sonunda yok olsa, o zaman kanatlı/kuyruklu/boynuzlu insanlar da ortaya çıkmazlar, bu kadar basit.) bu kadar. yani burada önemli olan evrimin "daima iyiye"(ki iyi nedir ne değildir orayı da herkesin kendi kanaatine bırakıyorum) gidiş olmadığını anlayabilmektir. eğer insan şu anki akıl seviyesine gelmeseydi, o zaman hala aptal olurdu, veya besin zincirinin üstündeki diğer hayvanlar tarafından ya yok edilirdi, veya bugün hala baskı altında kalırdı, bugünün dünyasında bu kadar teknolojik gelişim olmazdı, veya şu an biz burada olmazdık vs vs. işte bu kadar. biz buradayız, doğal döngünün en üstündeyiz, çünkü aklımızı kullanabildik. eğer böyle bir yeteneğimiz olmasaydı, o zaman bu olay da gerçekleşmeyecekti. (hoop hemen ters mantık kur: böyle bir yeteneğimiz olmuş, ve bu olay da gerçekleşmiş. al işte) bunu anlamanın neden bu kadar zor olduğunu bir türlü anlamıyorum. neyse, umarım anlatabilmişimdir.
bazı bilim insanlarının fanatik dincilerden daha fanatikçe savunduğu teoridir. basitçe çürütülmesi zor olduğu gibi ıspatı da birkaç cümleye sığdırılmaya çalışılmamalıdır. Bunun yanında bir bilim adamının çılgıncasına ve aşağılayıcı ifadeler kullanarak savunduğunu gördüğümüzde bunu bilimsel yaklaşıma ve aydın düşünceye yakıştırmakta zorluk çekmemiz muhtemeldir.
internete her ay belli yüklü bir mebla ödendiği halde bu aracı bilgi edinmek değil sidik yarıştırmak için kullananların, karşılığını google'dan (gizli bkz. da verdim, tıklayın bi, adresi çıkacak karşısınıza, korkmayın sakın) arayarak bulabileceği, ekşi, itü, ulu gibi sözlük fikriyle çok detaylı açıklamaların olduğu sitelerde soruların cevaplanabileceği (ki farkettiniz mi bilmiyorum, 20 sayfaya dayanmış başlık, chat başlığı olmadığına göre burda konuyla alakalı bilgi veriliyor) hadi hepsini geçin, ansiklopedik bilgi veren ve mümkün olduğunca tarafsız sitelerde (vikipedi) tüm bunlar açıklandığı halde saçma sorular soranların, ''ama bak bu böyle böyle, ee neden ama'' gibi çıkışlarda bulunanların saldırdığı kuram. burası sorun cevaplayalım sitesi değil, sözlükler böyle işlemez en basitinden. bir konuda bilgi alınmak isteniyorsa aramaya inanmak gerekir. aynı soruların cevapları defalarca verilmişken biz homo sapiens sapiensler kıçı yayan, armut piş ağzıma düş sapiens sapienslere dönüşmemeliyiz. yanlış mıyım?
şu insanın uçma teranesine gelince, yorulmadan cevaplayayım. insan alet kullanma yetisini kazanmakla evrimde bir dönüm noktasına girmiştir. diğer bir deyişle, insanoğlu ihtiyaçları için, doğal zorluklar karşısında vücudundan ziyade aklını kullanan bir yaratıktır. uçmaya gereksinim duyduğunda zekasıyla kanat işlevi gören aleti geliştirir, avlanmak için aşırı güç kullanmaktansa keskin silahlar geliştirir vs vs. evrim insanoğlunda bedensel olarak gerilerken (yani ilk insanlar gibi soğuktan korunmak için kıllı yapısı yok olmuştur, kas gücüne dayalı işler azaldığı için daha zayıf, ilk insanlara [homo sapiens kastım] kıyasla daha güçsüz bir şekil almıştır) insanın mucizevi evrimi beyinde gerçekleşmektedir. insanlık tarihi açısından bile çok kısa bir tarih vereyim hadi, son 15bin yılda insan beyni ve dolayısıyla kafatası 15bin yıl önceye göre büyümüş ve beynini kullanma kapasitesi, yani elektrik alışverişi oldukça artmıştır. ''ek'' bu nasıl oldu peki diyenler için; meşhur anlatımla açıklayayım. 15 bin yıl kadar önce avcı-toplayıcılık terkedilmiş ve tarıma dayalı sisteme geçilmiştir. haliyle üretim nasıl daha çok olur, ne kadar su oranı verilmelidir, topraktan en iyi verim nasıl alınır, daha az güçle daha çok iş nasıl yapılırın cevapları aranmaya başlanmıştır. bugün bile kullandığımız kadastro teknikleri, arsanın yerini tespit sistemleri en basiti nil taşkınlarından sonra insanların arazilerini tespit etmek için yani bir ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır. ''ek'' açın okuyun yahu, yazmadan önce biraz da okuyun be müminler. azıcık müslümansanız bari bunu yapın, kutsal kitabınızın ilk sözcüğü oku ile başlayan bir dine inananlarsınız bi de...
ek/düz: ha bi de, bu yazıyı okuduktan sonra bi kişi daha evrim bir teoridir, ispatlanmamıştır tarzı giriye imza atarsa bana ö.m'den adresini yollasın, fizan'da olsan da gelip ağzını yüzünü kırayım senin. ulan daha bi sayfa öncesinde teori (kuram) denen şeyin ne olduğunu yazdım lan, bi sayfa önce lan, buna da mı bakmaya üşenirsiniz lan. (bkz: ya ben lan, neyse bişey demiyorum)
darwin'in türlerin kökeni üzerine yazdığı kitaptan beri önemli bir noktada bulunan ve sürekli tartışılan kuram. öyle ya da böyle pek çok biyoloji ile uğraşan bilimadamı için en önemli kuramlardan biridir.
evrim teorisi charles darwin'in öncesine dayanır. lamarck isimli biyolog aslen evrim teorisinin ilk geliştiren biyologlardandır. daha sonra ise charles darwin, lamarck'tan yola çıkarak kendi kuramını oluşturmuştur. pek çok açıdan bakınca lamarck'ın ilkel varsayımlardan çok daha ileri bir mevzide bulunan darwin'in kuramı, bugün bilim için çok önemli bir anlam ifade etmektedir. bu konunun doğrulanıp yanlışlanması pek çok bilimadamı için çok önemli bir bulguyu ifade etmekte, belki de kesin olarak doğrulanması bilim felsefesinde köklü değişime yol açabilecek bir kuramdır, evrim kuramı.
türlerin kökeni isimli bir kitap yazdığından darwin, yalnızca türlerin kökeni ve ilerleyişi üzerine tezler öne sürmüştür. o nedenle "ilk madde nereden geliyor?" sorusunun cevabını verebilecek olanlar biyologlar ya da evrimciler değil, fizikçilerdir. önce bilimler arası ilişkiyi doğru tanımlayıp ondan sonra yorumlarda bulunmak gerekiyor. elbette bugün bir sürü bilim içe içe geçmiştir, fakat gene de araştırma alanları değişmemektedir bu bilimlerin. gene aynı soruları yanıtlamaya çalışıyor bilimler ve bu sefer birbirlerinden daha çok yararlanarak. bu yararlanmanın sonucunda ise sadece bilimler arası bir etkileşim doğuyor. yoksa bir bilimadamı tüm soruların hepsine birden cevap verebilecek mega cevap aramaz. zaten bunu başarabileceğini de sanmıyorum.
gelelim şu matematik işlemlerine, hani evrimin çürütüldüğüne dair kanıtlar olarak sunulan. ya ben matematik adına hiçbir şey bilmiyorum ya da gerçekten matematik adına yeni bir şeyler söyleniyor. evrimin olasılıklarına dair ortaya atılan iddialarda evrimin gerçekeleşemeyceğini, çünkü aminoasitlerin bu kadar bilinçli bir şekilde bir araya gelme olasılığının 1/100.....0 gibi çok ufak bir sayı olduğu söyleniyor. oradaki sıfırlar belli bile değil. çünkü işlemin yapılması için değişkenlerin sayısının bilinmesi gerekiyor ki; bunu tahmin etmek imkansız. önce olasılık hakkında bir ufak hatırlatma yapalım. olasılık matematiksel ifade ile 0 ile 1 arasında bulunur. yani her zaman için belli bir olasılık 1'den küçük bir sayıya eşittir. diğer yandan olasılık işleminde paydadaki sayı sonsuza yaklaştıkça sayının gerçek değeri sıfıra yakınlaşır. ama bu kalkıp 0'a yakınlaştı diye sayının belli bir anda limit'inin alınması gerektiği anlamına gelmez. bu bir saçmalıktır, matematik adına bir uydurmadır. olasılık denilen şey zaten ufak sayılara tekabül eder.
evrim'de işin aslı matematikte yatmıyor. gene doğa bilimlerinde yatıyor. ama evrimi kabul etmeyen pek sevgili yaratılışçılar, neden uzay'ın oluşumundaki evrime işaret ediyorlar o halde? big bang teorisine göre- ki o zaman bunu da teori diye atalım, doğru değil, ideolojik bunlar diyelim- uzay belli bir yoğunlukta ve sonsuzlukta bulunurken bir anda büyük bir şekilde patladı ve sonsuz büyüklüğe doğru evrildi. yani sonsuz ufaklıktan, sonsuz büyüklüğe milyonlarca yıl içerisinde ulaştı. burada bir evrim olmadığını, basitten kompleks bir yapıya gidilmediğini iddia edemeyecek birisi var mı? varsa onu bilimin gerçekliğine, tam da yüzüne bir tokat gibi patlayan gerçekliğine davet ediyoruz. işine geldiği zaman evrimi kabul edenler, işlerine gelmedikleri zaman onu reddetmesi kadar saçma bir durum olamaz.
iş aslında çok basit. bilimin ve aklın sorgulanması isteniyor. bilimin ve aklın esir alınması bir takım çevrelerin işine geliyor. evrim teorisi asla bir ateizm propagandası değildir. bunu bu yüzden savunanlar vardır, doğrudur. ama işin aslı buna tekabül etmez. işin aslı bilimin bir alanının açtığı bir ufuk vardır ve aklın onunla özgürleşmesi, kendi kaderini ele alması vardır. doğa ve toplumu yasalarına böylesine işleyen bir kavramın, türlerin kökeninde henüz daha tam olarak ispatlanmamış olması, bilimin gerçekliğini değiştirmez, değiştirmeyecektir.