Tartışmalarda sıkça ortaya konulan konulardan bir tanesi evrim kuramının bilimsel statüsüdür. Bu konu, eğitim, din, felsefe, bilim ve politika bağlamında sıkça gündeme getirilmektedir. Bu konu daha çok Amerika Birleşik Devletleri'nde Hıristiyan cemaat ve lobilerin öncülüğünde gündeme gelmektedir. Fakat diğer ülkelerde, eğitim ve politikaya uzanmaya çalışan yaratılışçı görüşlerin savunucuları tarafından da gündeme getirilmektedir. Evrim kuramını destekleyen reddedilemez kanıtlar ve neredeyse mutlak denebilecek derecede bir bilimsel konsensüs olmasına rağmen, yaratılışçı şeklinde adlandırılan çevrelerce bilim dünyasında iki kutup varmış gibi gösterilmeye çalışılır. Yaratılışçı çevreler Amerika Birleşik Devletleri'nde, toplumdan büyük oranda destek görmediği iddiası ile Evrim Kuramı'nın okullarda bilim derslerinde okutulmasına karşı çıkmaktadır. Bu konuda Amerika'da yüzbinlerce bilim insanını temsil eden bilimsel meslek kurumları ve onun yanında 72 Nobel ödülü sahibi bilim insanı Evrim Kuramı'nı destekleyen bildiriler yayınlamıştır. Buna ek olarak açılan davalarda evrim kuramının bilimsel olduğu kabul görmüş bir teori olarak kabul edilmiş ve okullarda okutulmasının devamına karar verilmiştir.
Bilimsel camianın büyük bölümü, biyoloji, paleontoloji, antropoloji ve diger disiplinlerdeki görüngüleri açıklayan yagane kuramın Evrim Kuramı oldugunda hemfikirdir. 1987 de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına gore Amerika'daki doğa bilimleri alanında 500,000 bilim insanından yaklaşık %99.85'lik bir bolümünün evrim teorsini desteklediği ortaya konulmuştur. Evrim-yaratılış tartışmalarında uzman konumunda olan Brian Alters, doğa bilimleri alanlarında çalışan tüm bilim insanlarının %99.9'unun Evrim Kuramı'nı desteklediğini belirtmiştir. Benzer şekilde, dünyanın değişik ülkelerindeki bilimsel çevreler defalarca Evrim Kuramı'nın bilimsel olduğuna ilişkin bildiriler yayınlamıştır[3]. 1987 yılında Amerika'daki biliminsanları arasında yapılan bir araştırma, 480.000 bilim insanından sadece 700 bilim insanının yaratılışçı ve benzeri açıklamalara itibar ettigini, ya da Evrim Kuramı'na karşı şüphe duyduğunu göstermiştir. Ve bu 700 (%0.158) bilim insanından sadece küçük bir bölümü doğa bilimleri alanında akademik çalışma yapmaktadır [4]. Son yıllarda yapılan benzeri karşılaştırmalar, Evrim Kuramı'nı bütünü ile reddeden ya da ona karşı şüphe duyan bilim insanlarının oranının yaklaşık olarak %0.054 civarında olduğunu göstermiştir. Karşı çıkanların %75.1'i biyoloji dışındaki bilim dallarında çalışmaktadır.
Yaratılışçıların bilimsel konsensüs konusundaki iddialarını çürütmek icin Amerika Ulusal Bilimler Akademisinin başlatmıs olduğu Steve Projesi [5] bu konuda verilebilecek iyi bir örnektir. Bu projenin amacı, isminde sadece Steve geçen bilim insanlarının kaç tanesinin Evrim Kuramı'nı desteklediğini ortaya koymak. Ortaya çıkan liste (Steve-o-meter) çoğunluğu biyoloji dallarında çalışan bilim insanlarını sıralamakta ve her türden yaratılışçıların, akıllı tasarımcıların (Yeni Yaratılışcı) yayınlamış oldukları listeden daha kalabalık olduğunu göstermektedir.Bilimsel konular, elbette kimin listesinin daha uzun olduğu temelinde tartışılmamalıdır, fakat dünyada bilim dünyasında bir çelişkinin olmadığını, tam tersine çok güçlü bir konsensüsün olduğunu göstermesi açısından güzel ve eğlendirici bir örnek olarak kabul edilmelidir.Gelişmiş ülkeler seviyesindeki 32 ülkeyi içeren bir çalışmada evrime inanmayanların oranı %75 ile en yüksek olarak Türkiye'de bulunmuştur.Türkiye'den sonra ise "yeni yaratılış" akımının kökeninin geldiği ABD yer almaktadır. Türkiye'de amerikan kökenli bu akımın ([1]) en güçlü temsilcisi Harun Yahya takma adı ile Adnan Oktar'ın düzenlediği kampanyalar evrim karşıtı görüşün yaygınlaşmasında büyük etkisi olmuştur. Örneğin 1999 yılında bazı öğretim görevlilerini evrimi öğrettikleri gerekçesiyle "Maoist" olarak tanımlamış ve tehdit etmiş ve bu nedenle aleyhinde dava açılmıştır.Ancak halen evrim karşıtı aktüviteleri yoğun olarak devam etmektedir([2]) .
--alıntı--
efendim? biri çürütülmüş mü demişti? üstelik binlerce kez ha? hatta satanizm'in de çıkış noktasıymış ha? vay vay vay vay ki ne vay...
en birincisi satanizm de diğer tüm dinler gibi bir dindir, o da diğer dinler gibi kendisini bir kutsal güce dayandırır ve bunun da yanında tanrı'nın varlığını ve genel olarak kutsal kitaplarını, peygamberlerini kabul eder, tanır. yalnızca onların karşısında yer alır. ki bu dinler arasındaki rekabeti düşündüğümüzde şaşırtmaması gerekir bizi. hadi ateizm, materyalizm dense anlarım da, satanizm'in çıkma sebebidir demek kızımla yattım amcam oldu demek gibi birşeydir, e insaf denir.
tv 5'te sabah namazı öncesi belgeselleri izleyip de bi gazla gelip yazmasın kimse şu başlığa artık, komik oluyor çünkü, kendinizi komik duruma düşürmekten başka birşey yapmıyorsunuz.
dünya savaşları'na gelince, bu savaşların çıkmasının nedeni kapitalizm'in elindeki artı değeri harcamak ve hammadde ihtiyacını gidermek olduğunu bugün sağcılar bile söylüyor. uzayda mı yaşıyorsunuz ahali?