çürütülmek için yalan iftira hakarete gerek olmayan saçma sapan bir teoridir. kendi kendine var olmak iddiasından daha komik, daha saçma ne olabilir ki zaten? sen şimdi sktir et ara formları, ara türleri falan da, ben sana komik bir soru sorayım-biraz beklersen-.
hadi diyelim tamam big bang bir tesadüf kendi kendine oldu. ulan hadi tamam yine bir tesadüf sonucu güneş dünyadan uzaklaştı atmosfer oluştu ve yine insan yaşamına uygun hale gelsin diye dinozor ve yırtıcı birçok canlı kısa sürede tesadüfen yok oldu, ortalık güllük gülistanlık oldu oh ne ala süper. e hadi insanın atası ilk organizma da en baştan bir akıl, şuur, bilinç sahibiydi ve kendisini geleceğe göre programlayabilerek, komplike tüm hesapları yapıp doğal seleksiyondan da yırttı. hepsi safsata da, yine de tamam, eyvallah(diyelim).
soru şu:
bütün bu tesadüfler gerçekleşirken ve o zamana göre üstün şuur-bilinç-akıl sahibi insan da kendi kendine var olmayı başarabilirken, bu esnada, o anda, o zaman diliminde ajdar anık'la şahin k'nın varlığına neden olan start noktası denilebilecek organizma nasıl canlı kalabildi?
bilindiğinin aksine az gelişmişlik ve maymunluk icra etmek esprilerle işlenen evrim teorisi kanıtı olamaz. aksine, akıl sürekli gelişen bir olgu olduğundan gelişme göstermek mecburiyetindedir. ajdar ve şahin k nedeniyle bu teori çürümüştür. ara form da , ana form da ta kendileridir.
alakasız bir hamiş-ya da alakalı belki-:
materyalistler metafiziksel olgulardan olan ve ruhun kapsadığı gönül işlerinden pek çakmazlar. bu yüzden de ajdar anık'ın o muhteşem eserlerini anlamaktan çok uzak olurlar. şahin k'ya ise hayvani şehvetinden dolayı teveccüh gösterirler.
edit:
çok afedersiniz şu son tespitte erol taş gülüşünü unutmuşum. (herkes bilir onu d'mi?)
dün gece evrim hakkında uzun bir yazı yazmama rağmen error dedi ve girim ortadan kayboldu, o yüzden her ihtimale karşı yazımı kısa keseceğim.
evrim teorisi yoktur, evrim teorileri vardır. evrim teorileri, mükemmel bir bağnazlık örneğiyle bastırılmaya çalışılan, ne islamla ne başka bir dinle çelişen teorilerdir. bilmem ne suresinin bilmem ne ayetine göre yüce allah'ımız şöyle buyurmuştur diye ortaya atılırlar bunu çürütmek için. Adı üstünde bağnaz, nereden bilsin tartışmada din olgusunun konuşulamayacağını. din yalanlanamaz bir olgu olduğu için tartışma içine atılmasının düşünülmesi bile bir hatadır.
ha bir de insanlar yıllarca süren araştırmalar sonucu ortaya evrim teorisi atıyorlar. bizimkiler ise dakikalık bir kur'an araştırmasından sonra çürütmeye çalışıyorlar. ayıp ulan!
sadece karşıtları tarafından değil, hafiften savunanları tarafından bile yanlış anlaşılır durur.
canlılar neden evrim geçirir sorusunun cevabı adapte olmak, neslin devamı, falan fişmekan değildir. çünkü zaten soru saçmadır. canlılar bi ihtiyaçtan dolayı evrim geçirmezler. öyle olsaydı dünyadan hiç bi canlı türünün nesli tükenmezdi. değil mi ya, çevresel koşullar değişti diye ve bu yeni koşullara adapte olamadılar diye milyarlarca canlı yokoldu dünya üstünden (dünyaya gelmiş canlı türlerinin yüzde doksan dokuzundan fazlası). onlar da adapte olmak için evrim geçirmeliydiler ama geçirmediler.
bu noktada bilimsel değil, mantıki düşünce gerekiyor. şöyle söyleyelim,
bi canlı, ihtiyaç duyduğu için evrim geçirmez,
eğer evrim geçirirse -tamamen sebepsiz yere- ve bu evrim sonucu çevresel koşullara daha iyi adapte olursa ayakta kalır.. bu kadar. farazi bi örnek,
diyelim ki yirmi derece sıcaklığın altında yaşayan bi canlı türü var. adı da püripites olsun. hava sıcaklığı yirmi beşe vursa direkt ölüyor. sonra çevreye bi şeyler oluyor (küresel ısınma falan diyelim buna) ve hava sıcaklığı otuza çıkıyor o çevrede. hop bütün püripitesler sapır sapır ölmeye başlıyorlar. tam o anda bi yumurtadan, bu sıcak havaya tolerans gösterebilen bi yavru çıkıyor diyelim. bundan sonra ne olur, o yavru hayatta kalır, kendi özelliklerini kendi yavrularına aktarır ve bi süre sonra bakarsın, o çevreye otuz derece sıcaklıkta yaşayabilen püripites'ler dolmuş.
bu noktada evrimi yanlış anlayan kişi şöyle der,
çevresel koşullar değişti ve bu canlılar çevreye daha iyi adapte olabilmek için evrim geçirdiler. yanlışşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş...
bu püripites'lerin evrim geçirmek gibi bi niyetleri hiç olmadı. doğanın bu püripites'leri evrime uğratmak gibi bi amacı hiç olmadı. o yumurtadan mutant bi püripites hiç çıkmayabilirdi. o zaman püripites adı, nesli tükenmiş hayvanlar kataloğunda bi isim olarak duracaktı sadece.
yani, püripites'in evrimi ihtiyaç sonucu olan bi evrim değildir. rastgele olmuştur ama sonucu püripites'e yaramıştır. o yüzden de yaşamları devam etmiştir.
yani, benim vücudumda apandisit bi boka yaramıyor diye evrimtanrı "insanların artık apandisitlerini atma vakti geldi, hadi bakalım" demeyecektir. çünkü evrimtanrı yoktur. sonsuza kadar insanlar vücutlarında apandisit barındırmaya devam edebilirler. ya da ensemde de bi göz olsa ne iyi olurdu diye evrimtanrıya dilekçe verip başvurumu kabul ettiremem. doğada ne olursa rastgele olur, o rastgele olayın sonucu yararlı ise hayat o yeni olay üstüne şekillenir.
evrim karşıtları bunu hiç anlamaz, evrimi savunanlarsa bi türlü tam anlayamaz.
harun yahya'nin curuttugunu iddia ettigi teori. harun yahya; evrim teorisinin/biliminin ilk canlinin nasil olustugunu bir turlu aciklayamamasindan dolayi, matematiksel hesaplar ve ihtimaller uzerinde durarak, ilk canlinin kendi kendine olusamayacagini kanitlamistir. ** yoksa harun yahya evrim teorisini tamamiyla curutememistir. kimse curutemez, cunku gerceklik payi var. zaten bugunku evrimciler, evrim teorisinin/biliminin gercekligi kanitlanmis kismina yogunlasirlar, maymunlar ile genlerimiz %99.9 uyussa bile maymunlardan evrimlesmemizin imkansiz oldugunu soylerler ve bircok kisinin de belirttigi gibi maymunlar ile ortak atadan geldigimizi savunurlar. **evrim teorisine gore canlilar 2 sebepten oturu evrim gecirirler; 1) bulunduklari ortama adapte olabilmeleri icin, yani hayatta kalabilmeleri icin
2) canlilarin soyunu devam ettirmesi icin, daha dogrusu uremelerini saglamak icin. yani evrim canlilar daha konforlu bir hayat yasasin diye degilde, hayatta kalabilmek ve soyunu devam ettirmek icin gecerlidir.
bu durumda kendi kendime sordugum bir kac sual var, 1) vucudumuzdaki portal sistemler * hayati bir deger tasimaz, bazi insanlarda bu portal sistemler olmadigi halde gayet duzgun bir sekilde yasayabilirler. o halde bu portal sistemler ihtiyacimiz olmadigi halde neden vucudumuzda bulunuyor? bir turlu anlayamadim.
buradan evrim teorisini cokerttigim anlamini cikartmayin, yukarida da yazdigim gibi, evrim'in gerceklik payi vardir. fakat bu gerceklik insanlarin ve diger canlilarin nasil olustugunu tam olarak aciklayamaz, sadece doga da bulunan gucsuzlerin telef oldugunu ve sadece guclulerin hayatta kaldigini aciklar.
dogal seleksiyon kisminin bir kismi dogru olan teori. evrim teorisine gore canlilarin gelismesi iki sekilde olusur; 1) genlerimizde meydana gelen mutasyon ki buna makro evrim denir, yani ani evrim. ama bu tarz bir evrimin olmadigi kanitlanmistir, su anda teknolojik olarak en gelismis labaratuarlarda bile mutasyonun pozitif bir etkisi gorulmemistir. 2) dogal seleksiyon sayesinde zayif ve hastalikli genleri tasiyanlarin ölmesi neticesinde, nufusun geriye kalani guclenir ve gelisir. bu sekilde devam eden dogal seleksiyon ve farkli ortamlara adaptasyon sonucunda farkli turler gelisir.
dogal seleksiyon tamamiyla dogru olmasina ragmen, dogal seleksiyona bagli olarak farkli turlerin gelistigi henuz kanitlanamamistir. bunun kanitlanamamasinin en buyuk kanitlarindan birisi ise; evrimcilerin surekli sahte fosillerle ortaya cikmasidir.
ayrica evrim teorisi su anki sekliyle gercek olarak bir evrimi savunmaz, modern evrimciler a canlisinin b canlisina donusebilmesi icin 2 seye ihtiyac oldugunu soylerler. 1) a canlisinda, b canlisina ait genler olmalidir. 2) a canlisinin sahip oldugu b genlerini aktive ettirmesini saglayacak ortam degisikligi.
kisacasi bir insanin bir ubermensche donusebilmesi icin, genlerinde ubermensch dna'si olmali ve bu dna'yi aktive edebilmesini saglayacak bir ortam degisikligi olmali.
evrim teorisinin bu son halini almasinin en buyuk sebeplerinden birisi ise su anda ki canlilarin hicbirisinin ara formunun bulunamamasidir. ayrica evrim teorisinin en buyuk eksikliklerinden birisi ise ilk canlinin nasil olustugunu bir turlu aciklayamamasidir. mevcut olan teoriler ise gerceklik disidir, ama en cok ilgi goren ilk canli teorisi sudur; milyarlarca yil once atmosferde oksijen falan yokmus. atmosferin cogunlugunu azot ve diger gazlar olusturuyormus ve bolca volkanik patlamalar ve yildirimlar olusuyormus. * bu volkanik patlamalar, azot, yildirimlar vs. bir araya gelip bir sekilde bir amino asit olusturmus. bu sekilde milyonlarca amino asit tamamiyla rastgele bir sekilde olusup tesadufen dunyanin ayni bolgesinde bir araya gelmisler ve bir proteini olusturmuslar. ondan sonrada hayat olusmus, ilk canli gelismis, cogalmis, dogal seleksiyon vs.
bu ustte anlattiklarimin gercekligini kanitlamaya calistilar, yine en gelismis teknolojilerin bulundugu labaratuarlarda, yillarca sentetik bir amino asit uretmeye calistilar ama olmadi. yok biz amino asiti yaptik diyorlar, birincisi amino asitler canli degildir, ikincisi elde ettikleri amino asit, proteinleri olusturmakda ise yarayan 23 amino asitten biri degildir. daha dogrusu hicbir ise yaramayan, ve su ana kadar hicbir organizmada bulunmayan ve sadece amino asitin molekuler formulune uygun bir molekul bulmuslardir. sirf bu ilk canliyi bir turlu anlatamadigi icin evrim teorisinin yoktan var olan kismi su anda kabul gormemektedir. dedigim gibi sadece dogal seleksiyonun bir kismi dogrudur.
dogal seleksiyon vardir, ama canli turlerinin farklilasarak gelistigini kanitlayamadigi icin dogal seleksiyon kismen dogrudur. doga da zayif olan meftah olur, ama guclu olanlar baska bir canliya donusmez, en azindan bilimsel olarak kanitlanamamistir.
said nursi ise kendine has bir tarzla, bu teorinin o zamanki ilkel halini cokertmeye calismistir. said nursi soyle demistir "hep isabet edene tesaduf me denir?"
insanlar ''maymundan'' evrilmeyi hazmedemezken, kimse maymunların halini düşünmüyor.
teori karşısında maymunlar şokta! dünya orangutanlar ve babun maymunları federasyonu sözcüsü bugünkü basın toplantısında ''biz nasıl bir canavar yarattık'' dedi.
din gibi dogmatik bir düşünceye bağlı kalanların asla ve asla kabul etmediği teorem. halbuki her gecen gün bu teoride bir parça daha yerine oturuyor gibi görünüyor. mesela sanırsam 2004 yılında bulunan yarı insan - yarı maymun fosili gibi. yani bulunan fosil'in belden aşağısı insan, belden yukarısı maymun. yani evrim sürecindeki bir geçiş formunun fosili. Araştırmacılar, kalıntılarla ilk karşılaştıkların da bir cücenin ya da bir çocuğun izini bulduklarını düşünmüş; ama kafatasının yaşı ve yapısını inceledikten sonra, yeni bir türün kalıntılarını keşfettiklerini anlamışlar. Homo floresiensis; yani Flores insanı adı verilen fosil, insanoğlunun soy ağacına eklenen yeni bir tür olmasıyla kalmıyor; topu topu 18 bin yıl yaşında. Yani antropolijik açıdan gayet yakın bir döneme ait. "peki bu tür bize ne kadar yakın?" diye sorduğumuzda ise independent gazetesinin cevabı "o kadarda değil" oluyor. bu türün beyninin büyükçe bir portakal kadar olduğunu yazıyor. Ancak Homo Floresiensis de iki ayağı üzerinde yürüyor. Avusturalya ve Endonezyalı bilimadamları, Homo Floresiensis'in fiziksel ve zihinsel açıdan fazla donanımlı olmadığı halde yüzbinlerce yıl dünyanın bu bölgesinde türünü sürdürmesinden şaşkınlıkla bahsediyor. Modern insanın diğer akrabaları, örneğin Neandertaller ya da Homo Erectus türü, Afrika'dan yola çıkıp dünyaya yayılmış; ama Homo Sapien'lerin üstün zekası karşısında çok daha önceleri ortadan silinip gitmişlerdi. Bir metrelik Flores insanı'nın ise, muhtemelen 12 bin yıl önceki bir yanardağ patlamasına kadar, Endonezya'nın bu ücra köşesinde yaşadığı tahmin ediliyor.
yani henüz ortada net birşeyler yok ancak dogmatik bir düşünce olan din taraftarlarının da hemen saldırıya geçmeye çalışmaktansa bu araştırmaların tamamlanmasını beklemeleri gerektiğini, varsa islam, hıristiyan, yahudi dünyasından da bilim adamlarının bu araştırmalara ışık tutulmasına yardım etmeleri gerektiğini düşünmekteyim. eğer haklı çıkarlarsa, haklı zaferlerinin gururunu yaşarlar. ancak bu şekilde darwin gibi bir dehaya hakaretlerle, "yalan onlar yalan inanmayın!" diye bağırmakla bir yere varamazlar kanımca. unutmayın hayatta en hakiki mürşit kapıcı hurşit değil; ilimdir,fendir. *
başka alanlarda objenin/fenomenin kusursuzluğunu yitirerek kendi ölümünü doğurması beklentisi evrim teorisi imanlılarınca bu kurama sadakat neviinden tersine işletilir. oysa doğrusu hatasızlığından-mükemmeliyetinden mülhem eskiyerek yok olmaktır. düzen böyle işliyor, şu anda da böyle. nonlinear kelimesini hiç duymuş muydunuz pardon? yok.. haa ezbere konuşuyorsun. 78 basımı lan o elindeki dingil. (artan/azalan hesaplaması yap bak doğruyu alacaksın eline)
insanların nasıl büyüdüğünün biyokimyasını ve fizyolojisini bile çözememiş insanoğlunun en büyük kendini beğenmişlik gösterisidir evrim teorisi... Belki doğrudur, belki yanlıştır bu teori ancak kesin olan şey şu an itibariyle bunu kestirecek bilgilere sahip olmadığımızdır. Ne diyor çin'deki kök hücre tedavisi uygulayan hastahanenin doktorları ' bu yöntem işe yarıyor ama nasıl işlediğini tam olarak nalayabilmiş değiliz '. Daha gözleriyle gördüğü şeyleri açıklayamayan insanoğlu görmediği şeyler hakkında ne de güzel ahkam kesiyor, oturup izlenesi, ibretle gevrekleşilesidir.
- hey dostum, evrim hakkında sürekli aynı şeyleri yazıyorum. saçmalıktır diyorum, allah var diyorum. para kazanıyorum.
+peki ortaya saçmalıktan başka ne koyuyorsun?
-sakin ol dostum, açıklayabilirim.
c.d.=sen var ya maymun dan geliyon.
h.b.=maymun neyden geliyo?
c.d.=o da onun atasından.
h.b.=peki onun atası neyden geliyo?
c.d.=....
h.b.=....
c.d.=tek hücreli canlılardan.
h.b.=ya tamam kardeşim de o nereden geliyo?
c.d.=tamam hadi sen çakal çıktın, kandıramadım seni.
hiçbir bilimsel bir teoriye kayıtsız şartsız iman yoktur. "ilerideki bulgular deneyimlerimi geliştirebilir ya da yok edebilir" sözünden sonra zaten yüz küsür yıldır kuram delik teşik edilmiş ve çürütülmesi bir yana daha çok güçlenmiş ve biyolojinin canlıya bakışındaki temel mantığı konumuna yükselmiştir. din penceresinden bakıp da aynı mantığı bilime sokmasın kimse, dindedir kayıtsız şartsız iman, bilimde değil. tez olmaktan çıkalı da 150 yıldan fazla oldu, ne tezi hala yahu?
ayrıca 60 milyon önceki şuur çok merak ediliyorsa google'dan aratılır, yabancı dil varsa yabancı bilim kuruluşlarının sitelerinde, yoksa tübitak, odtü, ege gibi bilimsel inceleme yapan yerli üniversite ve bilim kuruluşlarında araştırılır, en olmadı önceki bu başlık altındaki sayfalarda bunların açıklamasına dair bir araştırma yapılır, başka sözlüklerde konu incelenir, gelip de buraya yazılmaz. ha eğer tüm bunlara rağmen yazılıyorsa bu merak filan değil art niyettir, hala histeriye tutulmaktır leydiz end centılmınz. o değil de, hala çürüten bilim kuruluşlarının makalelerinin koyulmasını bekliyorum ben buraya, unutulmasın bu, lütfen. öptüm, kib bye pls.
keçi boynuzu vardır, böylece kaynatırsınız. yerken uzar da uzar... işte bu konuda keçi boynuzu gibi uzadıkça uzuyor. karşısında koyulan koca koca, kelli felli bilim adamlarının akıllı tasarım tarzı bilimdışı ve deli saçması konulara hiç girmiyorum; fakat konu hakkında atıp tutan kendi bir şey sanmaktadır. harun yahya gibi ne idüğü belirsiz adamın yazdığı saçmalıklarla dikkat edecek olursanız, evrim teorisine karşı çıkanlar yalnızca olmayana ergi ya da çürütme silahını kullanmaya çalışıyorlar. eksik zihinden ötürü zaten başarısız oluyorlar. fakat biyoloji hakkında okumuş biri dahi olsa bilime karşı önyargıları kuvvetlendiriyor adam. sonra da birileri gelip bilinç* gibi bir kavramı kendince sorgulamaya kalkıyor. sonuç mu? koca bir başarısızlık. çok fazla detaylı bilgiye girmeyeceğim ama böylesine bilim ve akıl dışılık yaygın olduğu sürece, harun yahya gibi şarlatanlar el üstünde tutulmaya devam edecek.
ekleme: hayır bir de şöyle adetler var sözlüğümüzde: yazılan her girdiyi sütüne alınma ya da "aha nasıl avladım sazanları." tarzı yaygın bir gelenek var. şehir efsanesinden öte bir şey olmayan bu önyargı, herhangi bir tartışmaya dahi girseniz yazılanları birer suçlama olarak ele almaktan öteye gidemiyor. halbuki yapılan şey basit bir alaka kurularak kendi kafanızda dahi bir takım olguları oluştursanız pek bir şey değişmiyor. evrim teorisinde de genel yargılardan birine değinen harun yahya ve tayfasının saçmalıkları el üstünde tutulurken ve onların yöntemlerine benzer yöntemler kullanılınca haliyle bir analoji kurma gerekliliği doğuyor. nedir bu yöntemler? olmayana ergi ya da çürütme yöntemlerini kullanma. teorinin ilgi alanına girmeyen sorular sorarak tezi çürütmeye çalışmak. buna benzer şeyi ancak akıllı tasarımcılar ve onun kardeşleri olan harun yahya'lar yapıyor. ama en azından adamlar saçma dahi olsa bir tez ortaya atabiliyor. buna karşın bazıları bu yöntemin bir kısmını alıp "ben hiçbir teze karışmam" gibi anlamsız bir tutum sergilemesi. bu akılla ancak bir adım ilerleyebilirsiniz, oraya ilerledikten sonra da akıl tutulması uçurumunda aşağıya düşmektir. o zamanda "yer çekimi bir teoridir, yoktur." diye gezersiniz ortalıkta.