Milyonlar milyarlar havada uçuşurken, belki ilk zamanlar hevesim de varken, bilinçlenme ile "benim ihtiyacım bunlar drğil. ihtiyacım hayat standardımı artıracak kadar" deyince herkrsin çok hoşuna gitti.
Ama ne zaman teke insem diğer tarafların, çoklu bakış olsa tekin tepkisini görüyorum. iletişim yasağı sürerken siz kendi içinizde ne yaşıyorsunuz da bu kadar sert tepki veriyorsunuz.
Acaba hatunu db sızdırdıysa, diğerlerini de mi db sızdırmıştı? Zaten tüm yakınlarına tıklaması şüphe uyandırıyordu. O zaman ay'ye zarar veren kimdi? Yoksa bilmediğimiz başka bir fail mi vardı? Dahası ay, db'nin ailesini sıradan geçiriyor db sesini bile çıkarmıyordu. Yoksa başka işler mi dönüyordu?
Bu durumda çevresine tıklayan da bunu açığa çıkaran da db oluyordu.
Db, onun arkasında devlet var, devletle anlaştık, zarar vereceğiz diyor, ama ay yıllardır benzer sorunlar yaşıyordu. Yoksa db, ay'yi mi destekliyordu. Ay ısrarla bu işi bana db verdi, zaten ilk zamanlar ne yazdığımı ben bile bilmezken o biliyordu diyordu. Belki de db bir dizi görüşme yapmış, ay'ye bir vazife vermiş, ya da verdirmişti. Yoksa hangi devlet adamı db'nin yeğeni ile uğraşırdı?
Türkiyede ve dünyada hangi gücü arkana alırsan al, db'nin ailesine dil uzatamazdın. Ama ay sıradan geçiriyordu. Yoksa bildiklerinde yanlışlar mı vardı?
işin bir de siyasi yönü vardı. Oyuna göz diken iyi partiyi uçurduktan sonra, parti içini de demizlemiş, ak partinin çatlayan çözüm sürecini kendisi gerçekleştirmişti. Bu süreçte nasıl oluyor da her seferinde db kazanıyordu?
Ben size söyledim, Yücel dışındakiler yaşadıklarını hak etmedi dedim. Siz gittiniz biz onun evlatlarıyız bir bildiği vardır dediniz. Hangi devlet adamı haftalarca gizem anlatır?
Adamların hepsine tıklayan db, bana sızdırıp yazdıran db, bunlar sana zarar vereceğiz diye uğraşıyor. Beyin vücudu terk etmiş.
Bir de saflık sadece burada drğil. Başka partilerde de var. Senin yüzünden ölenler var diyor, brn tanımıyorum diyorum anlamıyor. Aile meselesi anlatıyor. Ben yapmıyorum diyorum anlamıyor.
Günlük yapılacaklar listesi geliyor dediklerinde herhalde mevlit, feti gönderiyordur diye düşündüm. Şimdi anladık. Muhtemelen şunu Erol yaptı, şunu engin yaptı dediğimiz bir çok şey uzun zamandır aynı yerden geliyor. Gerçi bunu tek başıma fark etmedim, dün söylediler senin Erol yaptı, engin yaptı, coşmuş yaptı dediğin şeyler aynı yerden geliyor dediler.
“bir şey söyleyeceğim;
insanlar burada sadece yazmıyor, biraz da kendilerini bırakıyorlar.
sonra bir gün sessizce gidiyorlar ve en çok sesi çıkanlar, o sessizliğin sebebi oluyor.”
Ne kadar üzücü.
benim ne olduğumu biliyor musun?
ben arabaları kovalayan köpek gibiyim
yakalasam bile ne yapacağımı bilemem
anlarsın ya ben sadece yaparım
mafyanın planları olur
polisin planları olur
hepsi komplocudur
küçük dünyalarını kontrole çalışırlar
bir şeyleri kontrol etmeye çalışmanın zavalılığı gösterilir
olay kişisel değil
gerçeği söylediğimi biliyorsun değil mi?
Bir alanda kendimi geliştirmek istiyorsam şöyle okurum. Daha doğrusu şöyle başlayım, şu şekilde okumam: bir yazar diyor ki hayatın boyunca okuyacağım kitap sayısı bellidir, yanlış kitap zaman kaybıdır. Ben böyle bakmıyorum. Ben şöyle okuyorum: herkesin okudığu kitaplar, az sayıda seçkin kişilerin okuduğu kitaplar, akademik kitaplar ve mümkünse yıllar önce yazılmış, baskısı bitmiş, unutulmuş kitaplar. Ancak böyle uzman olunur diye düşünüyorum. Şimdi mesela z kuşağı hareketli, müzik, dinliyor, kahve içiyor, dans ediyor, ama hiçbir alanda uzman değil. Bu bir sorun.
Size bir teklifim var. Kalp atanların hepsine. Şu anda bir iki tanesi ağlıyormuş ya. Bugun keyif veren eğlendiren, bir hobimiz ile ilgilenelim. Bugünü mutlu geçirelim, sonra yine bakarız.
Süreç iki parça ankara ve istanbul. Ankara uzun. Detaylıca konuşuruz. Şimdi büyük şirketlerin çalışanları niye aile sorunları yaşadılar? Ne gerek vardı.
Bunların bir grubu polis tanıyoruz diye, bir grubu siyasetçi tanıyoruz diye kendi patronunun karısına kızına laf attı. Adamlar da siyasi çevreyi karşısına alamadı bu laflara katlandı. Sonra devlet devreye girdi ve bu işçilere bunu yaşattı.
Bazen saat 2'de 3'te uyanırım... bazen sabah 5'te devlet millet vazifesi bekler... 2 defa hastaneye yattım... rüyamda mia'yı gördüm, uyandım karşımda beyaz duvar, kapı kilitli... seçim şarkısı gibi, hele bakın nereden nereye gelmiş. Aşk konusunu, beğendiklerimi, güzel bulduklarımı anlattım... beni severek iyileştirmeniz hoşuma gidiyor, ama duygusallığı kaldıracak bünyeye sahip değilim.. yük olur sırtımda... yine hanımefendiye sarılırım bazen, ama yanağını sıkarım gülerek... yaklaşık 1 aydır iyiyim çünkü... ne zor günlerdi 23 nisana kadar... ama önceki senelerde daha zordu. Hergün hastaydım, hergün... şimdi yüzde 80 düzeldim... sevilmezsem yine kötüye düşerim...