bu akşam kasımpaşa maçına
--rüştü--
--erhan--toraman--ersan--ismail
--ernst---aurelio--
--guti--
--nihat---------holosko--
--bobo--
şeklinde çıkan takım. gelelim konumuza;
ileriden başlarsak nihat ve holosko hem formsuzlar hem de yerlerinde oynamıyorlar. ikiside ya santrafor yada ikinci forvet olarak oynar normalde. ikisinde de kanat bilgisi olmadığında kanat organizasyonu erhan ve ismaile kalıyor. erhanın bu takımda yeri yok. tartışmaya gerek bile yok 28 yaşında ki "genci". ismail de ileri biraz çırpındı fakat çok etkili olamadı. göbeğe gelirsek aurelio savunmada çakılı. ernst ve guti devamlı geriden top alıp ileriye gidiyor. iyi de gutinin savunmadan gelip top almaması lazım. ceza sahasına yakın yerlerde olup araya paslar çıkarması top dağıtması lazım. ileri de iki beceriksizle de garibi bobo yalnız kaldı haliyle.
geleim ikinci yarıya. ne oldu? aurelio çıktı quaresma girdi. q7yi koydun sola. eee holosko çıkana kadar 15 dk boyunca nerde oynadı? amf mi oynadı kanat mı oldu ne oldu? hadi aldın yerine soktun tabatayı. erhanı çıkardın hilberti soktun.
--rüştü--
-hilbert--toraman--ersan--ismail
--ernst--
--guti--
--nihat---tabata------q7--
--bobo--
tam bu duruma geldik derken kasımpaşanın golü geldi. ama golden sonra öncesine göre biraz daha top oynayan bir beşiktaş vardı. en azından hilbert bindirmeler yaptı falan filan. he guti penaltıyı atsa beşiktaş yine alırdı bu akşam üç paunı ama sorunlar bitmezdi. sorun sistemde. schuster her ne kadar dalgadan desede gerçekten beşiktaşın belli başlı kanat organizasyonları yok. bobo çok iyi kafaya çıkar ama adam gibi orta yok ki.
neyse son olara benim idealimde ki 11i yazarak entryme son vermek istiyorum.*
--cenk--
--rıdvan--toraman--ersan--ibo-
--ersnt---necip--
--guti--
--hilbert------------quaresma-
--bobo--
rıdvan ve ibo arkadan bindirir. ernst veya necip ileri top taşır. guti ilerde top dağıtır. q7 hilbert kanatları kullanır. bobo da bi şekilde golünü atar.
eğer dahili ya da harici bir aksilik olmaz ve knockoutlarda hayvani bir rakiple eşleşmezlerse quti , quaresma, bobo ve ernst'li kadrolarıyla bu sene uefa avrupa ligi'nde çeyrek final oynayacak türk takımı.
yani mart ve nisan aylarında avrupada hala bir türk takımı görebiliriz.
2 Km bayrak yapıp dünya rekoru kıran sevgidir, o bayrağın en arkasında hiç bırakmadan duran 72 yaşındaki teyzedir.
Futbolcusuna kızdığında "Aşkımız renklere sizlere değil" diyen renk aşkıdır.
şu an en büyük eksiği iyi bir sağ bek olan takım. hilbert'i dün hep beraber izledik, ciddi manada adamın orta açma problemi var. e savunma desen zaten kendi yerine oynamıyor, sağ bek değil. eğer ocakta koşan, kontrolü iyi, ortası isabetli bir sağ bek alınabilirse ne âlâ, he olmadı en büyük aday rıdvan şimşektir. q7 de bıraktığımız gibi geri dönerse dadundan yenmez takımın.
porto maçından sonra bu takım çok işler yapacak şeklinde düşündüren takımım. sakatlarda iyileşse kimse tutamaz. avrupada dahil bir çok kupayı iddalı kovalarız.
bu akşam özellikle ikinci yarı kendi ligini yakıp yıkan, bu sezon yenilgisi olmayan porto'yu sahasında ezmiştir.
kazanabileceği maçı beraberlikle bitirmiştir.
en güzeli ise wien'de cska'ya yenilmiştir.
uzun lafın kısası hayırlısıyla inönü'de wien'i yener, turlarız.
maçlarını eski adıyla "şükrü bey" günümüz de ise "Fi TAPI inönü Stadı'nda" oynayan türk futbol takımı. Jimnastik klübü olarak 1903 yılında faaliyet gösterirken, futbol branşını 1910 yılında açmıştır.
bugün beni mutlu etmiştir. Porto gibi bi takımla quaresmasız denk oynayabiliyorsak ve pozisyon üretebiliyorsak (en azından 2. yarı), bu takımda iş var demektir.