Şair, sırretmeye elden seni bir perde olurdum, toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum derken aşkın üst basamağında duruyordu, ama tek sorun bunu karısına değil, aşık olduğu genç kıza yazmasıydı.
Bekir coşkunun ayrılık yazısını paylaştığım zaman: BEN ayrılıklara dayanamam.
Bu ayrılıklar bana göre değil.
Arabamı sattığım gün arkasından bakmıştım.
"Sonuçta demir yığını, o senden ayrıldığını bilmiyor ki, öyle boynunu büküp bakma ama..." dediklerinde utanmış, onlara motor kaputunu öperek vedalaştığımı, sağ ön çamurluğu okşadığımı söyleyememiştim.
O demirdi ama ben değil...
Çamaşır makinemizi tamire götürdükleri gün arkasından su dökmüştüm, burnumu çeke çeke.
Ya eski portmantomuzu çöpe attıkları gün?..
Muhterem karım hamalların yanında veda konuşması yapacağımı anlamış, "Sakın ha..." diye tembih ettikten sonra, kulağıma "Eski soba borularına yaptığın gibi, bunu da gece tekrar içeri taşıma yine..." demişti.
***
Evet bu yazıyı paylaştığım zaman, kirli kadir seni yıllarca taşımış arabanın arkasına satılık diye yazmaya nasıl utanmazsın diye cevap vermişti.
Değil insandan, bir nesneden bilr ayrılmak çok zor.
O nedenle bazen eşyalarımla birlikte uyurum.
Ayrılık çok zor. Katlanabilir değil. Şu son ayda ne yaşadığımı bir ben bilirim.