Uzun zamandır ayakkabılarımı boyamıyordum bugün ayakkabılarımı boyadım ve çağrışım oldu yıllar yıllar önceye çok eskilere gittim askerlik yaptığım yılları hatırladım her gün botlarımı boyardım her gün tıraş olurdum çünkü bunlar kuraldı ve kurallar çok katıydı ve hepsi geride kaldı bir varmış bir yokmuş hepsi geçti gitti evet zaman her şeyi yok eder şimdi her gün ayakkabılarımı boyamıyorum her gün tıraş olmuyorum benim özgürlüğüm her gün ayakkabılarımı boyamamaktır her gün tıraş olmamaktır.
üzerinden 22 sene geçmiştir. genelde acı ve üzücü hatıralar var ama her şeye rağmen iyi ki yapmışım. bir erkek ve türk çocuğuna "özgürlüğün" ve disiplinin ne olduğunu başka türlü bu kadar iyi öğretemezsin..
Bence hayattan bir kayıp olan, sadece bir angaryadan ibaret olan dönemdir. Tam da pandemi dönemine denk gelmişti ki 2020 yılına girdiğimizden beri hayatımda tek bir şey sorunsuz olarak gitmedi. Ne aşkta, ne kariyerde, ne arkadaşlık ilişkileri, ne giriştiğim işler, ne kar edebildim her şeyi yapabilmeme rağmen. Son dönemleri daha bir iyi geçmişti ve keşke o günler hiç bitmeseydi.
Bir gün sabah içtinasında sayıyoruz sayıyoruz ama bizim koğuştan bir kişi eksik çıkıyor hep ve gözle görülür şekilde de ismi lazım değil bir arkadaşımız yok, çavuş gitti koğuşa bakmaya orada da bulamadı. Meğerse sığır uyku serseminden yan koğuşun içtimasına katılmış. Böyle bir mallık istesek bile yapamayız heralde, bunu da kimseye kaptırmadık şükür.
Hayatımın zor bir dönemi olarak geride bırakalı 1 yıl olmak üzere. Çok detaya inmeden yazayım.
Aslında Daha gitmeden başladı zorluğu. Bir merak tuttu, nereyi tutturacağım, nerede geçecek askerliğim diye... neyse, bekleyiş sona erdi, bir baktım acemi birliği kütahya'ya çıkmış. Sevindim cidden, bir de rahatladım ki anlatamam... zaten çevremdekiler "havacısın, kıymetini bil" minvalinde tepki verdiler. (Sahiden de havacı asker olmanın birtakım avantajları vardı)
Sonrasında günler jet hızıyla geçti, cumartesi oldu. Vardım kütahya'ya. işlemlerden sonra verildiğim bölüğe geçtim, kıyafetleri teslim ettim. Öyle böyle derken yatış saati gelmişti.
Yatağıma uzandım. 24 saat önce evimdeki tavana bakarken şimdi ise 25 - 30 cm üstümdeki sunta'ya bakıyordum. Çok tuhaf bir duyguydu.
Neyse erken kalkmaya ve disiplinli hayata alışık olduğum için 21 günü sıkıntı yaşamadan komutanlarla iyi geçinerek tamamladım ama o 21 gün geçmek bilmemişti benim için Kütahya'da. Sonuçta bir tuşlu telefonla medeniyetten uzaktaydım...
Son hafta ise dağıtıldığımız ustalık yerlerini öğrendik. Çoğu asker ana jet üslerine, füze üslerine dağıtılmıştı. Bana ise eskişehirastsubayOrduevi düşmüştü. "Ne ballısın!" demişti oradaki bir çavuş. Bir bakıma haklıydı, sonuçta dağda, bayırda veya üs'te değil, şehir içinde, askeri otelde yapacaktım ustalığı. Neyse, acemi'den terhis olduk, 1 gün iznim vardı onu da istanbul'da geçirmek istedim. Evime geç saatlerde geldim. Ertesi gün dinlenip Pazar günü Eskişehir'e gittim, Vardım 5 ayımı geçireceğim orduevi'ne... Orada bir dükkanı işlettim 5 ay boyunca. Fakat başımızdaki astsubay başçavuş tam bir psikopattı. Ayrıca ego tatmin eden yedek astsubaylar'ın ağız kokusunu çekmek, küfürlerini işitip cevap verememek, üst devrelerin alt devreleri ezmesi çok zorladı cidden. 5 ay diş sıka sıka geçti.
Sonuç mu? Özgürlüğün kıymetini bir kez daha anlayan, Stresten saçı beyazlayan hatta şakakları açılan bir ben. Ha, iyi açıdan bakarsak, bu beni daha büyük zorluklara hazırladı. Hem psikolojik hem de fizikî...
Velhasıl, batı'da da geçse, doğu'da da geçse, askerlik her türlü zor.
Bu ifadeniz yanlış bence. Türkler asker millettir. Türk milleti askerlikten kaçmaz!
Edit: artık 18 ay askerlik yok. Sayın cumhurbaşkanımız askerlik süresini kısalttı. Artık askerlik 6 ay ve operasyonlara uzmanlar gidiyor.(şimdi operasyonlara da ihtiyaç yok pek) bu durumda bile bu şerefli görevi yapmak istemeyenler için söylenecek söz yok.
Edit2: kendinizi övücem diye sakıncalı sözler söylemeye devam etmeyin lütfen.