Sen çıkıp birinci parti olursan, Akapekaka'yı Ekrem ve Mansur gibi başkanlarla kanır kanır kanırtır ve de eşşek gibi anır anır anırtırsan; butlan da atarlar kayyum da... DAM'da DEM'le gezenler, Yahudi Cesaret Madalyalı BOP'çu taşı kayası yalanlar "adalet yerini buldu" der tabiki. Evet.
ingiliz bir yazarın tıpkı diğer ingiliz Edebiyatı zırvaları gibi zırva bir saçmalamasıdır Yüzüklerin Efendisi. Bir de şu evren lafına çok gıcığım. Herif kıçından bir şeyler atıyor ve bu zırvayı sürdürebilmek için yazdıkça yazıyor, bunun adı da evren oluyor. ilk filmin 1 saatini zor izledim, o kadar. Birkaç kez daha denedim, fakat daha ileriye gidemedim. Güzel değil tabiki. Bu kitabı ingiliz değil de Pakistanlı biri yazsa; yüzüne bakılmazdı.
Hep demişimdir: En iyi müdür 3 harfli, en iyi patron ölü patrondur. Ecele tabiki inancımız var ve o işçiler için vade orada yetmiş. Soyha bir işverenin parası gitmesin diye işçilerin ölmesi gerekiyormuş. Üç harfli bir patron yüzünden ölecekleri yazılmış kaderlerine.
Şöyle söyleyeyim: Püre de kızartma da patatesten yapılır; ama kimi püre sever kimi kızartma. Yeni tasarım püre gibi, sevmiyorum. Eskisi patates kızartması gibi yedikçe yiyesini getiriyor. Bazı şeyler hiç değişmemeli. Eski tasarım görünüm olarak da mükemmel uyumlu ve tatliş :-).
Kimsenin mutlu ve umutlu olmadığı, yönetenlerin DAM'da gezip DEM'lendiği, Apo Piçi'ne teröristbaşı bebek katili denilmeyip "umut hakkı" istenen (umudunuza sokayım, size de bir şey olsun), Yahudi Cesaret Madalyalı BOPçu yöneticimizin mekânı meçhul askerden çürük katil oğlunun ülkeye giremediği bir yerdir. Evet.
Elit dediğiniz kıçı tavana vurmuş bir görgüsüzlükse; orada dursun! Az insan olmak, delikanlılık yeter de artar bile. Sakil nobranlıkları da reddediyorum.
Romantik olmak gerekirse yazmadır derim. Gümüşten kalpli kolye, elleri üşümesin diye gri orlon eldiven, Tahtakale'den alınmış şekilli ucuz basit taşlı yaka iğneli broş, onun için yazılmış içten bir mektup... Geçer akçe midir onun gözünde, bilinmez; ama benim için daha ötesi asla yoktur, olamaz.
Gülmek Abla yine çok formunda. Yap ablacığım, yap. Sen de mutlu ol. Bir zaman gelir durulursun, elin ayağın tutmaz olur. Dişin kesiyorken ye, der büyükler. Eşim ve ben çocuklarımızı az kabarttık ve palazısıdılar. Boya sümüğe yetiştiler inşallah. Gün gelir mürüvetlerini görürsek daha ne isteriz ki bu kavanoz dipli çirkeften? Allah doğru bastırsın, adımlarımıza dölek dışlık versin! Herkese... içinde de bize... Amin :-).