isimleri lazım değil, belirgin belli başlı yazarlar tarafından domine edilen, sürekli troll entry'ler girilen, kadın yazarlarla sürekli uğraşılan berbat bir platform. Büyük bir beklenti ile kaydolmamıştım ama yine ekşi'den iyidir diye düşünmüştüm. Fakat öyle olmadı. ekşi'den kaçtık, uludağ'a tutulduk. Soğuduğum bir yerde de durmanın doğru olmayacağını düşündüm. O yüzden bırakıyorum burayı. Arkamdan atıp tutacak birisi olacaktır illa ki. Onlara da cevap vermek bile istemiyorum.
Onlardan Geriye kalanlara ise, kendinize iyi bakın demek istiyorum. Buradaki mücadelenizde başarılar.
Oğlum sözlüğün haline bak ya.
Bir tane doğru başlık açamaz mısınız siz? iki dakika gireyim kafamı dağıtayım dedim, tepem attı iyice. işsiz misiniz, bu hayatta bir amacınız mı yok? Bu nasıl başlık?
Dertler biz yaşadığımız sürece bitmez o kesin de, yurtdışına gidilince dertlerin %90'ı jilet gibi kesilecektir.
insan haklarına saygı, çalışmanın, emeğin karşılığını almak, adalet duygusunun hissedilmesi, insan onuruna yakışan bir yaşam, yani türkiye'de olmayan ne varsa yurt dışında var...
Halbuki ortada bir ekonomik kriz olmadığı için haksız tiptir. Ortada kriz yerine, bilinçli servet transferi var. Zenginin ultra mega zengin olduğu, yoksulun hint fakiri olduğu bir transfer.
Başta Anne ve babanız olmak üzere bir yakınınız geliyorsa o gün, duygulanabileceğiniz bir gün olur. Sabah anne babanızla buluşup, iyi bir yerde güzelce bir kahvaltı edersiniz önce. Sonrasında bulunduğunuz şehri turlarsınız. Öğlen bir kafe bulup, beraber oturup çay kahve içersiniz. Sonrasında varsa bir avm'ye ya da çarşı'ya gider eksiklerinizi temin edersiniz. O anda bir şeyin farkına varırsınız: Sivil hayatın nasıl olduğunun... bir yakınınız ile daha önce yaptığınız sıradan bir eylemin aslında sizi duygulandıracağını hiç düşünmezdiniz oysa ki. O duyguyla dolaşırken bir park'a geçer bol bol muhabbet edersiniz. Özlemişsinizdir çünkü... hasret kalmışsınızdır bu hayata. Çünkü her sabah uyandığınızda her gün aynı askerî rutini tekrarlamaktan bıkmış usanmışsınızdır.
Neyse, akşam üstü birliğe teslim olmadan önce bir lokanta'ya girer beraber yemek yersiniz. O yemekten sonra birliğinize teslim olursunuz. O anda içinizde bir burukluk olur... koğuş'a geçtiğinizde bir gözyaşı akar yere. Daha 5 dakika önce anne babanızla iken, şimdi sayısız erkeğin olduğu bir odadasınızdır. Sanki bir gezegen'den başka bir gezegene ışınlanmış gibi hissedersiniz. Bu hissiyat çok güçlü olur. Bu durum yüzünden bir bakmışsınız ki; şafak (kalan günleri) sayma isteğiniz her zamankinden daha güçlüdür. Günler hızlıca geçsin diye dua edersiniz.
immünoglobulin A, ya da kısaca "igA"
vücudun özellikle burun, boğaz, sindirim sistemi ve gözyaşı gibi mukozal yüzeylerinde enfeksiyonlara karşı ilk savunma hattını oluşturan, mukoza zarlarında yaygın bulunan bir antikor (savunma proteini) türüdür. Bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan igA mikropların vücuda girişini engellemeye yardımcı olur.
Ben bu başlığı, mustafa kemal atatürk'e hakaret sayarım. Ha ama bir bilimsel açıklaması var mı? Bilim'e göre var. Adı mı?
"halo etkisi"
Halo Etkisi denilen bir psikolojik yanılsamanın sonucu bu. insan beyni, bir kişinin göze çarpan olumlu bir özelliğini (boy, yakışıklılık, ses tonu gibi) alıp, o kişinin tüm karakterine (dürüstlük, zeka, nezaket) yayma eğilimindedir. Ama söyleyeyim; Karaktersizliğin boyu yoktur. Tarih çok büyük örneklere gebedir bu açıdan. richard nixon 182 cm idi boyu ama watergate skandalı ile adı biliniyor. Ya da 11 eylül saldırıları'nın mimarı usame bin ladin 193 cm boy'a sahipti. Ya işte...
Bir de başta demiştim ya atatürk'e hakaret sayarım diye... zira her tarafından asalet, karakter, ve yakışıklılık akan gazi mustafa kemal atatürk'ün boyu 174 cm'di. ilaveten, Toplumun her kesimi tarafından kabul gören, çocuktan yaşlıya herkesin sevdiği Barış Manço'nun ise 168 cm boyu vardı.
Ve ben, bu yüzden bu başlığı atatürk'e hakaret sayarım
Not:181 cm bir yazar.
Çok şükür azalarak bitti. Bu çikolata aslında iki şeyi çok iyi kanıtlıyor; insanların popüler kültür kölesi olduğunu ve sosyal medya ile nasıl yönlendirilebileceklerini....
Ben askerdeyken kısırlı dubai çikolatası yapmışlardı. Çılgınlık o seviyedeydi.
Neyse ki kurtulduk bu furya'dan.
Genellikle Üst solunum yollarını etkileyen ve bu sefer bana Babamdan geçmiş bulaşıcı hastalıktır. Zaten immunoglobulin A seviyem idealin biraz altında. Dolayısıyla bu tür mevsimsel hastalıklara nispeten kolay yakalanıyorum.
Geçene kadar da süründüren bir rahatsızlıktır.
Kutlu olsun efendim. Böyle yıldan yıla kutlanıyor, hatırlanıyor kadınlarımız...
Kadınların sadece bir gün değil, 365 gün hatırlanıp, değer verilmesi dileğiyle...