Çareni bilmek, çaren konusunda çaresiz olmak, başka şeylerle oyalanarak iyi olmaya çalışmak. Şey gibi bu, çocukken yanlış iğne vurulup, sakat kalan insanlar vardır, işte bu da kendini sakatlamak gibi bir şey.
Büyük şehirlere uğramıyor yıldızlar. Bizim yapay ışıklar, gelgede bırakıyor yıldızları. Çok özledim karanlık ve ıssız yerleri. Oralardan yıldızlar güzel görünür.
Medeniyet ve felaketlerinden uzağa düşmek. Tek dert hayatta kalmak. Kime ne oldu, kime ne haksızlık edildi falan gibi dertler hiç yok. Var bir hayalim…
“Mutluluk bile acı veriyor, çünkü sonu var, biliyorum.”
Çarkın dişlileri birbirini iterken, akrep ve yelkovan hep aynı yere geliyor. Sonunu bile bile mutlu olamıyor insan. Zaten anlar ya mutluluk, geldiğinde tadını çıkarmak ya mesele, işte onu bile yapamamak.
tam bir aptalla muhatap olma durumu ya. bu aklı kıtla arkadaşlık etmiş olmak benim hatam. böyle durumlarda gina gibi bir özürlüye kızmak hata, çuvaldızı kendine batıracaksın.
devlet kademelerinde çalışacak insan bulamamaya sebep olur, bürokrasi çöker. doksanlarda özel sektör daha iyi olanaklar verirken vardı bu durum. sonra sonra memur maaşlarına abandılar da abandılar.
sürekli kendi hakkında ne düşündüğünüzü soran insandır. değerinizi kendiniz belirleyin çocuklar, şu huyum sence nasıl, buyum nasıl vs vs gibi şeyler deme ihtiyacı duyduğunuzda karşıya kendiniz üzerinde güç iddia etme hakkı veriyorsunuz.
dünyanın en korkunç şeyi olabilir. inatları inat iki insanı, geri adım atmayı bilmeyen iki insanı kader zaman zaman bir cilve olarak karşılaştırır. buradan kaos, toksiklik ve en kötü şeylerden başkası çıkmaz.
siz ulu sözlüğün yeni neferleri, sizler sözlüğün bekasının temel taşı olacağını, buraları dutluktan, mega şehre çevireceğini sanan enayiler. bakın buradan sizlere on ikinci nesil adı altında gelip giden onlarca yeni nesil yazarın mezarları üzerinde kahkahalar atarak sesleniyorum; sizler de toprak olacaksınız. günün sonunda burada yine biz müzmin deliler olarak birbirimizin yüzüne küfürler savurup, güne devam edeceğiz. yani demem o ki, kısıtlı vadenizi iyi değerlendirin, bugün varsınız ulu sözlüğümüzde, yarın yoksunuz. biz buranın gerçek sahiplerinden öğrenebileceğiniz maksimumunu hızla öğrenin, çünkü vadeniz geldiğinde her pişmanlığınız beyhude olacak.
korkunç bir his. maskeler ardına saklayıp sosyal hayata karışarak, gülerek, eğlenerek geçiştirmeye çalışırsınız. kimseye açıklayamazsınız, insan ruhundaki şeyi nasıl açıklayabilir zaten. ruhunun sana ettiği eziyetin tarifi de yok. minik molalar vermiş gibi yapan bu hal, hep orada, hep büyüyor, hep yük oluyor. açıklaması yok, yükü korkunç.