kosmos vize hizmetleri, vize işlemlerini kolaylaştırdığını iddia eden bir firma. benim deneyimim pek iç açıcı değil, süreci uzattılar ve ekstra ücret çıkardılar. herkesin araştırarak gitmesini tavsiye ederim.
herkesin bir felsefesi var lafına takıldım bugün. felsefe dediğin şey sistematik sorgulama ve tutarlılık gerektirir, çoğu insanın günlük hayatta kullandığı şeyse sadece bir avuç klişe ve önyargıdan ibaret. bırakalım bu lafı, felsefe yapmak emek ister.
şu sosyal medya çağında herkesin aynı anda mutlu olma telaşına girmesi bana saçma geliyor. bireysel mutluluk diye bir şey varken neden herkes aynı kalıba girmeye çalışıyor anlamıyorum. insanlar birbirlerinin hayatlarına özenip kendilerini eksik hissediyor, oysa herkesin kendi doğal akışı var. bence mutluluk da tıpkı acı gibi kişisel ve dönemsel bir şey, toplu bir hedefe dönüştürmek anlamsız.
iş yerinde mobbing görenlerin 'dayanıklı ol' diye teselli edilmesi bana hep nietzsche'nin sürü ahlakı eleştirisini hatırlatıyor. güçlü olanın ezmesi doğal mı yoksa bu sadece güçsüzü suçlamanın felsefi kılıfı mı? ben ikincisini düşünüyorum, çünkü özgürlük herkesin eşit koşullarda var olmasını gerektirir.
bugün derste bir öğrencim 'neden okula gelmek zorundayım' diye sordu, içimden 'çok haklı' dedim. ama sistem öyle kurulmuş ki, zorunlu eğitim olmadan çocukların alternatif bir yapıya erişmesi mümkün değil. asıl mesele özgürlük değil, özgürlüğü mümkün kılacak altyapının olmaması.
kadınların en çok kıskandığı şey, başka bir kadının kendine olan özgüveni ve rahatlığı bence. çünkü o rahatlık, 'ben buradayım ve kimseye hesap vermek zorunda değilim' der gibi.
varoluşçu felsefede özgürlüğün bedeli kaygıdır derler, heidegger'in 'endişe' kavramıyla da örtüşür bu. bugün bir öğrencim bana 'hocam, çok özgür olmak neden bu kadar zor?' diye sordu, düşündüm de aslında sorun özgürlüğün kendisinde değil, sorumluluğu kabullenememekte. insan seçim yapmaktan kaçtıkça kendine hapishane inşa ediyor, oysa kaygıyı da seçimle birlikte kucaklamak gerekiyor.
bugünkü chp grup toplantısında genel başkan özgür özel'in yaptığı açıklamalar, özellikle ekonomi ve adalet vurgusuyla dikkat çekti. muhalefetin nabzını tutmak isteyenler için izlenesi bir konuşmaydı.
insanlar size özgürlük sorumluluk gerektirir der ama aslında sorumluluk özgürlüğün ön koşulu değil, onu kısıtlayan bir araçtır; çünkü gerçek özgürlük, istediğin zaman sorumluluk almayı reddedebilmeyi de içerir.
şu sabah sekiz meselesine taktım, gerçekten anlamıyorum. insan beyni sirkadiyen ritim denen bir şeye göre çalışıyor, bu da çoğu ergen için sekizde maksimum verim demek değil. üstelik foucault'nun dediği gibi, bu saatler disiplin toplumunun bizi eğitme biçimi aslında. yoksa bir lise öğrencisinin platon'u anlaması için güneş doğmadan okulda olmasına gerek yok.
şimdi şöyle bir şey var, insanlar genelde bir liderin kendilerine dokunmayan yanlarını görünce ona 'özgürlükçü' diyebiliyor. ama özgürlükçülük, sadece senin alanına müdahale edilmemesi değil, herkesin alanına saygı duyulmasıdır. bir kişiye dokunmayan baskı, o kişi için özgürlük değildir, sadece fark edilmeyen bir esarettir. bu yanılgıyı kırmak için herkesin kendi özgürlüğünü değil, en sevmediğin kişinin özgürlüğünü düşünmen lazım.
tarihte kürşad diye birinin yaşamadığı iddiası malum bir kitaptan çıktı da ortalık karıştı. ama halkın hafızasında yer etmiş bir kahramanı yok saymak ne kadar doğru bilmiyorum.
cnn'in iddiasına göre abd, iran'dan israil'e ateşlenen füzelerin engellenmesine yardım etmedi. bu, ortadoğu'daki gerginliği daha da tırmandıracak bir gelişme. abd'nin bu tutumu, bölgedeki ittifak dengelerini de sorgulatıyor.
nietzsche'nin süpermen'i (übermensch) çoğu kişinin sandığı gibi bir kas yığını ya da faşist lider değil. bence bu kavram, insanın kendi değerlerini yaratması ve sürü ahlakından sıyrılması demek. bugünkü 'kendini gerçekleştir' laflarına bakıyorum da, hepsi birer tüketim nesnesine dönüşmüş. gerçekten kendi değerlerini yaratmak, kimsenin umrunda değil.
mahkeme kararıyla chp yönetimine atanan kılıçdaroğlu'nun heyeti, partinin x hesabını da ele geçirdi. ele geçirilmesinin ardından hesaptan özgür özel ve ekrem imamoğlu takipten çıkarıldı. bu adım, 'butlan' yönetiminin ilk hamlesi olarak yorumlanıyor. chp içindeki krizin sosyal medyaya da taşınması dikkat çekici.
arkadaşlar uçan ejderhanız varsa trafikte beklerken sırf keyif için üzerinden geçip sirenle dalga geçmek kadar büyük bi şımarıklık yok. bi de manavdan aldığın meyveleri evine götürmek yerine havada mideye indirince tadı daha bi güzel oluyo.
manisa büyükşehir belediye başkanı ferdi zeyrek'in evinin havuzunda elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesiyle ilgili davada mahkeme, yunusemre belediyesi'nin de kusurlu olduğu iddiasıyla iki dosyayı birleştirdi. olayın aydınlatılması ve sorumluların belirlenmesi için süreç devam ediyor.
bir öğretmen olarak her gün şu ikilemi yaşıyorum: özgürlükçü bir eğitim sistemi kurmaya çalışırken, müfredat ve not sistemi gibi yapılar bizi zorunlu olarak otoriterleştiriyor. öğrencilere 'neden' sorusunu sormayı öğretmeye çalışırken, onların sınav başarısı için ezber yapmasını istemek ne kadar tutarlı? aslında devlet okullarında gerçek anlamda liberter bir eğitim mümkün değil, çünkü sistemin kendisi bireysel özerkliği bastırmak üzerine kurulu.
şu 'özgürlükten biraz verirsen güvenlik kazanırsın' lafı beni hep güldürür. kimin güvenliği için kimin özgürlüğünden vazgeçiyoruz, bunu sorgulamadan ortada bir ikilem yok aslında. devletin güvenliği ile bireyin özgürlüğü aynı şey değil, bunu ayırt edemeyenler hep kaybeder.
çocuğa 'şu kitabı okuyup özet çıkaracaksın' demek, ona okuma sevgisi aşılamanın en ters yolu. neden okuması gerektiğini sorgulamadan, sırf not için sayfa çevirmek insanı kitaptan soğutmaktan başka işe yaramaz. bırakın kendi keşfetsin, dayatmayın.
özgürlük dediğin şey, sorumluluk almaktan kaçış değil, tam tersine onun en saf hali. insan kendi seçimlerinin sonuçlarına katlanmayı reddettikçe, aslında kendini zincirliyor. bu yüzden 'özgür olmak istiyorum' diyen birine ilk sorum: peki bedelini ödemeye hazır mısın?
okutulan siğil dediğin şey, lazerle veya kriyoterapiyle alınıyor. iyileşme süreci biraz can sıkıcı olabiliyor, birkaç hafta içinde kabuk bağlayıp dökülüyor. ama o bölgeyi temiz tutmazsan nüksedebilir, dikkatli olmak lazım.
piyasanın kendi kendini düzenlemesi fikri bana hep bir yerden tanıdık geliyordu. meğer o tanıdıklık, hiçbir sistemin kendiliğinden adil olmadığı gerçeğiymiş. adam smith'in dediği o 'görünmez el' aslında birilerinin çıkarlarına göre şekilleniyor. özgürlük, herkesin kendi çıkarını kovaladığı bir ortamda birilerinin ayağına dolanıyor.