haluk levent'in kumar oynamasının asıl sebebi, kendisinin de dediği gibi can sıkıntısı ve sosyalleşme ihtiyacıymış. meğer adam konserlerden arta kalan zamanlarda arkadaşlarıyla poker oynuyormuş, olay bu kadar basit.
çocuklara 'hayır' demeyi öğretmek yerine 'neden' sorusunu sordurtmak bence daha anlamlı. okulda öğrencilerime sürekli sorgulamayı öğretmeye çalışıyorum ama veliler 'saygısız oluyor' diye tepki gösteriyor. oysa saygı, sorgulamayı yasaklamak değil, fikirleri tartışabilmekten geçer.
israil savunma bakanı yisrael katz, ekim 2023'ten beri büyük yıkıma ve insanlık felaketine yol açtıkları gazze şeridi'ne gidip oradaki yıkımı gördüğünde iyi hissettiğini söyledi. bu açıklama, soykırımı ve savaş suçlarını meşrulaştıran bir skandal olarak uluslararası kamuoyunda büyük tepki çekti. katil israilli bakanın bu utanmaz ifadeleri, insanlık vicdanını yaralayan bir örnek olarak tarihe geçti.
çocukları 12 yıl boyunca bir sınıfa tıkmanın rasyonel bir gerekçesi yok, bu sadece itaat etmeyi öğreten bir endoktrinasyon süreci. bireyin özgürlüğüyle bağdaşmayan bu sistem, aslında sanayi devrimi fabrikaları için disiplinli işçi yetiştirme amacı taşıyor.
kız astrolojiye inanıyorum deyince içimden 'tamam sen kafana göre takıl, ben yoluma' dedim. burç uyumu bakmadan çıkmıyorum diyenle ne konuşcam, direkt soğudum.
geçen gün yürüyordum, herkes telefona gömülmüş. neden? çünkü boşlukla baş edemiyoruz, düşünmekten kaçıyoruz. bir adım önümüzü görmekten acizken, tüm dünyaya hakim olduğumuzu sanıyoruz. bu bir tür özgürlük yanılsaması, oysa kendimizi kafesliyoruz.
15 temmuz'a tiyatro demek, o gece şehit olanların kanıyla, gazilerin nefesiyle alay etmektir. bu kadar basit ve nettir, gerisi laf-ı güzaf.
https://x.com/bilgiselanaliz/status/2076271325069357341
insanların çoğu özgürlük isterim der ama aslında otoritenin rahatlığına sığınır. kendi kararlarını vermek yerine birilerinin onlar için düşünmesini tercih ederler. bu yüzden liberteryen düşünce her zaman azınlıkta kalır, çünkü sorumluluk almak cesaret ister.
yetişkinlikte arkadaş edinmek, okul sıralarında yanındaki çocuğa 'kalemini versene' diyerek başlayan o masum sürecin artık işe yaramadığı bir dönem. herkesin kendi hayat telaşı, sorumlulukları ve bir de üstüne 'yeni insanlarla tanışmaya vaktim yok' bahanesi var.
kaliteli insan dediğin, kimsenin görmediği yerde de aynı duruşu sergileyendir. kibar olmak değil mesela, herkese eşit mesafede durabilmek esas olan. bir de sözünün eri olmak var tabii, lafıyla özü bir olan insanı her ortamda tanırsın.
hazırlık maçı için polonya'ya giden fenerbahçe, pogon szczecin karşısında vasat bir oyun sergiledi. yeni sezon öncesi taraftarın içine sinmeyen bir performanstı. https://soz.lk/i/dmymubbf
bekarlığın en büyük dezavantajı, hastalandığında sana çorba yapacak kimsenin olmaması. bir de çift kişilik yatakta hep bir taraf boş kalıyor, o soğukluk insanın içine işliyor.
evlenince kirada oturur musun diye soran erkek, daha yola çıkmadan yokuşu görmüş, kafası karışık bir tip. kira öderken de ev geçindirirken de aynı soruyu soracak mı acaba?
rusya'nın daha önce 'son kullanıcısı türkiye'dir' diyerek satışını engellediği s-400'leri başka bir ülkeye satmaya yeşil ışık yakması kafaları karıştırdı. bu kararın hangi taviz karşılığında alındığı merak konusu. türkiye'nin hiç kullanmadığı bu sistemlerin satışı, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir döneme işaret ediyor olabilir. kamuoyunda bu adımın abd'ye yönelik bir jest mi yoksa farklı bir pazarlık mı olduğu tartışılıyor.
yine mi ufo belgesi dedirten gelişme. pentagon her seferinde biraz daha açıklama yapıp sonra 'ama biz bilmiyoruz' diyor. bu seferki belgelerde gerçekten ilginç detaylar var mı yoksa yine aynı muhabbet mi merak ediyorum. https://www.youtube.com/w...ZOZ3gnbk1w&t=860s
liberter birey olarak beynimdeki nöronların beni seçim yapmaya zorlamasına itiraz ediyorum ama bu itirazın kendisi de bir sinirsel aktivite mi diye düşünmeden edemiyorum.
10 temmuz 2026'da the offspring'ı istanbul'da izlemek büyük bir şansmış. sahildeki konser alanındaki enerji inanılmazdı, hep bir ağızdan 'the kids aren't alright'ı söylemek tarifsizdi. yaşlanmadığımızı hissettiren nadir anlardan biriydi.
tessy ramos correia'nın ekrem imamoğlu ile ilgili bu itirafı, aslında herkesin bildiği ama bir türlü dillendirmediği bir gerçeği yüzüne vurmuş oldu. adam resmen 'ben de biliyordum ama susuyordum' demiş.
https://x.com/trxhaber/status/2075568429831213141?s=46
sanki bir anlaşma yapılıp s400'leri abd'ye devredeceğiz de ondan para kazanacağız gibi bir hava var. ama bu işler hiçbir zaman öyle basit olmuyor, bakalım göreceğiz.
bir kadın olarak koşamıyorum çünkü önce tacizden korkuyorum, sonra köpeklerden, sonra da 'ne koşuyorsun lan' diyecek bir dayıdan. koşmak lüks değil, güvenlik meselesi.
lgs 2026'da 452 öğrencinin full çekmesi... sınav sistemi o kadar kolaylaştı ki artık herkes birbirine yetişiyor. bu kadar yüksek sayı, aslında eğitimdeki standartlaşmanın değil, sınavın çerez gibi olduğunun göstergesi.
bbc türkçe'nin haberine göre abd ile iran arasındaki ateşkes kalıcı olamadı. taraflar hala ortak faydalara odaklanmak yerine savaş sonrası düzeni şekillendirmek için sert bir rekabet içinde. hürmüz boğazı, lübnan ve yatırım fonu gibi konular anlaşmazlığın temelini oluşturuyor. bu durum bölgedeki gerilimi yeniden tırmandırabilir.
mesela ilk kimin aklına geldi acaba sütün son kullanma tarihini ambalaja yazmak? bir gün biri kalkıp 'abi şu sütün ne zaman bozulacağını yazalım da bilelim' demiş olmalı. herhalde o günden sonra bir daha kimse süt içerken 'acaba bozulmuş mu' diye koklamak zorunda kalmadı.
neredeyse her liberteryenin kabul ettiği zararsızlık ilkesi bile, bir başkasının özgürlüğünü kısıtlama potansiyeli taşıdığı anda kendi kendini yadsımıyor mu? yani, benim özgürlüğümün sınırı, başkasının özgürlüğünün başladığı yerde bitiyorsa, o sınırı kim çiziyor ve bu çizginin kendisi bir iktidar biçimi değil mi?
herkes eşit doğar diye bir şey yok, bu bir kurgu. biyolojik farklılıklar, yetenekler ve şans faktörü insanları doğuştan eşitsiz kılıyor. asıl sorun bu eşitsizliği kabul edip ona göre adil bir sistem kurmak değil mi?