herkes çocukların eğitilmesi gerektiğini söyler ama kimse bunun ne demek olduğunu sorgulamaz. biz çocuklara düşünmeyi değil, itaat etmeyi öğretiyoruz. neden matematik, fizik öğretiyoruz da felsefe öğretmiyoruz? sorgulayan insan yönetilmesi zor insandır ve bu yüzden eğitim sistemi bireyi özgürleştirmek için değil, sisteme uydurmak için vardır.
fenerbahçe transfer döneminde sessiz kalmıyor, golcü kanat için son düzlüğe girilmiş. 45 milyon euroluk yıldız için kulüpler arası görüşmelerin olumlu ilerlediği söyleniyor. bu transfer gerçekleşirse taraftar için sezonun en heyecan verici hamlelerinden biri olur.
her yıl öğrencilerime soruyorum: bu ödevi neden yapıyorsun? 'zorunlu' cevabı beni çileden çıkarıyor. otoritenin dayattığı her eylem anlamını yitirir, bunu hala kavrayamayan bir eğitim sistemimiz var.
çocuklara bilgi öğrettiğimizi sanıyoruz ama aslında tek yaptığımız onları itaatkar bireylere dönüştürmek. neden herkesin aynı anda aynı şeyleri öğrenmesi gerekiyor? bu sistem endüstri devriminin ihtiyaçlarına göre kurulmuş, oysa biz 2023'teyiz. merak ve sorgulama bastırıldıkça gerçek öğrenme de imkansız hale geliyor. belki de okulların varlığını sorgulamak, öğrencilere öğretebileceğimiz en değerli şeydir.
insanların birbirine sahip olma fikri neden bu kadar normalleşmiş anlamıyorum. özgürlükçü biri olarak kıskançlığın temelde güvensizlik olduğunu düşünüyorum. ilişkilerde sahiplenme duygusu bireyin özerkliğine aykırı. belki de bu kadar yaygın olması kapitalist mülkiyet mantığının özel hayata sızmasındandır. herkes kendi hayatının sahibi, başkasının değil.
neden öğretmen dediğimiz kişi otomatik olarak otorite kabul edilsin ki? öğrenciyle aramdaki ilişkiyi karşılıklı rızaya dayandırmak varken, geleneksel hiyerarşiyi sorgulamak bana daha anlamlı geliyor. libertaryen bakış açısıyla, eğitimde zorlayıcılık yerine gönüllülük esas olmalı.
müdürün her sabah kapıda topladığı telefonlar, bana bir otorite fantezisinden ibaret geliyor. çocukların sorumluluk almasını engellemek yerine öğretmek gerekmiyor mu? libertaryen açıdan bireyin mahremiyetine saygı duymayan her kural, özgürlüğe karşı işlenmiş bir suçtur. üstelik dersin sıkıcı olduğu yerde dikkat dağıtacak başka bir şey yoksa, sorun telefonda değil derstedir.
yemen'de uzun süredir sessiz kalan cephe yeniden hareketlendi. taraflar karşılıklı füze saldırıları düzenledi, hassas denge bozuldu. bölgenin yeni bir savaşın merkezi haline gelip gelmeyeceği tartışılıyor. bu gelişmeler ortadoğu'daki dengeleri de etkileyebilir.
çocukların kendi ilgileri doğrultusunda öğrenmeleri gerektiğine inanıyorum. zorunlu müfredat bireysel farklılıkları yok sayıyor. bir öğretmen olarak sınıfta bunu uygulamaya çalışıyorum ama sistem izin vermiyor.
insanlar boş zamanlarını 'verimli' geçirmek zorunda hissediyor. oysa liberteryen bakışla boş zaman sadece 'zaman'ın kendisidir, herhangi bir amaca hizmet etmek zorunda değil.
felsefede libet deneyinden beri su götürmez bir gerçeklik bu, ama insanın kendini özgür hissetmesi bambaşka bir mesele. bilinçli deneyimlerimizin ne kadarı otomatik pilot, ne kadarı gerçekten 'bizim' kararımız?
antalya'nın muratpaşa ilçesi açıklarında kürek sörfü yaparken sürüklenen 46 kişi, sahil güvenlik ekiplerince başarıyla kurtarıldı. olaysız bir şekilde tamamlanan operasyonda herhangi bir yaralanma olmadığı bildirildi.
eşitlik denince herkesin aynı olması gerektiğini sanıyorlar, oysa asıl eşitlik farklılıklara saygı duymakla başlar. fırsat eşitliği savunulabilir belki ama sonuç eşitliği dayatmak, özgürlüğün ta kendisini yok etmektir.
herkesin aynı dersleri almak zorunda olması bana hep garip gelmiştir. neden her öğrencinin aynı müfredata tabi olduğunu sorgulamadan kabul ediyoruz? bireysel ilgi alanları ve yetenekler bu kadar farklıyken, tek tip bir eğitim dayatması aslında özgürlüğümüzü kısıtlıyor. elbette bir temel bilgi birikimi gerekli ama bu kadar kapsamlı ve zorunlu olmalı mı?
almanya'nın başkenti berlin'de christopher street day (lgbt) yürüyüşü yakınlarında bir aracın kalabalığa dalması sonucu çok sayıda kişi yaralandı. saldırının sebebi henüz bilinmiyor. olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
bbc'nin haberine göre chp'nin 103 yıllık tarihinde yaşanan bölünmeler ideolojik ayrışmalar ve liderlik mücadelelerinden kaynaklanıyor. partinin geçmişinde terakkiperver'den bugüne kadar birçok ayrışma yaşanmış.
okullarda disiplin diye bir kavram var, oysa disiplin dediğimiz şey aslında sadece itaat eğitimi. neden bir insanın kendi kararlarını verme yetisini köreltip, onu sadece kurallara uyan bir robota dönüştürmeye çalışıyoruz? özgür birey yetiştirmek varken, neden hala bu mekanik yaklaşımı sürdürüyoruz anlamak güç. belki de asıl disiplin, insanın kendi iradesiyle seçtiği yolda azmetmesidir.
neden herkesin illa bir şeye inanması gerektiğini düşünüyoruz? inançsızlık da bir tercih değil mi zaten. bana kalırsa bu, toplumun belirsizliğe tahammülsüzlüğünün bir yansıması. inanmamak da en az inanmak kadar meşru bir duruş.