toplumun genel normlarına göre bireyi kısmen yönlendirir.
söz konusu normlar da çoğunluğun kabulündedir; dolayısıyla devlet, eğitim aracılığıyla biraz da “makbul birey” tarifini dolaşıma sokar. bu 1incisi.
2ncisi de, birey en başta aile tekelindedir. ve işin en handikaplı yanı, bunun hiçbir zaman ciddi bir tartışma konusu olmaması-slash-olmamaya da devam etmesidir. oysa malumumuz, daha kendini bilemeyen birçok insan çocuk sahibi olmayı “biliyor”.
ve 3üncüsü de, gerçek eğitim dediğimiz olay kişinin madde 1 ve 2'ye rağmen kendi üzerine koyabilme hırsındadır. ne de olsa her şeyin üzerine bir de çevre faktörü girmektedir.
yani eğitim, ezber yörüngesinde anca bir noktaya kadar etkili insan hayatında. ötesine gelince müfredat da, aile de, toplum da bir yere kadar; geriye maymunun kendini ne şekilde evireceği süreci kalıyor.
akabinde evet, kalk sana soğan doğra dememiş miydim ben?