"üşüyorum bir başıma, neden yoksun yanımda" sözleriyle sibel canı'ın şarkısının ezgileri gelir aklıma hep sonradan. saf temiz sevgilerin son günlerinde bestelenmiştir.
sarılacak kimse yoksa, eller ve ayaklar soğuk su ile yıkanısa üşüme durur. ideali, kaynar suyla duş alıp çıkmadan önce 20 saniye soğuk su ile durulanmaktır.
“Üşüyorum” çünkü bazı insanlar gidince ortamın havası gerçekten değişiyormuş.
Sözlük hala aynı sözlük belki ama ben kendimi eski evine girip hiçbir esyayı yerinde bulamayan biri gibi hissediyorum.
Eskiden girince içimden “bak bunlar burada” dediğim insanlar vardı.
Şimdi kalabalığın içine düşmüşüm de kimseyi tanımıyormuşum gibi geliyor.
Sanki yıllardır oturduğum mahalle bir gecede boşalmış da ben hala alıskanlıkla aynı sokaktan geçiyormuşum gibi.
insan bazen bir yazarı değil, onun bıraktığı hissi özlüyormuş.
Bir cümlesini, bir mizahını, denk gelince içini rahatlatan varlığını. Neredesiniz?
O yüzden bugün sözlük biraz daha soguk geldi bana.Biraz daha sessiz, biraz daha yabancı. Üşüyorum, çok Üşüyorum...