Son zamanlarda en iyisini bir köy kahvesinde içtim. izmir'den ankara istikametine gidiyorsanız avşarda caminin karşısındaki kahveden çay içmeden geçmeyin. Asfaltın yanında alt geçidin karşısı hemen.
Mevsimi olmayan yaz kış içilen dünyanın en muhteşem içeceği. çay yok mu çay. O değilde eve misafir geleceğinde bile çayı koy geliyoruz demeye başladı misafirler.
benim için her zaman kahveden daha sıcak ve samimi gelmiş olan içecektir. çay ile kahve arasında bu kadar hava farkının olmasını anlayamıyorum. cinsiyetçilik en sevmediğim şey ama mesela kızlar hep kahve temalı fotoğraflar paylaşıyorlar. çay temalı paylaşanı az gördüm. yeşil çay falan daha havalı geliyor galiba. bu ince belli küçük demli çay bardakları yaşlı amcaların kahvehane kültürünü anımsatıyor, ondan klasları mı sarsılıyor ki acaba. neden bilmem herkesin zevki ayrı tabii. ama çay candır bence. hele akşamları aile ile içileni.
british tarzı; yağsız keçi sütüyle demlenmiş veyâ üzerine su yerine ilâve edilmiş olanı tat olarak da görünüş olarak da kalite olarak da anadolu topraklarında sıklıkla tercih edilenden bana kalırsa daha güzeldir. condensed caramel milk veyâ çucuk tarçın ile tatlandırırsanız daha lezzetli olur.
Millî içecek listemizin bir Numarasıdır. Kahvaltıda, sohbette, misafirlikte, akşam dinlenirken, kitap okurken, yolculuklarda yorgunluğu, sıcakta harareti alır; ısmarlaması- ısmarlanması yerine göre anlam ifade eder.
Ekonomik anlamda büyük bir Pazarı da var; kısaca memleketimizde çay, çaydan öte bir şeydir demek abartı olmaz.
“Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!”
askerden çıktığımızda arkadaşlarla girdiğimiz ilk çay bahçesinde garsonun koluna sarılıp bardaklar boşalınca sorma doldur sürekli diyerek durmadan içtiğimiz içecektir.
ama yine de bir çay tiryakisi olarak toplumumuzun çayı biraz fazla abarttığını ve fazla anlam yüklediğini düşünüyorum.
iyi demlenmiş kaliteli bir çay dünyanın en güzel içeceklerinden birisidir. Ve çay dostla içilir, yoldaşlarla, dava arkadaşınız olan mert insanlarla. Yada çocukluk arkadaşıyla hasret giderirken içilir, askerden yeni gelen arkadaşa 'oo komutan hoşgeldin nerelerdeydin sen gözümüz yollarda kaldı. Hele otur bi çay içelim özledik seni' denir de içilir. Akşam anne baba kardeşler oturur meyvenin eşliğinde içer, pikniğe gidilir semaver de yapılıp içilir. Ve semaver çayının tadı da çok başka olur. Kahvaltı da çok içilir, öyle yemeğinden sonra ve akşam da içmesi iyi gider. Fakat en güzel çay dost meclisinde içilir. Onun tadını başka hiçbirşey vermez.
Bunun yanında kaliteli olmak şartıyla kaçak çaylar vardır. Bu çayların fiyatları bizim elli tane vergi yiyen yurdumuz çayından daha pahalıdır ve özel çaylardır. Doğu anadolu ve güneydoğu anadolu bölgesinde daha çok içilir. Bu çayların kaliteli pahalı olanının tadı bizim tekel çaydan çok daha güzeldir, ucuz olanları ise biraz acı daha farklı bir yada sahiptir. Yarım ölçek kaçak çay, yarım ölçek tekel çay ile güzel bir karışım elde edebilirsiniz.
Türkiye' de ki en kaliteli çay markası çaykurdur. Ve tiryaki çayı adlı kırmızı paketli ürünü çok başarılıdır. lipton gibi dünya markaları daha kalitesiz ürünlerden, çaykur'un almadığı çayları almaktadır ve içine kırk tane birşey karıştırır. Kötüsünü aldıklarını rizeliler(çay sahipleri) söyledi.
Daha fazla yazarsam okunmayacak. Aslında şimdi dr okunacağını zannetmiyorum ama olsun bakalım.
yüzde 90 ımız tiryaki ama içilen çay çay değildir.
ne demlemesini biliyoruz ne de hangi zevki vermesi gerektiğini.
çoğumuz, sıcaklığı ve bir el, dudak tiryakiliğini gidermek için içiyoruz çünkü demleme ve bardağa koyduğumuz karışım şekliyle başka bi şey vermez.
çayın gerçek tadı ağızda bıraktığı burukluktan kaynaklanır ki dünyanın en pahalı çaylarının üzerinde ya da reklamlarında bu ibareyi görebilirsiniz. buruk tad.
buruk tatta en iyi olarak seylan çayından çıkar. yani kilosuna en az 80 tl vereceksin. 200 e kadar gider ve hakkaten fiyatını hak eden ürünlerdir.
ağızda bıraktığı buruk tat en az 2 saat sürer. tabi üzerine su falan içmezsen.
ayrıca bardağa koyarken yaptığımız karışımda bu tadı engeller.
gerçekten çayın tadını bilen insanlar çok azdır ve onlar şöyle demler ve içerler.
tek kişilik için tarif edersek;
1,5 tatlı kaşığı seylan çayı, yarım tatlı kaşığı iyi bir türk çayı (kilosu en az 30 tl falan olacak)
tek kişilik olduğu için kesinlikle ufak demlik ve çaydanlık olacak.
1 su bardağı kadar suyu çaydanlığa koyacaksın. boş demliği de üzerine.
su kaynar kaynamaz altını kapatacaksın. çok kaynatmayacaksın.
sonra demliğe yukarıda belirttiğim miktar çayı koyup, üzerine kaynaması durmuş 30 sn bekletilmiş suyu yavaşca dökeceksin. ocağın altını kesinlikle söndüreceksin. kaynayan çay kara olur. üzerine havlu örtebilirsin.
sadece 7 dakika sonra demlikteki çayı bardağına alacaksın, üzerine su falan eklemeyeceksin. bu çay en az 3 şeker hakeder. şekersiz içilmez çay.
içerken de öyle höphürt höpürt içmeyeceksin.
en az 20 dakikada yavaş yavaş içeceksin çünkü çay ılıdıkça tadı çikolataya döner. buruklaştıkça buruklaşır.
ayrıca öyle bardak bardak çay içilmez. günde sadece 2 bardak.
bunu bir sabah yemeği sonrası bir de öğlen yemeği sonrası içeceksin.
çayın en keyif verdiği saatler 11-18 arasıdır.
bunu deneyin. gerçek çayın tadını bir kez olsun tatmış olun. sonra da bana biat edin.